Etiket habervs

“Hanemize tecavüz edildi”

Sabahın erken saatlerinden itibaren Şişli’deki Genel Merkez binası polis tarafından abluka altına alınan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Süleyman Çelebi ve bazı sivil toplumu örgütü yöneticileri öğle saatlerinde can güvenlikleri bulunmadığı gerekçesiyle Taksim’e yürüyüş kararlarından vazgeçtiler. Polisin sabah saatlerinden başlayarak su ve biber gazıyla sendikacılara uyguladığı fiziksel şiddet ve baskı sonucunda DİSK Genel Merkezi önünde öğle saatlerinde çok sınırlı sayıda bir kalabalık toplanabildi. DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Taksim’e yürüme kararından vazgeçtiklerini açıkladıktan sonra Genel Merkez önünde yaptığı basın açıklamasında AKP hükümetini yalnız kendine demokrat olmakla suçlayarak şunları söyledi: “1 Mayıs’ı kutlayanları engellemek için akla gelen her türlü şiddet uygulanmıştır. Sendikamızın İşçimizin hanesine tecavüz edilmiştir, saldırılmıştır. Bunu kınıyorum. Gaz bombalarıyla, sularla işçi sınıfının birlik dayanışma gününde acımasızca, insanlık dışı her türlü uygulamayı yaptılar. İşte AKP iktidarının kendisine demokrat, yalnız türbana özgürlük isteyen ikiyüzlülüğü ortaya çıkmıştır. “Güventürk Görgülü Gökhan Tan 

“Taksim’de kutlama herkesin hakkıdır”

Avrupa Birliği de dahil olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde tatil ilan edilen ve resmi bayram olarak kutlanan 1 Mayıs İşçi Bayramı Türkiye’de gerginliklere konu olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da sendikalar İstanbul’da 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlama taleplerini İstanbul Valiliği’ne ilettiler. Her yıl olduğu gibi bu yıl da hükümet ve mülki idare yetkilileri güvenlik ve provokasyon ihtimali gibi gerekçelerle bu talebi reddettiler… Ancak geçen yıllardan farklı olarak emek örgütleri bu yıl Taksim konusundaki ısrarlarını sürdürüyorlar. Biz de vatandaşa mikrofonu uzattık ve 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasıyla ilgili görüşlerini sorduk. Konuştuğumuz vatandaşların çoğunluğu 1 Mayıs’ın taksim’de kutlanmasının doğal bir hak olduğunu düşünüyor. Esnaf ise önceki yıllarda meydana gelen olaylardan özellikle de dükkanlarının içine kadar biber gazı sıkılmasından oldukça kaygılı.Muhabir: Akman Yengin Kameraman: Uğur Orakçı

Taksim’de 1 Mayıs’a izin yok, İstanbul’da sıkıyönetim var

Ahmet ŞıkÜç büyük emek örgütü Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (TÜRK-İŞ) Taksim’de 1 Mayıs kutlaması yapmalarına hükümetten izin çıkmadı. Dün (28 Nisan) Ankara’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’le bir araya gelerek sorunu çözmeye çalışan sendikaların talepleri reddedildi. Faruk Çelik ve İçişleri Bakanı Beşir Atalay birlikte yaptıkları açıklamada 1 Mayıs’ın emek ve dayanışma bayramı olarak mülki idarelerin gösterdikleri alanlarda kutlanması gerektiğini söyledi. Öte yandan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin de bu konuda bir yorum yaparak 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının “anayasaya karşı gelmek” olduğunu söyledi. Hükümetten gelen bu açıklamaya paralel olarak İstanbul’da bir basın açıklaması yapan sendikalar ise 500 bin kişiyle Taksim’de olacaklarını etti. “Taksim izin verilecek alan değil” Hükümet adına yapılan basın toplantısında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, 1980’den sonra kaldırılan 1 Mayıs’ın Bakanlar Kurulu kararıyla “Emek ve Dayanışma Günü” ilan edildiğini hatırlatarak, 1 Mayıs’ın kamplaşmalar ve ölümlerle değil demokrasi kültürünün zirveye çıktığı bir gün olarak hafızalarda yer etmesini istediklerini söyledi. Bu bakış açısının yeni açılımları da beraberinde getirebileceğini ifade eden Çelik, “Hükümet olarak önceliğimiz, nerede kutlanacağından ziyade, 1 Mayıs ile ilgili olumsuz imajı silmek ve ortadan kaldırmaktır. Tüm sivil toplum kuruluşlarının ve emekçilerinin bu konuda aynı duyarlılığı göstereceğine inanıyoruz. Olası hukuk dışı eylemlere, provokasyonlara ve yönlendirmelere emekçilerin rağbet etmeyeceğine inanıyoruz” dedi. İçişleri Bakanı Atalay da, 1977 yılından bu yana Taksim Meydanı’nın toplantı ve gösteri yürüyüşleri için tahsis edilmediğini belirterek, “Bunun haklı gerekçeleri vardır, bunun anlaşılması lazım. Taksim Meydanı giriş çıkışı çok olan bir meydandır, denetlenmesi zor bir alandır. İstanbul’daki belli bölgelere trafik akışının adeta merkezidir, vatandaşımızın günlük hayatını çok etkiler, çok özel bir bölgedir” dedi. İstanbul’da mitingler için belirlenmiş 4 alan bulunduğunu ve kutlamaların buralarda yapılmasını gerektiğini belirterek, “Taksim, bu manada değerlendirilen, bu manada izin istenebilecek veya izin verilebilecek bir alan değildir. […]

301’inci maddeye sadece makyaj yapıldı

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engellerden biri olan Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesinde değişiklik öngören kanun teklifi TBMM’de sert tartışmaların ardından kabul edildi. Özellikle muhalefet partileri Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) tarafından sert eleştiriler yöneltilen ve 65 ret oyuna karşın, 250 oyla kabul edilen kanun teklifinde, “Türklüğü” ibaresi “Türk Milleti”, “Cumhuriyeti” ibaresi de “Türkiye Cumhuriyeti Devleti” olarak değiştirildi. Bu suçtan dolayı soruşturma yapılmasını Adalet Bakanı’nın iznine bağlı kılan yenilenen 301. maddeye göre, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Devletin askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişilere de aynı ceza uygulanacak. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları da suç oluşturmayacak. Adalet Bakanı’nın izni gerekiyor Avrupa Birliği üyeliğinin önünde de kimi zaman engel çıkaran tartışmaların odağındaki 301. maddede değişiklik öngören kanun teklifi dün (29 Nisan) Meclis Genel Kurulu’nda görüşüldü. Saat 20:30’da başlayan ve geç saatlere kadar süren görüşmelerde teklifin 1’nci maddesi üzerinde muhalefet 7 önerge verirken, bunlardan 5’i reddedildi, 2’si ise önerge sahiplerince geri çekildi. Yürürlük maddesi olan 2’nci madde üzerinde 2 önerge, 3’ncü madde üzerinde de 1 önerge verildi. Önergeler AKP’lilerin oyları ile reddedildi. TBMM Adalet Komisyonu’nda 13 saat süren tartışmalı oturumun ardından teklifin tümünün oylaması, MHP’li milletvekillerinin talebi ile açık oylamayla yapıldı. Oylama sonunda TCK’nin 301. maddesine ilişkin teklif 65 ret oyuna karşılık 250 oyla kabul edildi. Kovuşturmanın Cumhurbaşkanı iznine bağlanmasını öngören düzenleme değiştirilerek soruşturma için Adalet Bakanı’nın izin vermesi gerekliliği düzenlemeye kondu. Muhalefetten eleştiri Görüşmeler sırasında CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay, değişikliğin anayasaya aykırı olduğunu savundu. MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal da 301. maddenin bölücüler ile Türkiye’yi masaya oturtmak isteyenlerin önünde bir engel olduğunu öne sürdü. Bu eleştirileri yanıtlayan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ise “Cumhuriyeti, Türklüğü koruyan, […]

1 Mayıs geldi çattı, muamması bitmedi

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Taksim’de 1 Mayıs kutlayacaklarını açıklayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Süleyman Çelebi, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Başkanı İsmail Hakkı Tombul ve Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Başkanı Mustafa Kumlu, Ankara’da Başbakan Recep Tayip Erdoğan’la Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in de katıldığı toplantıda bir araya geldi. Daha sonra bir açıklama yapan Bakan Çelik, toplantıda miting talebinin gündeme gelmediğini, sendika temsilcilerinin Taksim’de kitlesel bir anma yapmak istediklerini söyledi. Çelik talebi değerlendirip açıklamayı yapacaklarını söyledi. Taksim konusunda Erdoğan da istekli değil İstanbul Valisi Muammer Güler’in 1 Mayıs’ta Taksim’i yasak alan ilan edip, kutlama yapmak isteyenlere “orantılı şiddet” kullanacağını açıklaması ve sendikaların da geri adım atmaması üzerine gerginlik tırmanmıştı. Vali Güler, dünkü basın açıklamasında Taksim’de 1 Mayıs kutlamalarının “kanunsuz” olduğunu savunmuş, çağrı yapan sendika liderleriyle ilgili suç duyurusunda bulunulduğu bilgisini vermişti. Güler, polisin Taksim’e gelenleri “orantılı kuvvet”le zor kullanarak dağıtacağını da söylemişti. Bu gelişmeler üzerine sendika temsilcileri de bugün (29 Nisan), konuyla ilgili olarak Başbakan Erdoğan’la TBMM’deki makamında görüştü. Basına kapalı olarak gerçekleşen toplantıya Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik de katıldı. Erdoğan yaklaşık yarım saat sendikacılardan 1 Mayıs’ın Taksim Meydanı’nda kutlanması konusundaki taleplerini dinleyerek ayrılmasından sonra toplantı Bakan Çelik’le bir süre daha sürdü. Görüşme sonrasında açıklama yapan Erdoğan “Taksim’de anıta çelenk konulabilir. Ancak miting alanları bellidir. İşçiler yasal haklarını kullanmalı provokasyonlara izin vermemelidir” dedi. Kesin karar açıklanmadı Toplantının ardından Bakan Çelik de, sendika temsilcilerinin, “miting yerine anma” taleplerini değerlendireceklerini açıkladı. Çelik sendika temsilcilerinin görüşlerini başbakana ilettiğini belirterek, “Başbakanımız da genel asayiş ve güvenle ilgili değerlendirmelerini sundu. Biz kısa bir değerlendirme yapacağız. Sendikaların talebiyle bizim ülkede huzur, barış ve bugünün bir dayanışma günü olması konusundaki noktada bir uzlaşmanın hangi noktada olacağı konusundaki nihai açıklamayı yapacağız” dedi. Toplantıda miting talebinin gündeme gelmediğini, sendika temsilcilerinin Taksim’de kitlesel bir anma yapmak istediklerini söyleyen Çelik, “Güven çok önemli. İstanbul’un Taksim’in konumu […]

Sigara yasağı yaklaşıyor…

Kapalı ortamlarda sigara içilmesini tamamen yasaklayan yasa çıktı ama henüz yürürlüğe girmedi. İstanbul Bilgi Üniversitesi yasa yürürlüğe girmese de Şubat ayından beri yasakları tam olarak uyguluyor. Bilgi öğrencilerinin kimi bu yasaktan memnun kimi ise sigara içenler için ayrı bölmeler oluşturulmamasından şikayetçi. Bilgi üniversitesi öğrencileri ve yönetimine sigara yasağıyla ilgili düşüncelerini ve bu konuda yapılacakları sorduk….Beril Tekin Hande Çıkıkçı

Danıştay saldırısında Ergenekon bulgusu “yokmuş”

Türker Karapınar/Milliyet Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, Danıştay 2. Daire üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in yaşamını yitirmesine, 4 Danıştay mensubunun yaralanmasına neden olan saldırıları gerçekleştiren Avukat Alparslan Arslan’ın da aralarında bulunduğu 9 sanığın yargılandığı davaya ilişkin gerekçeli kararını açıkladı. Milliyet Gazetesi’nin bugünkü (30 Nisan) haberine göre gerekçeli kararda, Ergenekon soruşturması ile Danıştay saldırısı arasında hukuki bir bağ olmadığı belirtildi ve bu nedenle soruşturmanın genişletilmesine ihtiyaç duyulmadığı kaydedildi. Kararda, sanıkların amacının, türbanı kendi bildikleri ve istedikleri şekilde yorumlamayan ve karara bağlamayan kurum ve kişilere yönelik şiddet yöntemlerine başvurarak cezalandırma amacı taşıdığı ifade edildi.Halkta korku ve paniğe yol açan eylemler 55 sayfalık gerekçeli kararda, sanıkların eylemden önce plan yapıp bir araya geldikleri, eylemlerin türbanla ilgili olduğu, Arslan’ın “adam bulmasını” istediği sanık Osman Yıldırım’ın sanık Erhan Timuroğlu vasıtasıyla sanıklar İsmail Sağır ve Tekin İrşi’yi bulduğu, eylemler için gerekli silah ve bombanın da sanıklar Süleyman Esen ve Aykut Metin Şükre’den sağlandığı anlatıldı. Sanıklar arasında dayanışma ve suç işleme hususundaki birliktelik ve devamlılığın yanı sıra hiyerarşik bir yapılanmanın da olduğu belirtilen kararda, sanıkların, türban örtüsü ile ilgili gerek Cumhuriyet gazetesi gerekse Danıştay’a yaptığı saldırıların çok ses getirdiği, bu saldırıların toplumda büyük infial uyandırdığı, halk üzerinde büyük korku ve paniğe yol açtığı anlatıldı.Saldırı gerekçesi türban denildi Kararda, sanıklar tarafından gerçekleştirilen saldırıların amacının da, “türban örtüsünü kendi bildikleri ve istedikleri şekilde yorumlamayan ve karara bağlamayan kurum ve kişilere yönelik cebir ve şiddet yöntemlerine başvurarak, cezalandırmak” olduğu vurgulandı.Kararda, bu amaç doğrultusunda yapılan Danıştay eyleminin, mevcut anayasal sisteme yönelik bir tehlike yaratarak, Anayasa’nın öngördüğü düzeni cebir ve şiddet kullanarak kaldırmaya ve yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs niteliğinde bulunduğu tespiti yapıldı.. Hukuki bağ yokmuş Kararda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmayla ortaya atılan iddiaların aksine, Danıştay saldırısı ile Ergenekon soruşturması arasında hukuki bir bağ tespit edilemediği de ifade edildi. Kararda, “Yapılan incelemeler sonucu sanıklar ve […]

Can almak kolay, ifade almak zor

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın bugün (28 Nisan) yapılan 5. duruşmasında yine pek fazla bir ilerleme sağlanamadı. Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’ndan da Erhan Tuncel’le ilgili daha geniş bilgi istenmişti; ama bu talebe hiçbir cevap gelmedi. Dink ailesinin avukatları, davanın Trabzon’daki davalarla birleştirilmesi talep etmişti. Davaların birleştirilip birleştirilmeyeceği söz konusu mercilerden gelecek cevaplara bağlı. Çetin’e göre bu bilgiler başka bir şeye daha yarayacaktı: “Trabzon Emniyeti ve savcılığından sağlanacak dinleme ve izleme kayıtları ve delil niteliğindeki diğer belgeler devlet içinde sorumluluğu olan kişilerin tespitini sağlayacaktı.” Emniyette imha edilen kayıtlar Mahkeme heyeti ise daha önceki celselerde Trabzon Emniyet Müdürlüğü’nden Erhan Tuncel’in cinayetten önce yaptığı telefon görüşmeleriyle ilgili belgelerin imha edildiğine dair imha tutanağını ve İstanbul Emniyeti’nden “Yasin Hayal’in cezaevinden çıktıktan sonra takip edilip edilmediği”ne ilişkin soruya cevap istemişti. Heyet, beklenen belgelerin geldiğini tutanaklara geçirtti. Böylece, Tuncel’in sözkonusu konuşma kayıtlarının imha edildiği ve Hayal’in takip edilmediği de kesinleşip kayıtlara geçti. 7 Temmuz’a ertelenen davada mahkeme heyeti tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Müdahil avukatlar, duruşmanın görüntü ve ses kayıtlarının bir örneğinin kendilerine verilmesini talep etti, ama mahkeme reddetti. Buna mukabil, İstanbul ve Trabzon’da bulunan, cinayete açıklık getirebilecek 10’un üzerinde tanığın dinlenmesi talebini kabul etti. Avukatlar, 2004’te McDonalds bombalamasından sonra tutuklanan Hayal’i cezaevinde kimlerin ziyaret ettiğinin tespitini ve bu amaçla cezaevine ait bilgisayara erişim için bilgisayar şifresinin ilgili kurumdan sorulmasını istedi. Mahkeme bunu da kabul etti. Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın duruşması öncesinde, yargılamanın yapıldığı Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi çevresinde geniş çaplı güvenlik önlemleri alındı. Adliyeye girişlerde kimlik kontrolü ile üst ve çanta araması yapıldı. Dava artık basına açıkİstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Tekirdağ, Kocaeli ve Edirne F tipi cezaevlerinde tutuklu olan sanıklar getirilirken, cinayetin tetikçisi O.S.’nin 18 yaşından küçük olması nedeniyle basına kapalı olarak gerçekleştirilen duruşmada, önceki celselerde olduğu gibi sesli ve görüntülü kayıt yapıldı. 7 […]

Önlem alınmazsa bakliyat ve buğday üretimi de düşecek

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sürmekte olan kuraklığa işaret ederek, 2008 hasadında ortaya çıkacak üretim eksikliği konusunda hükümeti uyardı ve acil önlem almaya çağırdı. Günaydın, ZMO Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında, bölge üreticisinin de yaşamının güçleştiğine dikkat çekerek Türkiye’nin başta kırmızı mercimek olmak üzere buğday, arpa üretiminde ciddi sorunların doğacağı uyarısını yaptı. Ziraat Mühendisleri Odası’ndan bir gün önce de Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar aynı yönde bir açıklama yapmıştı. Bayraktar, kuraklığın il bazındaki etkilerini tespit etmek amacıyla yaptıkları çalışmanın sonuçlarına göre Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Hakkari, Muş, Siirt, Şırnak, Gaziantep ve Elazığ’da buğday ve arpada zarar oranlarının yüzde 90’a, kırmızı mercimekte yüzde 60’a ulaştığını açıklamış, rekoltedeki düşüş nedeniyle TMO’nun özellikle kırmızı mercimekte alım yapması gerektiğini dile getirmişti. “Fiyat artışları yaşanacak” Gökhan Günaydın da, Bingöl, Bitlis, Siirt, Hakkari, Muş, Van ve Şırnak illerinde ise önümüzdeki on günlük dönemde yağış alınamazsa kuraklık tablosunun daha da ağırlaşacağını söyleyerek, son yirmi yılda baklagil ürünleri ekim alanlarının neredeyse yarısının kaybedildiğini söyledi. “Üretim düşecek” Kırmızı mercimekte 271 bin tonluk, buğdayda 2.5 milyon tonluk, arpada ise 1 milyon tonluk üretim düşüşü öngördüklerini ifade eden Günaydın şöyle konuştu: “Baklagil ürünleri içinde, ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yetiştirilen ürün kırmızı mercimektir. Kırmızı mercimek bölgenin Şanlıurfa, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Adıyaman ve Şırnak illerinde ekim alanı bulmaktadır. Bunun yanında fasulyenin Kahramanmaraş, nohutunsa Diyarbakır ve Gaziantep’te ekimi yapılmaktadır. Buna karşılık, normal yıllardaki 580 bin tonluk kırmızı mercimek üretiminin neredeyse yarısı olan 271 bin tonluk üretimin kaybedilmesi, iç piyasada ve tüketici fiyatlarında ciddi bozulmalara yol açabilecek kadar önemli.” Önlem önerileri Günaydın, zaman geçirilmeksizin Toprak Mahsülleri Ofisi’nin baklagil piyasasını düzenlemesi gerektiğini belirterek, “Hasat sırasında üreticinin ürününe yüksek fiyat verilerek kamusal depolamaya gidilmesi, piyasa spekülasyonunun önlenmesi açısından çok önemli. Aksi takdirde, hasattan hemen sonra füze gibi fırlayacak fiyatlar karşısında Kanada, Hindistan ve Avustralya’dan çok […]

“Hrant İçin Adalet İçin” 5. duruşma

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili davanın 5. duruşması bugün yapılacak. Dink’in öldürülmesinin üzerinden 15 ay geçmesine karşın hâlâ olayla ilgili tüm sorumlulukları tespit edilebilmiş değil. 8’i tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın bugün yapılacak duruşmasında eksik kalan sorguların tamamlanması beklenirken, Dink’in avukatlarından Fethiye Çetin, Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasıyla birleşmesi gerektiğini söyledi. Duruşma öncesinde daha öncekilerde olduğu gibi Beşiktaş İskelesi’nde basın açıklaması yapılacak. Askerler itirafta bulunmuştu Hrant Dink’in öldürülmesinden sonra Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda görevli iki askerin, cinayette ihmalleri bulunduğu iddiasıyla açılan davanın Trabzon’da görülen son duruşmasında ortaya çıkan itiraflardan sonra soruşturma genişletilmişti. Trabzon 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nde 19 Martta görülen duruşmada önceki ifadelerini yalanlayan itiraflarda bulunan sanık askerler Okan Şimşek ve Veysel Şahin, Dink’in öldürüleceği bilgisini üstlerine aktardıklarını ancak konuyla ilgili işlem yapılmadığını ve sahte evrak tanzim edildiğini söylemişlerdi. Bu gelişme üzerine Dink’in avukatları İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak dosyaların birleşmesi talebinde bulunmuşlardı. Başvuru dilekçesinde şüphelilerin 2006 yılı Temmuz ayından itibaren Yasin Hayal ve arkadaşlarının Dink’i öldürmeyi planladıklarını bildikleri, önlem alınması gerekirken ihmal ettikleri, ifade verenlere baskı uyguladıklarını öne sürülerek, şüphelilerin eylemlerinin İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın sanıklarıyla kişisel ilişkilerinin var olduğunu kanıtladığı anlatıldı. “Şüpheliler görevlerini gereği gibi yapsalardı Dink bugün hayatta olacaktı” denilen dilekçede, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’nca haklarında soruşturma başlatılan ve aralarında eski Trabzon Jandarma İl Komutanı Albay Ali Öz’ün de bulunduğu 10 askerin, ceza kanununun “görevini ihmal ederek cinayetin işlenmesine yardım etmek” suçunu düzenleyen maddesi çerçevesinde Dink’in ölümünün gerçekleşmesini sağladıkları, sahte belge düzenleyerek asıl suçun işlenmesine yardım ettikleri öne sürülmüştü. “Hukuk ve vicdanlar tatmin olmayacak” Dink’in avukatlarından Fethiye Çetin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Trabzon Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki dosyanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dava dosyasıyla birleşmesi gerektiğini söyledi. Çetin, Trabzon jandarmasındaki görevlilerle birlikte tek bir dosyada yargılama olmazsa, Dink cinayetinde verilecek […]

Baykal delegeleri, delegeler de Baykal’ı seçti

Medyakronik/AA CHP 32. Olağan Kurultayı’na tek aday olarak katılan Antalya Milletvekili Deniz Baykal, 1021 oyla yeniden genel başkan seçildi. Kurultay’da 1231 delegeden 1105’i genel başkan seçimi için yapılan oylamaya katıldı. Baykal, 1021 oyla yeniden genel başkan seçilirken, 84 oy geçersiz sayıldı. 9 Eylül 1992 tarihinde CHP’nin yeniden açıldığı 25. Olağan Kurultay’da ilk kez genel başkan seçilen Deniz Baykal 10. kez delegeden destek alarak yeniden genel başkan seçilmiş oldu. Aday adayları Haluk Koç, Umut Oran ve Ayhan Yalçınkaya ise aday olabilmek için yeterli sayıda imzayı bulamadılar. Samsun Milletvekili Haluk Koç’a 168, Parti Meclisi Üyesi Ayhan Yalçınkaya’ya 1 ve TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyoncular Odası Başkanı Umut Oran’a ise 15 delege imza verdi. Böylece, 3 aday, CHP Tüzüğü’ne göre aday olabilmek için delege tam sayısının yüzde 20’sine denk gelen 253 imzaya ulaşamamış oldu. Arbede çıktı CHP’nin, Ankara Atatürk Spor Salonu’nda iki gün sürecek 32. Olağan Kurultayında bugün genel başkan seçimi yapılırken ikinci gün ise Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri belirlenecek. Kurultayın yapılacağı salonun dolmaya başlamasıyla birlikte zaman zaman gerginlikler de yaşandı. Genel Başkan adayı olacağını açıklayan Samsun milletvekili Haluk Koç’a destek pankartını salon içinde gezdirmek isteyen grupla diğer partililer arasındaki çıkan arbedeye varan bir gerginlik yaşandı. Tribünlerdeki partililer çalınan müziklere ellerindeki Baykal fotoğrafları ve CHP bayraklarını sallayarak eşlik ederken, tribünlerin bir bölümünde de Haluk Koç’un fotoğraflarını taşıyan partililer yer aldı. Bu arada, Haluk Koç, saat 10.15’te salona girerek tur attı. Bazı partililer, ”Başbakan Haluk” sloganları atarken, Koç, milletvekilleri için salon zemininde ayrılan bölümde değil, delegelere ayrılan tribünde oturmayı tercih etti. Genel Başkanlığa aday olduğunu açıklayan Umut Oran da saat 10.25’te salona girdi. Her iki aday da salona girerken genel başkan adayı olduğu belirtilerek anons edildi. “Türkiye siyaseti bir krizin içinde” Divan Başkanlığını eski milletvekili İsmet Atalay’ın yaptığı kurultay Deniz Baykal’ın konuşmasıyla başladı. Baykal yaklaşık 2 saat 40 dakika süren bir […]

Likör’e tek teklif Kiler’den

İstanbul Mecidiyeköy’de kurulu Likör Fabrikası’nın arazisinin satışında tek teklif Kiler Grubu’ndan geldi. Yapılan açık artırmaya tek katılımcı olarak iştirak eden Kiler, vadeli muhammen bedel olan 295.7 milyon YTL önerdi. Ali Sami Yen Stadının yanındaki 23 bin 711 metrekarelik arazinin ihalesi, Emlak Konut’un Ataşehir’deki merkezinde açık artırma yöntemiyle noter huzurunda gerçekleştirildi. Muhammen peşin satış bedeli 275 milyon artı KDV olarak belirlenen arazinin satışı ihalesine tek katılımcı Kiler Grubu oldu. Kiler Grubu, araziye muhammen vadeli satış bedeli olan 295 milyon 700 bin YTL önerdi. Tek katılımcı iştirak ettiği için, ihalenin iptal edilerek geçersiz sayılması ihtimali bulunuyor.. Likör Fabrikası’nın satışından elde elde edilecek gelirin, Konut Edindirme Yardımı (KEY) geri ödemelerinde kullanılması planlanıyor. Daha önce Emlak Konut GYO Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Demiröz, yaptığı açıklamada, ”Açık artırmada bu rakamın 300 milyon YTL’nin üzerine çıkmasını bekliyoruz. Zaten 275 milyon YTL’nin üzerine çıkılmazsa satış yapma şansımız yok. Eğer bu açık artırmada istediğimiz bedel çıkmazsa bir müddet bekledikten sonra ikinci bir açık artırmayı deneriz. O da olmazsa gelir paylaşımı modeline dönebiliriz” demişti. Kiler Grubu halen İstanbul Levent’te Sapphire adlı rezidans projesinin yapımına devam ediyor.

Okurları bu işe karıştırmayın!

Alper Görmüş agormus@medyakronik.com Bir ara modaydı, büyük gazeteler birinci sayfalarının manşetlerinden okurlara “söz” verirler, bundan sonra nasıl da evrensel gazetecilik ilkelerine uyacaklarına dair salya sümük yemin ederlerdi. Birkaç yılda bir tekrar edilen bu ilanların her biri, “arada geçen zamanda size verdiğimiz sözü tutamadık, ama var ya, bundan sonra yemin ederiz ki…” anlamına gelir, fakat bu komedi bir türlü sona ermezdi. Galiba son furya 2003’te yaşanmıştı, o tarihten sonra “söz veriyoruz” müessesesinin cılkının çıktığını anlamış olacaklar ki, vazgeçtiler bu komediden. O yıl Hürriyet, “Söz veriyoruz” klişesinden sıyrılıp aynı amaca dönük yeni, yakışıklı bir girişimde bulundu: “Hürriyet Yayın İlkeleri Kitabı…”Kitap, 26 Ekim 2003 tarihli Hürriyet’te şöyle sunulmuştu okurlara:Hürriyet Gazetesi’nin geçen yıl gerçekleştirdiği ‘arama konferansı’yla başlattığı, yeni vizyonunu belirleme, çağın gereklerine göre değişip dönüşme hareketi ilk somut ürününü verdi: Hürriyet Gazeteciliği kitabı. “Hürriyet Gazetesi’nin ilkelerini, haberden ne anladığını, habere bakışını ve muhabir kriterlerini ortaya koyan kitap, Hürriyet’te önümüzdeki 10 yılın projeksiyonu çerçevesinde insan altyapısını oluşturmak için başlatılan çalışmalardan sadece biri. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Hürriyet’in bu kitapla ilk somut adımını attığı harekete ‘Gazeteciliğin kalitesini ve güvenirliğini arttırma girişimi’ diyor. Çünkü, tam 55 yıldır Türkiye’de yapılan bütün kamuoyu anketlerinde ‘Gazete denince aklınıza ne geliyor?’ sorusuna verilen cevabın hep ‘Hürriyet’ olması, Hürriyet’e bu mesleğe ilkleri ve yenilikleri getirme, kuralları koyma görev ve hakkını da veriyor. İletişim fakültelerine de dağıtılacak olan Hürriyet Gazeteciliği kitabı, kitapçılarda satışa çıktı.” Hakikaten iyi kitaptı… Doğru, İletişim fakültelerine de dağıtılmıştı o kitap ve ben de öğrencilerimle birlikte inceleme fırsatı bulmuştum. Bununla da yetinmemiş, sonraki birkaç ayda “ilkeler”le Hürriyet’te yayımlanan haberleri de karşılaştırmıştık. Sonuç hakikaten pek fenaydı. O günlerden, bir öğrencimin, bilgisayardaki kimi “word” dosyalarında karşımıza çıkan meşhur ibareye gönderme yaparak hoş bir espri patlattığını da hatırlıyorum: “Bu kitap galibe ‘salt okunur’ formatında düzenlenmiş.”Aslında, niyeti olanın çok işine yarayacak hakikaten güzel bir kitaptı. Fakat anlaşılıyordu ki, kitap bir “çağdaşlık […]

Bu elemanları arayan çok, işi yapacak kimse yok

Medyakronik Hangi meslekler gözde olacak? Yıldızı parlayan sektörler hangileri? Hangi mesleklerin sonu geliyor? Bu ve benzeri konular işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de en çok ilgi çeken haberlerdir. Peki hangi alanlarda istihdam açığı bulunuyor? İşin kapanın elinde kaldığı günümüzde bazı pozisyonlara da aday bulunamıyor. Personel seçme ve yerleştirme firması Select KRM, 2008 yılı başından bu yana firmaların en fazla aradığı ancak istenen nitelikte adayın bulunamadığı pozisyonları çıkarttı. Sonuç şaşırtıcı: İçlerinde bilinen, sık sık duyulan pozisyonlar var. Bu pozisyonlara neden aday bulunamıyor? Uzmanlara göre pozisyonlar da günümüzün koşullarına, iş yapış şekillerine göre yenileniyor, ancak adaylar kendilerini yenilemiyor. 2008 başından günümüze, Select KRM’nin listelediği, Türkiye’de aday bulunamayan pozisyonlar şöyle: Finansal Kontrolör ve Finansal AnalistEn çok talep edilen pozisyonlardan biri olduğu için, adayların ücret beklentileri çok yüksek. Pozisyonda sirkülasyon fazla. Java UzmanıJava yeni ve sürekli yenilenen bir teknoloji. Bu nedenle Türkiye’de bu alanda uzmanlaşmış, deneyimli kişiler bulmak zor. Yönetici AsistanıSirkülasyonu en fazla olan pozisyon. Her firmanın kültürüne ve beraber çalışılacak yöneticiye göre profil çok değişebiliyor. Adaylara da çok talep olduğu için firma kültürüne bire bir uygun kişiyi bulmak zorlaşıyor. İş Geliştirme MüdürüBu pozisyon özellikle yeni yapılanma döneminde olan firmalarda talep ediliyor. Her firmada bulunan bir pozisyon olmadığı ve sektöre göre de tanımı farklılaşan bir pozisyon olduğu için uygun kişiyi bulmak zor. Teşkilatlanma SorumlusuVakıf yapılarına yönelik bir pozisyon. Türkiye’de STK’lar kariyer açısından talep edilmiyor, bu pozisyonda çok fazla uzman yok. İngilizce bilen ResepsiyonistUluslararası firmaların kalıcı veya dönemsel olarak sıkça talep ettiği bir pozisyon. İngilizce bilen kişiler bu pozisyonda görev almak istemiyor, Yönetici veya Departman Asistanlığı pozisyonunu tercih ediyorlar. Yurtiçi ve Yurtdışı Yer Bulma ve Kiralama UzmanıTürkiye’de özellikle gelişen perakende sektörü ile ortaya çıkan bir pozisyon. Büyük perakende firmalarının mağaza yeri bulma, kiralama işlerinden sorumlu olacak bir pozisyon. Yeni gelişen bir alan fakat konuda henüz çok fazla uzmanlaşmış aday bulunamıyor. Mağaza Satış ElemanıHer gün bir yenisi açılan […]

Yaş “başta” değil, kökte

BBC – Simge Sunguroğlu Umeaa Üniversitesi bilim adamları, 2004 yılında İşveç’in Dalarna eyaletindeki Fulu Dağı’nda bulunan ağaç türlerinin sayımını yaparken bir ladin buldu. Ağacın yaşı geçtiğimiz günlerde, köklerindeki karbon miktarını ölçerek (“carbon dating” yöntemi) Florida’da hesaplandı. Bu ölçümde 9 bin 550 yaşında olduğu sonucuna varılan ladin, Yerküre’nin bugüne kadar ulaşılan en yaşlı ağacı. Bilim adamları bu ağaca ulaşmadan önce en yaşlı ağaçların, Kuzey Amerika’da bulunan, yaklaşık 4 bin yaşındaki çam ağaçları olduğunu düşünüyordu. Guinness Rekorlar Kitabı’na giren en yaşlı ağaç, Kaliforniya’daki White Dağları’nda yaşayan ve Methuselah ismi verilen dikenli kozalaklı çam ağaçlarıydı. Klonla sağlanan süreklilik Son Buz Devri’nin bitmesinin hemen ardından kök salmış olduğu sanılan yeni rekortmen, 910 metre yükseklikte yaşayan ve 8 bin yıldan daha yaşlı olduğu düşünülen 20 ladinden oluşan bir küme arasında bulundu. Umeaa Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, ladinin gövde kısmının daha genç olduğu, fakat dört “nesile” yayılan kalıntılar içinde ulaşılan köklerinin 9 bin 550 yıldır gelişim gösterdiği söylendi. Üniversitesinin Fiziki Coğrafya Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Leif Kullman, ağacın gövdesinin 600 yıl yaşadığını, ama biri öldüğünde klonlanan yeni bir gövdenin kök sisteminden çıkabileceğini belirtiyor. “Buz Devri, bugünden daha sıcaktı” Bu keşif sadece ağacın yaşıyla değil, bulunduğu coğrafyanın geçmişi açısında da şaşırtıcı. Çünkü bu keşfe kadar ladin, bölgeye sonradan adapte olmuş “yeni” bir ağaç olarak kabul ediliyordu. Kullman, “Elde ettiğimiz sonuçlar bunun tam tersini gösteriyor. Ladin bu sıradağlardaki bilinen en yaşlı çam türü’’ diyor. Bilim adamı, 10 bin yıl öncesinde de ladinin bölgede çok nadir olabileceğini ve Mezolitik Çağ’nda (Orta Taş Çağı) insanların kuzeye göç ederken türleri de beraberlerinde getirmelerinin akla uygun oluduğunu düşünüyor. Keşif, o çağda bölgenin sanılandan ve hatta bugünkü halinden daha sıcak olduğunu da gösteriyor.

Cumhurbaşkanı Ahmet Gül

Sokağın Dili vatandaşa bu kez Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı’nın adlarını sordu. Bu sorulara verilen cevapların bazıları oldukça yaratıcıydı.Ceyla Büyükuzun Deniz Yurtkuran

Bir atölye de siz ısmarlayın..

Santralistanbul Çocuk Atölyeleri Programı, 10 farklı başlık altında toplam 33 atölye ve iki konferansla 13 Nisan’da başladı. 8 Haziran’a kadar haftasonları gerçekleştirilecek atölyelerde, okul öncesi dönemden başlayarak her yaş grubu çocuklara yönelik çalışmalar yer alıyor. Atölyeler sırasında çocuklar; “Modern ve Ötesi” sergisi içinde sürpriz bir yolculuğa çıkacak, Enerji Müzesi içinde kendi vücutlarını bir makine gibi yönetecek, bir masal perisiyle yola çıkarak sanat eserleriyle ilgili kendi öykülerini oluşturacak, kendi bedenleriyle ışık – gölge oyunları oynayacak, elektronları yakından tanıyarak elektriğin sihirli dünyasına yolculuk edecek, kendi yaşadıkları şehri, İstanbul’u çizerek boyayacaklar. Dilerlerse anne – babaları, büyükanneleri, büyükbabaları ile birlikte “Elektro Şov”a katılabilecekler. Atölyeler, dans, koreografi, fizik, edebiyat, plastik sanatlar gibi pek çok alanda uzman eğitimciler tarafından yürütülüyor. Atölyelere katılım sınırlı olduğundan çocukların kayıt yaptırması gerekiyor. Atölyelere katılım için kayıtlar (0212) 444 0 428 no’lu İletişim Merkezi’nden yapılabiliyor. Askıda atölye Santralistanbul çocuk atölyelerine katılım bedeli ödeme olanağı olmayan çocukların da bu etkinliklere katılabilmesi için bir de “Askıda Atölye programı” yürütülüyor. Ebeveynler çocuklarının kaydını yaparken fazladan bir veya birkaç atölye ücreti ödeyerek Askıda Atölye havuzumuza katılabiliyorlar. Santralistanbul, bu katkılarla, Eyüp bölgesindeki devlet okulları ile kurduğu ilişki çerçevesinde bölge çocuklarının da olası en geniş katılımını sağlamayı amaçlıyor. Askıda Atölye katılımları bilgisi, her hafta sonu santralistanbul Çocuk Atölyelerinde duyuruluyor. Çocuk Atölyeleri Bahar Programı ana sayfası içinhttp://cocuk.bilgi.edu.tr/index.html

Enerji Müzesi’nde elektro akustik gece

Beril TekinHande Çıkıkçı İlki şubat ayında gerçekleştirilen elektro akustik müzik konser serisi Clatter’ın ikincisi Gepgenç Festival’in son günü olan 16 Nisan saat 20:00’de Santralİstanbul Enerji Müzesi’nde yapıldı. Konserde Tuna Pase, Ozan Yurdakul, Koray Tahiroğlu, Emre Değer ve Tolga tüzün eserlerini dinleyici ile buluşturdu.

Tesadüfen isyankar

Paul Auster O, yılların yılıydı; çılgınlığın yılı, ateşin, kanın ve ölümün yılı. 21 yaşıma basmıştım ve ben de herkes kadar çılgındım. Vietnam’da yarım milyon Amerikan askeri vardı, Martin Luther King kısa zaman önce öldürülmüştü, Amerika’nın dört yanında şehirler yanıyordu ve dünya kıyamete doğru ilerliyordu. Elime dağıtılan kartları –1968’de tüm gençlere sunulan seçenekleri göz önüne alınca, verilebilecek en akıllıca cevabın çılgınlık olduğunu düşünüyordum. Üniversiteden mezun olduğum an, varoluşumun derinliklerine kadar nefret ettiğim bir savaşa gönderilecektim ve savaşmamayı kafama koyduğum için önümde sadece iki seçenek kalıyordu: cezaevi ya da sürgün. Şiddet yanlısı biri değildim. Geriye dönüp o günlere bakınca, kendimi sessiz, kitaplara adanmış, kendisini bir yazar olarak eğitmek için çabalayan, Columbia Üniversitesi’nde edebiyat ve felsefe derlerine gömülmüş genç bir erkek olarak hatırlıyorum. Savaş karşıtı gösterilere katıldım ama üniversite kampusündeki hiçbir siyasi harekete dahil değildim. Kendimi SDS’nin (Students for a Democratic Society-Demokratik Toplum için Öğrenciler) amaçlarına yakın hissediyordum ama bir kez olsun toplantılarına katılmamış ya da bildiri dağıtmaya çıkmamıştım. Kitaplarımı okumak, şiirlerimi yazmak ve arkadaşlarım birlikte West End barında içmek istiyordum. 40 yıl önce bugün, Columbia kampusünde bir gösteri düzenlendi. Konu savaşla ilgili değildi, daha çok üniversitenin Morningside Parkında inşa edeceği spor salonuydu sorun. Park kamu arazisiydi ve üniversite –çoğunluğunu siyahların oluşturduğu- yerel halk için ayrı bir giriş inşa etmeyi planladığından, proje adaletsiz ve ırkçı olarak niteleniyordu. Ben de bu değerlendirmeye katılıyordum ama gösteride yer alma sebebim spor salonu inşaatı değildi. Gösteriye çılgın olduğum için katıldım, Vietnam’ım zehri ciğerlerimdeydi ve o gün kampüs içindeki meydanda toplanan yüzlerce öğrenci de spor salonunu protesto etmekten çok içlerini dökmek, hınçlarını bir şeyden, herhangi bir şeyden çıkartmak için oradaydı. Ve hepimiz de Columbia öğrencisi olduğumuza göre, neden askeri araştırma projeleri yürüten ve dolayısıyla Vietnam’daki savaşa destek veren Columbia’ya taş fırlatmaktan geri duracaktık ki? Coşkulu konuşmaları konuşmalar izledi, hiddetli grup onaylamak için kükredi ve sonra birisi inşaat alanına […]

Aynı su ve ışığın fotoğrafları

Medyakronik İstanbul’da ve Atina’da birbirine paralel iki merkezi bulunan Defne Türk-Yunan Derneği’nin bu fotoğraf yarışmasında “su ve ışık” temasını seçmesinin iki amacı var: Birincisi, iki ülke arasındaki ortak denizi bir barış ve dostluk gölüne dönüştürmeyi amaçlamak ve Türklerle Yunanlıların aynı ışığı paylaştığına dikkat çekmek. İkincisi ise küresel ısınmaya ve Akdeniz’in kirlenmesine karşı uyarıda bulunmak. 7-10 Haziran 2008’de her iki ülkede gerçekleştirilecek festivalde düzenlenecek panel, sergi, konser gibi etkinliklerde de yine “su ve ışık” yine ana tema olacak. Akdeniz’de kıyısı olan ülkelerden katılan bilim insanları küresel ısınmayı ve Akdeniz’in kirlenmesine karşı alınacak önlemleri tartışacak. Türkiye’de ve Yunanistan’da kurulan iki ayrı seçici kurulun değerlendireceği yapıtlara Altın Defne, Gümüş Defne ve Bronz Defne ödülleri verilecek. İki ülkeden Altın Defne kazanan fotoğrafçılar dört gün sürecek olan festivale onur konuğu olarak katılacak. Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2008 olan yarışmanın sonuçları 10 Mayıs 2008’de açıklanacak. İki yakadan ödül alan fotoğraflar Türkçe ve Yunanca basılacak olan festival afişlerinin görsel unsuru olarak değerlendirilecek. Katılım için irtibat : Defne Türk-Yunan Dostluk DerneğiAdres: FİGEN ÇİFTÇİNişantaşı Vali Konağı Caddesi 12/11 34000 Şişli-İSTANBULFaks: 0212.2251958Email:enstantane9@gmail.com