Etiket polis

e-muhbir M. Yılmaz kim?

Telefonlarım M. Yılmaz isimli şansın e-ihbarıyla dinlenmeye başladı. Polisin yerinde olsam böyle önemli bir haber kaynağını bulur, soruşturmayı derinleştirirdim.

İşte polisin “orantılı” gazı

YSK’nin Hatip Dicle kararı ile Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun tutuklu diğer beş milletvekilinin tahliye taleplerinin reddini protesto için dün Şişli’den Taksim’e yürümek isteyenlere polis biber gazı ve suyla müdahale etmişti. Aralarında Blok milletvekilleri Ertuğrul Kürkçü, Levent Tüzel, Sabahat Tuncel ve Sırrı Süreyya Önder’in bulunduğu grubun Taksim’e yürümek istemesi üzerine çıkan olayda polis orantısız güç kullanmakla eleştirildi. Gösteriye katılan işadamı Osman Kavala’nın Milliyet’e “ölüm riski yaratacak bir müdahale” olarak tanımladığı olayın gelişimini Milletvekili Sabahat Tuncel şöyle anlattı: “”Şişli Camii önünde basın açıklaması yapıp Taksim’e yürüyecektik. Polis yürümemize izin vermeyince Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü ve Levent Tüzel ile birlikte otobüsün üzerinde basın açıklaması yapıp, sonrasında dağılmaya karar verdik. O sırada polis otobüsün içine gaz bombası attı. Şoför içerde olmadığı için kapılar kapalıydı ve boğulma tehlikesi yaşadık. Otobüsten çıktık ve dışarıda tekrar gaz bombası attılar. Yere düştüm ve ezilme tehlikesi geçirdim.” İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Mehmet Altınok ise yaptığı açıklamada gösterici gruba dağılmaları için uyarıda bulunduklarını, ancak polise taş ve molotof kokteyllerle saldırılması üzerine polisin de kendini savunma amacıyla “orantılı şekilde su ve gaz kullandığını” söyledi. Dünkü gösteriler sırasında Şişli Camii’ne bakan bir apartmandan çekilen görüntüler, polisin müdahale konusunda “orantı”ya pek dikkat etmediğini, gaz kullanımında da pek cimri davranmadığını gösteriyor.

Ahmet ve Nedim için 100’üncü gün yürüyüşü

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve gazeteci Nedim Şener tam 100 gündür tutuklu. iki gazetecinin meslektaşları ve dostları, tüm tutuklu gazetecilerin durumunu protesto etmek için yine sokakta. “Adaletin kara 100’ü” başlıklı çağrı metninde 60’tan fazla gazetecinin tutuklu bulunduğu Türkiye’de ifade özgürlüğü için tüm yurttaşlar dayanışmaya çağırılıyor. Özgürlük sloganlarını atılacağı ve özgürlük şarkılarının söyleneceği yürüyüş 18 Haziran cumartesi günü saat 13:00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünden başlayacak ve Taksim Meydanı’nda son bulacak. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası gibi basın örgütlerinin oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun da destek verdiği yürüyüşün çağrı metni şöyle: Adaletin kara 100’ü Mart ayının üçüydü. Ahmet ve Nedim’in evine polisler geldi. Gözaltına alındılar. Emniyet’te ifade vermediler. Savcı gazetecilik faaliyetlerini sorguladı. Mahkeme tutukladı onları. Önce bahar geldi memleketimize, sonra yaz. Arada tutukluluklarına itiraz edildi defalarca. Hepsi reddedildi. Onlar hala içerde. Geçtiğimiz cumartesi günü tam yüz gün oldu. Sanmasınlar arkadaşlarımızı unuttuk. Seçimlerin bir gün öncesinde türlü dedikodular üretilmesin diye sokağa çıkmak için bir hafta bekledik. 18 Haziran’da elimizde dövizlerimiz, üzerimizde tişörtlerimiz, megafonlarımızla, kalemlerimizle, “Özgür basın susturulamaz”-“Ahmet ve Nedim onurumuzdur” sloganları atacağız, “özgürlük” şarkıları söyleyeceğiz. Yalnızca onlar için mi sokakta olacağız? Kesinlikle hayır! Bugün 60`dan fazla gazeteci tutuklu veya hükümlü olarak hapishanelerde bulunurken, yüzlerce gazeteci davası sürerken, en son Azadiya Welad gazetesi örneğinde gördüğümüz gibi ülkemizdeki gazete ve dergi kapatmalar devam ederken, ülkenin başbakanı gazetecileri açıktan hedef gösterirken kimse bizden sessiz kalmamızı beklemesin. Biliyoruz ki kim muhalifse, kim otosansür uygulamadan gazetecilik yapmaya çalışıyorsa ya gözdağı veriliyor ya da doğrudan hedef tahtasına konuyor. Onlar da bilsin ki kalemimizi kırabilirler ama mesleğimize olan sadakatimizi, umudumuzu ve onurumuzu asla! Bugün gazetecilerin habercilik hakkının engellenmesi aynı zamanda halkın haber alma, doğru bilgiye ulaşma hakkına da tecavüzdür. Özgür toplum ancak özgür basınla mümkün olabilir. Bu bilinçten hareketle sadece gazetecileri değil tum yurttaşları eylemimizi dayanışma çağrısında bulunuyoruz. “Adaletin kara 100’ünü” protesto etmek isteyen herkesi 18 Haziran cumartesi günü […]

Hopa’da neler oldu, neler oluyor?

Metin Lokumcu’nun cenaze töreni sırasında gözaltına alındıktan sonra Erzurum’da serbest bırakılan gazeteci Cemil Aksu ve Başaran Aksu, Hopa’da 31 Mayıs ve sonrasında yaşananları anlatıyor. İşte olayları bire bir yaşayan gazetecilerin kaleminden geçmişi ve geleceğiyle Hopa… dergisinin editörüdür.

Ahmet Şık Alman basınında

Haber ve Çeviri: Üç aydır tutuklu bulunan HaberVseditörü Ahmet Şık, dünya basınında yer bulmaya devam ediyor. Almanya’da haftalık yayımlanan Focusdergisinin son sayısında yer alan bir makalede Ahmet Şık’ın tutukluluğuna dikkat çekildi. Derginin Yakın ve Orta Doğu Uzmanı Dr. Andrea Claudia Hoffmann tarafından yazılan makalede “Yargının keyfi tutumunun başlıca örneği marttan beri tutuklu olan Ahmet Şık’tır” denildi. “Sultan Tayyip Erdoğan”başlıklı yazıda Türkiye’de son dönem gelişmeler ele alındı. Yazıda Türkiye’de hükümeti eleştirmenin gazeteciler açısından işinden olmakla eşanlamlı olduğu vurgulandı. Türkiye’de halen 68 gazetecinin tutuklu olduğuna dikkat çekilen yazıda yargının keyfi tutumunun başlıca örneğinin marttan beri tutuklu olan Ahmet Şık olduğu belirtildi. Ahmet Şık’ın kitap taslağının savcılık emriyle silinmesine karşın internette elden ele dolaştığı ifade edildi. Yazıda kitap şu sözlerle tanıtıldı: “Ahmet Şık ‘İmamın Ordusu’nda Erdoğan’ın Akpartisine ideolojik olarak yakın duran, İslami muhafazakar Gülen Hareketi üyelerinin Türk polisinin içine sızdığı iddiasını ileri sürüyor. ‘Bu hareket İslam ile Milliyetçilik arasında bir bağ kurmaya çalışıyor’ diyor Ahmet Şık hapisten.” Dr. Hoffmann ayrıca yazısında kitap taslağından da şu alıntılara yer verdi:“2000 yılından itibaren Türkiye’nin yönetici kadrosunu dönüştürmek için bu hareket 80li yıllardan beri eğitim alanında aktif olmuştu: Bu kadro kendine Altın Nesil adını vermişti ve gerçekten de Gülen öğrencileri bugün içeride önemli pozisyonlara sahip. Polisin, yargının ve eğitim sisteminin içinde. Amaçları İslam inancını bürokrasiye iyice yerleştirmek.” Focusdergisinde yer alan “Sultan Tayyip Erdoğan” başlıklı yazının tamamını aşağıda bulabilirsiniz. Sultan Tayyip ErdoğanAndrea Claudia HoffmannFocus / 30 Mayıs 2011 Türk sanatçı Bedri Baykam kemerinde bir tabanca taşıyor. Bunun için geçerli nedenleri var. Kısa süre önce İstanbul’da sokak ortasında bıçaklandı. “Pis herif bir milimetre daha derine saplasaydı, şimdi ölmüş olacaktım” diyor ve karnındaki bıçak yarasının üstüne sardığı beyaz sargı bezini gösteriyor. Baykam şuna inanıyor: “Bu manyak bir İslamcının yaptığı münferit bir saldırı değil. Onu bir infaz timi yollamış” Recep Tayyip Erdoğan ve onun tarafından kurulan İslami Akparti hükümetinin Türkiye’deki 9. […]

Her yer Hopa her yer biber gazı

Hopa’da emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ölümüne neden olan biber gazı terörü, Türk Tabipler Birliği’nin uyarılarına rağmen Ankara, İzmir ve diğer illerden sonra İstanbul Şişli’deydi. Video: Hopa’da çıkan olaylar sırasında öğretmen emeklisi Metin Lokumcu’nun biber gazından etkilenerek hayatını kaybetmesinin ardından, tüm yurtta devam eden protesto gösterileri polisin orantısız şiddetiyle karşılaşıyor. Emek örgütlerinin çağrısıyla İstanbul Mecidiyeköy’deki AKP Şişli İlçe Başkanlığı önünde eylem yapan yüzlerce kişi gaz bombası ve basınçlı suyla dağıtıldı. Mecidiyeköy’de yapılan basın açıklaması sırasında, açıklama henüz devam ederen bazı polislerin etrafta toplanan halka “birazdan biber gazı sıkılacak burada durmayın” uyarısı yaptığı duyuldu. İstanbul Tabip Odası, KESK İstanbul Şubeler Platformu, DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği ve TMMOB İl Koordinasyon Kurulu’nun çağrısıyla 19.00 İstanbul Şişli Cevahir AVM önünde bir araya gelen yüzlerce kişi Hopa’da yaşanan ve ardından tüm ülkeye yayılan olayları protesto etmek için Mecidiyeköy’e yürüdü. Eylem çağrısı yapan örgütlerinin yanısıra Metin Lokumcu’nun da üyesi olduğu Eğitim-Sen, Halkevleri, Derelerin Kardeşliği Platformu, ÖDP, SDP, SODAP, DEK, Öğrenci Kolektifleri ve Gençlik Muhalefeti’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda örgüt katıldı. Eylemciler “Her yer Hopa her yer direniş”, “Öğretmenin katili AKP’nin polisi”, “Tek yol devrim” sloganlarıyla AKP Şişli ilçe binası yönünde yürüyüşe geçti. AKP binası önüne gelindiğinde emek örgütleri adına bir basın açıklaması okundu.”Bu cinayetin ve arkasından yaşanan saldırıların sorumlularının hak ettiği cezayı alması için gerekli mücadelenin sürdürüleceğini kamuoyuna ilan ediyoruz.” denilen açıklamada “Cinayetler, düzmece mahkemeler, keyfi gözaltı ve tutuklamalara karşı” direniş çağrısı yapıldı. Türk Tabipler Birliği adına konuşan Ali Çerkezoğlu da protestolara karşı biber gazının kullanılmasının ölümcül sonuçları olduğunu belirterek, hükümetin bu öldürücü silahı kullanmaması konusunda uyardı. Açıklamaların ardından eylemciler AKP binasını korumak için barikat kuran polislere yumurta attı. Kısa süre sonra da polis saldırısı gerçekleşti. Tazyikli su ve gaz bombası ile saldıran polis yakaladığı eylemcileri darp etti. Polisin gaz bombalı saldırısında Eğitim-Sen 8 no’lu şube yöneticisi Barış Demirci, Eğitim-Sen 8 no’lu şube üyesi Özgür Yüksekdağ […]

Anadolu’yu vermemek için Ankara’ya…

Anadolu Vermeyeceğiz sloganıyla Türkiye’nin tüm bölgelerinden yola çıkan kervanlar, Ankara Gölbaşı’nda polis tarafından durdurulmaları üzerine oturma eylemi başlattı. Eylemciler, Ankara’ya girme izni çıkmadan Gölbaşı’ndan ayrılmamakta ısrarlı.

Bakanlıktan açıklama: Araç bulamadık

HaberVs Adalet Bakanlığı, gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklu bulunduğu Silivri 2 No’lu L Tipi Cezaevinden ”Ergenekon soruşturmasının gizliliğini ihlal ettiği” iddiasıyla yargılandığı davanın duruşmasına götürülememesiyle ilgili inceleme başlatıldığını, ön incelemede herhangi bir kasıt veya art niyet söz konusu olmadığının tespit edildiğini açıkladı. Bakanlık bu olayın tekrar etmemesi için de Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’ne talimat verildiğini ifade etti. HaberVs’de dün çıkan “Ahmet Şık’ın diğer davası da Silivri’ye mi taşınmak isteniyor?”başlıklı haberden sonra bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Şık’ın cezaevi aracı olmadığı gerekçesiyle duruşmaya götürülemediğinin öğrenilmesi üzerine konu hakkında inceleme başlatıldığı belirtildi. Ön incelemede Şık’ın duruşmaya gönderilememesi konusunda herhangi bir kasıt veya art niyet olmadığının tespit edildiği kaydedilen açıklamada, ”Tutukluların araç ve personel eksikliği gibi gerekçelerle duruşmalara gönderilememesi olaylarının tekrarlanmaması ve yargılama sürecinin aksamasına sebebiyet verilmemesi için bakanlığımızca Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne gerekli talimatlar verilmiştir” denildi. Bakanlık açıklamasında Türkiye genelindeki 370 ceza infaz kurumunda 11 Nisan 2011 itibariyle 64 bin 867 hükümlü, 30 bin 036 tutuklu ve 18 bin 170 hükmen tutuklu bulunduğu belirtildi. Başka illere nakil, hastanelere sevk ve duruşmalara götürme gibi nedenlerle cezaevlerinde günlük ortalama 5 bin 500 hükümlü ile tutuklunun sevk ve nakil işlemlerinin düzenli olarak gerçekleştirildiği kaydedilen açıklamada, cezaevlerinde bu sevk ve nakil işlemlerinde kullanılmak üzere toplam kapasitesi 6 bin 550 olan 599 nakil aracınınbulunduğu ifade edildi. Açıklama şöyle devam etti: ”Silivri 2 No’lu L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan Ahmet Şık’ın cezaevi aracı olmadığı gerekçesiyle duruşmaya götürülemediğinin bakanlığımızca öğrenilmesi üzerine konu hakkında inceleme başlatılmıştır. Ön inceleme sırasında, 14 Nisan 2011’deSilivri Ceza İnfaz Kurumlarında kalan tutuklu ve hükümlülerden 20 adliyedeki duruşmalara katılmak üzere 273 kişi, 14 hastaneye 195 kişiolmak üzere toplam 468 hükümlü ve tutuklu sevkiistendiği bildirilmiştir. Adliyelere ve hastanelere götürülmesi gereken tutuklu ve hükümlü sayısının yoğunluğu nedeniyle araç ve şoför sayısının yetersiz kalması üzerine Ahmet Şık’ın da aralarında olduğu 21 kişinin sevk işleminin yapılamadığıanlaşılmıştır. Ön […]

‘Yansak da dokunacağız’ diyenler bu kez Bakırköy Adliyesi’nde…

HaberVs Tutuklu gazeteci Nedim Şener’in 18 Nisan pazartesi sabahı (yarın) saat 9:30’da başlayacak bir duruşması için meslektaşları, dostları ve avukatları Şener’e destek olmak amacıyla sabah 9:00’dan itibaren Bakirköy Adliyesi’nde olacak. İfade özgürlüğünü savunan tüm yurttaşlar ve medya mensuplarının davet edildiği gösteride basın açıklaması yapılacak. 14 Nisan perşembe günü Ahmet Şık’ın Kadıköy Adliyesi’ndeki duruşmaya “araç ve şoför yokluğu nedeniyle” getirilmemesi tepkiye neden olmuştu. Bu nedenle Nedim Şener’in Silivri Cizaevi’nden Bakırköy’deki duruşmaya getirilmesinde bir aksilik yaşanmayacağı düşünülüyor. Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, başka bir davayla ilgili olarak “soruşturmanın gizliliğini ihlal” iddiasıyla yarın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. Nedim Şener hakkında Devrimci Karargah örgütüne yönelik soruşturma kapsamında evi aranan eski Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı’nın konuşmalarına dayalı olarak yaptığı haber nedeniyle “soruşturmanın gizliliğini ihlal etmek” suçlamasıyla dava açılmıştı.

Yabancı basına tutuklu gazeteci brifingi

Ahmet Şık ve Nedim Şener için verilen brifinge 40 kadar yabancı muhabir katıldı. Şık ve Şener’in gazeteci arkadaşları tarafından düzenlenen ve resmi bir nitelik taşımayan toplantıya katılanlara gazetecilerin sorgularında verdikleri yanıtların ve savunmalarının İngilizce çevirilerini kapsayan dosyalar da dağıtıldı. HaberVs. “İki arkadaşımızın Silivri’de cezaevinde olmalarının Türkiye’de gazeteciliğe bir saldırı olduğu kanısındayız. Tutuklanmalardan sonra toplandık, neler yapabileceğimizi konuştuk. Bu toplantı gibi etkinlikleri yaparken aslında korkuyoruz. Ama bizim bu mesleğe olan borcumuz, arkadaşlarımıza olan borcumuz, onlar hapiste işlerinden, ailelerinden uzaktayken bizim korkmaya hakkımız olmadığını düşünüyoruz.” Toplantının açılış konuşmasını yapan gazeteci Hilmi Hacaloğlu böyle diyordu. Gazeteci Ragıp Duran’ın yönettiği toplantıya Ahmet Şık ile birlikte Ergenekon davası rehberi niteliğindeki “Kırk Katır mı, Kırk Satır mı?” adlı kitabı yazan gazeteci Ertuğrul Mavioğlu, Şık’ın avukatı Fikret İlkiz, Nedim Şener’in avukatı Yücel Döşemeci ve Milliyet gazetesinden Murat Sabuncu katıldı. Duran dağıtılan dosyaların içinde sorgulama metinleri ve savunmaların İngilizce çevirilerinin olduğunu belirtirken, “Ne yazık ki, dünden beri internette dolaşmakta olan “İmamın Ordusu” adlı kitabı çevirecek vaktimiz yoktu, onun için sizlere iletemiyoruz. Ama sonunda bu kitap da ana dilinize çevrildiğinde okuyacaksınız ve bir terör örgütü belgesi mi yoksa araştırmacı gazeteciliğin bir örneği mi olduğuna kendiniz karar vereceksiniz,” dedi. Dosyalardaki belgelerin, Şık ve Şener’in yalnızca gazetecilik kapsamındaki eylemlerinden dolayı sorgulandıklarını ve somut hiç bir delil olmadan tutuklandıklarını açıkça kanıtladığını vurgulayan Duran, “Bir noktayı belirtmek istiyorum. Biz profesyonel gazeteciyiz, yargıç değiliz, ya da hükümetin veya şu ya da bu cemaatin halka ilişkiler görevlisi hiç değiliz,” dedi. Delilleri basından öğreniyoruz Avukat İlkiz, iki gazetecinin tutuklanma kararının gerekçelerini “öncelikle kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların bulunması, OdaTv’de ele geçen belgeler ve telefon konuşmalarının tutanakları” olarak saydıktan sonra, kendilerinin avukatlar olarak dosyadaki delilleri göremediklerini, basından öğrendiklerini belirtti. Avukatların dosyadaki delilleri görmelerini engelleyen kısıtlama kararının tam bir yıl önce, 19 Mart 2010 tarihinde verilmiş olduğunu açıklayarak, “Demek ki, soruşturma bir yıl önce başlamış ama bizim haberimiz […]

Mahkeme ‘İmamın Ordusu’na sansürde ısrarlı

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne göre “ifade özgürlüğünün de bir sınırı var. Kitap taslağında değişik kişilerin notları bulunduğu için terör örgütünün amacına hizmet ediyor.” HaberVs editörü Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adlı kitap taslağına el konulmasıyla ilgili itiraz reddedildi. Mahkemenin kararında, “İmamın Ordusu isimli taslak metnin ve nüshalarının iddia konusu ‘Ergenekon silahlı terör örgütünün’ amaçları ve talimatları doğrultusunda kamuoyunu yönlendirmek ve bu amaçla açılmış davaları etkilemek amacıyla bir ekip tarafından hazırlanmış proje çalışması niteliğinde olduğu konusunda somut olgular bulunduğunun anlaşıldığı” belirtildi. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 10. maddesinde ”ifade özgürlüğü”, anayasanın 25. maddesinde ”düşünce ve kanaat hürriyeti”, anayasanın 26. maddesinde “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” ve anayasanın 28. maddesinde “basın hürriyeti” düzenlemelerine yer verildiğini kaydederek, anayasanın 26/2. maddesinde ise bu hürriyetlerin kullanılmasının “milli güvenlik, kamu düzeni, cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amacıyla sınırlandırılabileceğini” ifade etti. Basın Kanunu’nun 2 ve 3/1. maddelerinde, tanımlamalar ile basın özgürlüğüne, aynı kanunun 3/2. maddesinde ise anayasanın 26/2. maddesindeki düzenlemeye paralel olarak basın özgürlüğünün sınırlandırılabileceği hallere yer verildiğini bildiren heyet, 1. maddesinde ”terör” kavramının tanımının yapıldığı Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7/2. maddesinde de “terör örgütü propagandası yapma” suçunun cezalandırılmasıyla ilgili düzenleme olduğunu kaydetti. Söz konusu bütün maddelerle birlikte değerlendirildiğinde basın özgürlüğünün anayasa, AİHS ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının belirlediği ilke ve kurallara uygun olarak açıklanan ölçütler çerçevesinde sınırlandırılabileceğini belirten heyet, “Basın hürriyetinin koşulsuz ve sınırsız olamayacağı açıktır” ifadesini kullandı. Mahkeme heyeti, İstanbul Nöbetçi 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nce hakkında “el koyma” kararı verilen taslak metinlerin Basın Kanunu’nun 2. maddesinde tanımı yapılan “basılmış eser”, “yayım” ve “süresiz yayın” özelliğini henüz kazanmadığınıve metin niteliğinde olan taslağın bu nedenle Basın Kanunu kapsamında değerlendirilemeyeceğinibelirterek, söz konusu “İmamın Ordusu” isimli taslak metinlerinin nüshalarının farklı içeriklerde olduğunu […]

‘İmam’ın Ordusu’ internette yok!

Çeşitli internet sitelerinde ve paylaşım ortamlarında bulunduğu veya bulunacağı söylenen İmam’ın Ordusu adlı kitabın Ahmet Şık tarafından kaleme alınan orijinal versiyonu hiç bir internet sitesinde mevcut değil.

Ahmet Şık’ın kitabı bende yok

Şafak Eser Olmasını isterdim, evimin basılacağını, bilgisayarımın kurcalanacağını hatta alınıp götürüleceğini bilsem de o kitabın bende de olmasını isterdim. Çünkü okumayı isterdim o kitabı… Olsaydı o kitabın dijital hali bende, saatime, telefonuma, fotoğraf makinemin hafızasına oğlumun oyun aletine, mail adreslerime, bir yerlere saklar vermezdim. Gizli gizli okurdum, elimde olsaydı.12 Mart döneminde küçük bir çocuktum. Deniz Gezmiş’i, denizleri gezmiş biri olarak düşünüyordum. Sonra evde büyük üzüntü yaşandı bir gün. Adını daha az duymaya başladık sonra. Ama kitaplarımız duruyordu. 12 Eylül’de, ben de solcuydum ama yaşım henüz 15 civarında olduğu için işkencehaneleri görmedim. Diyarbakır’da arkadaşlarımı aldılar, anlatılanları duydum… Ama kitaplarımız saklanmış da olsa yine bir şekilde evdeydi. Artık yetmez ama ‘ileri demokrasideyiz’. Evimizde binlerce kitap var. Öyle korkular yaşayacağımızı da sanmıyorum. 6 yaşındaki oğlumun da kütüphanesi var. Henüz okuma yazma bilmiyor ama resimlerine bakıyor kitaplarının, bize okutuyor. Ertesi gün bir daha okutuyor. Hayvanları çok seviyor. Kılıç balığının avlanmasına karşı çıkıyor. Küçük balıkları tezgâhta gördüğünde balıkçı amcalarına kızıyor. Balığı çok sevmesine rağmen sadece hamsi ve somon yiyor. Filleri, zürafaları, maymunları çok seviyor. İnsanların maymuna benzediğini ama kuyruğunun olmadığını söylüyor ve farkı “Çünkü bizim kuyruğa ihtiyacımız yok” diye açıklıyor. Ahmet’in kitabını bana okutmayanlar, oğlum okula gittiğinde ona insanın maymundan gelmediğini, yaratıldığını anlatacaklar. Ben inanıyorum ki oğlum onlarla başa çıkabilir. Çünkü zeki, sorgulamayı biliyor. Ama onlar “yaratıldığına inanmaya” zorlayacak oğlumu. Çünkü onlar karşıt düşünceyi bilmiyorlar, tahammül edemiyorlar. Çıkmayan kitaptan bile korkuyorlar. Kitabın yayımlanmasıyla eleştirilebileceğini bilmiyorlar. Eleştiri yok onların hayatında. İmamın dediği doğru, çünkü… Sorgulama, muhakeme yok onlarda. İtaat var, körü körüne. İtaat etmeyeni dışlama, yok etmeye çalışma, yok etme var. Cumhuriyet’te, Radikal’de birlikte çalıştık Ahmet’le. Birbirimizin haberlerini okuduk, yardım ettik hazırlarken, redakte ettik yazarken. Pişmanım, Oda TV baskınından sonra telefonla aradığım Ahmet’ten okumak üzere almadığıma o kitabı… Ahmet’in kitabı bende yok. Olsaydı…

Ahmet Şık’a mektup kampanyası

Ahmet Şık’ın tutuklanmasından sonra, arkadaşları tarafından oluşturulan ahmetbiziz.wordpress.com sitesi tarafından organize edilen mektup kampanyası yarın (26 Mart cumartesi) saat 12:00’de gerçekleştiriliyor. Mektup kampanyasını organize etmek için açılan sitede, “Biz Ahmet’in temizliğine, Ahmet’in özgür, adil, eşit bir dünya düşüne inananlar olarak 26 Mart Cumartesi günü, Saat 12.00’de, Galatasaray Postanesi önünde buluşuyor ve Ahmet’e yalnız olmadığını söyleyen mektuplarımızı gönderiyoruz. Bizim gibi düşünen herkesi de yanımızda olmaya davet ediyoruz.” diyerek çağrıda bulunuluyor. Eylemin organizasyonu için açılan bir de Facebook Etkinlik sayfası bulunuyor. Hem sitede hem de Facebook etkinliğinde “Mektuplarımızı zarfa koyup aşağıdaki adresi yazarak gelelim. İstanbul’da olmayan arkadaşlar, kendi şehirlerinden göndererek destek olabilirler.” deniyor. Ahmet Şık’ın mektup adresi ise şöyle: Ahmet ŞıkSilivrii 2 No.lu Hapishanesi B-9 Koğuşu Silivri – İstanbul

Sansür ve adil yargıya müdahale

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman’a göre, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik yayın durdurma kararı aynı anda hem anayasaya, hem Ceza Muhakemesi Yasası’na hem de adil yargılama hakkına aykırı. HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Barış Erman, Ahmet Şık’ın kitabına yönelik toplatma ve yayın durdurma kararlarının aynı anda hem anayasaya, hem ceza muhakemesi yasasınaı hem de adil yargılama hakkına aykırılık oluşturduğu değerlendirmesini yapıyor.HaberVs‘nin İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin henüz yayınlanmamış bir kitaba yönelik el koyma ve toplatma kararıyla ilgili görüşüne başvurduğu Erman, şu değerlendirmeyi yaptı: 1. Arama kararında, kitap taslağının henüz yayımlanmadığı için kitap vasfında olmadığı ileri sürülmüştür.Bilindiği gibi, basın özgürlüğü, haberin araştırılması anından halkın bilgisine sunulduğu ana kadar korunur. Dolayısıyla kitap taslağının basın özgürlüğünün alanı dışında kalması mümkün değildir. Bu durumda da, söz konusu kararın Anayasa’nın 28. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir.28’inci maddeye göre basın hürdür, sansür edilemez. Sansür, bir basılı eserin basımından önce kamu otoritesinin denetiminden geçmesi anlamına gelir. Bu otorite idare, yargı veya yasama olabilir. Olayda arama ve el koyma kararı açıkça sansür anlamına gelmektedir ve arama kararının içeriği de tam olarak bunu ortaya koymaktadır. “kitabın bastırılarak sansasyon ve dezenformasyon yapılmasının planlandığı, yargılanan örgüt üyelerine de bu suretle moral ve motivasyon verilmeye çalışıldığı,” gibi gerekçelere dayanılması, alınan önlemin kitabın yayımının durdurulmasına yönelik olduğunu göstermektedir. 2. Arama kararında, kitap taslağının örgütsel doküman niteliğinde olduğu ifade edilmiştir.Kitabın içinde örgütün propagandasına yönelik olduğu iddia edilen sözlerin ne olduğu arama kararından belli değildir. Ancak örgütsel doküman ve propaganda olarak kabul edilebilmesi için bir metnin bu şekliyle yayımının sağlanması amacı güdülmelidir. Kaldı ki örgüt propagandası da olsa, bir metnin yayımından önce durdurulmasını sağlayabilecek herhangi bir hukuk kuralı bulunmamaktadır.3. Arama sırasında “bütün nüsahalara el konulacağı” şeklinde bir ifade kullanılmaktadır.Arama ve el koyma tedbirinin amacı, işlenecek suçların önlenmesi değil, ancak işlenmiş bulunan suçlar hakkında delil elde edilmesidir. Bu durumda, […]

Kitap sansürüne tepkiler

HaberVs / Bianet /Ajanslar Dün gece İthaki yayınevi ve yayınevinin çalıştığı matbaaya yapılan polis baskınıyla başlayan süreç, bugün Ahmet Şık’ın yayınlanmamış kitabına mahkeme kararıyla uygulanan sansürle devam etti. Dün gece yapılan baskından sonra bugün öğlen saatlerinde tekrar İthaki Yayınevi’ne gelen polis yayınevindeki tüm hard disklere el koydu. Bu olaydan kısa süre sonra bu kez Ahmet Şık’ın evine gelen polis, Ahmet Şık’ın eşi Yonca Şık’a Ahmet Şık’ın henüz yayınlanmamış kitabıyla ilgili toplatma ve el koyma kararını tebliğ etti. Ardından kitabın kopyalarının bulunduğunu düşünülen Ahmet Şık’ın Avukatı Fikret İlkiz’in NTV’deki ofisinde ve Ertuğrul Mavioğlu’nun Radikal Gazetesi”ndeki ofisinde polis tarafından arama yapıltı. Arama yapılan mekanlarda dijital ortamda bulunan kitap taslaklarının kopyalarını alan polis bilgisiyarların tümünden kitabın kopyalarını sildirdi. Yaşanan sürecin adil bir yarfılamadan çok sansür olduğunu belirten pek çok kurum ve kişi polis tarafından gerçekleytirilen oprasyonlara tepki gösterdi. Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Enver Ercan, Pen Türkiye Merkezi 2. Başkanı Halil İbrahim Özcan ve Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Metin Celal imzasıyla yayımlanan açıklamada, gazetecilerin tutuklanarak cezaevlerine koyulmasının yaygınlaşmasından endişe duyduklarına vurgu yapıldı. “Gerçek demokrasinin karşıt fikirlerin serbestçe ifade edildiği, insanların beğenmeseler dahi bu görüşleri hoşgörü ile karşıladıkları bir rejim olduğu” ifadelerine yer verilen açıklamada yazma ve yayınlama özgürlüğünün yaşamak ile eş değer olduğu vurgusu yapıldı. Açıklamada; düşünce özgürlüğü ve yayınlama ile iligli anayasanın 26. Ve 29. maddelerine yer verilirken Yargıtay’ın “düşünce özgürlüğü” ile ilgili bazı kararları örnek göstererek kararın sonucunun “temel hak ve özgürlüklerin gerekliliği ve çağımızın tartışılmazı” olduğunun altı çizildi. Türkiye Yayıncılar Birliği Yayınlama Özgürlüğü Komitesi Başkanı Ragıp Zarakolu da askeri cunta dönemleri dışında ilk defa bir yayınevinin böylesine bir uygulamayla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Yaşananların yayınlama özgürlüğü bakımından asla kabul edilemeyeceğini söyleyen Zarakolu, “Bu yaşananlar ne yazık ki, pek çok yayınevini otosansür uygulamaya yöneltecektir. Bu durumda olay yargıya bile varmadan herkes kendi sansürcüsü olacak. Yayınlama Özgürlüğü Komitesi olarak bunu protesto ediyoruz” […]

Ahmet Şık’ın kitabını basmaya hazırlanan İthaki’ye polis baskını

HaberVs editörü Ahmet Şık’ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Polis kitabın bir kopyasını aldı yayınevindeki elektronik dokümanı imha etti. HaberVs Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan HaberVseditörü Ahmet Şık‘ın kitabını yayınlamayı planlayan İthaki Yayınevi polis tarafından basıldı. Yayınevinin İstanbul Kadıköy’deki merkezinde dün gece polis ekiplerince yeni saat süren bir arama yapıldı. Savcı Zekeriya Öz’ün talimatıyla yapılan aramada polis ekiplerinin Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adıyla yayınlanması planlanan kitabını aradıkları belirtildi. Aramadan sonra gazetecilere açıklama yapan yayınevi sahibi Ünal Koçan, polislerin genel olarak Ahmet Şık’ın kitaplarını sorduklarını söyledi. Arama sırasında yayınevinde bulunan Editör Ahmet Öz ise polislerin, Ahmet Şık’ın daha önce yayıneviyle çalışırken bir kopyasını kendisine gönderdiği kitabı aldıklarını söyledi. Polislerin o kopyayı aldığını, bilgisayardaki elektronik dokümanı da imha ettiğini kaydeden Ahmet Öz, gün içinde konuyla ilgili ayrıntılı bir açıklama yapacaklarını ifade etti. Gazetecilerin, ”Kitabın basımıyla ilgili bir hazırlığınız var mıydı?” şeklindeki soruları üzerine de Ahmet Öz, herhangi bir hazırlıkları olmadığını, buraya henüz iki gün önce taşındıklarını ve halen taşınma işleriyle uğraştıklarını belirterek baskınla ilgili şunları anlattı: “‘Galiba telefonları dinlediler. Kitabın ilk 20 sayfasını bile okumadım. Baskıyla ilgili bir hazırlığımız yoktu. İçeriden sadece kitabı aldılar. Aramanın uzun sürmesi, teknik sorunlardan kaynaklandı. Savcı Zekeriya Öz’ün kitapla ilgili bir kanısı var, ona istinaden gelmişler. Ahmet Şık tutuklanmadan önce kitabın yayımlanmasına vaktimiz olmadı, o da başka yayınevleriyle görüşüyordu.”

Gazeteciler ‘eyleme devam’ diyor

Gizem Tomaç – Ali Mut Ahmet Şık ve Nedim Şener’in ‘’Ergenekon’’ soruşturması kapsamındaki tutukluluk hallerine yapılan itirazın, 10. Ağır Ceza mahkemesi tarafından reddedilmesi üzerine, gazeteciler 17 Mart akşamı sokağa döküldü.Beşiktaş Adliyesi önünde saat 20:00 civarında toplanan grup, tutuklu bulunan Ahmet Şık ve Nedim Şener’in serbest bırakılması için eylem yaptı. yaklaşık 100 kişi, ellerindeki meşalelerle adliyeye yürüdü, alkış ve sloganlarla karara tepki gösterdi.