Etiket facebook

Sansürü sansürle duyurmak

Facebook, Sylvia Kristel kapağı nedeniyle kapadığı sinema dergisi Arka Pencere’nin sayfasını 15 gün sonra açtı. Sayfanın açılışı da kapanışı gibi sansürle duyuruldu.

Sosyal medya arası reklam

Değişen reklam anlayışını kabullenen ve kullanmaya başlayan yüzlerce büyük ölçekli şirket bulunuyor. Ünlü giyim mağazaları, süpermarket zincirleri, eğitim programları, turizm acenteleri , çeşitli toptan internet satış mağazaları da Facebook reklam sistemini düzenli olarak kullanıyorlar. İndirim fırsatlarını, hediye kuponlarını, son gelişmelerini akıllı reklamlarla tüketicilerine ulaştırıyorlar. Tabii sosyal medya için harcanan reklam bütçelerinden en büyük payı en büyük kullanıcı sayısına sahip olan Facebook alıyor. Facebook’un yüzde 53’lük payını yüzde 17’yle MsSpace izliyor. Reklam uygulamasına yeni giren Twitter’ın payı ise şimdilik yüzde 3 düzeyinde. Facebook’un takipçisi Twitter Facebook gibi reklam kullanımını bütün kullanıcılarına bu yılın başında açan Twitter’ın reklam uygulaması Facebook’a göre birkaç farklılık içeriyor. Twitter’da yayınlanacak olan reklamlarımız en az 1 ay boyunca yayınlanacak şekilde belirleniyor. İnternet sitesinde kendi reklamını yapmak isteyen kullanıcının veya şirketin girmiş olduğu twitler ana sayfada düzenli olarak gösteriliyor (“sponsor bağlantı” şeklinde). Böylelikle kullanıcı veya şirket “takipçi” sayısını rasyonel bir şekilde arttırma şansına erişiyor. Ayrıca Twitter’da “trend topic”lerde gözükebilmek gibi bir ayrıcalık da sağlanmış. Ancak maliyet Facebook’a göre çok tuzlu; bütçenizin en az 7 bin 500 TL olması gerekiyor. Bu gelişmeyi Twitter’ın Facebook’u taklit etme çabası gibi görenler de bulunuyor ancak bloglara düşen yazılara göre Twitter’ın reklam kullanımında yaratacağı farklılıklar nedeniyle, yeni reklam sistemi Facebook reklamlarından kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Sosyal ağların insanların yaşayış şekillerindeki doğrudan etkisini fazla çaba göstermeden fark edebiliriz. İnternet kullanıcılarının kişisel gelişimlerinde bile interneti etkin olarak kullanması, sıkıştıkları her konuda anında internet aracılığıyla yardım alabilmesi, sahip olduklarını yine internet aracılığıyla bütün dünyayla aynı anda paylaşabilmesi, internetin hâkimiyet alanını geliştirmesinde etkili oluyor. Artık “sanal dünya” ile“reel dünya” etkileşim içine girmeye başlıyor ve internette küçük, büyük bir yere sahip olabilmek önem arz ediyor. Facebook’un hareket kazandırdığı ve Twitter’ın yeni yıl planında önemli bir yer edinen yeni reklam sistemlerinin önümüzdeki günlerde, Türkiye’de de yaygınlaşacağını ve reklam bütçeleri içinde önemli yer edineceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Facebook’ta […]

Sanal alemde yeni bir kimlik kartı

Sosyal ağların kitlesel iletişim araçlarının bir parçası olmaya başlamasıyla birlikte, sanal “kimlik” ve “tanınabilirlik” insanlar için neredeyse temel gereksinimlerden biri haline geldi. İnternet mecrasında “görünebilirlik” sağlayan, Devrim Demirel’in girişimi kimdir.com, bu ihtiyacı karşılayabilmek için “beta (deneme)” sürümüyle yayın hayatına başladı. Test sürümünde olduğu için şimdilik sadece “davetiye” sistemiyle üyelik kabul eden internet sitesi, ilerleyen günlerde internet kullanıcılarının kullanımına açılacak. Kimdir.com projesiyle birlikte kendi adınıza oluşturacağınız çevrimiçi internet sayfanızı, istediğiniz gibi özelleştirebiliyor, sadece size ait bir isimle kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Projenin en heyecan uyandıran özelliği ise sizi merak eden birinin sadece isminizi bilmesinin yeterli olması. Servis, kullanıcılarına “isminiz.kimdir.com” şeklinde bir alan adı sağlıyor ve bu adrese giren kişi sadece size ait olan “kişisel” sayfanıza ulaşabiliyor. (Örneğin; http://huseyinaslan.kimdir.com/). Facebook sayfanızın bağlantısını, Twitter, LinkedIN, LastFM bağlantınızı veya diğer sosyal ağlardaki hesaplarınızı oluşturduğunuz kişisel sayfada tek çatı altında toparlayabiliyorsunuz. Sayfanıza yüksek çözünürlüklü bir arka plan resmi ekleyerek, sayfanızın görünüşünü istediğiniz şekilde belirleyebiliyorsunuz. Servise yükleyeceğiniz sizinle ilgili “arka plan” resmi için standartlaştırmalar getirilmiş. Standartlaştırmalara uymayan resimlerin sayfa üzerinde görünümünde bozulmalar olabiliyor (yüklenen resmin boyutu en fazla 2 mb olabiliyor). Bu nedenle sayfada kullanılacak resmin dikkatli seçilmesi gerekiyor. Belirlediğiniz bir arka plan resminiz yoksa da, site uygun olabilecek arka plan resimlerini size sunuyor. Oluşturduğunuz kişisel sayfanızda kullanabileceğiniz kelime sayısı da sınırlandırılmış. Ayrıca isminiz, ünvanınız, kişisel tanıtımınız ve hesabınız bulunan sosyal medya mecralarının sayfada görünümünü sağlarken, bu bilgilerin rengini, boyutunu, şeklini ve yazı karakterini de “kendinize özel” olarak belirleyebiliyorsunuz. Bütün işlemleri tamamlayıp, sayfanızı hazır hale getirmek ise sadece bir dakikanızı alıyor. “Davetiye bekleyenlerin sayısı 5 bini geçti” HaberVs okuyucularına özel “Davetiye Kodu”Site kurucusu henüz beta aşamasında olan ve sadece davetiyeyle üyelik kabul eden internet servislerinin kullanımı için, HaberVs okurlarına özel “100” davetiye ayırdı. Davetiye kodunu kullanabilmek için, kimdir.com adresine giriş yapıyorsunuz ve “Davetiye kodu ile kayıt olmak için tıklayın.” seçeneğine tıkladıktan sonra “habervs” yazıyorsunuz. Ardından karşınıza çıkacak olan […]

Ahmet Şık’ın kitabıyla ilgili arama ve toplatma kararı!

Bugün saat 12:00 civarında Ahmet Şık’ın evine gelen polis, Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık’a Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabıyla ilgili toplatma ve el koyma kararını tebliğ etti. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına göre kitabın tüm elektronik ve basılı kopyalarına el konulacak. Bu kopyaları bulundurduğundan şüphelenilen yer yerde arama yapılabilecek ve kitaplara el konulacak. Savcı Zekeriya Öz’ün talimatına göre kitabın herhangi bir kopyasını bulunduranlar da terör örgütüne yardım suçunun oluşturacağının bildirilmesine karar verildi. Polis Kitabın kopyalarının bulunduğunu düşündüğü İthaki Yayınevi’nde, Ahmet Şık’ın Avukatı Fikret İlkiz’in NTV’deki ofisinde ve Ertuğrul Mavioğlu’nun Radikal Gazetesi”ndeki ofisinde arama yaptı. Arama yapılan mekanlarda dijital ortamda bulunan kitap taslaklarının kopyalarını alan polis bilgisiyarların tümünden kitabın kopyalarını sildirdi. HaberVs’yi sayfalarımızdan izleyebilirsiniz İthaki Yayınevi, Yonca Şık, Av. Fikret İlkiz ve Ertuğrul Mavioğlu’da tebliğ edilen kararın tam metni şöyle: İSTANBUL 12. AĞIR CEZA MAHKEMESİ KARARI Soner Yalçin’dan elde edilen bilgi ve örgütsel dökümanlar çerçevesinde Ahmet Şık ve Soner Yalçın bilgisayarlarından elde edilen İmamın Ordusu belgeleri ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğünün 17 Mart 2011 tarih B.05.1.EGM.4.34.46 755 Sayılı yazısı ekinde sunulan 16 Mart 2011 tarihli 49 sayfalık rapor incelenmiş kitap taslağının önceden hazırlanıp daha sonra örgütte etkin konumda bulunan Soner Yalçın’a gönderildiği kitap üzerinde yazdığı notların talimata dönüştürülerek Ahmet Şık’tan elde edilen kitap taslağında uygulandığı, Ergenekon Silahlı Terör Örgütü talimatlarıyla bu kitabın yazdırılmaya çalışıldığı kitap içeriğinde açıkça terör örgütünün ve amacının propogandasının yapıldığı suçu ve suçluyu övme, adil yargılamayı etkilemeyi teşebbüs suçlarının da örgüt talimatları çerçevesinde kitaba konu edildiği ve örgüt talimatlarıyla kitabın bastırılarak sansasyon ve dezenformasyon yapılmasının planlandığı, yargılanan örgüt üyelerine de bu suretle moral ve motivasyon verilmeye çalışıldığı, 49 sayfalık inceleme tutanağında ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Söz konusu yazıların henüz basılmadığından kitap niteliğinde olmadığı, kitabın içindeki örgütsel emir ve talimatlar ile paragraf aralarına yerleştirilmiş, eklenmesi ve çıkarılması gereken yerlere ilişkin notlardan şu haliyle yazıların örgütsel döküman niteliğinde olduğu, örgütün […]

Facebook’un sırları

Sosyal medya ve dijital pazarlama konusu Önceki gün gerçekleştirilen Webrazzi, Dijital Ekonomi ve Sosyal Medya Konferansı’nda enine boyuna tartışıldı. Konferansın konuklarından biri de Facebook Uluslararası iş Geliştirme Müdürü Christian Hernandez Gallardo’ydu. Gallardo konuşmasında, 3 Kasım çarşamba itibariyle dünyada 500 milyon, Türkiye’de toplam 23 milyon 129 bin 20 kişinin kullandığı en büyük sosyal ağ olan Facebook’un başarısıyla ilgili gerçekten çarpıcı ipuçları verdi. Christian Hernandez Gallardo, bundan bir kaç yıl önce Facebook’un dünyada 500 milyon kullanıcıya ulaşabileceğini kimsenin tahmin edemeyeceğini belirterek, geliştirdikleri araçlar kadar yerelleştirmenin de bu başarıda büyük önem taşıdığının altını çiziyor. Facebook için sosyal etkileşim ve gerçek kişilerin, gerçek kimliklerin önemli olduğunu, platformun bu iki temel ayak üzerine yükseldiğini anlatan Gallardo, Facebook’un yerelleştirme macerasını şu sözlerle anlatıyor.“Facebook’un Türkçe ve diğer dillere çevrilmesi konusu gündeme geldiğinde, bunun maliyeti milyon dolarlara ulaşıyordu. Ancak mühendisler, siteyi kullanıcıların kendi dillerine çevirmesi için bir araç geliştirmeyi önerdiler. Bu araçları koyduk ve Facebook Türkçeye çevrildi. Binlerce kişi çeviri yolladı, biz de bu çevirilere bakıp içlerinden doğrularını seçtik, en çok kişinin tercih ettiği çevirileri kullandık ve 24 saat içinde Facebook’u Türkçeye çevirdik. Bunu biz değil, siz yaptınız.” Facebook dünyası– Dünyada toplam 500 milyon kullanıcısı olan Facebook’ta her kullanıcının ortalama 130 arkadaşı var, ama bu sayı Türkiye’de ortalamanın üzerinde.– 500 milyon kişiden 250 milyonu her gün Facebook kullanıyor.– 500 milyon kullanıcı Facebook’ta toplam 900 milyondan fazla sayfa, grup, etkinlik gibi nesneyle ilgileniyor.– Facebook’ta ayda 30 milyar parça paylaşılıyor ve aktif kullanıcı başına ortalama 90 parça içerik üretiliyor.– Facebook’taki sosyal oyunları 200 milyon aktif kullanıcı oynuyor.– Facebook üzerinde saniyede 3 video paylaşılıyor ve ayda 55 milyon video yükleniyor. Türkiye’den yılda yüklenen video sayısı ise 94 milyon. Evet, Gallardo, kullanıcıların işin içine katılmasıyla Facebook’un dünyanın pek çok diline çevrildiğini ve bu yerelleştirme atağının 500 milyonluk kullanıcı başarısında önemli olduğunu söylüyor. Ancak “Facebook’un Türkiye’deki başarısının sırrı nedir?” diye sorulduğunda Gallardo bunun […]

Bir Harvard dramı

Her gün farkında olmadan giriyoruz Google’a; arıyoruz, tarıyoruz, isimler çıkıyor karşımıza. Sonra Facebook’a düşüyor yolumuz. İstemeden. Bu sırada bir sekme de Twitter için açıyoruz, an be an yazmak için ne yaptığımızı çünkü o sırada yiyor içiyor oluyoruz, gülüyoruz, ağlıyoruz. O kadar sosyaliz yani, bunları yaşarken cep telefonu ya da bilgisayardan alamıyoruz kendimizi. Modumuza uygun müzik açıyoruz Fizy’den mesela ya da YouTube’da videousunu izliyoruz her ne kadar yasak da olsa. Sonra kendi blogumuzda derdimizi anlatıyoruz, ben burdayım, ben de varım demek için, paylaşmak için. Bütün bunların toplamına sosyal medya deniyor şimdilerde hatta okullarda dersleri bile veriliyor. Eskiden kulağa pek de manalı gelmezdi bu sosyal medya. Medya zaten sosyal olmaz mı? Bu yeni bir icat mı? Aynı eski zamanlarda, Facebook da saçmaydı. Klasik kız tavlama sitesiydi hatta. Bu klasik görünümlü akıllı site; benzer sitelerin eksiklerini, yanlışlarını kavrayıp, kullanıcı odaklı çözümlerle altı yıl içinde beş yüz milyona yakın kullanıcıyla dünya çapında en çok tıklanan yedinci site haline geldi. Aslında çok basit, yakın arkadaşın, uzak arkadaşın, şimdiki sevgilin, eski sevgilin, ilkokul öğretmenin, ortaokul sıra arkadaşın ve daha pek çok insan burnunun dibinde. Olay da bu zaten, herkesin hayatına erişebilir olmak, belki de fiziksel olarak yan yanayken bu kadar içli dışlı olamadığın insanların şu an yatak odalalarının neye benzediğini görebiliyor olmak, en son hangi partide sarhoş olduklarını ya da en son hangi ülkeyi gezdiklerini bilmek. Facebook böyle bir şey aslında. İnsanların en karşı koyamadıkları duyguları üzerine oynuyor; meraklarıyla. O ne yapmış, bu ne giymiş, yeni sevgili kimmiş?.. Seviyoruz da itiraf edelim. Ama yine de olmuyor on yıldır görmediğin arkadaşın ekleyince bir merhaba bile demiyorsun, demezsin çünkü desen tuhaf, iki yüzlülük. Samimiyetsiz de geliyor zaten, gelmez mi? Ben çok yaşıyorum tek başıma oturup sıkılırken bütün gün, bazen 500 arkadaşımın bir tanesi bile aramıyor. Bazen kapatıyorum tüm online hesaplarımı sonra bakıyorum ki arkadaşımın şifresini alıp girmişim, yine […]

Kumarın sanalı da para kaybettiriyor

Bilgisayar teknolojisi ve internetin gelişmesine paralel olarak yeni yeni meslek dalları türedi. Kuşkusuz ki bunların en karlı olanı ise son yılların gözde sosyal paylaşım sitesi Facebook ve benzerileri. Dünya çapında 400 milyondan fazla kullanıcıya sahip, senede 300 milyon Amerikan Dolarının üzerinde geliri olan Facebook, Google’dan sonra internetin en uğrak web sitelerinden biri olmayı sürdüyor. Kullanıcıların online oyun da oynayabildiği Facebook’ta, sitenin yaratıcılarının kazandığının yanında lafı olmasa da çeşitli yöntemlerle para kazananlar da türedi: sanal dolarlarla poker oynayanlara sanal para satışı yapanlar. Facebooktaki her oyun için kredi kartıyla sanal para alabilenlerin yeni adresi, siteden daha ucuza satış yapan hackerlar. Günde ortalama 11 milyonun üzerinde kullanıcının oynadığı sanal poker dolarlarının satışı dünya da ve Türkiye’de muaazzam bir sektör yaratmış durumda. Bu pastadan dilim almak isteyen kimi hackerlar kendilerine özel para çalma programları bile geliştirmişler. İnsanın kumar zaafını ortaya koyan oyun Kimisi eğlence kimisi de vakit geçirmek için oynadığını iddia ettiği sanal poker kuşkusuz ki insanın tüm kumar zaafını ortaya koyan bir oyun oldu. Tıpkı gerçeğinde olduğu gibi kaybedilen para sanal da olsa sinirlenip üzülenler ya da kazandığında piyango kazanmışçasına sevinenler oluyor. Kesinlikle zeka gerektirmeyen tamamen şans ve sabıra dayalı bu oyunda şansı yaver gitmeyip elindeki paraları kaybedenler ya arkadaşlarının hediye olarak yolladıklarıyla idare etmek durumunda ya da oyunun yapımcı firmasından belli bir ücret karşılığında sanal para satın alması gerekiyor. 150 bin ile 6 milyon sanal cipin 2 dolar ile 125 dolar arasında fiyatlara satıldığı siteyle rekabet eden hackerlar ise 1 milyon sanal çipi 5 ile 10 TL arasında bir fiyata satış yaparak geniş bir müşteri portföyü oluşturmuş durumda. Öyle ki internette bu satışlar için web siteleri kuran hackerların bir çok yerde reklamları bile yayımlanıyor. Adı üstünde hacker Kredi kartı ya da havale ilesatış yapan hackerların satış yaptığı sanal çipleri kazanma yöntemi ise elbette hile ile oluyor. Çeşitli programlar geliştiren hackerlar bu yöntemle […]

Facebook profiliniz itinayla çekilir

İstanbul Mecidiyeköy’de, meydana çıkan sokaklardan birinde, bir fotoğraf stüdyosu… Vitrindeki büyük afiş yoldan geçenlerin dikkatini çekiyor: “Facebook özel profil fotoğraf çekimleri burada!” Stüdyonun sahibi Sefer Darıcı(32) eski bir gazeteci. Gazeteciliğin kazandırdığı refleksle olsa gerek, sosyal paylaşım ağı Facebook’taki “ışığı”, bugün bulunduğu meslek grubunda belki de ilk fark eden isim. “Bu konuda bir boşluk olduğunu düşündüm ve halkın böyle bir hizmete hayır demeyeceğine karar verdim” diyor. Geride kalan altı ay Darıcı’yı haklı çıkarmış: “Ayda ortalama 55 kişi sadece Facebook profili çektirmek için geliyor.” Eskiden nişan, düğün, sünnet fotoğrafları ya da poloraid çekimler için kullanılan stüdyosu daha çok ziyaret edilen bir mekân haline gelmiş. Facebook’un farkı ne? Facebook için fotoğraf çektirmenin, diğer fotoğraflardan farkı ne? Darıcı bu soruyu şöyle cevaplıyor: “Facebook müşterisi çevre edinme amacında ve dolayısıyla istediği biçimde görünmeyi arzuluyor. Milyonlarca insanın görebildiği ve kendilerini tanıtan fotoğrafın dikkat çekici olmasını istemeleri çok doğal. Dolayısıyla müşteri, hangi özelliğinin ön plana çıkması gerektiğini kendisi belirliyor. ‘Yüzümü beğenmiyorum’ ya da ‘kilolu gözükmek istemiyorum’ derse, ona göre düzeltmeler yapılıyor.” Darıcı’nın tarzı, dijital fotoğrafın henüz icat olmadığı yıllarda fotoğrafçı vitrinlerinde sık gördüğümüz “itinayla rötuş yapılır” reklamlarını hatırlatıyor. Kendini tümüyle fotoğrafçıya bırakan müşteriler kadar, “kafasında kendi pozuyla gelen” insanlar da var. “Örneğin” diyor Darıcı, “bir müşteri, sadece gözünün fotoğrafını çekmemi istedi. Daha ilginç isteklerde bulunanlar da oldu.” Sadece insanlar değil… Milyonlarca kullanıcıya hitap eden bir ağın yarattığı “imkanlar”la ilgilenen bir başka grup da şirketler. Özellikle piyasaya yeni çıkan ürünler Facebook aracılığıyla tanıtılmaya çalışılıyor. Darıcı “İsim veremem ama bugüne kadar yedi sekiz şirket, Facebook’a özel çekimler yapmamı istedi” diyor. Paylaşım ağlarının kendine özgü bir havası olduğunu dile getiren fotoğrafçı, başka mecralardaki tanıtım fotoğraflarının Facebook için geçerli olmadığı görüşünde:“Gazeteye verdiğiniz reklamla Facebook’a verdiğiniz reklam arasında bir fark olmalı…” Facebook’a girip profil fotoğraflarına şöyle bir göz attığınızda Darıcı’nın haklı olduğunu kolayca görebiliyorsunuz. Sanal ortamdaki sosyal ağlarda insanlar “oldukları gibi” değil […]

Sosyalim, çünkü paylaşıyorum!

2000’li yıllarda internet, birilerinin içerik hazırlayıp birilerinin de okuduğu bir mecra olmaktan çıkıp kullanıcıların yarattığı içeriğe evsahipliği yapan bir ortam haline geldi. Web 2.0 adı verilen bu değişimin hemen ardından da “sosyal paylaşım devrimi” geldi. Artık internette herkes içerik üretiyor ve ürettiği içeriği sınırsız bir şekilde paylaşabiliyor. Medyatava’nın mayıs ayında yayınladığı ComScore internet sitesinin Türkiye için özel olarak hazırladığı raporda Türkiye’de 15 yaş ve üstü toplam 18,1 milyon kişinin internet kullandığı ve mayıs ayında internette toplam 544 milyon saat vakit geçirildiği ve kişi başına aylık 30 saatlik bir internet kullanımını olduğu belirtiliyor. İnternette geçirilen bu sürenin büyük çoğunluğunun sosyal paylaşım ortamlarında harcandığına ise hiç kuşku yok. İşte hayatımızı en çok etkileyen ve onlarsız nasıl iletişim kurduğumuzu hatırlayamadığımız bazı paylaşım siteleri… Bloglar Blog yada Türkçe adıyla ağ günlükleri, web tabanlı günlük gibi düşünülebilir. Genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yer aldığı bir yayın sisteminden oluşan bloglarda yayıncının seçimine göre okuyucular yazılara yorum yapılabiliyor. Pek çok insan tarafından kullanılan blogların yazarlarına blogger adı veriliyor. Web 2.0, yani kullanıcıların yarattığı içerik sisteminin temeli olan ve yemek, moda, sanat,ekonomi, politika gibi sınırsız bir konu yelpazesine sahip bloglar o kadar popüler ki, kimilerine göre bu yayıncılık biçimi klasik gazetelerin yerini almaya en büyük aday durumunda. Blog yazmak yada “blogger” olmak için öyle çok teknik bilgiye de gerek yok, günümüzde blog kullanıcılarının yaş yelpazesi de çok geniş. Ve ücretsiz olarak kullanılabilmesi de bu sayının artışında oldukça etkili. WordPress ve Blogspot gibi siteler halen en popüler ücretsiz blog siteleri durumunda. Milyonlarca blogun kayıtlı olduğu Technorati.com adlı blog arama motoru bloglar aleminde neredeyse Google’dan daha etkili bir konumda.. Facebook 2006 yılında Harvard’da okuyan Marc Zuckerberg tarafından ilk başta sadece Harvard’lı öğrenciler için kurulan Facebook, şu anda dünyada 350 milyonu aşmış olan üye sayısı ile en popüler sosyal paylaşım aracı. Fotoğraftan videoya içinde bulunduğunuz ruh halinden katılacağınız […]

Sorun gerçek eylem sanal

“Doğaya egemen olmaya olanak kılan tekniğe sahip olmak için çok çalışın” diyor çocuklarına yazdığı son mektupta Che Guevara. Tarihin gelmiş geçmiş en büyük aktivistlerinden Che’nin bu sözlerinin üzerinden çok uzun yıllar geçti ve internet, ucuz olması, bilgi akışını en hızlı sağlayan mecra olması nedeniyle doğaya egemen teknolojilerden biri olarak evlerimize girdi. Che bu sözleri söylerken elbette bir tıkla aktivist olunacağını tahmin edemezdi ama artık internet olan her yerde aktivist olmak da mümkün. Teknoloji gelişti tepki dijitalleşti 1990’ların ikinci yarısında internetin evlerimize girmesiyle insanlar, internet siteleri ve e-postalarla tepki vermeye, farkındalık yaratmaya başladı. Masaüstü bilgisayardan cep bilgisayarlarına, cep telefonlarından “smart phone” denen akıllı telefonlara, kablolu internetten kablosuz internete geçişle beraber tepkilerimiz de dijitalleşmeye başladı. Sanal eylemin ilk örneği sayılan “McSpotlight” hareketiyse 1996 yılında yani biraz önce saydığımız cep bilgisayarı, akıllı telefon ve kablosuz internet gibi çığır açan teknolojilerden önce gerçeklemesine rağmen, üzerinden sadece 13 yıl geçti. McDonalds’ın reklam yoluyla çocukları sömürdüğünü, hayvanlara kötü davrandığını ve düşük ücretli eleman çalıştırdığını kamuoyuna duyuran site ilk gün 35 binin üzerinde ziyaretçi kabul ederek de dönemin en büyük sanal yoldan farkındalık yaratan kampanyası oldu. Halen yayında olan site en son 2005’te güncellenerek zamanın çok gerisinde kaldı ama onun açtığı “sanal eylem çağı” büyük bir hızla dünyanın dört bir yanına yayılıyor. Sanaldan gerçeğe yayılan tehlike İnternet eylemleri, sanal ortamın farklı mecraları kullanılarak gerçekleştiriliyor. En sık kullanılan eylem ve örgütlenme mecraları ise Facebook, Twitter gibi sosyal ağ siteleri, Blogger, WordPress gibi blog siteleri ve çevirimiçi oyunlar. Sosyal ağ siteleri, içerik paylaşımı kolay olmasından ve çok insana ulaşmasından dolayı tercih ediliyor. Facebook’un dünyada 280 milyonu aşkın kullanıcısı olduğu göz önüne alınırsa, tepkinizi sokaktakinden çok daha fazla insana ulaştıracağınız kesin. Hatta bunu kendi cümlelerinizle ayrı ayrı göstermenize de gerek yok. Facebook uygulamaları, tek tıkla bir konudaki hassasiyetinizi göstermenizi sağlamakla birlikte, herkesi aynısını yapmaya yönlendirerek kitlesel bir eylem oluşturuyor. Türk […]

Otoyoldaki ayı

Her gün binlerce hayvan tekerler altında can veriyor; dün Erzincan’da yavrusuyla birlikte ölen ayılar gibi. Sorun, bulunmaması gereken bir yerde dolaşan hayvanlarda mı?

Facebook adaleti

Kullanıcı sayısı 150 milyona ulaşan sosyal ağ Facebook, başarı hikayesinden ziyade son günlerde üyelerine uyguladığı sansürlerle gündeme geliyor. Site yönetimi geçtiğimiz yıl, bebek emziren annelerin profil fotoğrafı olarak kullandığı görüntüleri müstehcen olduğu gerekçesiyle engellemişti. Benzer bir müdahale, İsrail’in Gazze’ye saldırısını kınayan gruplara yapıldı. Son olarak İngiltere’nin Suffolk kentinde kestiği cezalar nedeniyle tepki toplayan bir trafik polisini protesto etmek için açılan grup site yönetimi tarafından kapatıldı. Yıllardır birbirini görmeyen eski dostları, dünyanın farklı yerlerinde aynı fikir etrafında toplanan insanları bir araya getiren sosyal ağ Facebook, sadece sanal alemin değil son yılların en başarılı ticari projelerinden biri olarak niteleniyor. Her gün ortalama 450 bin kişinin katıldığı bu sosyal paylaşım sitesinin Türkiye’deki kullanıcı sayısının sekiz milyonu geçtiği söyleniyor. Üyeler kendileri için oluşturdukları profil sayfasına fotoğraflarını, videolarını yükleyebiliyor. Duyurmak istedikleri bir etkinlik, dikkat çekmeyi arzuladıkları bir kişi ya da olay ya da protesto etmek istedikleri bir konu üzerine gruplar oluşturabiliyor. Facebook’u kötüye kullanmak! Sitede İsrail’in geçtiğimiz günlerde sona eren Gazze saldırısına tepki olarak bir çok grup oluşturuldu. Site yönetimi Türk üyelerin açtığı ve Filistin yanlısı olan “Filistin halkı yalnız değildir” ya da “İsrail’in Filistin katliamını kınıyorum” gibi grupların üyelerine şu uyarı mesajlanı gönderdi: “Sistemimiz sitedeki bazı özellikleri kötüye kullandığınızı belirledi. Bu e-posta bir uyarı niteliğindedir. Facebook’un özelliklerini kötüye kullanmak ya da Facebook kullanım koşullarını ihlal etmek hesabınızın kapatılmasına neden olabilir. Anlayışınız ve işbirliğiniz için şimdiden teşekkürler.” Uyarı mesajı bu grupların üye sayısının artmasına engel olamadı. Uyarı gönderilen üyeler, “Gelen mesajı okuduğum gibi sildim. Bu beni korkutmaz, protestoma devam edeceğim” diyordu. Polisi tehdit eden grup Site yönetimi, son olarak İngiltere’nin Suffolk kentinde kestiği cezalar nedeniyle tepki toplayan bir trafik polisine karşı oluşturulan bir grubu kapattı. “Terminatör” lakaplı 60 yaşındaki trafik müdürü John Woodgate’in, tolerans göstermeden çok sayıda kestiğini düşünen üyeler, tepkilerini Facebook’ta kurdukları grup ile dile getirmek istedi. Gruba katılan üye sayısı kısa sürede büyük […]

Helal Facebook; muxlim.com

İnternetteki sosyal paylaşım ortamlarının da artık “helal” sürümleri üretilmeye başlandı. Bunların en yeni örneği “İslami Facebook” olarak tanımlanan Muxlim.com… “Muxlim: Müslüman hayat tarzını yükselten site” adıyla bu yıl yayına başlayan site, adından da anlaşılacağı üzere müslümanlara yönelik bir arkadaşlık ve paylaşım sitesi. Müslümanları hedef alıp, islam anlayışını tema edinen site, bildiğimiz arkadaşlık sitelerine hiç benzemiyor. Tüm arkadaşlıkların dindaşlık üzerinden kurulduğu sitede konuşulan konular da genelde Kuran ve dini öğretiler üzerine. Site üzerindeki reklamlar da islami moda, islami tasarım veya helal otomobil sigortası gibi tamamen “helal ürün” arayanlara yönelik. Facebook ile konsept aynı, içerik farklı Daha çok Facebook, Youtube, Flickr, Blogger, MySpace karışımı tadındaki sitede öncelikle kendinize bir hesap açmanız ve profil oluşturmanız gerekiyor. Resimlerinizi ve videolarınızı da ekleyebildiğiniz profille kendinizi tanıttıktan sonra sitedeki bloglara, forumlara girebiliyorsunuz. Ayrıca sitede kullanıcıların hazırladıkları anketlere katılabiliyor, “Muxlim Pal” adlı oyunu oynayabiliyorsunuz. Tüm bunlar sırasında diğer müslüman “kardeşlerle” arkadaşlık kurup, sohbet edebiliyorsunuz. Ayda 2 milyon ziyaretçisi olan sitenin kayıtlı üye sayısı 150 bin. Üyelerin çoğunluğunu yüzde 48 oranında ABD ile yüzde 25 oranında İngiltere oluşturuyor. Finlandiya merkezli kurulan Muxlim.Inc adlı firmanın sahibi olduğu site, Muhamed El Fatatri adlı 23 yaşında bir girişimciye ait. Şu an Finlandiya’nın en büyük yüz şirketinden biri olan Muxlim.Inc aynı zamanda dünyanın en hızlı büyüyen şirketleri arasında. “Eşinizin erkek dolu çevrelerde çalışmasını ister misiniz?” Forumlarla tartışmaya açılan konularsa internette pek rastladığımız tarzda konular değil. Herkese açık forumların dışında, tabiri caizse “haremlik-selamlık” forum konuları da var. Erkeklere açılan forumda “evlendikten sonra eşinizin çalışmasına izin verir misiniz?” başlıklı konu, en çok yorumlananlardan biri. New York’ta yaşayan, 1991’de müslüman olan 39 yaşındaki Ebu Musa, kadınların çalışmasıyla ilgili “Evlendiğimde eşim çalışmak isterse öncelikle işin ne tür bir iş olduğuna bakarım. Eğer bana uygun bir iş olduğunu görürsem izin veririm” diyor. Londra’da yaşayan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Kayrou ise kadınların çalışmasıyla ilgili sakıncalarını şöyle dile getiriyor: […]

Google’dan yeni bir sosyal ağ aracı

Google, yeni çıkartacağı araç sayesinde web site sahiplerine, sitelerine sosyal uygulamalar eklemelerine imkan sağlayacak. Google Friend Connent adındaki uygulama www.google.com/friendconnect adresinden yayınlanacak; ancak şimdi değil. Yayına geçmesi için Google Campfire bekleniyor. Google Friend Connect temel olarak site sahiplerine hiç bir kod bilgisine ihtiyaç duymadan, minik ekletilerle sitelerine sosyal özellikler kazandırmalarını sağlayacak. Mesela OpenID tabanlı üyelikler, görsel galeriler veya daha da önemlisi OpenSocial uygulamaları. Site sahiplerinin kazanacakları elbette sadece bu uygulamalar olmayacak; Friend Connect’in getireceği ekstra trafik, daha fazla sosyalliğe bağlı olarak daha etkileşimli siteler ve daha az uğraş ile daha gelişmiş siteler ortaya çıkmasını sağlayacak. Türkiye’deki YouTube yasağından dolayı sitelerine eklenen açıklayıcı video izlenemiyor. Tanıtım videosundan görüldüğü kadarıyla sitenize bir üyelik entegre etmeniz saniyeler sürüyor. Aynı şekilde bir oylama sistemi veya galeri de kolaylıkla eklenebiliyor. İstendiğinde Google hesabı olanlar bu sitelere giriş yapabiliyor. Giriş yaptıktan sonra GoogleTalk, Facebook, Orkut ve hi5 gibi sistemlerdeki profiller de siteye bağlanabiliyor. Bu sayede bu sistemlerdeki kişilerden kimler bu siteye üye rahatlıkla görülebiliyor ve üye olmayanlar siteye davet edilebiliyor. Videoda vurgulanan diğer uygulamalar, web sitesine bir yorum ve oylama sistemi entegre edilebilmesi. Renklerini sitenize göre modifiye edebildiğiniz bu uygulamaları kullanmak da oldukça basit. Kesinlikle sistemi ağırlaştırmıyorlar. Bir diğer uygulama ise web sitesine üye olan kişilerin siteye resim ekleyebilmesi. Bir kullanıcı rahatlıkla siteyeyle ilgili resimleri ekleyip, diğer ziyaretçilerle paylaşabiliyor. Tabi site sahibi izin vermişse… İşin en güzel yanlarından birisi de, Friend Connect ile gelen kullanıcıların siteye kendi arkadaşlarını da davet edebiliyor olması. Bu beraberinde beğenilen sitenin sahiplenilmesini de sağlıyor. Ayrıca, Friend Connect ile izin verilen profiller arasında (Facebook, orkut gibi) yaptığınız tüm etkileşimleri takip edebilmek de sistemin yayılmasında büyük rol oynuyor. Kafalarda oluşan bir soru işareti, web site sahibi tüm bunları nasıl izleyip, müdahale edebiliyor. Eğer Friend Connect uygulamasını sitenize kurduysanız, size özel bir yönetici paneliniz de oluyor. Böylece, sitenize üye olanları takip edebiliyor, gerekirse sitenizden […]