Elektrik işçileri direnişte

Boğaziçi Elektrik Dağıtım A Ş, BEDAŞ tarafından işten çıkarılan 156 işçi istanbul Taksim’deki Bedaş genel merkezi önündeki direnişlerini 17 gündür sürdürüyor. Bedaş’ta örgütlenen Enerji Sen üyesi işçiler direnişe devam eden arkadaşlarına destek için genel merkez önünde bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdiler.    

Vatandaş hafta içi derbisinden rahatsız!

Yıllardır haftasonu oynanan derbi maçlarında bu sezon alışık olmadığımız bir durum yaşanacak ve Beşiktaş-Fenerbahçe derbisi perşembe günü oynanacak. Şike soruşturması nedeniyle geç başlatılan ligde derbilerin hafta içi oynanması taraftarlar arasında pek de hoş karşılanmıyor. HaberVs, sokaktaki taraftara “hafta içi derbi meselesini” sordu.

e-muhbir M. Yılmaz kim?

Telefonlarım M. Yılmaz isimli şansın e-ihbarıyla dinlenmeye başladı. Polisin yerinde olsam böyle önemli bir haber kaynağını bulur, soruşturmayı derinleştirirdim.

Ekranlardaki Kaddafi linçi ve barbarların dönüşü

Kaddafi’nin kanlı linç görüntülerini o anlı şanlı küresel medya kuruluşlarının yayınlarında görünce, kendimi halka açık bir infazın tanığı gibi hissettim 1790’larda Fransa’daki giyotinli idamlar, meydanlara biriken kalabalığın popüler eğlencesiydi; çoluk çocuk toplanıp kötü belledikleri kişinin acı çekişini ve ölümünü izlerlerdi. Hatta o dönem için tarihçiler bedenden kopan kellelerin sokaklarda coşku içinde dolaştırıldığını ya da çocukların bu insan kafalarını futbol topu gibi iteklediklerini yazarlar. İbret-i alem olsun diye suçluların halka açık infazı sadece 18. yüzyıl Fransa’sında olmadı tabii. Bakmayın siz yaldızlı Osmanlı tarihimiz de yaratıcı infazlarla doludur.  Kurbanın diri diri kazığa oturtulması, kesilen kafaların içi bal dolu kıl torbaların içinde halka sunulması ya da suçlunun etinden sivri uçlu çengellere asılması, Osmanlı “adaleti”nin yaratıcı infaz biçimlerinden bazılarıydı. Bütün bu vahşet ortalık yerlerde olurdu. Ne de olsa o dönemde ne televizyon vardı, ne de YouTube. Homer’in İlyada’sında “barbar” kavramını kullandıktan sonra her yeni gelen toplum bir öncekini vahşi, yabani ve ilkel olarak tanımladı. Apaçık barbardı işte hepsi. Mayalar Aztekleri, Avustralyalılar Aborjinleri, Amerikalılar Kızılderileri, Viking’ler Gotları hep barbar olarak niteledi durur. Aslına bakarsak Mısırlılar, Persler, Keltler, Etrüskler, Kartacalılar da az barbar değildi. Sonra ne mi oldu? Uygarlaştığımızı zannettik. 20. yüzyılın vahşetlerinden ders aldığımızı sandık. Ne büyük yanılgı! Kaddafi’nin kanlı linç görüntülerini o anlı şanlı küresel medya kuruluşlarının yayınlarında görünce, kendimi halka açık bir infazın tanığı olarak hissettim. Libya halkının o toplumsal histerisinin, ibret-i alem halinin o gözü dönmüşlüğünün tanığıydık yine hepimiz. 21. yüzyılda çekirdek çıtlayarak vahşet seyredenlere dönmüştük. Artık barbar bizdik. Saddam’ın asılışından ya da Bin Ladin’in baskında öldürülüşünden daha vahşi görüntüler akmaya başladı an be an. Önce El Cezire televizyonu editöryel çizgisinden beklenen bir şehvetle yayınladı kanlı Kaddafi görüntülerini. Aynı anlarda Twitter’da ve bloglarda son dakika patlaması yaşanıyordu. Sokaktaki Libya halkının histerisi haber açlığı içindeki “uygar” dünyaya akıyordu. İşte ne olduysa o zaman oldu. Yayın ilkeleri kılavuzunu başucu kitabı yaptığımız İngiliz yayın kuruluşu […]