Etiket feminizm

Bilgi-Bonn Lisansüstü Öğrenci Konferansı’nda çok katmanlı tarih tartışmaları

İstanbul Bilgi Üniversitesi ile Bonn Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen BİLGİ-BONN Tarih Lisansüstü Öğrenci Konferansı, tarih disiplinine disiplinlerarası yaklaşımları odağa taşıdı. İki gün süren konferansta hafıza politikaları, toplumsal cinsiyet, hayvan tarihi, emek ilişkileri ve kimlik çalışmaları gibi farklı başlıklarda genç araştırmacılar sunumlarını paylaştı. Etkinlik, akademik tartışmaların yanı sıra lisansüstü öğrenciler arasında dayanışma ve fikir alışverişi zemini oluşturdu.

Kadınlar gününde pankartların düellosu

8 Mart 2025’te Taksim’de, polis ablukasında başlayan yürüyüş, yalnızca patriyarkanın baskısına karşı değil, kadınların birbirine dönük sessiz savaşına da sahne oldu. Bir yanda “Jin Jiyan Azadî”nin yankısında büyüyen evrensel dayanışma, diğer yanda Sabiha Gökçen’in portresinde somutlaşan Femonasyonalizm...

Barbie, Ken’e yenildi mi?

Oscar ödül töreni, bu yıl 96’ncı kez Hollywood’daki Dolby Tiyatrosu’nda gerçekleşti. Törenin en ilgi çekici anlarından biri, Barbie filminin başrol oyuncularından Ryan Gosling’in, ilerleyen saatlerde en iyi şarkı ödülünü alacak olan “I’m Just Ken” (Ben Sadece Ken’im) performansıydı.  Törenden sonra…

Erkekler 2010’da 217 kadın öldürdü

göre, yıl boyunca gazetelerden, internet sitelerinden ve haber ajanslarından derleyerek hazırladığı çetelelere göre, erkekler 2010’da en az 217 kadın ve üç çocuğu öldürdü, 164 kadın ve 4 çocuğu yaraladı. En az 381 kadın ve çocuk tacize, 207 kadın ve çocuk tecavüze maruz kaldı. Taciz ve tecavüze maruz bırakılanların büyük çoğunluğu çocuklardı. 23 kadının intihar ettiği öne sürüldü ya da şüpheli şekilde yaşamlarını yitirdiler. En az 646 erkek ve oğlan çocuğu cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının faili olarak gözaltına alındı, tutuklandı ya da aranmaya başlandı. Faillerinin öğretmenler ya da aile bireyleri olduğu taciz ve tecavüz olaylarının çetelemizde, “failin kimliği” haber değeri taşıdığından bu denli yüksek oranla yer bulabildiği düşünülebilir. Öte yandan rakamlar, taciz ve tecavüzün okullarda, evlerde, sokaklarda ne kadar yaygın olduğunu, kadın ve çocuklara en çok tanıyıp güvendikleri erkeklerin taciz ve tecavüzde bulunduğunu göstermek açısından önemli. Tacizciler mahkemeden serbest Gazetelere, internet sitelerine ve ajanslara yansıyan haberlerden, cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarına ilişkin hukuki sürecin gelişimini izlemek her zaman mümkün olmadı. Ancak özellikle taciz ve yaralama olaylarında fail, sıklıkla savcılıktan ya da mahkemeden serbest bırakıldı. “Taciz” suçunun cezası iki yıldan az olduğundan mahkemeler cezaya hükmetse bile genellikle hükmün açıklanması geri bırakıldı. Tecavüz zanlılarının Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gecikeceği gerekçesiyle tahliye edildiği de kadınların buna karşı gerçekleştirdikleri protesto gösterileri de haberlere yansıdı. Haberlerde göremediğimiz için psikolojik, ekonomik ve duygusal şiddete dair veriler ise çetelemizde yer bulmadı. Ancak tüm şiddet türlerinin birbiriyle ilişkisini gözeterek 2010 yılı boyunca haberlere konu olan tüm olaylarda kadınların aynı zamanda psikolojik, sözel ve ekonomik şiddete maruz bırakıldığını söylemek elbette mümkün. Ayrıca ekonomik, sözel ve psikolojik şiddetin kadınları, kendilerine şiddetten uzak bir hayat kurmak konusunda güçsüz bıraktığını da hatırlamak gerek. Şiddetin şehir ve bölgelere göre dağılımı 2010’da kadın ve çocuklara yönelik cinayet, yaralama, taciz ve tecavüz olaylarının şehirlere, bölgelere, fail ve mağdurların yaşlarına, failin mesleğine, failin […]

‘Özel hayatın gizliliği’nden sınıfta kalan okul

British International School İstanbul, yabancı uyruklular ve konsolos çocukları ile yabancı ülke vatandaşlığına da sahip Türkiyelilerin çocuklarının öğrencisi olabildiği özel okullardan biri. Avrupa Birliği (AB) Başmüzakerecisi Egemen Bağış’ın da velileri arasında bulunduğu okul kapısından AB’nin sıkı sıkıya savunduğu “özel hayatın korunması” ilkesi giremiyor. 15 yıldan uzun bir zamandır Türkiye’de faaliyet yürüten uluslararası bir okul olan British International School İstanbul’da kütüphaneci olarak çalışan Hülya Osmanağaoğlu, okul yönetimi tarafından elektronik posta yazışmaları yasadışı elde edilerek ve bilgisayarına kayıtlı kimi yazılar gerekçe gösterilerek tazminatsız olarak işten atıldı. Okul idaresinin yasadışı bir şekilde elde ettiği ve tazminatsız işten çıkarmaya gerekçe gösterdiği “kanıtlar” arasında, Osmanağaoğlu’nun bir arkadaşına yazdığı elektronik postada “Patron çok az zam verdi” yakınması, üyesi olduğu feminist bir grubun Novamed’li kadın işçilerle dayanışma için yaptığı basın açıklaması, tacize karşı mor iğne eylemi, toplantı notları ve feminist gruba ait yasal dergide yayımlanmış yazılar yer alıyor. Osmanağaoğlu’nun kişisel verileri ve yazılarının rızası dışında elde edilmesi Türk Ceza Kanunu’nun haberleşmenin gizliliğini ve özel hayatın gizliliğini ihlâl ve kişisel verilerin kaydedilmesi gibi maddeleri uyarınca suç oluşturuyor. British International School yetkilileri ise konu hakkında açıklama yapmayacaklarını söyledi.Sen misin feminist eylemlere katılan? 2007’den bu yana okulun ortaokul ve lise bölümünün kütüphanesinde çalışan Hülya Osmanağaoğlu’nun özel elektonik postalarının yasadışı bir şekilde elde edilip, önce politik görüşlerinden ötürü “polis çağırırız” diye tehdit edilerek istifaya zorlanması ve tazminatsız işten çıkarılmasının ardındaki hikâyeler ibret verici. 8 Mayıs Cuma günü öğle tatilinde okul müdürü Brian Smith’in odasına çağırılan kütüphaneci Osmanağaoğlu, okul yönetimi tarafından elektronik postalarının okunduğunu öğrendi. Smith’in kendisine elektronik postalarının içeriklerinde yer alan politik konular nedeniyle okulda sorun çıkacağını söylediğini belirten Osmanağaoğlu daha sonra yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Müdür Smith, yazışmaların içeriklerinde Kürt sorunu, sol ve feminizm ile ilgili konuların bulunduğunu, kimi feminist eylemleri örgütleyip bu eylemlere katıldığımı tespit ettiklerini sert biçimde söyledi. Sonra da, ‘Sen okulun bilgisayarından siyasi görüşlerinle ilgili nasıl mail gönderebilirsin? […]

Kavramların kadıncası

Güncel sözlüklerdeki tanımına göre Thesaurus ‘belirli bir alandaki sözcükleri ya da kavramlar grubunu içeren bir tür ansiklopedi’. Thesaurus, belirli bir konu alanı için oluşturulan bilgi-belge yönetimi sistemleri içinde, söz konusu alandaki bilginin tanımlanmasını ve erişimini en etkin düzeyde gerçekleştirmek için kullanılan bir araç. Bilgiyi tanımlamak için kullanılan dil, kadın hareketi ve kadın çalışmaları alanındaki gelişmeleri izleyemiyor ve bu durum çoğu kez bilginin erişimine engel oluyor. Kadınlarla ilgili belgelerin, cinsiyetçi olmayan tanımlanması, kataloglanması ve kadınların kendileriyle ilgili bilgilendirme haklarının aracı olarak görülen kadın Thesaurusu, bilginin önünü tıkayan sistem bozukluklarını ve bilgi kaybını engellemeyi amaçlıyor. Avrupa’ya ihraç 500 Türkçe terim Kadınlarla ilgili her çalışmanın, kadına ait özel bir bakış açısı gerektirdiği fikriyle hazırlanan Türkiye Kadın Thesaurusu (kadın konulu kavramlar dizini), bilginin içeriğini tanımlama ve erişim süreçlerinde ortak bir dil oluşturma işlevi görecek. Tarih, hukuk, psikoloji, sağlık, kültür gibi 20 ana konuda, 40’dan fazla uzman ve akademisyen tarafından, 3,5 yıllık bir çalışmanın neticesinde ortaya çıkan Thesaurus, Türkiye’de örneği ve standardı bulunmadığı için Avrupa Kadın Thesaurus’undan yararlanılarak hazırlandı. 2 bin 87 terimden oluşan ve 29 Avrupa ülkesinde kullanılan Avrupa Kadın Thesaurus’una 500 yeni Türkçe terim eklendi. Böylece, uluslararası alanda, bütün Avrupa’da kullanılacak terimlerde standartlaşmayı ve kaynak erişiminde ortak kavramlar üzerinden arama yapılması sağlanacak. Türkiye’nin ilk Thesaurusu Thesaurus, terimleri standartlaştırdığı için bilgi kaybını önleyen bir indeksleme yöntemi. Ancak, Avrupa’da 1960’lardan beri gündemde olan Thesaurus geleneğinin Türkiye’de bir örneği yok. Türkiye Kadın Thesaurusu, kadın örgütlerinde, üniversitelerin kadın çalışmaları bölümlerinde, kadınla ilgili devlet kuruluşlarında, kadın merkezlerinde, yayın kuruluşlarında, özel ve yerel arşivlerde, kamu kütüphanelerinde, kadın hareketi, duruşu ve sorunları ile ilgili bilgi ya da belge arayanlara, bilgi tarama ve erişim aracı olarak hizmet verecek. Kadın Eserleri Kütüphanesi’ndeki tüm belgelerin Thesaurus’a göre içeriği tanımlanınca, online sistemde, kütüphane çatısı altında aranan bir konu ile ilgili her türlü malzemeye erişimi sağlayacak bir sistem bu aynı zamanda. Klasik yöntemlerden farklı Türkiye’deki […]

Kadınlar vardır…

Kadınların siyasette ne kadar temsil edildiği, pozitif ayrımcılık, kota tartışmaları kadın örgütleri ve siyasi çevrelerde sürüp giderken yerel seçimler kapıya dayandı ve adaylar bir bir açıklanmaya başladı. Bağımsız kadın örgütleri ve feministlerin bir araya gelerek oluşturdukları Seçimler İçin Feminist Kollektif Platformu da kendi adayını açıkladı: Ülfet Taylı. Beyoğlu Belediyesi başkan adayı Taylı, Mor Çatı gönüllüsü olarak yıllardır kadın hareketinin içinde olan bir feminist aktivist. Özellikle kadınlar için Beyoğlu’nun sorunlarını irdeleyen ve bunlara feminist bir perspektiften çözüm yolları arayan Taylı’nın seçim vaatleri de alışılmışın dışında. O, ne bir ev bir araba anahtarı, ne de mazotu 1 TL yapmayı vaat ediyor. Daha gerçekçi, daha insani, daha kadınca vaatlerle oy toplama hedefinde. Kadınların, emekçilerin, engellilerin, eşcinsellerin, etnik ve dinsel kimliği yüzünden dışlananların, sosyal, siyasi ve iş yaşamına entegre olmalarını sağlayacak önerilerle geliyor karşımıza.Türkiye’de kadınların siyasi yaşama katılımı neden az? Siyasette aktif rol oynamalarını engelleyen unsurlar nedir?Cumhuriyetin kuruluş yıllarında parlamentoda o yıllar için oldukça iyi sayılabilecek bir oranda temsil edildiklerini görüyoruz kadınların. Feminist tarihçiler Osmanlı kadınlarının bu konuda ciddi mücadeleler verdiklerini de ortaya koydular. Ama bu dönemde egemenlerin onlar için çizdiği sınır, ülkenin “çağdaş medeniyetler” seviyesinde olduğunu ortaya koymaları, ülkenin vitrini olmaları. Kendileri için siyaset yapamıyorlar, nitekim bir kadınlar partisi kurmalarına izin verilmiyor. Günümüzde parlamentoda yakalayabildiğimiz oran yüzde 10, yerel politikada ise başkanlık düzeyinde nerdeyse binde 6. Hala siyaset erkeklerin alanı. Kadınları katmaya dönük mekanizmalar yok denecek kadar az. DTP kota uyguladı ve bunun olumlu sonuçları kısa sürede alındı. Parlamentoya girme ihtimali yüksek olan diğer partiler uygulamıyor kotayı. Ayrıca siyaset yapma tarzı da kadınların siyasetten uzak durmalarına yol açıyor. Çocuk bakmaları gereken saatlerde toplantılar yapılıyor, çocuklarını alıp bu toplantılara gitmeleri mümkün değil. Siyasi yaşam erkek egemen. Kadınların kendilerine alan açmaları hiç kolay değil. Bir kere kadınların deneyimleri değersiz sayılıyor. Söyledikleri, yaptıkları değersizleştiriliyor. Ne yazık ki, hala asıl yerleri ev, asıl görevleri de ev işi, […]

“Belgin Çelik olarak adaylığımı koydum”

Son günlerde gündemi en çok meşgul eden konu, hiç kuşkusuz 29 Martta yapılacak olan yerel seçimler. Seçim tarihi yaklaşırken, partilerin belirlediği belediye başkan adayları arasındaki rekabet de hızla artıyor. Yolsuzluk iddiaları, suçlamalar, sorulan hesaplar, seçim kampanyası adı altında yapılan bağışlar, yardımlar… Bunlara her gün bir yenisi eklenirken, sokakta da kafamızı çevirdiğimiz her yerde farklı adayların afişlerini görüyor, sloganlarını okuyoruz. Oturduğumuz mahallelerdeki muhtar adayları arasındaki yarış da, belediye başkan adaylarını aratmıyor. Her mahalleden birkaç muhtar adayının çıktığı bu seçim döneminde en dikkat çekici olanlaran biri kuşkusuz Beyoğlu Katip Mustafa Çelebi Mahallesi’ndeki yarış. Üç kişinin rekabetine konu olan mahalledeki adaylardan birisi adından sıkça söz ettiriyor: Belgin Çelik. Basının “transeksüel muhtar adayı” olarak dikkatini çektiği Çelik, cinsel kimliğine vurgu yapılmasından çok yapacağı işlerin anlatılmasını istiyor. Çünkü Çelik, Katip Çelebi Mahalesinin ilk kadın muhtar adayı. 53 yaşındaki Artvin doğumlu Çelik tam 30 yıldır Beyoğlu’nda yaşıyor. Transeksüel bir muhtar adayı olması insanların dikkatini çekse de o, “Ben belgin Çelik olarak adayım, bir transeksüel olarak değil” diyor ve yaptığı işlerden muhtarlık adaylığı serüvenine kadar olan hikayesini anlatıyor:Muhtar adayı olma fikri nasıl ortaya çıktı?Aslında hiç öyle bir düşüncem yoktu. Birgün, Amargi’ye gittim ve kadın arkadaşlarım “Belgin, neden muhtarlığa adaylığını koymuyorsun?” dediler. Aynı öneriyi Esmeray’a da götürmüşlerdi. Şoke olmuştum. Ayrıca bizim mahallenin çok iyi bir muhtarı vardı, cesaret edip onun karşısına çıkamazdım. Ancak o sonra vefat etti ve valilik onun yerine başkasını atadı. Bu yeni muhtarın 2007 yılında, kendi mahallesinin sınırları dışındaki bir sokakta yaşayan travesti ve transeksüellerin yaşadığı evleri bastığını duydum. Ayrıca Mor Çatı için “fuhuş yuvası” yakıştırması yapıyordu. Karşısına çıktım. Bana devlet tarafından atandığını, polise destek olabilmek için bunu yapabileceğini söyledi. Birinin bu muhtara dur demesi gerektiğini düşündüm ve adaylığımı koydum.Kadın ve transeksüel kimliğiniz dolayısıyla, yapacağınız çalışmalarda bu iki grup sizin için öncelik teşkil edecek mi?Eğer seçilirsem, “hiçbir ayrım gözetmeksizin” söz verdiğim tüm vaatleri yapmakla mükellefim. […]

Siyasette kadının adı yine yok

Siyasi partiler 29 Mart yerel seçimlerinde yarışacak adaylarının listesini il ve ilçe seçim kurullarına teslim etti. Siyasi partilerin kadın adaylara yönelik kota ve benzeri vaatlerine karşın listelerde yer alan kadın aday sayısı yine yok denecek kadar az. Kadınların 10 ilde ve 54 ilçede erkek rakipleriyle yarışacakları bu seçimlerde de belediye başkanlıkları için 2 bin 941 koltuk sayısına karşılık AKP, CHP, MHP, DTP, DP’nin toplam kadın aday sayısı 171 oldu. Bütün bu adayların seçildiği durumda dahi ortaya çıkan yüzde 6’lık temsil olasılığı ise siyasette kadının adı yine yok dedirtiyor. Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) düzenlediği, “Siyasette kadın: Ne kadar katılıyor ve ne kadar temsil ediliyoruz?” sorularına cevap aradığı toplantıda da siyasette kadın temsiliyetini Türkiye’de yaklaşan yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri ışığında değerlendirildi. Kadın varsa yolsuzluk yok Avrupa Parlementosu’ndan Liberal Parti’nin Danimarka temsilcisi Karin Riss Jorgensen ve Kadın Adayları Destekleme Derneği (KA-DER) Başkanı Hülya Gülbahar’ın da katıldığı toplantının açılış konuşmasını yapan KAGİDER Başkanı Gülseren Onanç dünya nüfusunun yüzde ellisini kadınların oluşturmasına rağmen, politik liderler arasındaki temsilin hem Türkiye’de hem dünyada, bu oranın çok altında olduğunu söyledi. Yapılan araştırmalarda kadın temsilinin yüksek olduğu yönetimlerde yolsuzluk oranlarının azaldığın belirten Onanç, “Hem de Birleşmiş Milletler gelişmişlik endeksinin de vurguladığı gibi, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayabilmiş ülkeler, vatandaşlarına daha yüksek bir yaşam standardı sağlayabiliyorlar. Özellikle yerel seçim sürecinde, iktidar partisi AKP elindeki kaynakları daha çok seçim kazanma yönünde kullandı. Bu gücün kadınların biraz daha siyasete katılması yönünde kullanılmasının demokrasi adına önemli bir adım olacaktı” dedi. Kadın aday oranı yüzde 6 KA-DER Başkanı Hülya Gülbahar 29 Mart seçimlerinde CHP’nin 46, DTP’nin 37, AKP’nin 18, MHP’nin 34, DP’nin ise 36 kadın belediye başkan adayı gösterdiğini; bu beş partinin adaylarının toplamının 171 ettiğini belirtti. Bu yıl için belediye başkanlıklarında 2 bin 941 koltuk olduğunu ve bu 2 bin 941’in içinde sadece 171 kadın aday gösterildiğini vurguladı. Her seçim döneminde […]

50 liraya şeriat

Yeni banknotlar yılbaşında tedavüle girdi. Küçüklüğüne bakıp, “Monopoly parası gibi” ya da “oyuncak mı bu?” diye eleştirildi. Yeni paralardaki değişiklikler küçüklükleriyle sınırlı değildi. Ön yüzünde her zaman olduğu gibi Atatürk portresi bulunan paraların arka yüzlerinde ise ilk kez bilim ve edebiyat alanında isim yapmış kişilere yer verildi. Bu isimlerden birisi de 50 liralık banknotların arka yüzünde yer alan yazar Fatma Aliye’ydi. Böylece Türk parasında ilk kez bir kadının portresine yer verilmiş oluyordu. Gayya kuyusu internet… Osmanlı döneminin muhafazakâr feminist yazarı Fatma Aliye’nin paralarda yer alacağının duyurulmasının hemen ardından internette bir yazı dolaşmaya başladı. Hemen herkesin kendi imzasını atttığı ve bildik endişeler yer verilen yazıda, “Fatma Aliye’yi Atatürk’ün yerine yerleştiren nedenin onun romancılığı olduğunu sanıyorsanız aldanıyorsunuz. Asıl neden onun İslamcılığı ve Atatürk devrimlerine karşı olması” deniliyor. Fatma Aliye’nin, Atatürk’ün getirdiği yeniliklere karşı olduğu için ülkesine yabancılaştığı ve uzaklaştığı anlatılan yazıda yazarın Atatürk düşmanlığı da, “Saltanatın kaldırılmasını, alfabenin değiştirilmesini ve padişahın düşürülmesini, Fatma Aliye Hanım asla kabul edememiş, Mustafa Kemal’e hep karşı olmuş” diye anlatılıyor. “Şeriat geliyor” çığlıkları Bu metin çeşitli paylaşım sitelerinde ve bloglarda da yer buldu. Aliye popüler sosyal ağ Facebook’ta, “Atatürk düşmanı kadını paramızda istemiyoruz” isimli bir grubun açılmasına neden oldu. Kısa zamanda 17 binden fazla kişinin üye olduğu grupta Fatma Aliye, “Şeriatçı cumhurbaşkanının olduğu ülkede banknota resmi basılan Atatürk düşmanı” diye tarif ediliyor. Facebook’ta kurulan grupta da kullanılan ve Fatma Aliye’nin fotoğrafının 50 TL’lik banknotta yer almasından duyulan “bildik endişelerin” dile getirildiği yazı yine bildik cümlerle sona eriyor: “Hem Atatürk’ü paraların, hiç olmazsa, bir yüzünden çıkardılar. Hem de onun yerine antilaik, İslamcı bir kadını koydular. Evet ya sonra ne olacak arkadaşlar. Yavaş yavaş kurmayı hayal ettikleri şeriat kanunlarının işlediği bir islam devleti kurma adına şimdi sıra neye gelecek? Yükseltin sesinizi, mahalle baskısına boyun eğmeyin!” Facebook’un kimi hassas üyeleri, bu durumu protesto edip 50 TL’lik banknotları kullanmamayı bile teklif […]

Osmanlı’nın feministleri

Bugün Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını kazanmasının 74. yıl dönümü. Aradan geçen yıllar boyunca kadının hak mücadelesi siyasal, kültürel, sosyal alanlarda devam etti. Feminist mücadelede yer alan kadınların sokaklara inmesi ya da taleplerini daha gür bir sesle dile getirmesine ilişkin örneklerle son yıllarda daha sık karşılaşsak da, bu topraklardaki kadın mücadelesinin kökeni Osmanlı dönemine kadar iniyor. Osmanlı modernleşmesinin başlangıcı kabul edilen 1839 ikinci Tanzimat dönemiyle birlikte kadın hareketindeki aktif mücadelede başladı. Bu dönemde kadınlar, gösterdikleri çabalar sonunda özellikle eğitim alanında bir takım haklara kavuştu. Böylece çeşitli öğretmen okulları, rüştiyeler (lise) ve ebelik mesleğini öğreten kimi kurumlar açıldı. Eğitimin içinde yer almalarıyla beraber gelişen bilinçlenmeyle de çeşitli sorgulamalara girişen kadınlar 1869 yılında, dönemin feminist hareketinin ilk yayını olarak bilinen Terakki-i Muhaderat isimli kadın dergisini çıkardı. Derginin yayımlanmasıyla birlikte başlayan kadınların erkeklere karşı verdiği var olma mücadelesi ve eşit birey olarak tanınma talepleri de ciddi atılımlara yol açtı. “Osmanlı Kadın Hareketi” adlı kitabın yazarı İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Doçent Doktor Serpil Çakır da, geçen hafta (29-20 Kasım 2008) Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Enstitüsü tarafından düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Konferansı’nda konuyla ilgili yaptığı konuşmada bu mücadeleden örnekler verdi. Önce yayın sonra dernek Çakır, kadınların varolma çabalarının Tanzimat’tan sonra hızlandığını özellikle dergiler, dernekler aracılığıyla seslerini duyurmak istediğini belirterek Cumhuriyetin ilan edildiği döneme kadar kadın dergi ve gazetelerinin sayısının 40’ı bulduğunu söyledi. Hanımlara Mahsus Gazete, Şüküfezar, Demet, Mehasin, Kadın, Kadınlar Dünyası gibi kadın dergileri çıkarıldığını anlatan Çakır, “Bu dergiler kadınlara kendilerini birey olarak ifade etme, sorunlarını dillendirme ortamını sağladı. Her kesimden kadınların yazma ürkekliğini, çekimserliğini gidermede, taleplerini iletmede ve sesini duyurmada önemli işlev gördü. 1910’larda bu gayretler sonuç verdi ve kadın hareketi kurumsallaşmaya başladı. Aynı tarihsel süreç içerisinde 30’a yakın kadın derneği de kuruldu. Dernekler vasıtasıyla, bireysel talepler örgütlü birliklere dönüştürüldü, sorunların çözümü için ortaya konulan öneriler uygulamaya geçirildi” diye konuştu. Osmanlı’nın feministleri Tarihin tozlu […]