Etiket öğrenci

Okumaya eylemli teşvik

İstanbul Bilgi Ünversitesi’nde 5 yıl önce kurulan Toplum Gönüllüleri (Tog) Kulübü Türkiye’deki kitap okuma oranın düşüklüğüne dikkat çekmek için “kitap okuma eylemi” gerçekleştirdi. Türkiye’nin farklı bölgelerinde örgütlenmeleri olan Toplum Gönüllüleri Vakfı, daha önce Taksim Meydanı, İzmir-Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde gerçekleştirdikleri eylemi bu sefer İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Santralistanbul Kampüsü’nde tekrarladı. Öğlen başlayan eylemde protestocular bahçede kitap okumayı planlarken yağmur nedeniyle 2 saatlik okuma eylemini okulun kantininde başlattılar. Öğrenciler, merdivende oturup kitap okuyan Toplum Gönüllüleri Kulübü üyelerini şaşkın bakışlarla izledi. Toplum Gönüllüleri Kulübü üyesi Özge Babacan, bu projeyi okuma oranın bu kadar düşük olduğu bir ülkede okuma konusuna dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak için gerçekleştirdiklerini belirterek, “İnsanların bizi burada 2 saat boyunca kitap okurken görmelerini ve bunun üzerinde düşünmelerini istiyoruz, kısaca onları teşvik etmeye çalışıyoruz.” diyor. Japonya’da bir kişi yılda ortalama 25 kitap, Fransa’da 7 kitap bitirirken bu oran Türkiye’de 6 kişiye yılda ortalama 1 kitap düşüyor. Araştırmalara göre Türkiye’de televizyon izleme oranı yüzde 94’e ulaşırken yüzde 4,5 düzeyinde kalıyor. Eylemi izleyen Bilgi Üniversitesi öğrencisi Arda Sarıgül, eylemi görünce şaşırdığını ve çok dikkat çekici bulduğunu söylüyor. Bu tür sosyal sorumluluk projelerinin insanları daha duyarlı hale getirebileceğini ifade eden Sarıgül, kendisinin de eyleme katılmayı düşündüğünü belirtiyor. Toplum Gönüllüleri Vakfı üyeleri daha önce de Taksim İstiklal caddesinde sırt sırta vererek 2 saat kitap okumuşlardı.

Kapalı kapının arkası

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Dolapdere yerleşkesinde bir “kapı sorunu” var: Eğitim binalarıyla servis durağı arasındaki kapı iki aydır kapalı.

Abbas Güçlü ile Genç Bakış

Geçtiğimiz çarşamba gecesi, yani 11 Kasım’a 12 Kasım’a bağlayan saatlerde ekranlara gelen Abbas Güçlü ile Genç Bakış programı İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden canlı yayınlandı. Sayısız konuğu ve programı misafir eden Dolapdere Kampüsü’ndeki meşhur BS1 salonunda, her zamanki enerjinin aksine farklı bir görüntü vardı. Gündeme oturan birçok etkinliğe ev sahipliği yapmış ve birçok konuya farklı bakış açıları getiren öğrenci kitlesiyle yer bulan BS1 salonu Çarşamba gecesindeki performansı ile izleyicilerini şaşırttı. “Genç Bakış” yıllardır farklı üniversitelerden canlı yayınlar yapıyor ve öğrencilerden ilgi görüyor. Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker’ in konuk olduğu programda GDO’lu ürünler tartışıldı ve gündeme dair sorular, cevaplarını buldu. Yayının perde arkası ise kendisinden daha ilginçti. Neden daha önce gelmedi? Genç Bakış, sanırız, sekizinci yılını doldurdu. Bu süre zarfında Türkiye’nin birçok üniversitesini dolaştı, yayınlar yaptı. Ancak program, gerek İstanbul’un merkezinde yer alması ve yayına olanak veren salonlarıyla ülkemizdeki pek çok üniversiteye göre daha avantajlı konumdaki Bilgi Üniversitesi’ne uğramadı. Dahası biz, üniversitemiz içinde yaşanan ve başka kaynaklardan öğrenme şansımız olamayan gelişmeleri bile Güçlü’nün Milliyet gazetesindeki yazılarından öğrenmiştik. Aynı yazılarda Güçlü’nün üniversitemizin eski yönetimine eleştirel ve mesafeli tavrını da gözlemliyorduk. Acaba yıllardır Bilgi’ye gelmemesinin nedeni, üniversite hakkındaki bu olumsuz kanaati miydi? Gerçeğin, bizim düşündüğümüz gibi olmadığını Güçlü salona ayak basar bazmaz anladık. Deneyimli gazeteci, neredeyse salonun yarısının boş olduğunu görerek “Salon boş, ondan sonra bize diyorlar ki niye Bilgi Üniversitesi’ne gelmiyorsunuz. İşte, bu yüzden gelmiyoruz, çünkü salonlar dolmuyor” deyiverdi. Yani herkesin sandığı gibi Abbas Güçlü’nün Bilgi’nin yönetimi veya üniversitenin duruşuyla ilgili bir sorunu yoktu. Güçlü, Bilgi Üniversitesi’ne yıllardır “Salonu dolduramayız” korkusuyla gelmiyordu. Daha sonra kişi sayısının önemli olmadığını, önemli olanın fazla sayıda olmak değil, güzel tartışmalar yapmak olduğunu dile getiren Abbas Güçlü, Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin konuyla ilgili farklı açılımlar getireceğinden emin olduğunu söyledi. Sevimli tavırları ile programa başlamadan öğrencilerin ilgisini ve beğenisini toplamaya çalışan Güçlü katılımcılara “Okulunuzdan memnun musunuz?” , “Kantindeki […]

Gençay Gürsoy: YÖK kaldırılmalı, çoğulculuğu teşvik eden bir yapı kurulmalı

Prof. Dr. Gençay Gürsoy YÖK’ünr kuruluşundan sonra 1402 sayılı sıkıyönetim yasasıyla 1983’te üniversitelerden uzaklaştırılan isimlerden biri. Açtığı davayla 1990 yılında tekrar görevine dönerek, emekli olduğu 2006 yılına kadar İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde anabilim dalı başkanlığı dahil akademik ve idari görevini sürdürdü. 1980 öncesinde dernek, sendika ve partilerde yer alan Gürsoy, 1980 sonrasında askeri rejimi ve daha sonra da YÖK sistemini en çok eleştiren isimlerden biri oldu. Gençay Gürsoy’la kuruluşunun 28’inci yılında YÖK’ü ve Türkiye’nin üniversitelerini konuştuk. YÖK neden kuruldu? YÖK, 12 Eylül askeri darbesinin üniversiteyi adeta askeri yönetime uydurma operasyonuydu kısaca ve 12 Eylül rejimi ondan önceki döneme ait bütün siyası olayların öğrenci olaylarının, gençlik olaylarının sorumlusu olarak üniversiteleri görüyordu ve kendi ifadeleriyle; “üniversitelerin ıslah edilmesi lazımdı”. Dolayısıyla ilk yaptıkları şeylerden biri üniversiteleri hiyerarşik, monolitik, otoriter bir yapıya dönüştürmek oldu. Ondan önceki dönemde de üniversiteler yeteri kadar düşünce özgürlüğünün, özerkliğin yaygın uygulandığı alanlar değildi belki ama yine de özellikle 1933’ten sonra, üniversitenin ilk reform hareketinden sonra, batıdaki modellere uygun düşünce özgürlüğünün, fikir özgürlüğünün ve katılımın yaygınlaştığı bir yapıya doğru kendini adım adım değiştirmeye çalışan bir kurumken tepeden inme bir yasal değişiklikle üniversiteler adeta kışla disiplinine uydurulmaya çalışıldı. Bütün üniversitelerin tek bir model etrafında yapılanması konusunda bir strateji izlendi. Tabi bunlar gerçekleştirildi ilk yasayla. Özerklik kaldırılmış oldu. Merkezi bir yapıya kavuşturuldu bu dönem İhsan Doğramacı diye tanınan hala hayatta olan bir akademisyenin başkanlığında yapıldı askeri rejimle işbirliği halinde. Tabi o zamandan bu zamana çok değişiklikler geçirdi YÖK. Hangi aşamalardan geçti? Zamansal bir şeye ayırmak mümkün mü çok emin değilim ama bütün bu yıllar içinde askeri rejimin yavaş yavaş geri çekilmesiyle birlikte, normal “siyasi hayata dönüş” ile birlikte YÖK’ün de bu katı hiyerarşik yapısının ihtiyaçları karşılamadığını, topluma özellikle akademik dünyaya batı örneklerine uyma konusunda üniversitelerin hızla geriye gittiğini görerek adım adım bazı değişikliklere gidildi. Çok sayıda yönetmelik yasa değişikliği yapıldı. Ama bugün […]

Burhan Şenatalar: Artık YÖK’ü değil, dünyayla rekabet edebilir bir sistemi tartışmalıyız

YÖK’ün kurulmasından sonra YÖK sistemini en fazla eleştiren Prof. Dr. Burhan Şenatalar, 1980 sonrasında öğretim üyelerinin örgütlenmesinin ilk adımı olarak kabul edilen Öğretim Üyeleri Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in döneminde YÖK üyeliğine seçildi ve mücadelesini bu kez kurum içinde sürdürdü. Üniversitelerin özgürleşmesinden ve üniversite içi demokrasiden yana görüşleriyle tanınan Prof. Şenatalar, YÖK’ü hem uygulamalarıyla dışarıdan, hem de YÖK üyeliğiyle içeriden tanıyan bir isim. 28’inci kuruluş yıldanömünde YÖK’ü ve Türkiye üniversitelerinin geleceğini Prof. Dr. Burhan Şenatalar’la konuştuk… YÖK neden kuruldu? Amaçlanan neydi? Herhalde bunu yanıtlamak için iki şeye bakabiliriz. Birincisi ne zaman kuruldu, bir de ne kuruldu? Kasım 1981’de kuruldu. 12 Eylül 1980’den 14 ay sonra. 82 anayasasının kabulünden de bir sene kadar önce. Demek ki, 12 Eylül askeri yönetiminin en katı ve en güçlü olduğu dönemde kurulmuş. Dolayısıyla bu, askeri rejim mantığıyla kurulduğunu açıkça gösteriyor. İkincisi kurulan nasıl bir sistemdi? Kurulan sistem son derece merkeziyetçi bir sistemdi. Bunu daha önceki yüksek öğretim sistemiyle karşılaştırarak rahatlıkla anlayabiliriz. Bugün Türkiye’de 140 kadar üniversite var. Yüksek Öğretim Kurulu dediğimiz zaman üniversiteleri, fakülteleri bir de meslek yüksek okullarını anlıyoruz. Hâlbuki 1981 YÖK yasasından önceki sistemimizde 2547 sayılı kanun vardı. Bir kere üniversite sayısı çok daha azdı. Bir de üniversiteler yanında akademiler vardı. İktisadi ticari ilimler akademileri, mühendislik, mimarlık akademileri. Bugün bizim Yıldız Teknik Üniversitesi diye bildiğimiz kurum o zaman mimarlık, mühendislik akademisiydi, Marmara Üniversitesi diye bildiğimiz kurum o zaman iktisadi ticari ilimler akademisiydi. Aynı şekilde İzmir’de Ankara’da benzer akademiler vardı. Dolayısıyla önceki sistemimizde yüksek öğretim kurumları içinde üniversiteler ve akademiler vardı. İkinci önemli fark; üniversitelerde üniversite öğretim üyeleri rektörlerini kendileri seçiyordu dekanı da fakültenin öğretim üyeleri kendisi seçiyordu. Şimdi ondan önce 1973 yılında daha merkezi bir yapı getirilmek istenmişti. O zaman 1973 yılında bu gerçekleşemedi. Orada da bir yüksek öğretim kurulu oluşturulmak istenmişti. Peki bir yüksek öğretim kurulu oluşturmanın amacı […]

Mazide kalamayan YÖK

HaberVs 12 Eylül darbesinin hemen ardından 6 Kasım 1981’de çıkartılan bir yasayla kurulan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) aradan geçen 28 yıla rağmen Türkiye’nin en fazla tartışılan kurumlarının başında geliyor. Üniversitelerin merkezi bir yapıya kavuşturularak kontrol altına alınması için oluşturulan YÖK, bu işlevinin halen devam ettiriyor. Devlet ve vakıf üniversitelerinin sayısı 140’a ulaşırken her iki alanda da hem akademik, hem idari, hem ekonomik sorunlar bir türlü çözüme kavuşturulamıyor. Üniversitelerde bilimsel araştırma ve öğrenci kalitesi uluslararası standartları yakalamaktan halen çok uzak görünüyor. YÖK’ün getirdiği antidemokratik uygulamalar bugün hâlâ aşılabilmiş değil. YÖK’ün varlığı bir yandan üniversitelerde demokrasi kültürünü yok ederken bir yandan da geleceği yönelik tartışmanın sağlıklı bir zeminde cereyan etmesini engelliyor. Bugün 28’inci yaşını bitiren YÖK’ün nereden gelip nereye gittiğini ve Türkiye’deki yükseköğretimin geleceğini sistemi yakından tanıyan iki isimle konuştuk. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Burhan Şenatalar ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy’la yaptığımız söyleşileri aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz. Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burhan Şenatalar: Artık YÖK’ü değil, uluslararası alanda rekabet edebilir bir yükseköğretim sistemini tartışmalıyız YÖK’ün kurulmasından sonra YÖK sistemini en fazla eleştiren Prof. Dr. Burhan Şenatalar, 1980 sonrasında öğretim üyelerinin örgütlenmesinin ilk adımı olarak kabul edilen Öğretim Üyeleri Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı. Daha sonra Ahmet Necdet Sezer’in Cumhurbaşkanlığı döneminde YÖK üyeliğine seçildi ve mücadelesini bu kez kurum içinde sürdürdü. Üniversitelerin özgürleşmesinden ve üniversite içi demokrasiden yana görüşleriyle tanınan Prof. Şenatalar, YÖK’ü hem uygulamalarıyla dışarıdan, hem de YÖK üyeliğiyle içeriden tanıyan bir isim. 28’inci kuruluş yıldanömünde YÖK’ü ve Türkiye üniversitelerinin geleceğini Prof. Dr. Burhan Şenatalar’la konuştuk…

Çalış ve gez ama kazıklanma

Sefa Çınar geçtiğimiz yaz “pedicap” denen bisiklet taksilerle insan taşıyarak para kazanmak için San Diego’ya gitti. Yolcusu olan kadınlardan biri yolda epilepsi krizi geçirdi. Kemer takmadığı için de pedicap’ten düştü ve öldü. Sefa durumu açıklayamadan tutuklandı bir süre hapishanede kaldı. Olayın gerçekleştiği sokaktaki bir güvenlik kamerası kayıtlarını mahkemede delil olarak sununca suçsuz bulundu ve arkasına bile bakmadan Türkiye’ye döndü.Judy Gormez iki sene önce bir markette reyon görevlisi olmak için Wisconsin’e gitti. Hem çalışacak hem de marketin lojmanında kalacaktı. Gittiğinde market sahibinin hiçbir şeyden haberi yoktu. Aynı zamanda verecek bir işi ve lojmanı da. Judy’nin gelmesinden birkaç gün önce Wisconsin’i sel bastığı için bir öğrenci yurdunun, duvarların çarşaftan odaların tek bir şilteden oluştuğu yatakhanesine yerleşti. Duş olmadığı için günlerce yıkanamadı. Yurt sahibinin köpeğinin odalardaki pisliklerine alışmaya çalıştı. Beraber kaldığı arkadaşları bitlendi, valizleri kurtlandı. 18 gün sabredebildi ve soluğu Türkiye’de aldı.Barış Kaya, geçen sene bir Meksika restoranında çalışmak üzere Teksas’a gitti. Gittiğinde çalışacağı yer de kalacağı yer de hazır değildi. Tesadüfen tanıştığı Türkiyeli 4 kişi Barış’ı evlerinde misafir etti. Misafirlik süresince dini kitaplarla dolu evde içki içmek yasaktı. Kuran okuma ve namaz kılma konusunda da psikolojik baskı hisseden Barış, dini bir cemaatin içine çekilmeye çalıştığını anlayınca Amerika’ya ayak basışının 8. gününde Türkiye’nin yolunu tuttu. Amerikan rüyası kabus olmasın Nasıl? Amerikan rüyasına pek benzemiyor değil mi? Birbirini tanımayan Sefa, Judy ve Barış’ın ortak noktası her yaz Amerika’da gerçekleştirilen kültürel değişim programı Work and Travel’a (Çalış ve Gez) katılmış olmaları. Her yıl 138 ülkeden 150 binin üzerinde öğrencinin katıldığı programa olan ilgi her geçen gün artarken, yaşanan kötü tecrübeler kafalarda soru işaretleri uyandırıyor.Work and Travel programı Amerika’nın farklı şehirlerinde eğlence, restoran, ulaşım, turizm, güvenlik, gıda gibi sektörlerin alt kademelerinde asgari ücretlik işlerde çalışarak iş deneyimi edinme, yeni insanlar tanıma, İngilizceyi geliştirme, para kazanma ve Amerika’yı gezebilme esasına dayalı bir kültürel değişim programı. 6 haftadan […]

Bilgi öğrencileri Madrid’teydi

İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası Programlar Ofisi tarafından 19-26 Nisan 2009 tarihleri arasında düzenlenen Elçi Öğrenci Programı kapsamında İspanya’nın Madrid kentinden bulunan Universidad Europea de Madrid (UEM) ziyaret edildi. Bilgi öğrencilerinin, Laureate uluslararası üniversiteler ağında yer alan üniversiteleri yakından tanımasını amaçlayan programa farklı bölümlerden 16 öğrencinin yanı sıra Uluslararası Programlar Ofis Koordinatörü ve Elçi Öğrenci Programı Grup Lideri Beyhan Demir ile Bilgililer Derneği Başkanı Volkan Çakıroğlu da katıldı. Bir haftalık yoğun programda akademik birimler, kütüphane ve kampüs oryantasyonu, İspanyol tarihi ve örnek istatistik dersine katılma, UEM Öğrenci Birliği ile tanışma, Madrid, Toledo, Segovia ve Salamanca şehir turları, Prado Müzesi’ni ziyaret ve Flamenko gecesi gibi birçok etkinlik yer aldı. Elçi öğrenciler, gezi sırasında hem Bilgi Üniversitesi’nin dahil olduğu uluslararası eğitim ağının sunduğu olanaklar hakkında detaylı bilgi aldılar hem de Madrid’de benzersiz bir deneyim yaşadılar. Uluslararası Programlar Ofis Koordinatörü Beyhan Demir, Laureate networkünün öğrencilere sağlayacağı olanak ve fırsatları Elçi Öğrenci Programı’yla, bizzat kendilerinin keşfetmesini istediklerini belirterek; “Elçi Öğrenci Programı’nın Madrid ziyareti bir ilk. Program, diğer Laureate partner üniversitelerine farklı öğrenci gruplarıyla yapacağımız ziyaretlerle devam edecek.” dedi. Arda BengüSinema ve Televizyon 3. Sınıf Öğrencisi Elçi Öğrenci Programı ile gittiğim Universidad Europea de Madrid’i, dokuz gün boyunca gezdim ve gözlemledim. Üniversitede ilk dikkatimi çeken öğrenci yurtlarının okulun içerisinde olmasıydı. Öğrenciler için büyük kolaylık… Ayrıca, yurt odaları da gayet temiz ve güzeldi. Her ne kadar Madrid Üniversitesi’nin eğitim sistemini uzun süre inceleme şansım olmasa da, öğrencilerini en az teorik eğitime olduğu kadar, pratik eğitime de yönlendirmeyi hedefleyen bir üniversite olduğunu gördüm. Öğrencilere, branşlarıyla ilgili tüm ekipman ve mekân olanaklarını sunuluyor. Özellikle de İletişim Fakültesi’nde. Bir Bilgi öğrencisi olarak, üniversitemin bu yönünü çok beğendiğim ve bu anlayışın çok önemli olduğunu düşündüğüm için Madrid Üniversitesi’nin de bu misyona sahip olması çok hoşuma gitti. Burcu YücetaşTasarım Kültürü ve Yönetimi Sertifika Programı Öğrencisi Madrid, bünyesinde barındırdığı ve koruduğu tarihi yapılarıyla […]

Haliç Kültür Havzası projeleri

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi, Kültür Yönetimi ve Sanat Yönetimi son sınıf öğrencilerinin Haliç’e değişik açılardan yaklaşarak sosyal ve kültürel yönlerini ön plana çıkarmak amacıyla hazırladıkları projeler 29 Mayıs’ta santralistanbul’da tanıtıldı. Haliç Rehberi, Fener-Balat’tan, Liselilerin İstanbul Sokakları ve Liseliler 2010’a Katılıyor! projelerinin tanıtım etkinliğine yerel yöneticiler ve kültür-sanat yöneticilerinin yanı sıra, Haliç sakinleri, sanatçılar, Haliç esnafı, akademisyenler ve katılımcı lise öğrencileri yoğun ilgi gösterdi.Etkinlik kapsamında düzenlenen panelde, öğrencilerle birlikte çalışan ve projelere katkısı olan gazeteci Ersin Kalkan, Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği gönüllüsü Kathrin Hagemann, Liselilerin İstanbul Sokakları projesi katılımcısı Süha Zaimoğlu ve İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti danışma kurulu üyesi Gürhan Ertür proje süreçlerini anlattı. Panelin yanısıra, projelerin içerikleri doğrultusunda oluşturulan sergilerin de yer aldığı etkinlikte konuklar Haliç’e özgü yemekleri tattı. Liseliler 2010’a Katılıyor projesi kapsamında düzenlenen yarışmanın ödül töreninin de yapıldığı etkinlikte liseliler heyecanlı anlar yaşadı. 6 haftalık proje yazma süreci sonucunda oluşturulan 17 projenin katıldığı yarışmayı “Evladiyelik” projesiyle Deniz Bulutsuz, Nesligül Çaltıl, İdil Işıksoy, Işık Karlı ve Sibel Kaya kazandı. En başarılı proje seçilen bu projenin katılımcılarına ÖSS sonucunda, İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi, Kültür Yönetimi ve Sanat Yönetimi bölümlerinden birine giriş hakkı kazandıkları takdirde burs verileceği açıklandı. En katılımcı, en sürdürülebilir ve en yaratıcı projelerin katılımcılarına ise Tiyatro Kedi’den oyun bileti verildi. Fener-Balat’tan Fener-Balat’tan projesi adına panelde konuşan Irmak Bayındır, bu projeyle Fener ve Balat semtlerinin kültürünü görünür hale getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Proje, tarihi doku araştırması ve haritalama çalışmasının yanı sıra, Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve Balat-Fener Kültür ve Güzelleştirme Derneği ile kurulan ortaklıklar sonucunda çıkarılan yerel bir çocuk gazetesi ve fotoğraf sergisini içeriyor.3 ay boyunca her hafta sonu gerçekleştirilen atölyelerde fotoğrafçı Mehmet Kaçmaz, Habervesaire’den Ahmet Şık, Güventürk Görgülü ve Gökhan Tan çocuklara haber yazım ve fotoğraf teknikleri konularında yardımcı oldular. Bu derslerin sonucunda, Mavi […]

Bu askerlik bitmez

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 29 Nisan’da askerlikte yeni bir sistem üzerine çalıştıklarını açıklamasının ardından bir ay bile geçmeden askerlik süreleriyle ilgili yeni düzenlemeyi içeren yasa taslağının Bakanlar Kurulu’na gönderildiği açıklandı. Başbuğ son açıklamalarında “daha sade, daha eşit ve daha adil bir sistem” üzerinde çalıştıklarını, 15 ay normal, 12 ay yedek subay ve 6 ay kısa dönem olmak üzere gerçekleştirilen askerliği tek tipe indirmek istediklerini belirtmişti. Hazırlanan taslakta da aynı doğrultuda bir çalışmanın yer aldığı belirtiliyor. Medyada yer alan bilgilere göre yeni sistemde yedek subaylığın tamamen kaldırılması planlanıyor. Süreyle ilgili bilgiler ise şimdilik “söylenti” düzeyinde. Bazı söylentilere göre askerlik herkes için 12 veya 15 ay olacak, bazı söylentilere göre ise herkes askerliğini er olarak yapmakla birlikte üniversite mezunları 12 ay, üniversite mezunu olmayanlar 15 ay silah altına alınacak. Yani tüm yükümlülerin er olarak yerine getirecekleri askerlik görevinde üniversite mezunlarıyla olmayanlar arasında hiç bir fark olmayacak veya tek fark üç aylık bir süre olacak. Taslağın nasıl yasalaşacağı, yeni uygulamaya ne zaman geçileceği şu anda belirsizliğini korurken kamuoyunda konuyla ilgili hararetli bir tartışma sürüyor. Askerliği yaklaşan gençlerin kimine göre düşünülen uygulama büyük bir haksızlık, kimine göre ise tam tersine var olan haksızlığı kaldırma amacına yönelik olumlu bir girişim. Bu arada askerlik nedeniyle üniversite okumak isteyen gençlerin sayısında azalma olacağını ve bunun ülkedeki eğitim seviyesini düşüreceğini düşünenler de var. Hatta kimileri açık öğretim sistemine olan talebin tamamen ortadan kalkacağını ileri sürüyor. Bu görüşün tersini savunanlar ise salt askerlik nedeniyle üniversite okumak isteyenler bundan vazgeçtiklerinde, gerçekten yüksek öğrenim yapmak isteyenlerin şansının artacağını ve bu durumun da eğitim kalitesini yükselteceğini düşünüyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Güvenç, askerliğin tek tip olmasıyla beraber üniversiteye kayıt yaptıran erkek öğrencilerin sayısında bir azalma olup olmayacağını söylemek için çok erken olduğunu belirtiyor. “Üniversitelerin eğitim kalitesinde bir artış görülebilir mi bilmiyorum.” diyen Güvenç, üniversitelerin eğitim kalitesinin, okuyan […]

Santralistanbul’dan bir Mayfest daha geçti

İstanbul Bilgi Üniversitesi 2009 Mayıs Festival’inde bu yıl yine birçok ünlü sanatçıyı ağırladı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleşen festivalde Yüksek Sadakat grubu, Nil Karaibrahimgil ve Kenan Doğulu gençlerle buluştu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğrenci Birliği, gelenekselleşen Bahar Şenliklerinin bu yıl 12’ncisini düzenledi. Festivaldeki pek çok aktivite de katılımcıların güzel vakit geçirmelerini sağladı. Gün batmaya başlarken sahne alan Yüksek Sadakat’in şarkılarıyla şenliğe merhaba diyen üniversiteliler daha sonra Nil Karaibrahimgil’in hareketli şarkıları ve danslarıyla eğlenceye devam ettiler. Gecenin finalinde sahne alan Kenan Doğulu ise kendisinin de Bilgi Üniversitesi’nden terk bir öğrenci olduğunu söyleyerek konserine başladı. Kenan Doğulu’nun sahne almasının ardından eğlencenin doruğa çıktığı festival, sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti.Hilal Özdemir Gökhan Tünay

Okul bitti ama…

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) geçtiğimiz günlerde açıkladığı işsizlik raporuna göre, Türkiye 2009 yılı Şubat ayında, yüzde 16.1’lik işsizlik oranıyla yeni bir rekora imza attı. Son bir yılda işsizler ordusuna 1 milyon 125 bin kişi daha katıldı ve işsiz sayısı 3 milyon 802 bine ulaştı. Böylece geçen yıl Şubat ayında 11.9 olan işsizlik oranı, bu yıl aynı ay 16.1’e yükselmiş oldu. Rapora göre gençlerin işsizlik oranlarında da artış var. Geçen yılın Şubat ayında gençlerde işsizlik oranı yüzde 21.5’ken bu yılın Şubat ayında bu oran yüzde 28.5’e yükseldi. Yani şu anda ülkemizde her 100 gençten 28’inin işsiz olduğu da söylenebilir.Peki, işisizlik oranı giderek artarken, üniversiteyi bitirmek üzere olan gençler mezuniyetten sonrasını görebiliyorlar mı? Ekonomistler Platformu’nun 980 üniversite öğrencisiyle görüşerek yaptığı ‘Ekonomik Kriz, İşsizlik ve Gençlik Anketi’ne göre, gençlerin yüzde 57,8’i bir yıldan daha kısa sürede iş bulabileceğini düşünmüyor. Aynı ankete göre üç ay veya daha kısa sürede iş bulabileceğini düşünenlerin oranı ise yüzde 24.Okul yılının sonlarına yaklaşırken, farklı sektörlere adım atmaya hazır olan son sınıf üniversite öğrencileriyle konuştuk. Diploma almaya sayılı günler kala, iş bulmak için hangi yolları izlediklerini, geleceğe nasıl baktıklarını, planlarını, kaygılarını anlattılar. Çeşitli üniversitelerin değişik bölümlerinden mezun olmak üzere olan bu gençlerin ortak özellikleri, sonu farklı bitse de “İşsiz kalırsam…”la başlayan cümleler kurmaları. Ufuk Etikan (23) Boğaziçi Üniversitesi-İktisatOkulumun son günleri dersler dışında iş aramakla geçiyor. Bu krizden önce iş bulma konusunda bu kadar endişem yoktu, o yüzden çok fazla plan yapmamıştım. Şimdi bu panik ortamında geleceğimi planlamaya çalışıyorum. Bu planın içinde askerlik de var. İş bulmak konusunda ümitsizim ve bu koşullarda askerliği bir kaçış olarak düşünüyorum. Daha önceleri yurt dışına gitmek de benim için bir seçenekti ama kriz global olduğuna göre, orada iş bulmak daha kolay olmayacaktır. Bilgilerimin en taze olduğu zamanda işsiz kalırsam bunları kullanamamak beni çok üzer. Bu yaşlarda bir şey yapamazsam herhalde bunalıma girerim. Okulun bitmesine […]

Bilgi öğrencilerinden sosyal sorumluluk projeleri

Müge ErgülGökhan Tünay İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri, BİL-201-202 Sosyal sorumluluk dersi kapsamında yaptıkları projeleri 21 Mayıs Perşembe günü Santral İstanbul Kampüsünde düzenledikleri bir fuarla tanıttı. Fuarda öğrencilerin yaşlılarla yaptıkları sosyal aktiviteler, çevre eğitimi, çocuk ve çevre, çingenelerle sözlü tarih, çocuklarımızı koruyalım, lise son sınıf öğrencilerini yakın tarihle buluşturalım gibi projelerinin tanıtımı yapıldı. Projeye katılan öğrencilerin vermek istedikleri ortak mesaj; bazı sosyal konularda farkındalık yaratmaktı. Öğrencilerin projelerin aşamaları ve öğrencilerin projelerle ilgili günlükleri adresinden takip edilebilir.

Üniversitelerin şenlik ayı geldi

Üniversitelilerin bütün bir yıl boyunca iple çektiği günler yaklaşıyor. Öğrenci kulüpleri tarafından organizasyonu yapılan “Bahar Şenlikleri” Türkiye’nin pek çok üniversitesine hareket getiriyor. Üniversite öğrencisi olmanın belki de en tatlı yanı olan şenlikler, vizeler, ardından finaller, ödevler derken bunalan üniversite öğrencilerinin kafa dağıtmasını ve bir yılın gerilimini atmalarını sağlıyor. İlkbahar aylarında gençlerin imdadına yetişen “Bahar Şenlikleri,” bu yıl da pek çok ünlü şarkıcıyı ve grubu ağırlıyor. Üniversite kampüslerinde düzenlenen şenlikler konser tadında bir eğlence sunmanın yanısıra yarışmalar, sergiler ve çeşitli etkinlikleri de içinde barındırıyor. Farklı üniversitelerden öğrencilerin de katılabilecekleri İstanbul’daki üniversite bahar şenliklerinin programları şöyle: 16-17 Mayıs İstanbul ÜniversitesiÜniversite şenliklerin ilki İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştiriliyor. 16 -17 Mayıs tarihlerinde Beyazıt kampüsünde gerçekleştirilecek olan etkinlik, Ogün Sanlısoy, Pinhani, Direc-t ve Yasemin Mori’yi gençlerle buluşturuyor. 16 Mayıs Koç Üniversitesi16 Mayıs Cumartesi günü Koç Üniversitesi Rumeli Feneri Kampüsü’ndeki şenlikte ise Kenan Doğulu, Teoman, Bedük ve İngiltere’nin en ünlü trip hop elektronik gruplarından Kosheen canlı performansıyla sahne alıyor. “Koçfest” adı altında gerçekleştirilen şenlikte kitap bağışı, ‘10 boş bardak=1 bira’ kampanyası ve Greenpeace’in çevreci etkinlikleri de katılımcıları geri dönüşüme ve sosyal duyarlılığa davet ediyor. 16-18 Mayıs Galatasaray ÜniversitesiYine en renkli üniversite şenliklerinden biri de Galatasaray Üniversitesi’nin Ortaköy Kampüsü’nde. 16-17-18 Mayıs’ta Sakin, Babazula, Yenitürkü, Pinhani gibi grupların katıldığı şenliğe pek çok amatör grup performanslarıyla öğrencilerin karşısına çıkacak. 20-23 Mayıs Boğaziçi Üniversitesi20-23 Mayıs tarihlerinde “Sanat Bayramı” adıyla Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirilen şenlikte ise Bedük, Mert Yücel, Duman ve Battle of the DJs – Atjazz’ı ağırlıyor. Şenlik süresince güzel sanatlar, fotoğrafçılık ve sinema gibi pek çok kulübün sergileri de ziyarete açık olacak. 23 Mayıs Sabancı ÜniversitesiŞehrin karmaşasından uzakta eğlenmek isteyen gençler “Suşenlik” adı altında Sabancı Üniversitesi’nde buluşacak. Duman, Bedük ve Jukebox’ı konuk edecek olan “Suşenlik,” 23 Mayıs’ta gerçekleştiriliyor. 23 Mayıs İstanbul Bilgi ÜniversitesiAynı gün santralistanbul`da gerçekleştirilecek olan “Bilgi Mayfest” Kenan Doğulu, Yüksek Sadakat ve Nil Karaibrahimgil’e evsahipliği yapacak. Konserleri ile Santral […]

Bilgi’nin Öğrenci Birliği adayları ve programları

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin bütün kampüslerinde 20-22 Mayıs tarihleri arasında Öğrenci Birliği seçimi için öğrenciler her yıl olduğu gibi bu yılda sandık başına gidecek. Geçen yılki seçimlerde 3 aday grup varken bu yıl yarışa iki yeni grup katıldı. Öğrenci Birliği seçimleri geçen yıl zorlu, çekişmeli ve olaylı geçerken bu yıl daha sakin geçiyor. Kuştepe, Dolapdere ve Santral kampüslerinde stand açan iki grup yapmayı hedefledikleri çalışmalar hakkında öğrencileri bilgilendirerek seçim çalışmalarına devam ediyor. Öğrenci birliğine aday olan Genç Bilgili ve Birlik grupları bundan önce yönetime gelen gruplar gibi iç karışıklık yaşamamak için yeni ve farklı bir yol izlediklerini belirtiyorlar. Ayrıca iki grubun da çalışma konuları arasında İstanbul Bilgi Üniversite’nin değişen yönetimiyle birlikte gündeme gelen “Laureate Ağı” var. Uluslararası bir üniversite ağına katılan İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki uluslararası olanakların öğrencilere tanıtımına ağrılık vermek iki grubun da programı içinde yer alıyor. Birlik Grubu’nun projeleri Önceki yıllarda seçime giren Armada Grubu’nun kurucularından ve bu seçimlerde Birlik Grubu’nun başkan adayı olan Tayfun Furkan Gülen, yeni bir grup olmalarına rağmen daha önceki seçimlerde farklı gruplarda edindikleri deneyimlerin bu seçimi kazanmalarında etkili olacağını belirtiyor. Geçen seçimlerde kıyasıya rekabet eden iki grubun birleşmesiyle ortaya çıktıkları konusunda çıkan söylentileri de reddeden Gülen, farklı bölümlerden farklı insanların birlikteliğiyle yepyeni bir grup olduklarının altını çiziyor. Bilgililik ruhunun uzun süreden beri yapılan her seçimde göz ardı edildiğinin ve kutuplaşmaların seçimler boyu hoş olmayan durumlar yarattığına değinen başkan adayı, bu yılki seçimlerde bu tür durumlar yaşanmamasını istiyor. Tayfun Gülen, “Amacımız seçimi kazanıp öğrencilerle idare arasında en iyi koordinasyonu sağlayabilmek” diyor. Öğrencilere yapabileceklerinden fazlasını vaat etmediklerini vurgulayan Gülen; diğer üniversitelerde bulunan her öğrenciye bir dizüstü bilgisayar kullanımının İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde de uygulamaya geçirilmesi konusunda projelerinin olduğunu, bunun dışında sanat haftası, shuttle hizmeti, sınav saatleri düzenlemeleri, kantin fiyatları, Santral kampüsünde otoparkın ücretli olması gibi konuları gündeme getireceklerini belirtiyor. Genç Bilgililer sahnede Genelde birinci sınıf öğrencilerinden oluşan Genç […]

Devlet ve deprem

Bu yazı üç sene önce, İzmir’deki bir dizi depremden sonra yazıldı. Bu depremlerden sonra okullar tatil edilmişti. Şimdi de Denizli’deki bir dizi depremden sonra okullar tatil edildi. Bu, okulların çürük olduğunun göstergesi.

Yabancıdan öğrenci olmaz!

Kültür Bakanlığı Türkiye’de eğitim gören yabancı öğrencilerin öğrenciliğini onaylamıyor; müze ve ören yerlerine “turist” ücretiyle girmelerini istiyor.

Hollywood genç yeteneklerini buldu

Hollywood Uluslararası Öğrenci Film Festivali (International Student Film Festival Hollywood), sinemaya gönül vermiş öğrencilere kısa metrajdan uzun metraja giden sinema macerasının kapılarını açan bir film festivali. 2003 ten beri düzenlenen bu film festivali dünyanın farklı ülkelerinden birçok sinema öğrencisinin katılımıyla gerçekleşiyor. Bu yıl yaklaşık 300’e yakın filmden 75’nin gösterime layık görüldüğü film festivali 9 Kasım’da düzenlenen ödül töreniyle tamamlandı. Türkiye’den katılan Efe Conker, Serap Atalay ve Efe Öztezdoğan, katıldıkları kategorilerde en iyi film ödüllerini alarak büyük bir başarıya imza attılar.Yarışmacıların dışında festivalin ödül töreninde Phoenix Pictures’ın CEO’su Mike Medavoy’a da “Ömür boyu başarı ödülü”verildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden geçen yıl mezun olan Efe Conker, yarışmada aldığı ödülün ve bu tarz festivallerin bu mesleği yapmak isteyen eğitimini almış kişiler için çok önemli olduğunu vurguluyor. Daha önce bu tarz festivallerin bir kaç tanesine kısa filmini yolladığını ancak International Student Film Festival Hollywood’un uluslararası niteliği nedeniyle çok daha önemli olduğuna değinen Efe Conker, gösterimlerin ardından bu işte isim yapmış bir çok ülkeden farklı yönetmenlerle görüşebilmiş olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor. Festivale filmini yolladığı zaman ödül alabileceğine inandığını, ancak diğer filmleri izleyince biraz umutsuzluğa kapıldığını söyleyen Efe Conker, özellikle Amerikan yapımı filmlerin bütçelerinin iyi olduğunu ve bu kadar iyi filmlerle yarışmayı beklemediğini ifade ediyor. “Amerika’da bir sinema kurumu var. Buraya Amerikalılar bağiş yapıyor. Öğrenciler de bu kurumdan istedikleri bütçeyi eğer kurul onaylarsa alıyorlar. Böylelikle gerçek film kalitesinde filmler çekip profesyonel oyuncularla çalısıyorlar. Ama genel olarak pek yaratıcı fikirler yoktu, sadece yüksek bütçeler vardı. İşte o zaman derece alabilirim dedim ve aldım.” diyerek sözlerine devam eden Efe Conker, ödülün her zaman reklam yapmak için iyi bir fırsat olduğunu, ödül almadan yapılan işin takdir edilmediğini de sözlerine ekliyor. Festivale katılıp ödül aldıktan sonra Phoenix Pictures’ın CEO’su Mike Medavoy ile tanışma fırsatı yakaladığını, Paramount Pictures’da staj yapma imkanı bulduğunu anlatan Conker, ödülden sonra bir İngiliz şarkıcıdan klibini […]