Gündem İnsan hakları Üniversite

Bir protesto, üç yer, üç insan: Z Kuşağı’nın gözünden 19 Mart eylemleri

Yazan: HaberVesaire

19 Mart sabahı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, Türkiye genelinde protestolara yol açtı. Üç ayrı şehirde sokağa çıkan gençler, yaşadıklarını ve hissettiklerini anlattı.

- A +

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart 2025 sabahı gözaltına alınması, yurt genelinde geniş yankı uyandırdı. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere birçok şehirde protestolar düzenlendi. Siyasi partilerin çağrısıyla başlayan eylemler, kısa sürede geniş kitlelerin katıldığı vicdani bir tepkiye dönüştü. Bu süreçte sokağa çıkan üç genç, farklı şehirlerde yaşadıklarını HaberVesaire’ye anlattı.

Temsil eksikti, ama yalnız da değildik”
İzmir / Alsancak – Ömer Akpınar

İzmir’de protestolar sabah saatlerinde Lozan Meydanı ve Alsancak Garı çevresinde başladı. Üniversite öğrencisi Ömer Akpınar, beş gün boyunca eylemlere katıldı:

“İnsanlar meydanlardaydı ama siyasi temsilcilerden kimse ortada yoktu. Halk yalnızdı. Polis başta sakindi ama 27 ve 28 Mart’ta müdahaleler sertleşti. TOMA’dan sıkılan suda biber gazı vardı. Gözlerim sızladı, cildim yandı. Bu bir dağıtma değil, caydırma girişimiydi.”

Protestolarda zaman zaman provokatif grupların da bulunduğunu söyleyen Akpınar, buna rağmen topluluğun kararlılığına dikkat çekiyor:

“Göz göze geldiğim insanlarda bir kırgınlık ama aynı zamanda inat vardı. Yalnızdık, ama vazgeçmiyorduk.”

İstanbul / Boğaziçi’nden Saraçhane’ye
Yasemin Ertan: Artık sadece izleyen değil, söyleyen taraftaydım

Yasemin, Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci. Kampüs, yıllardır protestolara sahne oluyordu ancak o hep izleyici olarak kalmıştı. Derken Ekrem İmamoğlu’nun gözaltı haberi duyuldu sınıfta. Arka sıralardan gelen “Saraçhane’ye gidelim mi?” sorusu bir fısıltıydı, ama tüm okulu sardı.

“İlk gün gidemedim. Korktum. Ama ikinci gün içimden bir ses ‘Sen çıkmazsan, kim çıkacak?’ dedi. Saraçhane’ye gittim.”

Yasemin’in metroyla başlayan yolculuğu, başka bir ruh haline evrildi. Vagonda sloganlar, meydanda kararlılık vardı. Kalabalıkta çay dağıtanlar, pankart tutanlar, ağlamamak için kendini tutanlar…

“O kalabalığın içinde biri bana elini uzattı, bir diğeri çay verdi. Göz göze geldiğimizde her şey belliydi: Yalnız değiliz.”

Kampüse döndüğünde sessizlik hakimdi. Ama Yasemin’e göre o sessizlik, içi dolu bir sessizlikti. Artık sadece alkışlayan değil, katılan taraftaydı. “Hayatımda ilk kez cesaretin ne olduğunu hissettim” diyor.

“Orada olmak bir siyasi tercih değil, varoluştu”
İstanbul / Saraçhane – Mert Telciler

Koç Üniversitesi mezunu Mert Telciler, özel bir şirkette çalışıyor. İmamoğlu’nun gözaltı haberini işyerinin WhatsApp grubundan öğrendi. Sinirlendi ama önce pasif kaldı. Sonra karar verdi: “İş çıkışı Saraçhane’ye gideceğim.”

“Saraçhane’ye vardığımda, o plaza hayatımın dışında bir hayat vardı. Her sınıftan, her yaştan insan vardı. Takım elbiseli adamla liseli çocuk aynı sloganda birleşmişti.”

Mert, polisin müdahalesini yakından yaşadı.Gaz bombaları, TOMA… Hayatında İlk kez biber gazı soludu. Koşarak kaçarken biri kolunu tuttu, “Sakın koşma, dur, nefes al” dedi. “O an, yabancıların kardeşliğini öğrendim” diyor Mert.

Ertesi gün ofise döndüğünde, mesai arkadaşlarından biri “Aferin, gitmen iyi olmuş” dedi. Bir diğeri “Sakın karışma böyle şeylere” uyarısında bulundu.

“Ama ben biliyorum. Orada olmak bir siyasi tercih değil, varoluştu. Yok saymak daha çok acıtırdı.”

 

Yorum yazın