Gündem

İşte Ahmet Şık’a ait ‘suç delilleri’

Yazan: Mahmut Hamsici

Ahmet Şık, her tür iktidar odağına dokunup mağdur insanların sesini kamuoyuna duyurmayı hedefleyen hak haberciliği anlayışı nedeniyle yeri geldi işten atıldı, yeri geldi hakkında davalar açıldı, yeri geldi dayak yedi ve şimdi de tutuklandı. O, haberleriyle muktedirlerin gözünde hep suç işledi. Ahmet’in doğum gününde bu kabarık “suç delillerini” tarayıp bir dosya hazırladık.

Haber ve arşiv tarama /

“1991’den beri gazetecilik mesleği ile uğraşıyorum, dört yıldır da Bilgi Üniversitesi’nde gazetecilik üzerine ders veriyorum. Gazetecilik tarafsız bir meslek olmayıp her zaman mağdurun yanında ve ezilenin yanında olmak zorundadır. Gazeteciler görmeyenin gözü, duymayanın kulağı, konuşmayanın sesi olmalıdır. 20 yıl boyunca her zaman hedefime üniforma giymiş ya da kravat takmış iktidarı koymuşumdur. Çünkü iktidar her zaman sorunlu bir alandır. Önemli olan iktidara yandaş olmak değil eleştirmektir.”

Ahmet Şık, gözaltına alındıktan sonra mahkeme sorgusunda gazeteciliğini bu sözlerle açıklamıştı. Ahmet, daha sonraki tüm açıklamalarında da bu gazetecilik anlayışının altını çizdi. Ahmet’in bu gazetecilik anlayışını sürekli vurguluyor olması boşuna değil zira Ahmet de farkında ki kendisi ve tutuklu birçok gazeteci üzerinden aslında savunduğu gazetecilik anlayışı da yargılanıyor.

Ahmet, hiçbir iktidar odağına yanaşmadı, tam tersine hangi iktidar odağı ‘asıl muktedirse’ esas olarak onunla uğraştı, mağdur insanların sesini kamuoyuna duyurmayı hedefleyen bu hak haberciliği anlayışı nedeniyle yeri geldi işten atıldı, yeri geldi tehditlere maruz kaldı, yeri geldi hakkında davalar açıldı ve şimdi de yeri ve zamanı geldi, tutuklandı. Ahmet meslek hayatı boyunca haberleriyle iktidar odaklarının nezdinde çok ‘suç’ işledi.

Aşağıda Ahmet’in bugüne kadar yazdığı haberlerden 21 haberlik bir seçki yer alıyor. Manisa’da işkence gören liselilerin davasından gecekondu yıkımlarına farklı alanlardan daha fazla ‘suç deliline’ ihtiyaç duyan olursa ulaşmak zor değil, devlet kütüphaneleri sabah 09.00 akşam 18.00 arasında hizmette!

Resim-1 / Gazi olayları
İstanbul Gazi Mahallesi’nde 1995 Mart’ında yaşanan olayları Cumhuriyetiçin izleyen muhabirlerden biri de Ahmet Şık’tı. Ahmet olaylar sırasında, sonradan hafızalara kazınacak olan halka ateş açan polislerin fotoğrafını çekecekti. O polislerden mavi montlu olanı Adem Albayrak Gazi davasında bir yıldan biraz fazla hapis yatıp çıkacak, ilerleyen yıllarda meslekten ihraç edildiğindeyse vur emrini Mehmet Ağar, Necdet Menzir ve Hayri Kozakçıoğlu’nun verdiğini belirtip “Yargılanması gerekenler başımızdakiler” diyecekti. 23 kişinin öldüğü o olaylarda tetiği çekenler de, çektirenler de bugün dışarıda, gerçekler için deklanşöre basan Ahmet içeride.

Resim-2 / Gazi Olayları dosyası
Gazi olaylarından kısa bir süre sonra Cumhuriyet, olayları enine boyuna incelemeye aldı. ‘Olayların Perde Arkası: Gazi Mahallesi Dosyası’ adlı dosyayı hazırlayan üç muhabirden biri Ahmet Şık’tı.

Resim-3 / Hasan Ocak cinayeti
Ahmet, özelikle 1990’ların ikinci yarısında faili meçhul cinayetlerle ilgili birçok haber hazırladı. Artık yayınlanmayan Yeni Yüzyıl gazetesindeyken üzerine gittiği bu cinayetlerden biri de Hasan Ocak cinayetiydi.

Resim-4 / Faili meçhul cinayetler
Ahmet 4 Şubat 1998’de Radikal’de yayımlanan faili meçhullerle ilgili haberinde dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ın, hazırladığı Susurluk raporunda faili meçhul olayların 3 Kasım 1996’da gerçekleşen o ‘ünlü’ kazanın ardından bıçak sırtı gibi kesildiğine dair tezini İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) bir raporuna dayanarak çürüttü. Rapordaki birçok faili meçhul cinayet içinde Şırnak’ın İdil ilçesinde işlenen cinayetler de vardı. O dönemin İdil Savcısı İlhan Cihaner bu haberi okuduktan sonra İdil-Midyat karayolu kenarında işlenmiş bir cinayetle ilgili soruşturma dosyasını raftan indirmeye karar vermiş, dönemin İHD Diyarbakır Şube Başkanı Osman Baydemir’le birlikte gidip kimsesizler mezarlığında kazı yaptırmıştı. O savcı ve o gazeteci, yıllar sonra aynı davadan, Ergenekon davasından tutuklanacaktı.

Resim-5 / Hizbullah dosyası
Ahmet, İstanbul Beykoz’da 17 Ocak 2000’de polisle Hizbullah arasında bir ev baskını sonucu yaşanan çatışmadan birkaç ay sonra ‘Hizbullah ve Kurbanları’ dosyasını hazırladı. Dosyada Türk Hizbullahı’nın 1990’lı yıllarda önü açılarak gerçekleştirdiği cinayetler ve saldırılar bizzat tanıkların ağzından aktarıldı.

Resim-6 / İntifada
İsrail’in ‘Kasap’ lakaplı eski Başbakanlarından Ariel Şaron’un 2000 Eylül’ünde Kudüs’te Haremmüşşerif’i ziyaret etmesiyle ikinci Filistin İntifadası’nın patlak vermesi üzerine gelişen süreçte Ahmet, kutsal topraklardaydı. Ahmet ve Ayşe Karabat günlerce Gazze, Ramallah gibi kanayan merkezlerden, sıcak çatışmaların içinden gerçekleri Türkiyeli okurlara aktarmıştı.

Resim-7 / Hayata dönüş operasyonu
Radikal, 2, 3, 5 Temmuz 2001 tarihlerinde manşetten verdiği ‘Hayata Dönüş’ operasyonuyla ilgili haberlerde operasyonun gizlenen yüzünü ortaya çıkarmak adına önemli bir adım attı. Bugün hâlâ yüzleşilememiş bu operasyonla ilgili 2 Temmuz’daki haberin başlığı hayli manidardı: ‘Gerçeğe dönüş’. Haberlerde Ahmet Şık’ın imzası vardı.

Resim-8 / Gürbuz Çapan
Ahmet gazetecilik hayatı boyunca hiçbir ‘angajmana’ girmeyen bir gazeteci olarak tanındı. Örneğin yeri geldiğinde solda bir isim olarak anılan eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan hakkındaki vahim suç iddialarıyla ilgili haber yapmaktan çekinmedi.

Resim-9 / Bölücü takvim olayı
Ahmet gazetecilik yaşamı boyunca Kürt halkına yönelik ayrımcılıkla ilgili birçok habere imza attı. Hakkari’de HADEP’in (Halkın Demokrasi Partisi) hazırladığı takvimde ay isimlerinin İngilizce, Türkçe ve Kürtçe basılması ‘PKK’ya yardım ve yataklık’ sayılınca Radikal, konuyla ilgili Ahmet’in haberini manşete taşımıştı: ‘Bölücü takvime suçüstü!’

Resim-10 / Irak işgalinde Kuzey Irak
Irak işgali başladıktan kısa süre sonra Ahmet ‘gönüllü olarak’ Irak’ın kuzeyine gitmiş ve günlerce savaş bölgesinden bildirmişti, büyük tehlikeler atlatarak ve ‘embedded’ (iliştirilmiş) da olmadan!

Resim-11
/ Nevruz 2000
Ahmet meslek yaşamı boyunca birçok kez Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan ‘bildirdi’. 2000’de de Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarını izlemişti. Kutlamaların bayram havasında geçmesini Radikal, ‘Nevruz ateşi yakmadı’ başlığıyla okurlarına aktarmıştı.

Resim-12
/ Alevi gençler konuşuyor
Ahmet ve Hatice Yaşar, 2002 Nisan’ında Alevi gençlerin sorunlarıyla ilgili bir dosya haber hazırladı. ‘Alevi Gençler Konuşuyor’ başlıklı günlerce süren dosyada bu kesimin sorunları yaşayanların ağzından aktarıldı.

Resim-13
/ Kilisesiz cemaat
Ahmet’in azınlıkların sorunlarıyla yaptığı haberlere bir örnek: ‘Kilisesiz cemaat’. İskenderun’da tarihi kiliseleri 1970 yılında yıkılan Protestanlar’ın kendi yaptıkları kilise ‘toplumda infial yaratıyor’ diye kapatılınca Ahmet sorunu haberleştirmişti.

Resim-14
/ Kürtçe isim fişlemesi
Radikal’in 29 Aralık 2003’te manşete taşıdığı haberde ‘uyum yasalarıyla’ birlikte Kürtçe isim için mahkemelere başvuranların jandarma tarafından nasıl fişlendiği anlatılıyordu: ‘Jandarmamız görev başında!’

Resim-15 / Bölücülük delilleri
Ahmet’in, Erzurum’da bir üniversite öğrencinin imzasının Kürtçülük kelimesine benziyor diye okuldan atılması ile Hakkari’de mitinge katılanların ‘ağzı açık fotoğraflarının’ bölücülük delili olmasıyla ilgili haberini Radikal‘Bir başkadır benim memleketim’ başlığıyla anonsladı.

Resim-16 / Ağır tahrik-hafif tahrik
Ahmet’in imzasıyla 5 Temmuz 2004’ten bir kadın hakları haberi: Adana’da aynı mahkeme, kendisine tecavüz ettikten sonra evlendirildiği ve sürekli dayak yediği kocasını öldüren kadınla ilgili cinayet davasında dayağı hafif tahrik sayıp kadına 24 yıl ceza verirken, eşini bıçaklayarak öldüren bir erkeğe verilen 24 yıllık cezayı ortadaki ‘aldatma’ vakasını ağır tahrik indirimi sayıp altı yıl sekiz aya indirdi!

Resim-17
/ Çerez değil ekmek parası
Ahmet’in çocuk haklarıyla ilgili haberlerine bir örnek: ‘Çerez değil ekmek parası’. Haber, Gaziantep’te üç bin hanenin kadın ve çocuklarının sabahtan akşam fıstık çıtlatarak ekmek paralarını çıkarmaya çalışmasıyla ilgiliydi.

Resim-18 / Uğur Kaymaz cinayeti
Ahmet’in 2004’te üzerine gittiği olaylardan biri de Uğur Kaymaz cinayetiydi. 29 Kasım tarihli haberde öğretmeninin ve komşularının anlattıkları küçük Uğur’un ortada hiçbir tehdit yokken polis tarafından taranarak öldürüldüğünü ortaya koyuyordu.

Resim-19 / Rektör protestosu
Ahmet’in üniversite öğrencilerinin haklarıyla ilgili hazırladığı haberlerden biri… Mesut Parlak’ın rektör olduğu İstanbul Üniversitesi’nde sivil polisleri bir etkinlik sırasında alkışla protesto eden öğrencilere verilen cezalarla ilgili haberinin başlığı ‘Alkışlar rektör beye!’ idi.

Resim-20
/ TSK fişlemesi
Her ne kadar Alper Görmüş ‘Darbe günlükleri’ haberinde Ahmet’in payının olmadığını belirterek ‘manidar’ bir açıklama yapmış olsa da Ahmet, Noktadergisinde çalışırken birçok önemli habere imza atmıştı. Bunlardan biri de Genelkurmay’ın andıçıydı. TSK’nın gazeteciler hakkındaki ‘fişleri’ bu haberden sonra günlerce tartışılmıştı.

Resim-21 / Asker annelerinin acısı
Ahmet, Nokta’nın kapağına taşıdığı bir başka haberinde çocuklarını çatışmalarda kaybeden asker annelerinin acısına dokunuyor ve solun bu acıya yeteri kadar kulak vermeyerek 2000’lerdeki milliyetçi yükselişe katkı sağlayıp sağlamadığını sorguluyordu. Soruşturma haberde soldan birçok isim özeleştirel konuşmuştu: “Dağda yaşamını yitiren askerlerin ve ailelerin acısına daha fazla duyarlı olmaydık.”

Yorum yazın