Spor

Rusya Hollanda’yı eledi ama…

Yazan: gtan@bilgi.edu.tr

Gökhan Tan Futbolun en önemli turnuvaları Dünya ve Avrupa şampiyonaları her seferinde, ferken favorilerin elenmesine sahne olur. Dün gece bu maçlardan birine daha tanık olduk. Grup maçlarında, “ölüm grubu”nun tüm takımlarını (Romanya, İtalya ve Fransa) farklı mağlup eden ve bu nedenle turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilen Hollanda, çeyrek finale güçlükle çıkan Rusya tarafından kupa […]

Gökhan Tan

Futbolun en önemli turnuvaları Dünya ve Avrupa şampiyonaları her seferinde, ferken favorilerin elenmesine sahne olur. Dün gece bu maçlardan birine daha tanık olduk. Grup maçlarında, “ölüm grubu”nun tüm takımlarını (Romanya, İtalya ve Fransa) farklı mağlup eden ve bu nedenle turnuvanın en büyük favorisi olarak gösterilen Hollanda, çeyrek finale güçlükle çıkan Rusya tarafından kupa dışına itildi.

“Turnuva takımı”

Rusya’nın çeyrek finale çıkması ve Hollanda’yı elemesi tam da bu türde bir turnuvada görmeye alışık olduğumuz bir durum. Avrupa Şampiyonası’ndaki ilk maçında, birkaç saat sonra yarı finale çıkmak için İtalya ile karşılacak olan İspanya’dan üç fark yedi. İkinci maçında, 2004’teki kupanın sahibi Yunanistan’ı tek golle geçti. Yükselişi, son grup maçında da devam etti ve baştan sona üstün götürdüğü İşveç karşılaşmasını 2-0 önde bitirdi.

Kupa tarihine baktığımızda ise Hollanda gibi, turnuvalara farklı galibiyetlerle başlayan “erken favorileri”n değil, Rusya gibi ivmesini sonradan kazanan takımların daha başarılı olduğunu görüyoruz. Zaten Hollanda karşısında Rusya’nın en büyük avantajı da buydu. Katıldığı hemen her turnuvada, gurup maçlarında futbolu ve parlak sonuçlarıyla göze batan İspanya, bu ilk gruptaki “erken favori”lerin demirbaş bir örneği. İkinci gurubun demirbaşı ise Almanya elbette. Euro 2008’de Türkiye’nin, “arkadan gelme” kupasını Almanya’nın elinden aldığı söylenebilir.

“Futbol, Almanya’nın kazandığı bir oyundur”

Ancak yarı final öncesinde Türkiye’nin durumu, Hollanda karşındaki Rusya’dan büyük bir farklılık gösteriyor.

Burada İngilizlerin gelmiş geçmiş en büyük golcülerinden Gary Lineker’in “Futbol 22 kişinin 90 dakika boyunca mücadele ettiği ve sonunda Almanlar’ın kazandığı bir oyundur” sözünü hatırlayalım. Lineker elbette bu lafı, Almanya’nın turnuva performansını göz önüne alarak söylemişti. Futbolu biraz olsun takip eden her insan, Almanya’nın sürünerek geldiği tüm büyük turnuvalarda final ya da yarı final oynadığını bilir. İşte bu yüzden de Almanya için her zaman “turnuva takımı” benzetmesi yapılır.

Almanya, hemen her turnuvada aynı performansı gösteriyor. Oysa Türkiye, oynadığı dört maçı, toplamda sadece 9 dakika önde götürerek yarı finale çıktı. Yani, Ekşi Sözlük’te yer alan bir yorumda da belirtildiği gibi “Almanya her zamanki Almanya. Asıl ‘turnuva takımı’ ismini Türkiye hak ediyor.”

Buraya kadar herşey güzel. Eğer Türk Milli Takımı, bir türlü kimsenin anlayamadığı futbol anlayışına rağmen, kadrosunu yarı finale kadar koruyabilmiş olsaydı, “geriden geliş”imiz istikrar abidesi Almanya karşısında da avantaj olabilirdi. Almanya’yı bir anlamda, kendi silahıyla vurabilirdik.

İşte Hollanda maçındaki Rusya’dan ayrılan en önemli farkımız da bu. Rusya, bu maça cezalı ya da sakat oyuncusu olmadan çıktı. Hatta fazlası bile vardı. Onlara sadece bu maçı değil, İsviçre karşılaşmasını da kazandıran, Rusya liginin en değerli oyuncu Andrey Arshavin, kırmızı kart cezasını tamamladığı için sahadaydı.

23 kişiden dokuzu sakat yada cezalı

15 Haziran’daki yarı final maçına hazırlanan Türkiye, 23 kişilik kadrosundaki tam dokuz oyuncusunu, bir mucize olmaz ise bu maça çıkaramayacak.

Başta Arda Turan ve Tuncay Şanlı olmak üzere, Emre Aşık ve Volkan Demirel, kart cezaları nedeniyle Almanya kadrosunda yer alamıyor.

Emre Belezoğlu, Servet Çetin, Tümer Metin, Emre Güngör’den oluşan sakat futbolcular kümesine Hırvatistan maçında Nihat Kahveci de katıldı.

Bu futbolcuların, takımı yarı finale taşıyan oyuncular olması bir yana, görünüşe göre Almanya maçında yedek kulübesinde sadece üç futbolcu oturabilecek. Çünkü sakat ve cezalılar çıkarıldığında geriye sadece 14 futbolcu kalıyor. Ve bu 14 futbolcunun biri de zaten yedek kaleci Tolga Zengin. Şaka yollu da olsa Fatih Terim’in, Tolga Zengin’i orta sahada oynatabilmek için UEFA’ya görüşünü sorduğu söyleniyor. Çünkü kaleciyi hariç tuttuğumuzda kulübede, maç sırasında üçüncü değişikliğe imkan veren bir sayı mevcut değil.

Son dakikalarda değil, maç öncesinde mucize

İşte bu noktada yeni bir mucize peşindeyiz. Mucizenin bu kez, maçın son dakikalarında değil tam tersine maç öncesinde gerçekleşmesi gerekiyor.

Turnuvayı kapattığı kesinleşen Nihat Kahveci ve Emre Güngör , Mill Takım kampından ayrıldı bile. Geriye üç sakat futbolcu kalıyor. Son 15 gündür antrenman bile yapmayan Emre Belezoğlu, bu yazının yazıldığı saatlerde Tümer Güngör’le birlikte ilk idmanına çıkıyor.

Milli Takım kampının neredeyse tümünü doktor odasında geçiren Servet Çetin için “oynarsa futbol hayatı tehlikeye girer” yorumları yapılıyor. Ama bildiğiniz gibi Servet “ayağı kopsa da oynar!”

Sonuç olarak bu üç futbolcunun da, üç gün sonraki maça kadar iyileşmesi imkansız görünüyor. İşte maç öncesindeki mucize de bu noktada bekleniyor.

Yorum yazın