Etiket polis

Gazeteciler adliye önündeydi

Ergenekon Soruşturması kapsamında yapılan operasyonda 3 Mart’ta gözaltına alınan ve 6 Mart’ta tutuklanan gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener‘in, aynı soruşturma kapsamında tutuklanan Ortadoğu Teknik Üniversitesi araştırma görevlisi Coşkun Musluk ve OdaTV çalışanı Müyesser Yıldız’ın tutukluluğuna yapılan itirazlar reddedildi. Tutukluluk hallerine yapılan itirazın reddedilmesi üzerine Şık ve Şener’in arkadaşları akşam saat 19:30‘da kararı protesto etmek için Beşiktaş’taki adliyenin önünde toplandı.. Ellerinde meşalelerle adliyeye doğru yürüyen yüz kadar gazeteci bir basın açıklaması yaptı. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanmasının bir hukuksuzluk olduğunu söyleyen gazeteciler, arkadaşları serbest bırakılana kadar eylemlerine devam edeceklerini açıkladılar. Yaklaşık iki saat içinde karar verilip toplanıldığı için birçok kişinin katılamadığı eylem yine de beklenenden daha çok sayıda insanı topladı.Ellerinde meşaleler olan grup “dokunan yansa da dokunacağız”, “Ahmet çıkacak yine yazacak”, “Nedim, Ahmet onurumuzdur” , “çeteler dışarıda gazeteciler içerde” gibi sloganlar attı. Protesto trafiği aksatmasa da etraftaki evlerin camlarının kapanmasına neden oldu. Yaklaşık yarım saat süren gösteri HaberVs editörü gazeteci Güventürk Görgülü ve Türkiye Gazeteciler Sendikası Yöneticisi Alper Turgut’un açıklamalarıyla son buldu. Güventürk Görgülü tutuklamaların hukuksuz olduğunu ve gazeteciler tutuklu kaldıkça eylemleri sürdüreceklerini söyledi. Alper Turgut da “İktidar içeride hiç gazeteci yok derken 68 gazetecinin içeride olduğunu biliyoruz ve eylemlerimizi sürdüreceğiz. Eylemler için sosyal medyayı da kullanıyoruz. Bu akşam iki saat öncesinde karar alındı. Toplanabilenler toplandı, bazı arkadaşlarımız mesai saatleri bitmediği ve yetişemediler ama onlar için de başka eylem günleri düzenliyoruz. Bu süreç eylemlerle ilerleyecek. Bir de Türk Ceza Kanunu’na değişiklik tasarısı geliyor. Bu tasarı gazetecilere daha büyük yaptırımlar içeriyor. Eğer kabul edilirse bugünü bile mumla arayabiliriz.” dedi. Gazeteci Banu Güven ise şunları söyledi: “Neler düşündüğümüzü bu akşamki protestomuz anlatıyor. Ergenekon soruşturmasına dair eleştirel bir tavır içinde olan gazetecilerin Ergenekon üyesi olmakla suçlanarak gözaltına alınıp tutuklandığını gördük ve itirazlar da reddedildi. O çok gizli delillerin ne olduğunu çok merak ediyorum çünkü delillerin varlığı konusunda şüpheliyim. Ergenekon’la ilgili olarak darbe […]

Savcı Öz’e kargoyla Ergenekon kitabı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları, tutuklanan Öğretim Görevlisi Ahmet Şık’a destek için bugün bir basın açıklaması yaptı ve ardından forum düzenledi. Açıklama sonrasında “Ahmet’in Arkadaşları Ahmet’i Anlatıyor” başlıklı forum için E3 binasına giren “Ahmet’in arkadaşları”, Savcı Öz’e iletilmek üzere Şık ve Mavioğlu’nun iki ciltlik kitabını kargoya verdi. Haber: Mehmet Özer Kamera: Berk Büyükbalcı

“Alçakların Çağı”nda Ahmet Şık’ı savunmak

Ergenekon davasının kayıtsız şartsız arkasında duranların “aman sulandırmayalım” refleksine, davaya yönelik tüm eleştirilerin “Ulusalcı-Ergenekoncu” bir düşünce dünyasından kaynaklandığını ima eden mide bulandırıcı bir sinizm de eşlik ediyorsa “orada durun bakalım” demek boynumuzun borcudur.

Gazi’de onaltıncı anma

Gazi mahallesinde kahvehanelerin ve bir pastanenin taranmasıyla başlayan olayların üzerinden 16 yıl geçti. Olaylarda hayatını kaybeden 22 kişi, olayların yıldönümünde anıldı ve faillerin cezalandırılması istendi. Gazi mahallesinde sivil toplum örgütü ve siyasi partilerin katılımıyla gerçekleşen gösteri, Eski Karakol Durağı önünden başlayıp, olaylarda hayatını kaybedenlerin mezarı başında son buldu. BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel, Gazi Olaylarının aydınlatılması için verdikleri önergelerin iktidar tarafından reddedildiğini söyledi. Türkiye’nin bu olayı aydınlatması gerektiğini belirten Tuncel,“Gazi, Türkiye’nin kendi geçmişiyle yüzleşmesi açısından bir fırsat. Gazi aydınlatılmadan Maraş, Sivas, Dersim, Zilan aydınlatılamaz. Çünkü bu katliamın arkasındaki zihniyet, Türkiye’deki farklı kültür ve kimlikleri kendisine tehdit ve bölücü gören zihniyettir.” dedi. Göstericilerin “Gazi’de düşene, dövüşene bin selam”, “Gazi şehitleri ölümsüzdür”, “Dersim, Sivas, Koçgiri unutulmaz hiçbiri…” sloganlarıyla yürüdüğü gösteride hiçbir olay yaşanmadı. Yürüyüşe BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel’in yanısıra, olaylarda hayatını kaybedenlerin aileleri, Metin Göktepe’nin annesi Fadime Göktepe, CHP milletvekili Mehmet Sevigen ve ESP Genel Başkanı Figen Yüksekdağ da katıldı. Avukat Remzi Kazmaz, Ergenekon davası iddianamelerinde Gazi olayının adının geçmesine rağmen hala gündeme gelmediğini belirtti. “Bu ülkede faili meçhulleri temizleyeceğiz” denmesine rağmen, başka şeylerin üzerine gidildiğini kaydeden Kazmaz, Savcı Zekeriya Öz’ün ‘Bu olayı aydınlatacağım’ demesine rağmen, aileler ve müdahil avukatları hala çağırmadığını söyledi. Olaylarda hayatını kaybeden Zeynep Poyraz’ın babası Cemal Poyraz’ın, yaptığı konuşmada 12 Mart 1995’te yaşananları anlattı ve faillerin yargılanmasını istedi. Teyzesiyle aynı adı taşıyan Zeynep Poyraz da teyzesine yazdığı mektubu okudu.12 Mart’ta ne oldu 12 Mart 1995 akşamı Alevilerin, Kürtlerin ve sol görüşlülerin yoğun yaşadığı Gazi Mahallesi’nde kahvehaneler ve bir pastane, şoförü öldürülüp gasp edilen bir taksiden açılan ateşle taranır. Açılan ateşle Alevi dedesi Halil Kaya hayatını kaybeder ve 5 kişi yaralanır. Gazi Mahallesi’nde olayı protesto eden halka polis ateş açar. 15 Mart’ta, Ümraniye 1 Mayıs Mahallesi’nden cenaze törenine gelmek isteyenleri, engellemeye çalışan polis ve özel tim, kitlenin üzerine yine ateş açar. Böylece 12-15 Mart arasında toplam 22 kişi […]

Cezaevindeki gazeteciler için yürüyüş

HaberVs Türkiye çapında 25 gazetecilik örgütünü içine alan “Gazetecilere Özgürlük Platformu” Ahmet Şık, Nedim Şener ve tüm tutuklu gazetecilere dikkat çekmek içini 13 Mart Pazar günü bir yürüyüş düzenliyor. Yürüyüş saat 12:00’de Galatasaray’da başlayacak ve Taksim Meydanı’nda son bulacak. Ayrıca hafta boyunca değişik illerde basın açıklamaları ve yürüyüşler devam edecek. 8 Mart’ta toplanan platform temsilcileri, basın özgürlüğü konusunda “Genel itibarıyla herkesi ürküten bir tabloyla karşı karşıya kalındığı” konusunda görüş birliğine vardılar. Sadece gazetecilerin kendi özgürlüklerini değil, tümüyle halkın haber alma özgürlüğünü engelleyen genel bir sorunla karşı karşıya olunduğu görüşünde birleşen Platform üyeleri, bu sorunun hem kanunlardan hem de uygulamadan kaynaklandığına işaret ettiler. Gazetecilere Özgürlük Platformu’nu oluşturan meslek örgütleri, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da gazeteciler ve yayın kuruluşları arasındaki fikir ayrılıklarını ön plana çıkarmadan, tüm gazeteciler ve yayın kuruluşları için ayrımsız özgürlük talep etme kararlılığında olduklarını belirterek şu talepleri dile getirdiler: – Cezaevlerinde 10’u kadın olmak üzere toplam sayıları 68’e ulaşan gazetecilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşması.– Türk Ceza Kanunu’nda başta “gizliliğin ihlali”, “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs”, gazetecilik faaliyeti dolayısıyla belge ve bilgi bulundurma gibi hükümler olmak üzere basın ve ifade özgürlüğünü kısıtlayan tüm maddelerde değişiklik yapılması.– Cezaevlerindeki gazetecilere yönelik suçlamalara dayanak oluşturan Terörle Mücadele Kanunu’nun özellikle “terör örgütü propagandası” ve “terörle mücadele edenlerin hedef gösterilmesi” ile ilgili hükümlerinin değiştirilmesi.– İnternet sitelerine, sosyal bloglara erişimin engellenmesine; haberleşme özgürlüğünün ihlali anlamına gelen telefon dinlemesine ve her türlü iletişimin izlenmesine olanak sağlayan yasa maddelerinin mutlak surette değiştirilmesi. 13-20 Mart eylem programı – 13 Mart 2011 Pazar günü saat 12.00’de İstanbul’da Galatasaray Meydanı’nda buluşulacak ve Taksim Meydanı’na kadar yürüyüşün ardından basın açıklaması yapılacak. – 20 Mart 2011 Pazar günü Ankara’da basın açıklaması düzenlenecek. – 13-20 Mart 2011 tarihleri arasındaki günlerde bir hafta boyunca yerel düzeyde faaliyet gösteren gazeteci cemiyetleri tarafından her gün farklı illerde olmak üzere basın açıklamaları yapılacak. – Ayrıca yasa […]

Basın özgürlüğü ve CHP’ye karşı rötarlı taciz kozu

Gazeteci Ragıp Duran,OdaTV baskınının ardından tutuklanan Ahmet Şık ve Nedim Şener için gösterilen tepkilerin yaygın medyada sönümlendirilmesi ve gündemin değiştirilmesi için, İklim Bayraktar, Nazlı Ilıcak, Güneri Civaoğlu gibi isimlerin ve CHP’nin içinde olduğu bir taciz skandalının ortaya atıldığını düşünüyor. Duran’ın yazısını gercekgundem.com ile eşzamanlı yayınlıyoruz. Nedim Şener’le Ahmet Şık’ın, Savcılığın henüz ve hâlâ açıklamadığı ‘’gizli’’ (!) delillerle tutuklanması, siyasi iktidar ve stepnesi F tipi cemaati çok rahatsız etti, hatta paniğe sevk etti. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Adalet Bakanı, özel yetkili savcı… herkes açıklama yaptı. Siyasi iktidar yanlısı köşe yazarlarının çoğunluğu bile bu kampanyaya karşı çıktı. 18. dalgayı başlatan ve Oda TV bilgisayarlarında bulunduğu iddia edilen belgeleri Oda TV yöneticileri ve avukatları reddetti . Bu belgelerin, virüslü e-mail yoluyla dışarıdan kendi bilgisayarlarına gönderilmiş olduklarını söylediler. İçeriği ve söylemi itibarıyla da üretildiği izlenimi uyandıran bu belgeler temelinde evler, işyerleri basıldı, gazeteciler gözaltına alındı ve sonra da tutuklandı.Nedim’le Ahmet’in Savcılık sorgulamaları gazetelerde soru-cevap ve tam metin olarak yayınlandı. Bu metinlerden de anladık ki, Savcılık Nedim’le Ahmet’in gazetecilik faaliyetleri ile ilgileniyor. Özel olarak Hanefi Avcıve Sabri Uzun konuları üzerinde duruyor. Nedim’le Ahmet’i Oda Tv’yle ilişkilendirme gayreti var. Yasadışı örgüte üyeliğe ilişkin somut bir olay, olgu hatta kuşku ya da örgütle ve yönetimi ile organik ilişki konularında hiçbir ip ucu yok. Türkiye kamuoyu, başta Nedim’le Ahmet’in meslekdaşlarının dayanışması sayesinde, bu gözaltı kampanyasını içine sindiremedi, ikna olmadı. Üstelik ‘İktidar, polis ve savcı marifetiyle, cemaat desteğiyle suçsuz gazetecileri tutukluyor.Türkiye’de basın özgürlüğü çiğneniyor’ algısı, tüm toplumda güç kazandı. Yurtdışından, başta AB ve ABD’den gelen tepkiler de bu imajı güçlendirdi. Nedim’le Ahmet’i içeri atan akıl(!) suskundu. Hala AKP’yi savunmakta ısrar eden 2-3 gazeteci de zor durumda kaldı. Bu süreç böyle gelişirse, AKPde F tipi de daha da büyük kayıplara uğrayabilirdi. Gündem değiştirilmeli, Nedim’le Ahmet’in suçluluğu kanıtlanmalıydı, kanıtlanamıyorsa, bu konu gündemde daha fazla kalmamalıydı. Hastanın durumu ağırlaşıyor, acil müdahale İşte medya literatüründe […]

Dünya emekçilerinden Ahmet’e destek

HaberVs Dünyanın 151 ülkesindeki 176 milyon üyesiyle dünyanın en büyük işçi örgütü olan Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu ( tarafından yapılan çevirisini yayınlıyoruz. Recep Tayyip ErdoğanBaşbakan, Türkiye CumhuriyetiAnkara 7 Mart 2011 Asılsız iddialarla nedeniyle bir gazetecinin/sendikacının tutuklanmasıSayın Başbakan, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) ve Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) olarak sizlere gazeteci Ahmet Şık’ın tutuklanmasını protesto etmek için yazıyoruz. Ahmet Şık aynı zamanda, IFJ’ye ve ETUC ve ITUC üyesi DİSK’e bağlı Sosyal-İş sendikasının bir üyesidir. 3 Mart tarihinde, Ahmet Şık 6 gazeteci ile birlikte gözaltına alınmıştır: Nedim Şener, Doğan Yurdakul, Sait Çakır, Müyesser Yıldız, Çoşkun Muslukve Yalçın Küçük. Ayrıca gazetecilerin evleri aranmış, bilgisayarlarına ve defterlerine el konulmuş ve dün de haklarında tutuklama kararı çıkmıştır. Diğer iki gazeteci, İklim Bayraktar ve Mümtaz İdil, geçen hafta tutuklanmış, İklim Bayraktar polis tarafından ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılırken, Mümtaz İdil hala savcılığa sevk edilmemiştir ve sağlık problemi bulunmaktadır. Her ikisi de geçen hafta polis tarafından ofisleri basılan OdaTv.com haber sitesinde yazmaktadırlar. Üç gün önce Oda Tv yöneticiler polis tarafından gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. 3 Mart günü sabah saat 7’de polis Şık’ın Beyoğlu’ndaki evinde arama yapmıştır; aynı zamanda İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi bünyesinde yayın yapan HaberVesaire sitesinin de ofisinde arama yapılmıştır. Ahmet Şık, ait bu sitede editörlük yapmakta ve aynı zamanda Türkiye’den İngilizce haber sunan Bianet’te de yazmaktadır.Şık, gazeteci Ertuğrul Mavioğlu ile beraber Ergenekon davası üzerine kitap yazmıştır. Şimdi bu iki yazar hakkında “Ergenekon örgütü üyesi olmak” ve “halkı kin ve nefrete teşvik etmek” iddialarıyla haklarında dava açılmıştır. Aynı zamanda Şık, son 25 yılda emniyet teşkilatı içindeki “kimi grupların örgütlenmesi” ile ilgili kitap hazırlıyordu. Şık’ın ne Ergenekon davası hakkındaki kitapları ne de bir gazeteci ve yazar olarak faaliyetleri yıkıcı bir faaliyet olarak değerlendirilemez. Aynı zamanda yukarıda da bahsedildiği şekilde Şık’ın gözaltına alınış sürecinden de anlaşılıyor ki, siyasi konular hakkında yazan ve çalışan profesyonel kişiler […]

Avrupa Parlamentosu: Şık ve Şener davasının peşindeyiz!

HaberVs Strasburg’da toplanan Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda Hollandalı Hristiyan demokrat Ria Oomen-Rujiten’in hazırladığı raporu bugün (9 Mart) onayladı. AP, raporda “polis ve yargı tacizine maruz kalan” Nedim Şener, Ahmet Şık ve diğer gazetecilerin davalarını yakından izleyeceğini belirtti. Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün “endişe verici biçimde kötüye gittiği” vurgusu yapılan raporda, Türkiye’deki ifade özgürlüğü tutukluluk süreleri, adil yargılama, polis şiddeti, eşcinsel düşmanlığı sorunlarına değinildi. Raporda, “Nedim Şener ve Ahmet Şık gibi tanınan gazetecilerin tutuklanmasının bu tür yargılamalarda güven kaybına neden olabileceği, halbuki bu davaların tam tersine demokrasiyi güçlendirmesi gerektiği” ifade edildi ve özgürlükler konusunda şu noktalara değinildi: * Düşüncelerin cezalandırılması Türkiye’de insan haklarının korunmasının önündeki en temel engellerden birini oluşturmaktadır. * Yeni Radyo/TV yasasını “ticari” perspektiften olumlu olmakla beraber, yasanın mahkeme veya yargıç izni olmaksızın “ulusal güvenlik” adına bazı yayınların durdurulmasına imkan tanıması kaygı verici. * Türkiye’de özellikle “soruşturmanın gizliliğini ihlal” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlamasıyla gazeteciler aleyhine açılan davalar ve bazı internet sitelerine yönelik yasaklar endişe verici. * Ceza Kanunun 301, 318 ve 220’inci maddeleri ile Terörle Mücade Kanunu’nun 7/2 maddesinin ifade özgürlüğü önünde engel oluşturuyor. * İfade özgürlüğüyle ilgili yasal çerçevenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve AİHM içtihadıyla uyumlu hale getirilmesi gerekli. * Türkiye’de makul sürede adil yargılama koşullarının bulunmuyor. “Ergenekon” ve “Balyoz” davaları kapsamındaki aşırı tutukluluk süreleri kaygı verici, tüm zanlılar için “gerçek yargı güvencesi” getirilmeli. * Yargıtay’ın anayasal düzene karşı işlenmiş suçlarda geçici tutukluluk süresini 10 yıla kadar çıkması kabul edilemez. TBMM’ye bu alanda Türk yasal mevzuatını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin adil yargılanmayla ilgili maddesiyle uyumlu hale getirmeli. * AİHM’nin 14 Eylül 2010 tarihli Hrant Dink davasına rağmen, “Dink’in gerçek katilleri ortaya çıkmasın diye Türk devleti içindeki unsurların yarattığı yapay engeller” endişe verici. * Gösteri ve örgütlenme özgürlüklerine saygı duyulmalı. Polisin geçen Aralık ayında Ankara’da üniversite öğrencilerinin gösterilerini aşırı güç kullanarak bastırması kabul edilemez. * […]

Görmüş’ün “Zor yazısı” eksik olunca!

Alper Görmüş, “Özden Örnek Günlüklerini gün yüzüne çıkartan, ardından da yargılanan gazeteci olduğunu yıllarca tekrarladığı halde” gazetecilerin bu gerçeği kavrayamayıp Şık’a mal etmelerine üzülmüş. Nedir bu Şık aşkı, Görmüş düşmanlığı? Nadire Mater/ Bianet Alper Görmüş, Ahmet Şık’ın “Özden Örnek Günlükleri”ni ilk yayımlayan gazeteci olarak anılmasının yanlışlığını “Zor bir yazı: Dört yıl sonra darbe günlükleri” başlığıyla bugün Taraf’ta açıkladı. Yazı, zor, eksik, dolayısıyla o kadar “doğru” değil. Görmüş, “Medya ironik” köşesinden anlıyoruz ki, “Özden Örnek Günlüklerini gün yüzüne çıkartan, ardından da yargılanan gazeteci olduğunu yıllarca tekrarladığı halde” gazetecilerin bu gerçeği kavrayamayıp Şık’a mal etmelerine üzülmüş. Nedir bu Ahmet Şık aşkı, Alper Görmüş düşmanlığı? “Darbe günlüklerini açığa çıkartan gazeteci Ahmet Şık” cümlesini her gördüğünde çaresizliği artmış olarak kendi kendine “ben şimdi ne yapacağım” diye soruyormuş. Görmüş, medyadaki bu “yanlış” tekrarını “tuhaf” karşılıyor; Ahmet Şık’ın “Ergenekon’la ilişkisi gerekçe” gösterilerek tutuklanmasını da tek kelimeyle tuhaf bulduğu gibi. Tutuklanması “tuhaf”, ve “anlaşılmaz bir gelişme”ymiş. O kadar! Kendi yazdığı Taraf gazetesi dahil “yandaş”ı, “yandaş” olmayanı topyekün medya nasıl bir araya geldi de böyle “yalan” üretti ve Görmüş’ün hakkını yedi? En iyisi Görmüş anlatılarına başvurmak. “Sözünü ettiğim haberler silsilesi” diyor Görmüş “Türkiye’deki gazetecileri “TSK karşıtı” ve “TSK yandaşı” diye tasnif eden bir “Genelkurmay andıcı”nın Nokta’nın 8 Mart 2007 sayısının kapak haberinin konusunu oluşturmasıyla başladı.” Görmüş, Tarafgazetesinde 11 Eylül 2009’da yayımlanan yazısında “Haberler silsilesi” derken 29 Mart 2007’de yayımlanan “Darbe Günlükleri”ne giden süreçten söz ediyor. Silsilenin ilk haberi 28 Şubat’tan 10 yıl sonra “Genelkurmay andıcı/ İki tür gazeteci vardır: TSK karşıtları, TSK yandaşları!” oluyor. İmzaya bakıyoruz: Ahmet Şık. Şık’ın ödüllü haberi Ahmet Şık, “Genelkurmay andıcı/ İki tür gazeteci vardır: TSK karşıtları, TSK yandaşları!” haberiyle 10 Nisan 2007’de de Metin Göktepe Gazetecilik Yarışması’nda Yazılı Haber ödülünü alıyor. Burada durumu netleştirelim; “darbe günlükleri” derken medya aynen Görmüş’ün de altını çizdiği üzere bir süreçten/silsileden söz ediyor, dolayısıyla Ahmet Şık’ın adı da […]

768

“Dokunulmazlık dosya sayısı 768’e ulaşmış Meclis” Bu cümleyi okumak ne kadar garip değil mi? Halkı temsil etme görevi verilmiş insanların, evrakta sahtecilik, zimmet, görevi kötüye kullanmak, görevli memura hakaret ve bunun gibi yüzlerce suçla anılıyor olması gerçekten garip. Bundan daha garip olan ise Ahmet Şık’ın Silivri cezaevinde olması. Yazının içinde özellikle kimin hangi suçla anıldığını zikretmiyorum çünkü maazallah beni de Ergenekoncu ilan edebilirler. Bir yanda yukarıda saydığım ve yüz kızartıcı suçlar olarak nitelendirdiğim dosyalara sahip bir grup varken, diğer yanda ise Türkiye’nin mayın mağdurları, yolsuzlukları, adaletsizlikleri, faili meçhul cinayetleri ile ilgili haber yapan ve ömrünü buna adayan bir Ahmet Şık var. Bir taraf şu anda özgürce ve istediği şekilde hareket edebilirken, diğeri Silivri cezaevinde. Aslında bunun üzerine konuşmaya bile gerek yok. Adaletsizliğin bu kadar bariz bir şekilde gözümüze sokulması ve bu konuda bir şey yapamıyor oluşumuz, belki de içinde bulunduğumuz durumun en acı hali. Adaletin büyük saraylar inşaa etmek ile olacağını sanan bir zihniyetin, Ahmet Şık’ı yargılaması ve suçlu bulması maalesef şaşırılacak bir durum olmaktan çıkmıştır. Bugüne kadar karşı olduğu faşist düşünce yapısına sahip olan insanlar ile anılmak, Ahmet Hoca’ya verilebilecek en büyük cezaydı. Ne hapis, ne idam ne de işkence. Ahmet Şık alabileceği en ağır cezalardan birini çoktan aldı. Ece Temelkuran‘ın dediği gibi vakit bağırmanın vaktidir. Şimdi bağırmazsak yarın beraber bağırabileceğimiz kimse kalmayacak ve tek başımıza sesimizi adaletsizliğin kol gezdiği karanlık kuyularda kaybedeceğiz. * Gazeteci, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü 2010 mezunu.

6 Mart saat 06:00

Gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener’in adliyeye sevk edileceği haberi 5 Mart cumartesi sabahı arkadaşlarına ulaştığında herkesin içini bir umut kaplamıştı. Savcılık sorgusunun hızlla bitirileceği ve büyük bir ihtimalle her iki gazetecinin de savcılık sorgusu sonrasında serbest bırakılabileceği konuşuluyordu. Saat 13:00’ten sonra Ahmet ve Nedim’in arkadaşları Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nin önünde toplanmaya başladı. Saat 16:00 civarında iki gazeteciyi taşıyan minibüs Adliye’ye giriş yaptı. Sorgu uzadıkça dışarıya gelen haberler tedirginliği artırsa da yine de kimse umudunu kaybetmek istemiyordu. Saat 11:00 civarında beklentilerin aksine Savcı Zekeriya Öz’ün iki gazeteciyi tutuklanma istemiyle mahkemeye sevkettiği haberi üzerine adliye kapısındaki kalabalık biraz daha arttı. Geceyarısından sonra yaklaşık altı saatlik bekleyiş sonucunda çıkan tutuklama kararı ise kapının önündeki gazetecilerin patlamasına neden oldu. Gece boyunca atılan sloganlar, iki gazeteciyi taşıyan minibüs adliye kapısından çıkarken protesto gösterisine dönüştü. İşte HaberVskamerasından o anlar…

Ahmet Şık ve Nedim Şener için tutuklama istemi

HaberVs Nedim Şener’in sorgusu saat 21:00’de tamamlandı. Ahmet Şık’ın sorgusunu tamamlayan Zekeriya Öz, her iki gazeteciyi tutuklama istemiyle mahkemeye sevketti. . Savcının her iki gazeteciye de, toplam uzunluğu dokuz sayfayı bulan sorular yönelttiği bilgisi veriliyor. Gazetecilere sorgu sırasında üçer avukat eşlik etti. Gazeteciler, nöbetçi İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkacaklar. Bu mahkeme, gözaltıların yapıldığı 3 Mart günü gazetecilerin evinde ve ofislerinde arama ve yakalama kararını veren mahkemeydi.

Ahmet Şık bugün adliyede

HaberVs Önceki gün yapılan operasyonlarda gözaltına alınan HaberVs editörü Ahmet Şık ve gazeteci Nedim Şener’in de aralarında bulunduğu 9 kişinin bugün saat 13:30’dan sonra Beşiktaş Adliyesi’nde savcıya ifade vermesi bekleniyor. Şık’ın avukatlarından alınan bilgiye göre gözaltına alınanlar susma haklarını kullandıkları için bugün savcılık ifadesi için Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’nden Beşiktaş Adliyesi’ne götürülecekler. İfadelerin ardından savcılığın serbest bırakma veya tutuklama istemiyle mahkemeye sevketme olasılıkları bulunuyor. Şık’ın çalışma arkadaşları destek için saat 13:30’dan sonra adliye önünde olacak.

Bilgi’de Ahmet Şık için kampanya

HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları dün yapılan operasyonlarla gözaltına alınan çalışma arkadaşları Ahmet Şık’ın serbest bırakılması için bir kampanya başlattı. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışan ve aynı zamanda medya bölümünün haber portalı habervesaire.com’un da editörlüğünü yürüten Ahmet Şık’ın serbest bırakılması istenen kısa kampanya metni şöyle: “Çalışma arkadaşımız, İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Ahmet Şık, evinde ve işyerinde yaklaşık 6 saat süren polis aramalarının sonucunda “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarıyla göz altına alındı. Biz, aşağıda imzası bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları, yöneltilen bu suçlamaları, arkadaşımız Ahmet Şık’ı biraz olsun tanıyan herkesin yapacağı gibi, akla, mantığa ve vicdana uygun bulmuyoruz. Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” HaberVs‘yi ’tan takip edebilirsiniz Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları bu imza metninin ilk aşama olduğunu, Şık’ın gözaltından serbest bırakılmasını umduklarını, aksi takdirde Şık serbest bırakılana kadar kampanyalarını sürdüreceklerini dile getiriyorlar: Ahmet Şık’ın serbest bırakılmasını isteyen çalışma arkadaşları Ahmet SüerdemAhmet TonakAkın TekAlan DubenAlev CavdarAli Alper AkyüzAli NesinAli SerdarAlper KırklarAnita OğurluAriana FerentinouArkadaş Su Esmen TekAslı GüneşAslı OdmanAslı TunçAyça ÇiftçiAyça İnceAydın UğurAyhan DoğanAyhan KayaAylin DağsalgülerAysegul AkaydinAyşe BeyazovaAyşe kayalarAyşecan AralAyşegül BaşerAyten ZaraBahar FıratBarış UlusBarış YılmazsoyBaşak TuğBaşak UçanokBerrak KarahodaBeyhan DemirBeyhan SunalBurhan ŞenatalarBülent BilmezBulent OzelCanan TanırCandan YasanCelil OkerCem HakverdiCemal Bali AkalCemil BoyrazCemil KoçakCenktan ÖzyıldırımCeren ÇetinerCeren MertChole Current Chris StephensonChristoph K. NeumannÇiğdem AsarkayaDeniz ÜnsalDerya NizamDicle ÖztürkEbru EzberciEbru EzberciEmek Toraman ÇolgarEmel BedrioğluEmine TopcuEmre GönenErgen Devrim KaragözErkan SakaErtan ÖnselEsin DemirciogluEsra ArsanEsra ElmasEsra Ercan BilgiçEthem ÖzgüvenEvin AslanEvren HosgörEzgi ArıduruFahri AralFatma Pınar ArslanFerda KeskinFerhat BoratavFeyza KasımoğluFigen Gönülcan MarangozFiliz LeventogluFiliz YılmazGökçe ÇatalolukGökçe ÇatalolukGökhan TanGörkem KeserGöktürk UyanGözde DurmuşGülgün AğabeyogluGüneş Ekin AksanGüney ÇobanGüventürk GörgülüGüzide Döndar EfeHale AkayHale BolakHalil BerktayHalil NalçaoğluHasan Kirmanoğlu Harun OzkanHuldan DereliHülya AlkanItır Erhartİlkem Kayıcanİpek Kotanİpek Tan ÇelebiJale ParlaKenan ÇayırKıvılcım YavuzKürşat BuminLevent YılmazMehmet Ali TuğtanMehmet GencerMehmet Özgür BahçeciMelda AkbaşMeneviş TozakMesut VarlıkMetin TaşMurat ÖzbankMurat PakerMustafa Erdem KabadayıMüge Ayan […]

“Dokunan yanar”

Aralarında HaberVs editörü Ahmet Şık’ın da bulunduğu gazetecilerin gözaltına alınması bugün yazılı ve görsel basında geniş yer buldu. Yeni Şafak “Cemaat aleyhine kitabı Soner Yalçın’dan çıktı” başlığı altında verilen haberde “Şık’ın Fethullah Gülen ve cemaatiyle ilgili henüz basılmamış kitabı Odatv baskınında Soner Yalçın’ın bilgisayarında çıkmış ve “o kitabın orada ne işi var” demekle yetinmişti” denildi. Vatan “Darbe Günlüklerini yayınlayan da, ‘Dink Ergenekon işi’ diyen de gözaltında!” başlığı altında ‘Dokunan Yanar’ sloganına yer verdi. Zaman “Oda TV’de ikinci dalga” başlıklı haberinde, “Ahmet Şık, polis nezaretinde evinden çıkarıldığı sırada, ‘dokunan yanar’ diye bağırdı. Şık’ın çalıştığı özel bir üniversitedeki bürosunda da arama yapıldığı bildirildi.” dedi. Akşam “Dokunan yanar”, “Kitabım rahatsız etti”, “Beni tanıyan bilir” başlıklı haberleriyle Ahmet Şık’ın hem yazılı hem sözlü ifadelerine yer vererek konuyu ele aldı. Oda Tv baskınında bitmemiş kitabının taslağının ele geçirildiği iddasına yönelik yaptığı “Hazırladığım kitap son 20–25 yılda emniyet teşkilatı içinde cemaat örgütlenmesi sürecini anlatıyor. Yazılanlardan anladığım kadarıyla kitabımın bir kopyası birilerinin eline geçmiş ve orda yazılanlar belli ki birilerini rahatsız etmiş. Bu nedenle beni Oda Tv vasıtasıyla Ergenekon örgütüyle ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Böylece birilerinin bana bu kitabı yazdırdığı iddiası dillendirilerek, kitabın tarafsızlığı ve objektifliği gölgelenmeye çalışılıyor.” açıklamaları geniş yer buldu. Akşamgazetesindeki “Sözün bittiği yer budur” başlıklı bir diğer haberde ise Ertuğrul Mavioğlu’nun “Halkı kin ve nefrete sevketme” iddasına karşı yaptığı “Doğmamış çocuğa don biçilmez sözü vardır. Çıkmamış kitaba siz nasıl don biçersiniz. Çıkmamış kitap nasıl halkı kin ve nefrete sevk ediyor anlayışında oluyorsunuz. Nasıl olur da yıllarını, hayatını derin devletle mücadeleye vermiş, insan hakları savunucusu bir gazetecinin derin devletle yan yana koyup itibarsızlaştırırsınız.” yorumu ön plana çıkarıldı. Hürriyet “İmamın Ordusu kitabını yazıyordu” başlıklı haberinde “İmamın Ordusu adlı kitabının bir kopyası ‘OdaTv’ nin sahibi Soner Yalçın’ın bilgisayarında bulundu. Yalçın’ın durumdan haberi olmadığı açıklanmış. Şık’da Bianet’teki köşe yazısında bitmemiş kitabının kopyasının Soner Yalçın’ın bilgisayarından çıkmasının olanaksız olduğunu dile getirmiş […]

Gözaltına tepkiler

Aralarında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı ve Ekonomi Gazetecileri derneği gibi 24 meslek kuruluşunun oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu, tutuklu ve yargılanan gazetecilerin durumuna dikkat çekmek, Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi gazetecilerin ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına tepki göstermek amacıyla 4 Mart cuma günü saat 12:00’de Taksim Meydanı’nda bir basın açıklaması yapacak. Basın açıklamasına 11 basın meslek örgütünü bir araya getiren G9 Gazeteciler Platformu da destek veriyor. Platform açıklamasında, “Yalnızca konuşanların değil, susanların da hedef olduğu bir Türkiye’de faydasız son pişmanlıklar yaşamamak için, başta medya kuruluşları ve meslektaşlarımız olmak üzere herkesi uyarmayı görev sayıyoruz” denildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) de yaptığı açıklamada Türkiye’de fikir suçlarının yeniden gündeme geldiğine dikkat çekti. Açıklamada Türkiye’nin de imzası bulunan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararlarına aykırı olarak araştırmacı gazeteciliğinin önünün kesilmesinin endişe verici olduğu dile getiriliyor. Ahmet Şık’ın görev yaptığı İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden de gözaltı kararıyla ilgili bir açıklama yapıldı. Dekan Halil Nalçaoğlu imzasıyla yayınlanan açıklamada,”üniversitemizin öğretim elemanlarından Ahmet Şık’ın evrensel hukuk ilkeleri çercevesinde aksi ispatlanıncaya kadar suçlu kabul edilemeyeceğini kamuoyuna hatırlatmak ve Fakülte olarak meslekdaşımız ve mesai arkadaşımız Ahmet Şık’ın devam eden hukuki süreçten aklanarak çıkacağı umudumuzu paylaşmak isteriz” denildi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) de “DİSK/Sosyal-İş üyesi gazeteci Ahmet Şık’a yapılan bu komployu şiddetle kınıyoruz!” diyerek bitirdiği açıklamasında hükümetin komplocu bir zihniyet içinde tüm muhaliflerini sindirmeye çalıştığına dikkat çaktı. İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları da yayınladıkları bildiride yöneltilen suçlamaları akla, mantığa ve vicdana uygun bulmadıklarını belirterek “Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” dediler.

Ahmet Şık’ın evinde ve ofisinde arama

HaberVs editörü Ahmet Şık’ın evi sabah saatlerinde polis tarafından basıldı. Saat 07:00 civarında Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evine gelen polis yaklaşık 4 saattir aramaya devam ediyor. Polis, saat 9 civarında, Şık’ın öğretim görevlisi olaraj çalıştığı İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisine de geldi. Gazetecinin eşyaları, bilgisayarındaki dökümanlar tutanak tutulatak teslim alındı. OdaTV’nin bürosunda yayın hazırlığını sürdürdüğü kitabının bir kopyasının bulunduğu iddia edilen Şık, söz konusu soruşturmada isminin geçirilmek istenmesini HaberVs’de cevaplamıştı: ‘’ Şık’la birlikte gazeteci Nedim Şener, yazar Yalçın Küçük ve Sait Kılıç’ın da aralarında bulunduğu toplam sekiz kişinin evinde arama yapıldığı bildirildi.

Ahmet Şık gözaltında

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık Ergenekon soruşturması kapsamında düzenlenlenen operasyonla gözaltına alındı.Saat 07:00 civarında Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evine gelen polis saat 13:30 civarında aramayı bitirdi. Polis Ahmet Şık’ı gözaltına alarak Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü. Polis ekipleri eşzamanlı olarak Ahmet Şık’ın İstanbul Bilgi Üniversitesi’ndeki ofisine de geldi. Okulda saat 9 civarında başlayan arama saat 13:00 civarında sona erdi. Gazeteci Şık’ın ofisindeki aramada kullandığı hard disk’e el konuldu, ayrıca 40 adet CD ve 139 adet belge tutanakla kayıt altına alınarak Emniyet’e götürüldü. Şık’ın evinden de 450 civarında CD’ye el konuldu. Ahmet Şık’ın kullandığı bilgisayarın hard diskinin kopyasının alınacağı ve diskin ofiste bırakılacağı söylenmesine rağmen arama sırasında savcılıktan gelen talimat üzerine hard diske el konuldu ve istek üzerine diskin bir kopyası Bilgi Üniversitesi avukatına teslim edildi. Işk’ın evindeki bilgisayar hard disklerine de aynı şekilde el konulduğu bildiriliyor. Ahmet Şık hakkında çıkartılan arama ve yakalama kararı 2010/857 numaralı soruşturmaya dayanıyor. Yapılan aramanın ve gözaltına gerekçesinin OdaTV baskınında ele geçirilen delillerle bağlantılı olmadığı OdaTV operasyonundan çok önce 2010 yılında Ahmet Şık’la ilgili soruşturma başlatıldığı anlaşılıyor. Terör Örgütü soruşturması kapsamında yapılan aramayla ilgili soruşturma konusu olarak Ahmet Şık’a, “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak, halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek” suçlaması yöneltiliyor. 2010/857 sayılı soruşturma kapsamında İstanbul 10’uncu Ağır Ceza Mehkemesi Hakimi İbrahim Balık imzasıyla alınan arama kararının gerekçe bölümünde ise “Üye olduğu iddia edilen örgütle ilgili delil toplama ve ilgili kişilerin yakalanması” ibaresi yer alıyor. OdaTV’nin bürosunda yayın hazırlığını sürdürdüğü kitabının bir kopyasının bulunduğu iddia edilen Şık, söz konusu soruşturmada isminin geçirilmek istenmesini HaberVs’de cevaplamıştı: ‘Beni ve yazdıklarımı itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar’ Şık’la birlikte şu ana kadar toplam 11 kişinin gözaltına alındığı bildiriliyor.