Etiket twitter

‘Yeşilçam seninle gurur duyuyor!’

Twitter ve Instagram'da @nerdecekildi rumuzunu kullanan Kürşat Çetin Yeşilçam'ın en vefalı sosyal medya emekçisi: Film mekânlarını iğneyle kazar gibi keşfediyor, fotoğraflıyor. Türkiye sinemasının belirgin karakterlerini ve yıl dönümlerinde de unutmuyor.

İki hashtag ve pek çok nefret kelimesi

Geçtiğimiz çarşamba günü sabah saatlerinde #KürtlerTehcirEdilmelidir (Kürtler tehcir edilmelidir) başlığı, Twitter gündeminin birinci sırasına oturdu. Bu hashtag’le (etiket) atılan tweetler sonrası farklı görüşler ortaya çıktı. Bazı kullanıcılar bu etiketi desteklerken, bazıları da bu duruma karşı #ÜlkücüİtlerSınırDışıEdilsin (ülkücü itler sınır dışı edilsin)…

Sosyal medya arası reklam

Değişen reklam anlayışını kabullenen ve kullanmaya başlayan yüzlerce büyük ölçekli şirket bulunuyor. Ünlü giyim mağazaları, süpermarket zincirleri, eğitim programları, turizm acenteleri , çeşitli toptan internet satış mağazaları da Facebook reklam sistemini düzenli olarak kullanıyorlar. İndirim fırsatlarını, hediye kuponlarını, son gelişmelerini akıllı reklamlarla tüketicilerine ulaştırıyorlar. Tabii sosyal medya için harcanan reklam bütçelerinden en büyük payı en büyük kullanıcı sayısına sahip olan Facebook alıyor. Facebook’un yüzde 53’lük payını yüzde 17’yle MsSpace izliyor. Reklam uygulamasına yeni giren Twitter’ın payı ise şimdilik yüzde 3 düzeyinde. Facebook’un takipçisi Twitter Facebook gibi reklam kullanımını bütün kullanıcılarına bu yılın başında açan Twitter’ın reklam uygulaması Facebook’a göre birkaç farklılık içeriyor. Twitter’da yayınlanacak olan reklamlarımız en az 1 ay boyunca yayınlanacak şekilde belirleniyor. İnternet sitesinde kendi reklamını yapmak isteyen kullanıcının veya şirketin girmiş olduğu twitler ana sayfada düzenli olarak gösteriliyor (“sponsor bağlantı” şeklinde). Böylelikle kullanıcı veya şirket “takipçi” sayısını rasyonel bir şekilde arttırma şansına erişiyor. Ayrıca Twitter’da “trend topic”lerde gözükebilmek gibi bir ayrıcalık da sağlanmış. Ancak maliyet Facebook’a göre çok tuzlu; bütçenizin en az 7 bin 500 TL olması gerekiyor. Bu gelişmeyi Twitter’ın Facebook’u taklit etme çabası gibi görenler de bulunuyor ancak bloglara düşen yazılara göre Twitter’ın reklam kullanımında yaratacağı farklılıklar nedeniyle, yeni reklam sistemi Facebook reklamlarından kolaylıkla ayırt edilebiliyor. Sosyal ağların insanların yaşayış şekillerindeki doğrudan etkisini fazla çaba göstermeden fark edebiliriz. İnternet kullanıcılarının kişisel gelişimlerinde bile interneti etkin olarak kullanması, sıkıştıkları her konuda anında internet aracılığıyla yardım alabilmesi, sahip olduklarını yine internet aracılığıyla bütün dünyayla aynı anda paylaşabilmesi, internetin hâkimiyet alanını geliştirmesinde etkili oluyor. Artık “sanal dünya” ile“reel dünya” etkileşim içine girmeye başlıyor ve internette küçük, büyük bir yere sahip olabilmek önem arz ediyor. Facebook’un hareket kazandırdığı ve Twitter’ın yeni yıl planında önemli bir yer edinen yeni reklam sistemlerinin önümüzdeki günlerde, Türkiye’de de yaygınlaşacağını ve reklam bütçeleri içinde önemli yer edineceğini tahmin etmek hiç de zor değil. Facebook’ta […]

Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın!

Meneviş Tozak* Öğrenimimi İngiltere’de sürdürüyorum. Her gün Türkiye’den gelen kötü ya da bir haberle uyanmaya alıştım. Dün sabah da uyandığımda ilk işim, el alışkanlıgı ile Twitter’a bakmak oldu, yeni bir Ergenekon dalgasından bahsediliyordu, artık o kadar alışmışım ki garipsemedim bile. Ama haber bu sefer çok yakındandı. Gözaltına alınan gazetecilerden biri, Bilgi Üniversitesi Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü’nden hocam Ahmet Şık’tı. Haberlerin devamını okuyunca şaşkınlığım daha da arttı, neredeyse üniversitede ki son yılımın her gününü geçirdiğim ofisimiz de Ahmet Şık’ın eviyle eş zamanlı aranıyordu. Çok geçmeden gözaltına alındığı haberi düştü internete, o anın videosu ile birlikte. İlk defa tanıdığım biri tutuklanıyordu. Videoyu izlerken, eminim izleyen pek çok diğer öğrencisi için de geçerlidir, yüzümdeki gülümsemeyi farkettim. HaberVs‘yi ’tan takip edebilirsiniz Ergenekon nadir? Açıkçası derinlemesine bilmiyorum. Çok kişinin buna net bir cevabı olduğuna da inanmıyorum. Beni ilgilendiren Ahmet hocam ve aslında onunla birlikte hâlâ gözaltında ve tutuklu olan diğer gazeteciler. Beni ilgilendiren, bana gazeteciliği elinden geldiğince öğreten hocalarımdan birinin neden tutuklandığı. Beni ilgilendiren beni bazen zorla da olsa bir haberden diğerine yollayan hocamın da diğer gazeteciler gibi nedensizce günlerce ve aylarca hapiste kalıp kalmayacağı? İşin kötüsü de bunlara kimsenin bir cevap verememesi. Terör örgütüne üyeymiş, halkı kin ve düşmanlığa teşvik ediyormuş… Habervs’de geçen bir yılımız boyunca beni ve arkadaşlarımı da haber yazmaya, üretken olmaya, beraber çalışmaya teşvik ederken aslında beynimizi dolduruyormuş. Teşekkürler Ergenekon, gözümü açtın! Ben de ilerde haberci olmak istiyorum, bunu duyan herkes garipsiyor, “Başka iş mi yok” en sık karşılaştığım cümlelerden birisi mesela. Evet kimse kusura bakmasın, belki de gerçekten başka iş yok, çünkü…Bütün bu yaşanlardan sonra bir açıklama cümlesine ve “çünkü”ye ihtiyacım var mı? *King’s College London, Europe and the World IP Yüksek Lisans programı, Medya ve İletişim Sistemleri Bölümü 2010 mezunu.

Bilgi’de Ahmet Şık için kampanya

HaberVs İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları dün yapılan operasyonlarla gözaltına alınan çalışma arkadaşları Ahmet Şık’ın serbest bırakılması için bir kampanya başlattı. Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü’nde öğretim görevlisi olarak çalışan ve aynı zamanda medya bölümünün haber portalı habervesaire.com’un da editörlüğünü yürüten Ahmet Şık’ın serbest bırakılması istenen kısa kampanya metni şöyle: “Çalışma arkadaşımız, İletişim Fakültesi Öğretim Görevlisi Ahmet Şık, evinde ve işyerinde yaklaşık 6 saat süren polis aramalarının sonucunda “Ergenekon terör örgütü üyesi olmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarıyla göz altına alındı. Biz, aşağıda imzası bulunan İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları, yöneltilen bu suçlamaları, arkadaşımız Ahmet Şık’ı biraz olsun tanıyan herkesin yapacağı gibi, akla, mantığa ve vicdana uygun bulmuyoruz. Büyük bir hata yapıldığına inanıyor, arkadaşımıza sahip çıkıyoruz. Vicdanları yaralayan bu hatanın acilen düzeltilmesini talep ediyoruz.” HaberVs‘yi ’tan takip edebilirsiniz Ahmet Şık’ın çalışma arkadaşları bu imza metninin ilk aşama olduğunu, Şık’ın gözaltından serbest bırakılmasını umduklarını, aksi takdirde Şık serbest bırakılana kadar kampanyalarını sürdüreceklerini dile getiriyorlar: Ahmet Şık’ın serbest bırakılmasını isteyen çalışma arkadaşları Ahmet SüerdemAhmet TonakAkın TekAlan DubenAlev CavdarAli Alper AkyüzAli NesinAli SerdarAlper KırklarAnita OğurluAriana FerentinouArkadaş Su Esmen TekAslı GüneşAslı OdmanAslı TunçAyça ÇiftçiAyça İnceAydın UğurAyhan DoğanAyhan KayaAylin DağsalgülerAysegul AkaydinAyşe BeyazovaAyşe kayalarAyşecan AralAyşegül BaşerAyten ZaraBahar FıratBarış UlusBarış YılmazsoyBaşak TuğBaşak UçanokBerrak KarahodaBeyhan DemirBeyhan SunalBurhan ŞenatalarBülent BilmezBulent OzelCanan TanırCandan YasanCelil OkerCem HakverdiCemal Bali AkalCemil BoyrazCemil KoçakCenktan ÖzyıldırımCeren ÇetinerCeren MertChole Current Chris StephensonChristoph K. NeumannÇiğdem AsarkayaDeniz ÜnsalDerya NizamDicle ÖztürkEbru EzberciEbru EzberciEmek Toraman ÇolgarEmel BedrioğluEmine TopcuEmre GönenErgen Devrim KaragözErkan SakaErtan ÖnselEsin DemirciogluEsra ArsanEsra ElmasEsra Ercan BilgiçEthem ÖzgüvenEvin AslanEvren HosgörEzgi ArıduruFahri AralFatma Pınar ArslanFerda KeskinFerhat BoratavFeyza KasımoğluFigen Gönülcan MarangozFiliz LeventogluFiliz YılmazGökçe ÇatalolukGökçe ÇatalolukGökhan TanGörkem KeserGöktürk UyanGözde DurmuşGülgün AğabeyogluGüneş Ekin AksanGüney ÇobanGüventürk GörgülüGüzide Döndar EfeHale AkayHale BolakHalil BerktayHalil NalçaoğluHasan Kirmanoğlu Harun OzkanHuldan DereliHülya AlkanItır Erhartİlkem Kayıcanİpek Kotanİpek Tan ÇelebiJale ParlaKenan ÇayırKıvılcım YavuzKürşat BuminLevent YılmazMehmet Ali TuğtanMehmet GencerMehmet Özgür BahçeciMelda AkbaşMeneviş TozakMesut VarlıkMetin TaşMurat ÖzbankMurat PakerMustafa Erdem KabadayıMüge Ayan […]

Sosyalim, çünkü paylaşıyorum!

2000’li yıllarda internet, birilerinin içerik hazırlayıp birilerinin de okuduğu bir mecra olmaktan çıkıp kullanıcıların yarattığı içeriğe evsahipliği yapan bir ortam haline geldi. Web 2.0 adı verilen bu değişimin hemen ardından da “sosyal paylaşım devrimi” geldi. Artık internette herkes içerik üretiyor ve ürettiği içeriği sınırsız bir şekilde paylaşabiliyor. Medyatava’nın mayıs ayında yayınladığı ComScore internet sitesinin Türkiye için özel olarak hazırladığı raporda Türkiye’de 15 yaş ve üstü toplam 18,1 milyon kişinin internet kullandığı ve mayıs ayında internette toplam 544 milyon saat vakit geçirildiği ve kişi başına aylık 30 saatlik bir internet kullanımını olduğu belirtiliyor. İnternette geçirilen bu sürenin büyük çoğunluğunun sosyal paylaşım ortamlarında harcandığına ise hiç kuşku yok. İşte hayatımızı en çok etkileyen ve onlarsız nasıl iletişim kurduğumuzu hatırlayamadığımız bazı paylaşım siteleri… Bloglar Blog yada Türkçe adıyla ağ günlükleri, web tabanlı günlük gibi düşünülebilir. Genellikle güncelden eskiye doğru sıralanmış yazı ve yorumların yer aldığı bir yayın sisteminden oluşan bloglarda yayıncının seçimine göre okuyucular yazılara yorum yapılabiliyor. Pek çok insan tarafından kullanılan blogların yazarlarına blogger adı veriliyor. Web 2.0, yani kullanıcıların yarattığı içerik sisteminin temeli olan ve yemek, moda, sanat,ekonomi, politika gibi sınırsız bir konu yelpazesine sahip bloglar o kadar popüler ki, kimilerine göre bu yayıncılık biçimi klasik gazetelerin yerini almaya en büyük aday durumunda. Blog yazmak yada “blogger” olmak için öyle çok teknik bilgiye de gerek yok, günümüzde blog kullanıcılarının yaş yelpazesi de çok geniş. Ve ücretsiz olarak kullanılabilmesi de bu sayının artışında oldukça etkili. WordPress ve Blogspot gibi siteler halen en popüler ücretsiz blog siteleri durumunda. Milyonlarca blogun kayıtlı olduğu Technorati.com adlı blog arama motoru bloglar aleminde neredeyse Google’dan daha etkili bir konumda.. Facebook 2006 yılında Harvard’da okuyan Marc Zuckerberg tarafından ilk başta sadece Harvard’lı öğrenciler için kurulan Facebook, şu anda dünyada 350 milyonu aşmış olan üye sayısı ile en popüler sosyal paylaşım aracı. Fotoğraftan videoya içinde bulunduğunuz ruh halinden katılacağınız […]

Sorun gerçek eylem sanal

“Doğaya egemen olmaya olanak kılan tekniğe sahip olmak için çok çalışın” diyor çocuklarına yazdığı son mektupta Che Guevara. Tarihin gelmiş geçmiş en büyük aktivistlerinden Che’nin bu sözlerinin üzerinden çok uzun yıllar geçti ve internet, ucuz olması, bilgi akışını en hızlı sağlayan mecra olması nedeniyle doğaya egemen teknolojilerden biri olarak evlerimize girdi. Che bu sözleri söylerken elbette bir tıkla aktivist olunacağını tahmin edemezdi ama artık internet olan her yerde aktivist olmak da mümkün. Teknoloji gelişti tepki dijitalleşti 1990’ların ikinci yarısında internetin evlerimize girmesiyle insanlar, internet siteleri ve e-postalarla tepki vermeye, farkındalık yaratmaya başladı. Masaüstü bilgisayardan cep bilgisayarlarına, cep telefonlarından “smart phone” denen akıllı telefonlara, kablolu internetten kablosuz internete geçişle beraber tepkilerimiz de dijitalleşmeye başladı. Sanal eylemin ilk örneği sayılan “McSpotlight” hareketiyse 1996 yılında yani biraz önce saydığımız cep bilgisayarı, akıllı telefon ve kablosuz internet gibi çığır açan teknolojilerden önce gerçeklemesine rağmen, üzerinden sadece 13 yıl geçti. McDonalds’ın reklam yoluyla çocukları sömürdüğünü, hayvanlara kötü davrandığını ve düşük ücretli eleman çalıştırdığını kamuoyuna duyuran site ilk gün 35 binin üzerinde ziyaretçi kabul ederek de dönemin en büyük sanal yoldan farkındalık yaratan kampanyası oldu. Halen yayında olan site en son 2005’te güncellenerek zamanın çok gerisinde kaldı ama onun açtığı “sanal eylem çağı” büyük bir hızla dünyanın dört bir yanına yayılıyor. Sanaldan gerçeğe yayılan tehlike İnternet eylemleri, sanal ortamın farklı mecraları kullanılarak gerçekleştiriliyor. En sık kullanılan eylem ve örgütlenme mecraları ise Facebook, Twitter gibi sosyal ağ siteleri, Blogger, WordPress gibi blog siteleri ve çevirimiçi oyunlar. Sosyal ağ siteleri, içerik paylaşımı kolay olmasından ve çok insana ulaşmasından dolayı tercih ediliyor. Facebook’un dünyada 280 milyonu aşkın kullanıcısı olduğu göz önüne alınırsa, tepkinizi sokaktakinden çok daha fazla insana ulaştıracağınız kesin. Hatta bunu kendi cümlelerinizle ayrı ayrı göstermenize de gerek yok. Facebook uygulamaları, tek tıkla bir konudaki hassasiyetinizi göstermenizi sağlamakla birlikte, herkesi aynısını yapmaya yönlendirerek kitlesel bir eylem oluşturuyor. Türk […]

‘Bilmiyorsan sor kardeşim’

Bizde gazetecilik, sözüm ona “araştırmacı gazetecilik”, sansasyonel bir başlık attığında, altını neyle doldurursan doldur, beslersen besle işe yarıyor, satıyor. Kendisine araştırmacı gazeteci titrini yapıştırmış hemen herkesin TV programlarında ve yazılı basında yaptığı ölülerin-dirilerin üzerinden bir takım hikayeler anlatmak. 15 Mart 2009 tarihli Hürriyet gazetesinde Soner Yalçın’ın “Bu aileyi tanımayan bu ülkeyi anlatamaz” başlıklı yazısı da buna bir örnek. Baba Mihri Beyoğulları, Selahattin ve Necmettin Hilav, kızkardeş Lâmia (Kadıköy Kız Lisesi Müdiresi), Süheyla, en küçük kardeş Leyla Hilav (Sönmezocak), gelinler Alev Cem ve Çiğdem Talu’dan sözeden bir yazı. Ailenin Kürt kökenli oluşu Selahattin ağabeyin Türkiye’de Marksizme çeviri ve telifleriyle büyük katkılar yapmış oluşu, Necmettin ağabeyin üç-beş dil bilen yüksek mühendisliği, Selahattin ağabeyin Alev hanım ve Çiğdem Talu’yla evliliği, kızları Zeynep, yine Necmettin ağabeyin müzmin bekârlığı, Leyla Hanımın Rahmi Sönmezocak’la evli oluşu üzerinden bir haber yazı. Amaç Türkiye’nin mozaik olduğunu ispatlamak. HaberVs‘yi ’tan takip edebilirsiniz Necmettin Hilav’ı 1993 senesinden beri tanırım, Selahattin ağabeyi kardeşinin cenazesinde tanıdım. Öncesinde, çevirdiği ve yazdığı her kitaptan biliyordum zaten. Soner beyin teslim ettiği gibi Marksizme bulaşmış herkesin tanısın tanımasın rahlesinden geçtiği birisidir. Çiğdem hanımın şarkı sözleri oturaklıysa, Melih Kibar, Erol Evgin, Onno Tunç gibi şarkıcı ve şarkı sözü yazarlarını etkilediyse bunu bir dönem Selahattin ağabeyle evli oluşuna borçludur. Yerlilik konusunda ise ona borçlu olmayan solcu yok gibidir. Soner Yalçın’ın yazısında takıldığım noktalardan birisi; Necmettin ağabeyin kitap okumaya meraklı İslamcı arkadaşları tarafından gömüldüğü ve kendisinin de İslamcı bir münevver olduğu yolundaki cümleler. Soner Yalçın arkadaşı olduğu İbrahim Yılmaz’ın Simurg adlı dergisinde yayınlanan Nedret İşli’nin yazısına baksa cenaze törenine katılanların hiç de öyle olmadığını görecekti. Necmettin Hilav’ın İslamcılığına gelince; bu tam uyduruk bir hikâye. Farsça, Arapça, Osmanlıca, Almanca, Fransızca, Latince ve İngilizce bildiği bir gerçek. İslam tarihini, kültürünü, felsefesini birincil kaynaklardan okuduğu da. Ahmet Emin’den, Dozzy’den ezbere parçalar okuduğuna, W.Durand’dan pasajlar anlattığına defalarca şahidim. Evliya Çelebi’den, Katip Çelebi’den söz […]