Etiket ahmet şık

Ahmet Şık ve Nedim Şener için tutuklama istemi

HaberVs Nedim Şener’in sorgusu saat 21:00’de tamamlandı. Ahmet Şık’ın sorgusunu tamamlayan Zekeriya Öz, her iki gazeteciyi tutuklama istemiyle mahkemeye sevketti. . Savcının her iki gazeteciye de, toplam uzunluğu dokuz sayfayı bulan sorular yönelttiği bilgisi veriliyor. Gazetecilere sorgu sırasında üçer avukat eşlik etti. Gazeteciler, nöbetçi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkacaklar. Bu mahkeme, gözaltıların yapıldığı 3 Mart günü gazetecilerin evinde ve ofislerinde arama ve yakalama kararını veren mahkemeydi.

Ahmet ve Nedim’in sorgusu geceyarısını geçebilir

HaberVs Saat 15:50’de Beşiktaş Adliyesi’ne getirilen Ahmet Şık ve Nedim Şener’in Ergenekon soruşturması savcılarına verdiği ifadelerin gece yarısına sarkması bekleniyor. İfadesine ilk başvurulan Nedim Şener’in sorgusu yaklaşık üç saat önce başlamasına rağmen devam ediyor. Savcıların her iki gazeteciye de, toplam uzunluğu dokuz sayfayı bulan sorular yönelttiği bilgisi veriliyor. Gazetecilere sorgu sırasında üçer avukat eşlik ediyor. Savcıların tutukluluk talep etmesi durumunda gazeteciler, nöbetçi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkacaklar. Bu mahkeme, gözaltıların yapıldığı 3 Mart günü gazetecilerin evinde ve ofislerinde arama ve yakalama kararını veren mahkemeydi.

Nedim ve Ahmet sorguda

HaberVs Emniyette susma hakkını kullanan HaberVs Editörü Ahmet Şık ve Gazeteci Nedim Şener, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar tarafından sorgulanmak üzere saat 15:50’de Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildiler. Adliye girişinde, Ahmet ve Nedim’in getirilmesi sırasında tarihi bir an yaşandı. Gelişmeleri takip etmek ve aktarmakla sorumlu gazeteciler, meslektaşlarını taşıyan minibüsün yaklaşması üzerine “Nedim Ahmet gururumuzdur” sloganı atmaya başladı. Minibüs, girişteki yoğunluk nedeniyle adliyeye girmekte zorlandı. Sadece adliyenin Çırağan Caddesi’ndeki girişinde değil, gazetecilerin adliye binasına giriş yapacağı kapıda görev yapan gazetecilerin bir bölümü de bu tepkiye destek verdi. Ahmet Şık ve Nedim Şener ile aynı gün gözaltına alınan ve onlardan yaklaşık üç saat önce adliyeye getirilen OdaTV Ankara Muhabiri İklim Bayraktar ve Polis Aydın Bıyıklı’nın sorgularının tamamlandığı ifade ediliyor. Gözaltındaki diğer beş kişinin adliyeye sevkinin ise Pazartesi gününe kaldığı tahmin ediliyor. Haberin yayına girdiği anda Nedim Şener’in sorgusu devam ediyordu. Şener’den sonra Şık’ın ifade vermesi bekleniyor. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz sorgunun ardından tutuklama talep ederse gazetecileri mahkemeye sevk edecek. Talep nöbetçi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi değerlendirecek.

Ahmet Şık bugün adliyede

HaberVs Önceki gün yapılan operasyonlarda gözaltına alınan HaberVs editörü Ahmet Şık ve gazeteci Nedim Şener’in de aralarında bulunduğu 9 kişinin bugün saat 13:30’dan sonra Beşiktaş Adliyesi’nde savcıya ifade vermesi bekleniyor. Şık’ın avukatlarından alınan bilgiye göre gözaltına alınanlar susma haklarını kullandıkları için bugün savcılık ifadesi için Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nden Beşiktaş Adliyesi’ne götürülecekler. İfadelerin ardından savcılığın serbest bırakma veya tutuklama istemiyle mahkemeye sevketme olasılıkları bulunuyor. Şık’ın çalışma arkadaşları destek için saat 13:30’dan sonra adliye önünde olacak.

Zor zamanda genç olduk

Bir çocuk oyunu vardır “vampir” diye. Vampir her zaman bir panikle kendini en çok suçlayanı öldürür ve ele verir kendini. ’tan takip edebilirsiniz İçinde bulunduğumuz tanımlaması zor günlerde, tanımlaması zor bir insan Ahmet Şık. Onun bu perdesi, sahnesi, yönetmeni, her şeyi karanlık oyunun bir aktörü edilmesi, istenenin aksine bazı şeyleri çok daha netleştirdi benim kafamda. Yanımda bu hissi paylaşan, farklı seslere, kalemin gücüne, özgürlüğün ışığına inanan insanlarla, İstanbul’un sesi en çok çıkan sokağında bir arada olmak, bir genç olarak bana güven verdi. Onun için, onun savunduğu değerler için, onu kısıtlayan zihniyete karşı orada bulunan herkes, yarınıma ortak oldu benim. Bir çocuk oyunu vardır “vampir” diye. Vampir fark ettirmeden köylüleri öldürmeye çalışırken, köylüler kimin vampir olduğunu tahmin etmeye çalışırlar. Vampir her zaman bir panikle kendini en çok suçlayanı öldürür ve ele verir kendini. Dilerim bu örnek, bu yaşananlar, bu süreç ve bu endişe dalgası herkese artık susmama cesaretini verir. Yarın ne olacağını beklemektense, dilerim korkmayız, dilerim unutmayız, ve dilerim unutturmayız. *HaberVs, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Liseliler Eğitim Programı katılımcısı, Lise öğrencisi

Son dakika

Okan Özer* İthamlar neticesinde bekli de çok uzak olduğumuz, hatta kenarından kıyısından geçemeyeceğimiz olayların içerisinde kendinizi bulabiliyorsunuz. Peşinden gittiğiniz, aydınlığa kavuşturmaya çalıştığınız şeylerin bir anda derin başkahramanı oluveriyorsunuz. Bu yeni kimliğinizi daha parlak kılmak adına adeta tetikte bekleyen kalemler de sizi karalamak için bu anı bekliyor. Tıpkı son iki gündür Ahmet Şık’ın başına gelenler gibi… Geçtiğimiz günlerde, yıllar önce polis tarafından öldürülen Gazeteci Metin Göktepe adına hazırlanmış olan Taçlanmış Gazetecilik adlı belgeselde konuşurken gördüm Ahmet hocamı. Daha doğrusu konuşamazken… Kelimelerin boğazına düğümlendiği o anda, ağlarken. Bugün ise üzerine gidip, hakkında kitap yazdığı Ergenekon ile ismi yan yana gelmiş bir vaziyette televizyonlarda. Ergenekon ve Ahmet Şık ismi daha önce de yan yana gelmiş, ama yazdığı kitap ve açığa kavuşturduğu olaylar ile. Bu sefer durum çok farklı… Ahmet hocam Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınıyor. Belki de hayatının bundan sonrasını şekillendirecek olan o son dakika haberinin içinde, onu sadece birkaç gün için bizden ayıracağını umduğum yolculuğa çıkarken, “Dokunan yanar” diye haykırıyor. Düşüncenin ve sorgulamacılığın her kıpırdayışını kendisi için tehlike sayan acımasız istibdatların döneminde yaşıyoruz adeta. İnsan olmanın en büyük erdemi olan düşünme yetisi hiçe sayılarak toplum apolitik bir otomata çevriliyor. Daha dün Ergenekon’un üzerine giderek olayları açığa çıkartan gazeteci ve akademisyen olan Ahmet Şık gözaltına alınıyor. İlginç! Çok ilginç! Demokrasinin olduğu bir toplumda ifade özgürlüğü hiçe sayılıyor. *İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri 4. sınıf öğrencisi

Bir şey söylemem lazım

Tuğçe Erçalık* Dün okulda görüp görebileceğim en kötü günü yaşadım… Ben ve benim gibi İletişim Fakültesi’nde öğrenim gören bütün arkadaşlarım, öğretim görevlileri, kısacası herkes olayı şaşkınlıkla izliyordu. Sabah Ahmet Şık’ın evini basıp didik didik arayan polis, şimdi de okula, hocamızın odası ve birlikte çalıştığımız HaberVesaire’ye gelmişti. Bizler öğrencileri olarak şaşkın, çalışma arkadaşları da en az bizler kadar şaşkın ve üzgün, odanın aranması için refakat etmekten başka bir şey yapamıyorlardı. Fakültemize mensup birkaç akademisyenin eşliğinde polis arama yaparak, Ahmet Şık hocamızın birtakım eşyalarına el koydu. Bir üniversite’nin kampüsüne giriliyor, bir akademisyenin, bir eğitmenin, gazetecinin odası aranıyordu. Ahmet Şık, öğrencilerine bu mesleği öğretmek için elinden geleni yapan, farklı görüşlere de açık olacak kadar hoşgörülü ve dolayısıyla ileri görüşlü bir gazetecidir. Ne ithamla suçlanıyor bilmiyoruz. Tek bildiğimiz Ergenekon denen, ne olduğu da henüz anlayamadığımız, enteresan bir olayın içerisine çekilerek buradan, öğrencilerinden, ailesinden, sevenlerinden koparıldığı… Hem de henüz basılmamış bir kitap ile suçlandığını düşünürsek, gazetecilik mesleğinin git gide iç karartıcı ve vahim bir hale nasıl gelebileceğini anlayabiliriz. Bizler Ahmet Şık ve onun gibi kendini bu mesleğe adamış hocaların yetiştirdiği öğrenciler, yarının gazeteci adayları olarak geleceğe umutla bakmak yerine, endişeyle bakıyor, akıbetimizden korkuyoruz. Basın özgürlüğü diye bir şey varsa neden bunlar oluyo? hayır yoksa neden dünyanın en demokratik, en laik ülkesiymişiz gibi gösterilmeye çalışılıyor? Yarın işe başladığımız zaman, kişiliğinden ve düşündüklerini söylemekten taviz vermeyen gazeteciler gibi olup, bizler de mi suçlanacağız? Yoksa diğerleri gibi (ne renk oldukları belli olmayan) “power” denilen şeyin bir uydusu olup, “power” kim ise ona göre mi davranacağız? Ahmet Şık bu ülkede tutuklanan ilk gazeteci değildi ve biz biliyoruz ki son da olmayacak. Ama yine de artık birilerinin buna bir “dur” demesi, gerçekten demokratik bir ülkede bunların asla olamayacağını herkesin beynine kazıması lazım. Bütün bunlar zihnimizi kurcalarken aklıma seneler önce okuduğum Alman İlahiyatçı Martin Niemöller’in söyledikleri geliyor, şu an hislerime öyle […]

Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın!

Meneviş Tozak* Öğrenimimi İngiltere’de sürdürüyorum. Her gün Türkiye’den gelen kötü ya da bir haberle uyanmaya alıştım. Dün sabah da uyandığımda ilk işim, el alışkanlıgı ile Twitter’a bakmak oldu, yeni bir Ergenekon dalgasından bahsediliyordu, artık o kadar alışmışım ki garipsemedim bile. Ama haber bu sefer çok yakındandı. Gözaltına alınan gazetecilerden biri, Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü’nden hocam Ahmet Şık’tı. Haberlerin devamını okuyunca şaşkınlığım daha da arttı, neredeyse üniversitede ki son yılımın her gününü geçirdiğim ofisimiz de Ahmet Şık’ın eviyle eş zamanlı aranıyordu. Çok geçmeden gözaltına alındığı haberi düştü internete, o anın videosu ile birlikte. İlk defa tanıdığım biri tutuklanıyordu. Videoyu izlerken, eminim izleyen pek çok diğer öğrencisi için de geçerlidir, yüzümdeki gülümsemeyi farkettim. HaberVs‘yi ’tan takip edebilirsiniz Ergenekon nadir? Açıkçası derinlemesine bilmiyorum. Çok kişinin buna net bir cevabı olduğuna da inanmıyorum. Beni ilgilendiren Ahmet hocam ve aslında onunla birlikte hâlâ gözaltında ve tutuklu olan diğer gazeteciler. Beni ilgilendiren, bana gazeteciliği elinden geldiğince öğreten hocalarımdan birinin neden tutuklandığı. Beni ilgilendiren beni bazen zorla da olsa bir haberden diğerine yollayan hocamın da diğer gazeteciler gibi nedensizce günlerce ve aylarca hapiste kalıp kalmayacağı? İşin kötüsü de bunlara kimsenin bir cevap verememesi. Terör örgütüne üyeymiş, halkı kin ve düşmanlığa teşvik ediyormuş… Habervs’de geçen bir yılımız boyunca beni ve arkadaşlarımı da haber yazmaya, üretken olmaya, beraber çalışmaya teşvik ederken aslında beynimizi dolduruyormuş. Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın! Ben de ilerde haberci olmak istiyorum, bunu duyan herkes garipsiyor, “Başka iş mi yok” en sık karşılaştığım cümlelerden birisi mesela. Evet kimse kusura bakmasın, belki de gerçekten başka iş yok, çünkü…Bütün bu yaşanlardan sonra bir açıklama cümlesine ve “çünkü”ye ihtiyacım var mı? *King’s College London, Europe and the World IP Yüksek Lisans programı, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü 2010 mezunu.

Bilgi’de Ahmet Şık için kampanya

HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları dün yapılan operasyonlarla gözaltına alınan çalışma arkadaşları Ahmet Şık’ın serbest bırakılması için bir kampanya başlattı. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışan ve aynı zamanda medya bölümünün haber portalı habervesaire.com’un da editörlüğünü yürüten Ahmet Şık’ın serbest bırakılması istenen kısa kampanya metni şöyle: “Çalışma arkadaşımız, İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Ahmet Şık, evinde ve işyerinde yaklaşık 6 saat süren polis aramalarının sonucunda “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarıyla göz altına alındı. Biz, aşağıda imzası bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları, yöneltilen bu suçlamaları, arkadaşımız Ahmet Şık’ı biraz olsun tanıyan herkesin yapacağı gibi, akla, mantığa ve vicdana uygun bulmuyoruz. Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” HaberVs‘yi ’tan takip edebilirsiniz Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları bu imza metninin ilk aşama olduğunu, Şık’ın gözaltından serbest bırakılmasını umduklarını, aksi takdirde Şık serbest bırakılana kadar kampanyalarını sürdüreceklerini dile getiriyorlar: Ahmet Şık’ın serbest bırakılmasını isteyen çalışma arkadaşları Ahmet SüerdemAhmet TonakAkın TekAlan DubenAlev CavdarAli Alper AkyüzAli NesinAli SerdarAlper KırklarAnita OğurluAriana FerentinouArkadaş Su Esmen TekAslı GüneşAslı OdmanAslı TunçAyça ÇiftçiAyça İnceAydın UğurAyhan DoğanAyhan KayaAylin DağsalgülerAysegul AkaydinAyşe BeyazovaAyşe kayalarAyşecan AralAyşegül BaşerAyten ZaraBahar FıratBarış UlusBarış YılmazsoyBaşak TuğBaşak UçanokBerrak KarahodaBeyhan DemirBeyhan SunalBurhan ŞenatalarBülent BilmezBulent OzelCanan TanırCandan YasanCelil OkerCem HakverdiCemal Bali AkalCemil BoyrazCemil KoçakCenktan ÖzyıldırımCeren ÇetinerCeren MertChole Current Chris StephensonChristoph K. NeumannÇiğdem AsarkayaDeniz ÜnsalDerya NizamDicle ÖztürkEbru EzberciEbru EzberciEmek Toraman ÇolgarEmel BedrioğluEmine TopcuEmre GönenErgen Devrim KaragözErkan SakaErtan ÖnselEsin DemirciogluEsra ArsanEsra ElmasEsra Ercan BilgiçEthem ÖzgüvenEvin AslanEvren HosgörEzgi ArıduruFahri AralFatma Pınar ArslanFerda KeskinFerhat BoratavFeyza KasımoğluFigen Gönülcan MarangozFiliz LeventogluFiliz YılmazGökçe ÇatalolukGökçe ÇatalolukGökhan TanGörkem KeserGöktürk UyanGözde DurmuşGülgün AğabeyogluGüneş Ekin AksanGüney ÇobanGüventürk GörgülüGüzide Döndar EfeHale AkayHale BolakHalil BerktayHalil NalçaoğluHasan Kirmanoğlu Harun OzkanHuldan DereliHülya AlkanItır Erhartİlkem Kayıcanİpek Kotanİpek Tan ÇelebiJale ParlaKenan ÇayırKıvılcım YavuzKürşat BuminLevent YılmazMehmet Ali TuğtanMehmet GencerMehmet Özgür BahçeciMelda AkbaşMeneviş TozakMesut VarlıkMetin TaşMurat ÖzbankMurat PakerMustafa Erdem KabadayıMüge Ayan […]

Oradaydık

“Neden buradasınız” dediler, “Bugün ifade özgürlüğü, yarın cumhuriyet için” dedik. Bugün, saat 12’de Taksim Meydanı’ndaydık. O saatte derste olmamız gerekiyordu ama sırf orada olmak için izin almıştık. Dilediğimiz gibi düşüncelerimizi anlatabilmek, bunu yaptıkları için hapis yolu gösterilmiş binlerce gazetecinin yalnız olmadığını Türk ulusunun haktan hukuktan anlayan azınlığınca göstermek için oradaydık. Ülke gerçeklerini bir takım kurumlardan elde ettikleri çıkarlara göre çarpıtmadan aktaran yazarlar için oradaydık. Yandaş medya üyesi olmadan, yaptıkları çarpıcı araştırmaların sonuçlarını korkusuzca ortaya koyabilen gazeteciler için oradaydık. Yazın hayatının önemli isimleriyle yan yana sloganlar attık “AKP elini medyadan çek” diye bağırdık yüzlerce kişiyle beraber. Biliyoruz, sesimizi duyuyorlar; ancak değişen bir şey var ki, artık duymazlıktan gelemeyecekler. Bu millet görüyor, duyuyor, yaşıyor ve isyan ediyor. Sesimizin daha yüksek çıkacağı yarınlar, toplumu doğru yönlendirmek için çabalayan ve susturulmayan dürüst gazeteciler için, Ahmet için, Nedim için. Biz oradaydık. HaberVs, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü Liseliler Eğitim Programı katılımcısı, Lise öğrencisi

Gazetecilerin eyleminin düşündürdüğü

Bir gazeteci adayı olarak geleceğim açısından iyi olanı öğrencisi olduğum Ahmet Hocam mı, yoksa onu içeri alanlar mı biliyor? Ergenekon terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyle çoğunluğunu gazetecilerin oluşturduğu 11 kişinin dün sabah gözaltına alınmasının ardından medya mensupları Taksim İstiklal Caddesi’nde az önce sona eren bir eylem gerçekleştirdi. 1 Mart’ta yayın hayatına başlayan Aydınlık Gazetesi hazırlık gelmişti. Üzerinde Mevlana’nın “Diken içindeler ama gül gibiler. Hapisteler ama şarap gibiler. Balçık içindeler, ama gönül gibiler. Gece içindeler ama sabah gibiler” dizeleriyle birlikte parmaklıklar ardında yer alan Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan’ın fotoğrafları basılmış el ilanları dağıttılar. Bu gazetenin okurları, ellerinde hem Türk bayrakları hem de üzerlerinde Atatürk resimleri bulunan bayraklarla, “Faşizm’e karşı omuz omuza” “Yurtsever basın susturulamaz” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarını attılar. Aydnlık gazetesi ve okurları “ulusalcı” olarak anılır çoğu insan tarafından. Ardından da Ergenekon davası sürecinde içeri alınan Doğu Perinçek, Tuncay Özkan, Musatfa Balbay gibi isimler bağırılarak yoklama yapıldı. Ancak bu isimler arasında Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın olmaması dikkat çekiciydi. Bu sefer hem eylemci hem de eylemin haberini yapmak üzere bir araya gelen gazeteciler eylem öncesi son hazırlıklarını yapmaya başladı. Yürüyüşe başlamadan önce İngilizce ve Türkçe hazırlanan “Gazetecilere Özgürlük. Hemen Şimdi Adalet” yazılı pankartların kullanılması dikkat çekiciydi. Kalabalığın en önünde yer alan CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen, Cumhuriyet Gazetesi yazarları Hikmet Çetinkaya, Ali Sirmen, Hürriyet Gazetesi Yazarları Oktay Ekşi, Zeynep Göğüş, Ferai Tınç, Tufan Türenç yürüyüşe kol kola başladı. Bu sırada görüntü almak isteyen foto muhabirleri ve kameramanlar arasında yaşanan yer kapma çalışmaları eylemin kısa süreli gecikmesine neden oldu.Galatasaray Meydanı’nda sonlanacak yürüyüşün hemen başında Fransız Konsolosluğu’nun yanında yer alan CHP Beyoğlu İlçe Başkanlığı’nın penceresinden aşağı çiçekler atıldı. Bu hareket eyleme renk kattı ve alkış aldı. Ellerinde Radikal, BirGün, Posta gazeteleriyle birlikte üzerinde “Gazetecilere Özgürlük”, “Türkiye Basın Özgürlüğü’nde 138.”, “Bugün Ahmet, Nedim yarın kim?”, “AKP elini medyadan çek” yazan dövizler taşıyarak […]

“Ahmet Şık, ortak tepki için son nokta”

HaberVs Gazetecilerin dün gözaltına alınan meslektaşlarına destek için Ankara ve İstanbul’da eylem yaptığı saatlerde Yeni Şafak yazarı Ali Bayramoğlu, NTV ekranındaydı. Bayramoğlu, bugünkü köşesinde “Ergekenon davasıyla ilgili gözaltına altına alınması aklımı da vicdanı mı da her anlamda, her açıdan rahatsız eder” dediği HaberVs editörü Ahmet Şık hakkında konuştu. Bayramoğlu’nun konuşmasından bazı bölümler şöyleydi: Ahmet Şık’ın Ergenekon soruşturmasında gözaltına alınması, toplumun farklı kesimlerinin bir araya gelerek tepki göstermesinde son noktayı koydu. Bu düzeyde tutuklamalar için Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı bilgilendirilir. Bilgilendirilmiştir de. İçişleri Bakanı Atalay, konu hakkında görüşü sorulduğunda sadece “arkadaşlar konu yargıya intikâl etmiştir” demekle yetiniyor. Evet, konu yargıdadır ama İçişleri Bakanı bir cümle daha sarf edebilir. Bakan basın özgürlüğü hakkında bir iki cümle etmiyorsa durum vahimdir. Gözaltına alınanlar herhangi isimler değil. Çalışmaları ve isimleri, uluslar arası alanda da bilinen gazeteciler. Sistemi temizleyecek bir davanın bizzat kendisinin temiz olması gerekir. Konuyla doğrudan ilgili olmasa da bir süre Hanefi Avcıile ilgili iddialar gündeme geldi ve kendisi tutuklandı. Ergenekon soruşturması, belli bir şeye karşı tepkisini ortaya koyan kesimlere karşı kullanılıyor. Nedim Şener ve Ahmet Şık, katılırsınız ya da katılmazsınız gazetecilik yaptılar. Yürütülen soruşmayla ilgili bilgi ve belgelerin üzerine gittiler. Bu bir gazetecilik faaliyetidir. Belli ki bu yaptıkları belli bir grup tarafından tehdit olarak görülüyor.” Ali Bayramoğlu daha önce, bugün yayınlanacağını duyurduğu 28 Şubat hakkındaki yazısını erteleyerek gazetedeki köşesini de gözaltına alınan gazetecilere ayırmıştı. Bayramoğlu “Ahmet Şık ve Nedim Şener: Hangi Ergenekon” başlıklı yazısında şunları yazdı: Ahmet Şık’ı yıllardır tanırım. Yeni Yüzyılgazetesi dâhil olmak üzere birçok kez birlikte çalıştık. Fikirlerimiz zaman zaman kesişmiş zaman zaman ayrışmıştır. Onun düzgün ve dürüst bir gazeteci olduğundan hiçbir şüphem yoktur. Ergekenon davasıyla ilgili gözaltına altına alınması aklımı da vicdanı mı da her anlamda, her açıdan rahatsız eder. Nedim Şener hayatta olduğum sürece asla affetmeyeceğim bir isimdir. Girdiği kavgada Dink dosyasını kullanmış ve işi, dilini bana uzatacak “iktidarı […]

“Dokunan yanar”

Aralarında HaberVs editörü Ahmet Şık’ın da bulunduğu gazetecilerin gözaltına alınması bugün yazılı ve görsel basında geniş yer buldu. Yeni Şafak “Cemaat aleyhine kitabı Soner Yalçın’dan çıktı” başlığı altında verilen haberde “Şık’ın Fethullah Gülen ve cemaatiyle ilgili henüz basılmamış kitabı Odatv baskınında Soner Yalçın’ın bilgisayarında çıkmış ve “o kitabın orada ne işi var” demekle yetinmişti” denildi. Vatan “Darbe Günlüklerini yayınlayan da, ‘Dink Ergenekon işi’ diyen de gözaltında!” başlığı altında ‘Dokunan Yanar’ sloganına yer verdi. Zaman “Oda TV’de ikinci dalga” başlıklı haberinde, “Ahmet Şık, polis nezaretinde evinden çıkarıldığı sırada, ‘dokunan yanar’ diye bağırdı. Şık’ın çalıştığı özel bir üniversitedeki bürosunda da arama yapıldığı bildirildi.” dedi. Akşam “Dokunan yanar”, “Kitabım rahatsız etti”, “Beni tanıyan bilir” başlıklı haberleriyle Ahmet Şık’ın hem yazılı hem sözlü ifadelerine yer vererek konuyu ele aldı. Oda Tv baskınında bitmemiş kitabının taslağının ele geçirildiği iddasına yönelik yaptığı “Hazırladığım kitap son 20–25 yılda emniyet teşkilatı içinde cemaat örgütlenmesi sürecini anlatıyor. Yazılanlardan anladığım kadarıyla kitabımın bir kopyası birilerinin eline geçmiş ve orda yazılanlar belli ki birilerini rahatsız etmiş. Bu nedenle beni Oda Tv vasıtasıyla Ergenekon örgütüyle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Böylece birilerinin bana bu kitabı yazdırdığı iddiası dillendirilerek, kitabın tarafsızlığı ve objektifliği gölgelenmeye çalışılıyor.” açıklamaları geniş yer buldu. Akşamgazetesindeki “Sözün bittiği yer budur” başlıklı bir diğer haberde ise Ertuğrul Mavioğlu’nun “Halkı kin ve nefrete sevketme” iddasına karşı yaptığı “Doğmamış çocuğa don biçilmez sözü vardır. Çıkmamış kitaba siz nasıl don biçersiniz. Çıkmamış kitap nasıl halkı kin ve nefrete sevk ediyor anlayışında oluyorsunuz. Nasıl olur da yıllarını, hayatını derin devletle mücadeleye vermiş, insan hakları savunucusu bir gazetecinin derin devletle yan yana koyup itibarsızlaştırırsınız.” yorumu ön plana çıkarıldı. Hürriyet “İmamın Ordusu kitabını yazıyordu” başlıklı haberinde “İmamın Ordusu adlı kitabının bir kopyası ‘OdaTv’ nin sahibi Soner Yalçın’ın bilgisayarında bulundu. Yalçın’ın durumdan haberi olmadığı açıklanmış. Şık’da Bianet’teki köşe yazısında bitmemiş kitabının kopyasının Soner Yalçın’ın bilgisayarından çıkmasının olanaksız olduğunu dile getirmiş […]

Tutuklu ve gözaltındaki gazeteciler için yürüyüş

HaberVs Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun, Ergenekon soruşturması kapsamında dün gözaltına alınan gazetecilere destek vermek için Taksim’de düzenlediği yürüyüşe binin üzerinde katılım vardı. Taksim Tramvay durağı civarında toplanan katılımcılar saat 12:00’den itibaren İstiklal Caddesi’nde yürüyüşe geçti. Gerek gözaltında olan gerekse cezaevlerinde tutuklu ve hükümlü olarak bulunan, yargılanan ve haklarında soruşturma açılan tüm gazetecilerle dayanışma amacını taşıyan yürüyüş Galatasaray Meydanı’nda sona erdi. Grup, 50 Yıl Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. Basın açıklaması ve yürüyüşe her kuşaktan çok sayıda gazeteci katıldı. Hikmet Çetinkaya, Ali Sirmen, Şükran Soner, Nail Güreli, Oktay Ekşi, Zeynep Göğüş, Ferai Tınç, Tufan Türenç gibi isimlerle birlikte Ruşen Çakır, Mirgün Cabas, Ece Temelkuran, Kanat Atkaya, Mete Çubukçu, Sırrı Süreyya Önder, Celal Başlangıç, Ezgi Başaran, Bedri Baykam, Gün Zileli, Ertuğrul Kürkçü, Soli Özel, Nejat Yavaşoğulları, Haluk Şahin de katılımcılar arasındaydı. “Gazetecilere Özgürlük” , “Türkiye Basın Özgürlüğü’nde 138.” , “Bugün Ahmet, Nedim yarın kim?” , “AKP elini medyadan çek”, “Nedim, Ahmet onurumuzdur” , “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” , “Özgür basın Susturulamaz” , “Özgür basın herkese lazım” gibi sloganların atıldığı yürüyüş Galatasaray’daki 50’nci Yıl heykeli’nin önünde yapılan basın açıklamasıyla son buldu. 24 gazeteci örgütünün oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu dönem başkanı olarak Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi’nin okuduğu basın açıklamasında bugün itibarıyla cezaevlerinde 54’ü tutuklu, 7’si hükümlü olmak üzere toplam 61 basın mensubu bulunduğuna dikkat çekilerek 2009 yılının başından bugüne kadar, halen cezaevlerinde bulunan gazetecilerle birlikte toplam 88 gazetecinin cezaevi koşullarını gördüğü ifade edildi. Basın ve ifade özgürlüğünün açıkça ihlali anlamına gelen uygulamalarla gazetecilere üzerindeki baskıların artık tahammül edilemez bir noktaya ulaştığı belirtilen açıklamada “Cezaevlerindeki gazetecilerin mesleki faaliyetlerinden dolayı değil de, terör örgütü üyeliği ya da terör örgütü propagandasından dolayı tutuklu olduğunu iddia edenler, Türk Ceza Kanunu’na göre “iftira” suçunu işlemektedirler. Bu tür suçlamalarla yargılanan basın mensuplarını, hakkında uygulanacak cezayı, suçun ağırlaştırıcı nedeni olan ‘basın ve yayın yoluyla işlendiği’ […]

“Ergenekoncu” yetişmek

’tan takip edebilirsiniz Gazeteci olmak bu kadar kötü bir şey ise, üniversiteler bu eğitimi veren bölümleri kaldırsın. Çünkü “Ergenekoncu” yetiştiriyorlar! Ancak gazetecilik kötü bir şey değilse ve üniversiteler bizlere bu şansı sağlamakta haklıysa, birileri bizi Ergenekonculaştırıyor. Son yıllarını, Ergenekon soruşturmasının yürütülmesindeki çarpıklıkları ortaya koymak için harcayan hocam Ahmet Şık da artık “Ergenekoncu” olduğuna göre, ülkemdeki her gazetecinin potansiyel “Ergenekoncu” olduğunu söyleyebilirim. *İstanbul Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri 4. sınıf öğrencisi

Ahmet Şık’ı tanırım. İyi Çocuktur.

Halil Nalçaoğlu* Dün sabah çalışma arkadaşım Ahmet Şık göz altına alındı. Belki de içine düşürüldüğü davanın açılmasına katkı yapmış olan bir kişinin bu davanın “şüphelisi” olması üzerine düşünmeliyiz. Konu, elbette, davanın içeriği değil. Konu ilkeler, hukuk, adalet… Adaleti sağlama görevini verdiğimiz kolluk kuvvetlerinin, savcılığın, mahkemelerin üstlendikleri bu ağır yükün layıkıyla altından kalkabildikleri konusunda şüphe uyandıran eylemleri bizi düşündürmeli. Derin derin düşünmeliyiz. Ahmet, gazetecilik öğreten bir kişidir. Bu zorlu işi üstlenmesinin bir tek nedeni var: Gazeteci olması. Bilgi Üniversitesi olarak gurur duyduğumuz bir kararla gazetecileri eğitmen yapmıştık. Şimdi kendisinden özür dilemeliyiz. Zaten büyük risk alarak icra ettiği asıl mesleğinin üzerine bir de öğretmenlik riskini eklediğimiz için. Ancak o bu risklere aldırmadan her iki şapkasını da dosdoğru taşıdı. Ahmet Şık’ı tanırım. İyi Çocuktur. *Prof. Dr., İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı, bilgimedya.org

Gözaltına tepkiler

Aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Ekonomi Gazetecileri derneği gibi 24 meslek kuruluşunun oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu, tutuklu ve yargılanan gazetecilerin durumuna dikkat çekmek, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstermek amacıyla 4 Mart cuma günü saat 12:00’de Taksim Meydanı’nda bir basın açıklaması yapacak. Basın açıklamasına 11 basın meslek örgütünü bir araya getiren G9 Gazeteciler Platformu da destek veriyor. Platform açıklamasında, “Yalnızca konuşanların değil, susanların da hedef olduğu bir Türkiye’de faydasız son pişmanlıklar yaşamamak için, başta medya kuruluşları ve meslektaşlarımız olmak üzere herkesi uyarmayı görev sayıyoruz” denildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de yaptığı açıklamada Türkiye’de fikir suçlarının yeniden gündeme geldiğine dikkat çekti. Açıklamada Türkiye’nin de imzası bulunan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararlarına aykırı olarak araştırmacı gazeteciliğinin önünün kesilmesinin endişe verici olduğu dile getiriliyor. Ahmet Şık’ın görev yaptığı İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden de gözaltı kararıyla ilgili bir açıklama yapıldı. Dekan Halil Nalçaoğlu imzasıyla yayınlanan açıklamada,”üniversitemizin öğretim elemanlarından Ahmet Şık’ın evrensel hukuk ilkeleri çercevesinde aksi ispatlanıncaya kadar suçlu kabul edilemeyeceğini kamuoyuna hatırlatmak ve Fakülte olarak meslekdaşımız ve mesai arkadaşımız Ahmet Şık’ın devam eden hukuki süreçten aklanarak çıkacağı umudumuzu paylaşmak isteriz” denildi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) de “DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci Ahmet Şık’a yapılan bu komployu şiddetle kınıyoruz!” diyerek bitirdiği açıklamasında hükümetin komplocu bir zihniyet içinde tüm muhaliflerini sindirmeye çalıştığına dikkat çaktı. İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları da yayınladıkları bildiride yöneltilen suçlamaları akla, mantığa ve vicdana uygun bulmadıklarını belirterek “Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” dediler.

Ahmet Şık’ın evinde ve ofisinde arama

HaberVs editörü Ahmet Şık’ın evi sabah saatlerinde polis tarafından basıldı. Saat 07:00 civarında Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evine gelen polis yaklaşık 4 saattir aramaya devam ediyor. Polis, saat 9 civarında, Şık’ın öğretim görevlisi olaraj çalıştığı İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisine de geldi. Gazetecinin eşyaları, bilgisayarındaki dökümanlar tutanak tutulatak teslim alındı. OdaTV’nin bürosunda yayın hazırlığını sürdürdüğü kitabının bir kopyasının bulunduğu iddia edilen Şık, söz konusu soruşturmada isminin geçirilmek istenmesini HaberVs’de cevaplamıştı: ‘’ Şık’la birlikte gazeteci Nedim Şener, yazar Yalçın Küçük ve Sait Kılıç’ın da aralarında bulunduğu toplam sekiz kişinin evinde arama yapıldığı bildirildi.

Ahmet Şık gözaltında

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık Ergenekon soruşturması kapsamında düzenlenlenen operasyonla gözaltına alındı.Saat 07:00 civarında Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evine gelen polis saat 13:30 civarında aramayı bitirdi. Polis Ahmet Şık’ı gözaltına alarak Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Polis ekipleri eşzamanlı olarak Ahmet Şık’ın İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisine de geldi. Okulda saat 9 civarında başlayan arama saat 13:00 civarında sona erdi. Gazeteci Şık’ın ofisindeki aramada kullandığı hard disk’e el konuldu, ayrıca 40 adet CD ve 139 adet belge tutanakla kayıt altına alınarak Emniyet’e götürüldü. Şık’ın evinden de 450 civarında CD’ye el konuldu. Ahmet Şık’ın kullandığı bilgisayarın hard diskinin kopyasının alınacağı ve diskin ofiste bırakılacağı söylenmesine rağmen arama sırasında savcılıktan gelen talimat üzerine hard diske el konuldu ve istek üzerine diskin bir kopyası Bilgi Üniversitesi avukatına teslim edildi. Işk’ın evindeki bilgisayar hard disklerine de aynı şekilde el konulduğu bildiriliyor. Ahmet Şık hakkında çıkartılan arama ve yakalama kararı 2010/857 numaralı soruşturmaya dayanıyor. Yapılan aramanın ve gözaltına gerekçesinin OdaTV baskınında ele geçirilen delillerle bağlantılı olmadığı OdaTV operasyonundan çok önce 2010 yılında Ahmet Şık’la ilgili soruşturma başlatıldığı anlaşılıyor. Terör Örgütü soruşturması kapsamında yapılan aramayla ilgili soruşturma konusu olarak Ahmet Şık’a, “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek” suçlaması yöneltiliyor. 2010/857 sayılı soruşturma kapsamında İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mehkemesi Hakimi İbrahim Balık imzasıyla alınan arama kararının gerekçe bölümünde ise “Üye olduğu iddia edilen örgütle ilgili delil toplama ve ilgili kişilerin yakalanması” ibaresi yer alıyor. OdaTV’nin bürosunda yayın hazırlığını sürdürdüğü kitabının bir kopyasının bulunduğu iddia edilen Şık, söz konusu soruşturmada isminin geçirilmek istenmesini HaberVs’de cevaplamıştı: ‘Beni ve yazdıklarımı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar’ Şık’la birlikte şu ana kadar toplam 11 kişinin gözaltına alındığı bildiriliyor.