Etiket yarışma

200 Kağıthaneli

Kağıthane'de oturan 200 çocuk, Ahmet Hatipoğlu Camii’nin “namaza gel, puanları topla” etkinliğinde Umre ve dizüüstü bilgisayar için yarışıyor.

Bilgi’ye üç dalda Avrupa Birliği iletişim ödülü

HaberVs Başbakanlığa bağlı Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) tarafından hayata geçirilen “AB Yolunda Genç İletişimciler Yarışması”nda İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesiöğrencileri üç dalda birinci oldu. Avrupa Birliği Genel Sekreterliği (ABGS) tarafından AB İletişim Stratejisi çerçevesinde 4 farklı kategoride düzenlenen yarışmada slogankategorisinde birinciliği, “Bu Değişim Hepimize İYİ GELECEK” sloganıyla İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ceren Bettemir, Başak Karamanve Gizem Yücelen kazandı. İstanbul’dan 24 üniversite ve 5 meslek yüksekokulunun katıldığı yarışmada, TV kategorisinde birinciliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Hazar Deniz Aksaylı, Hakan Güzey, Ahmet Alper Başkanve Açelya Köse, “Hayatımız Alaturka”adlı eserleriyle kazandı. Farklı alanlarda AB standartlarını anlatan 3 farklı kısa filmden oluşan eser, “hayatımızın alaturka, standardımızın ise Avrupa” olduğunu eğlenceli bir kurgu ile sunuyor. Radyo kategorisinde birinciliği, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ali Kaan Kılıç, Emel Gamze Sargın, Asena Kılıçve Beril Dedeoğlu, “Avrupa’da”(Dinlemek için tiklayın>>) adlı cıngıl çalışmalarıyla aldı. İki farklı cıngıl çalışmasından oluşan eser, AB üyeliğinin günlük hayatımıza olumlu katkılarına değiniyor. Basılı Materyal ve Açık Hava Reklamı kategorisinde birinciliği ise Işık Üniversitesi’nden Hande Özgeldi, “To Higher with Turkey” (Türkiye ile Daha Yükseğe) adlı eseriyle aldı. Avrupa ülkeleri ve Türkiye kamuoylarındaki karşılıklı önyargıları ve bilgi eksikliğini gidermek için genç iletişimcilerin yaratıcılığından faydalanmak açısından bir ilk oluşturan yarışma ile İstanbul’da binlerce iletişim öğrencisine ulaşıldı. Projeler “AB`nin Değerleri”, “Çağdaşlaşma Projesi Olarak Türkiye`nin AB`ye Üyeliğinin Günlük Hayatımıza ve Çeşitli Sosyal Kesimlere Olumlu Etkileri”, “Türkiye`nin Üyeliğinin AB`ye Kazandıracakları”, “Türkiye-AB Mali İş Birliği Projelerinin Türkiye`ye Sağladığı Kazançlar”, “Gümrük Birliği`nin Türk Ekonomisine Olumlu Etkileri” konu başlıklarına göre hazırlandı. Yarışmanın jürisinde Nail Keçeli, Mehmet Akbay, Erol Olçak, Ali Saydam, Fatih Akol, Sevilay Yükselir, Tayfun Talipoğlu, Bülent Tanla, Zeynep Gürcanlı, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Deren Van Het Hof, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Tellan, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Keskin, Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ragıp Taranç yer aldı. Yarışmada birincilik ödülünü kazanan eser […]

İlk Kürtçe film festivali

Batman Belediyesi Kültür Müdürlüğü’nün düzenlediği, Yapım 13 Film Prodüksiyon işbirliği ile 12-13 Kasım 2010 tarihleri arasında gerçekleşecek olan Yılmaz Güney 1. Kürt Kısa Film Festivali için başvurular sona erdi. 40 yönetmene ait 43 adet filmi, yönetmen ve yapımcı Fatih Akın, yönetmen Özcan Alper, yönetmen Kazım Öz, yönetmen ve sinema eleştirmeni Ahmet Soner, yapımcı Suncem Koçer ve yazar Yavuz Ekinci değerlendirecek. Dereceye giren ilk 3 filme 5 bin, 3 bin ve 2 bin lira ödül verilecek. Bir de halk jürisi özel ödülü olacak. Kürt film festivali fikri Batman Belediyesi Kültür Müdürü Ali Sarıpınar, 2009-2014 stratejik eylem planlarını hazırlarken Kürt kültür ve sanat çalışmalarını teşvik edici Kürt Tiyatro Günleri, Kürt Edebiyat Günleri ve Hasankeyf Kültür Sanat Festivali gibi etkinlikler yapıldığını belirtti. Sarıpınar, Kürt Kısa Film yarışması fikrinin de bu yaklaşımın bir sonucu olarak ortaya çıktığını söyledi. Batman’ın tutuklu bulunan belediye başkanı Nejdet Atalay da, “Bir coğrafyada yaşanılan bir hikayeyi, en iyi o coğrafyada konuşulan dil anlatır” diyerek genç Kürt sinamacıları cesaretlendirmeye yönelik bir festival olacağını vurguladı. Neden Yılmaz Güney? Yılmaz Güney’in Türk sineması ve Kürt halkı için büyük bir değer olduğunu belirten Ali Sarıpınar, “Alternatif sinema adına yola çıkan tüm genç sinemacılar birgün Yılmaz Güney gibi olmayı hayal ettikleri bilinen bir gerçektir” dedi. Sarıpınar, Batman Belediyesi’nin 2005 yılında açmış olduğu sinema salonunun adının Yılmaz Güney Sinema Salonu olduğunu söyleyerek, böylesi bir etkinliğin adının da Yılmaz Güney olması gerektiğini belirtti.Kürtçe diyalogların kullanımı zorunlu Festivale katılan filmlerin katılma şartları arasında “Kürtçe diyalogların kullanımı zorunludur. Kürtçe’nin yanında diğer bütün dillerin kullanımı da serbesttir” ibaresi yer alıyor. Türkçe, Kürtçe ve İngilizce altyazılı olacak filmlerin ödülleri 14 Kasım 2010 tarihinde verilecek. Kültür Müdürü Ali Sarıpınar, beklentilerinin üzerinde bir katılım olduğunu belirterek “Bu organizasyonun, Kürt sinemasının gelişmesine katkı sağlayarak önümüzdeki yıllarda uzun metrajlı filmlerin yer alacağı büyük bir organizasyona dönüşmesini diliyorum” dedi.

Kurgusal duruşma, gerçek ödül

Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin, Ankara Üniversitesi ve Ankara Barosu‘nun ceza hukuku alanında düzenlediği Mahmut Esat Bozkurt Kurgusal Duruşma Yarışması‘nı kazandığını geçtiğimiz hafta öğrenmiştik. Gülşah Güven, DilanIşık, Ali Sina Yurtseverve Gökhan Özvardar‘dan oluşan Bilgi ekibi, bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmada, kendi üniversitelerinin hukuk bölümlerini temsil eden 12 takımı geride bıraktı. Üçüncü sınıf öğrencilerinden oluşan bu ekip, 28 Mart’ta gerçekleşen final duruşmasında, hâkim ve savcı stajyerlerinden oluşan takıma karşı başarı sağladı. Bilgi takımının “teknik direktörü”, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi Onur Kemal Kerman, HaberVs‘nin bu kurgusal yarışmaya dair sorularını cevapladı. Kurgusal duruşma nedir?Farazi dava ya da duruşma yarışması ceza hukuku alanında yapılıyor. Öncelikle bir olay yayınlanıyor. Ankara Üniversitesi’ndeki hocalar bir olay hazırlıyorlar. Ondan sonra o olayı yayınlıyorlar ve belli tarihler veriyorlar dilekçeleri hazırlamak için. Önce işin bir yazılı aşaması var. Yazılı aşamasında şöyle oluyor: Normal ceza mahkemesinde olduğu üzere her takım verilen olaya ilişkin yazılı bir iddianame hazırlıyor. Suçları tespit ediyor ya da muhakeme sürecine ilişkin herhangi bir aksaklık varsa onu tespit ediyor. Onlara ilişkin bir iddianame hazırlıyor. Bir de savunma dilekçesi hazırlıyor. Yani adeta ceza mahkemesindeki iki taraf gibi iki dilekçeyi de hazırlıyor. Daha sonra hazırladıkları dilekçeleri belirlenen tarihe kadar gönderiyorlar.Peki, öğrenciler dilekçeleri gönderdikten sonra ne oluyor?Daha sonrasında gönderilen dilekçeler değerlendiriliyor. Yani yazılı aşamada da bir eleme söz konusu. Katılan 12 takımdan sekizi katılmaya uygun bulundu. Yazılı aşamadan geçen takımlar sözlüye kalmaya hak kazanıyorlar. Tabii biz yarışmaya katılacağımız açıklanmadan önce çocukları sözlü aşamaya hazırlamak için sunum hazırlıkları yapıyorduk. Dört tane öğrencimiz vardı. Katılan öğrenciler üçüncü sınıf öğrencileri dolayısıyla aslında şöyle bir şey de var; Ceza Özel Hükümler dersi vardır bizde üçüncü sınıfın ikinci döneminde verilir. Bu öğrenciler o dersin hepsini görmemişler, dördüncü sınıfta verilen Ceza Muhakemesi Hukuku dersini ise hiç almamışlar. Fakat kendileri hazırlandılar. Yarışmanın da ertelenmesi ile yaklaşık sekiz ay boyunca hazırlandılar. Yaz tatili dâhil olmak üzere evlerine gitmeyip […]

Hollywood genç yeteneklerini buldu

Hollywood Uluslararası Öğrenci Film Festivali (International Student Film Festival Hollywood), sinemaya gönül vermiş öğrencilere kısa metrajdan uzun metraja giden sinema macerasının kapılarını açan bir film festivali. 2003 ten beri düzenlenen bu film festivali dünyanın farklı ülkelerinden birçok sinema öğrencisinin katılımıyla gerçekleşiyor. Bu yıl yaklaşık 300’e yakın filmden 75’nin gösterime layık görüldüğü film festivali 9 Kasım’da düzenlenen ödül töreniyle tamamlandı. Türkiye’den katılan Efe Conker, Serap Atalay ve Efe Öztezdoğan, katıldıkları kategorilerde en iyi film ödüllerini alarak büyük bir başarıya imza attılar.Yarışmacıların dışında festivalin ödül töreninde Phoenix Pictures’ın CEO’su Mike Medavoy’a da “Ömür boyu başarı ödülü”verildi. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden geçen yıl mezun olan Efe Conker, yarışmada aldığı ödülün ve bu tarz festivallerin bu mesleği yapmak isteyen eğitimini almış kişiler için çok önemli olduğunu vurguluyor. Daha önce bu tarz festivallerin bir kaç tanesine kısa filmini yolladığını ancak International Student Film Festival Hollywood’un uluslararası niteliği nedeniyle çok daha önemli olduğuna değinen Efe Conker, gösterimlerin ardından bu işte isim yapmış bir çok ülkeden farklı yönetmenlerle görüşebilmiş olmanın kendisini çok mutlu ettiğini söylüyor. Festivale filmini yolladığı zaman ödül alabileceğine inandığını, ancak diğer filmleri izleyince biraz umutsuzluğa kapıldığını söyleyen Efe Conker, özellikle Amerikan yapımı filmlerin bütçelerinin iyi olduğunu ve bu kadar iyi filmlerle yarışmayı beklemediğini ifade ediyor. “Amerika’da bir sinema kurumu var. Buraya Amerikalılar bağiş yapıyor. Öğrenciler de bu kurumdan istedikleri bütçeyi eğer kurul onaylarsa alıyorlar. Böylelikle gerçek film kalitesinde filmler çekip profesyonel oyuncularla çalısıyorlar. Ama genel olarak pek yaratıcı fikirler yoktu, sadece yüksek bütçeler vardı. İşte o zaman derece alabilirim dedim ve aldım.” diyerek sözlerine devam eden Efe Conker, ödülün her zaman reklam yapmak için iyi bir fırsat olduğunu, ödül almadan yapılan işin takdir edilmediğini de sözlerine ekliyor. Festivale katılıp ödül aldıktan sonra Phoenix Pictures’ın CEO’su Mike Medavoy ile tanışma fırsatı yakaladığını, Paramount Pictures’da staj yapma imkanı bulduğunu anlatan Conker, ödülden sonra bir İngiliz şarkıcıdan klibini […]

Aynı su ve ışığın fotoğrafları

Medyakronik İstanbul’da ve Atina’da birbirine paralel iki merkezi bulunan Defne Türk-Yunan Derneği’nin bu fotoğraf yarışmasında “su ve ışık” temasını seçmesinin iki amacı var: Birincisi, iki ülke arasındaki ortak denizi bir barış ve dostluk gölüne dönüştürmeyi amaçlamak ve Türklerle Yunanlıların aynı ışığı paylaştığına dikkat çekmek. İkincisi ise küresel ısınmaya ve Akdeniz’in kirlenmesine karşı uyarıda bulunmak. 7-10 Haziran 2008’de her iki ülkede gerçekleştirilecek festivalde düzenlenecek panel, sergi, konser gibi etkinliklerde de yine “su ve ışık” yine ana tema olacak. Akdeniz’de kıyısı olan ülkelerden katılan bilim insanları küresel ısınmayı ve Akdeniz’in kirlenmesine karşı alınacak önlemleri tartışacak. Türkiye’de ve Yunanistan’da kurulan iki ayrı seçici kurulun değerlendireceği yapıtlara Altın Defne, Gümüş Defne ve Bronz Defne ödülleri verilecek. İki ülkeden Altın Defne kazanan fotoğrafçılar dört gün sürecek olan festivale onur konuğu olarak katılacak. Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2008 olan yarışmanın sonuçları 10 Mayıs 2008’de açıklanacak. İki yakadan ödül alan fotoğraflar Türkçe ve Yunanca basılacak olan festival afişlerinin görsel unsuru olarak değerlendirilecek. Katılım için irtibat : Defne Türk-Yunan Dostluk DerneğiAdres: FİGEN ÇİFTÇİNişantaşı Vali Konağı Caddesi 12/11 34000 Şişli-İSTANBULFaks: 0212.2251958Email:enstantane9@gmail.com

Kim daha iyi japonca konuşur…

Türk-Japon Kadınları Dostluk ve Kültür Derneği’nin Japon dili eğitimcileriyle bu yıl 17’nci kez düzenlediği İstanbul Japonca Konuşma Yarışması, Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonu’nda gerçekleştirildi. Japonya’nın İstanbul Başkonsolosu Mitsuru Horiguchi’nin juri başkanlığını üstlendiği yarışma, iki ülkenin milli marşlarıyla başladı. Ardından çeşitli okullara mensup 22 öğrenci Japonca konusundaki marifetlerini sergiledi. Yarışmada birinci olanlar Japonya’ya gidiş-dönüş uçak bileti kazanırken tüm katılımcılara Japonca öğrenimini destekleyecek eğitim malzemeleri armağan edildi.Beril Tekin – Hande Çıkıkçı 

‘Kazansan da vermem’ yarışması

İlknur Aydoğaniaydogan@medyakronik.com Neredeyse her televizyonda kanalında gördüğümüz yarışma programlarından birine katıldınız ve çok başarılı bir yarışma çıkarıp 250 bin YTL’lik ödüle hak kazandınız… Ama bu, hak kazandığınız ödülü alacağınız anlamına gelmiyor. Aynı, Makbule Dinçer ve babası Naci Gülel’in hak kazandıkları ödülü alamamaları gibi. Makbule Dinçer ve babası Naci Gülel’in katıldığı yarışma programı, ATV’de geçen sezon yayınlanan ve sona eren “Milyoner (Veto)”ydu. Yapımcılığını Med Yapım’ın üstlendiği, Kenan Işık’ın sunduğu yarışma, isminden de anlaşıldığı gibi bir milyon YTL vaat eden ve iki kişinin ekip olarak yarıştığı bir bilgi yarışmasıydı.Makbule Dinçer televizyonda programın tanıtımını görünce babasını aramış ve “bir hatıra olur” diyerek babasını yarışmaya katılmaya ikna edince kendilerini stüdyoda bulmuşlar. Oldukça başarılı bir yarışma çıkaran baba kız 250 bin YTL ödül kazansalar da, yarışma sözleşmesinde yapılan bir kandırmacayla bu paraya hiçbir zaman kavuşamamışlar. Baba kız şimdi alamadıkları ödüllerini mahkeme yoluyla almanın peşinde. “Üzerimizden reklâm yaptılar” Makbule Dinçer ve babası Naci Gülel, geçen yıl ATV’de yayınlanan Milyoner isimli yarışma programının konuklarıydı. 1 Şubat 2007 günü iki bölüm halinde çekimi yapılan program sonunda baba kız, 500 bin YTL ödüllü son sorunun yanıtından emin olmadıkları için yarışmadan çekildiler ve 250 bin YTL’lik ödülün sahibi oldular. Bir süre sonra yarışmayı yayınlayan TV kanalında, kendilerinin yarışmacı olarak yer aldığı bölümün tanıtım görüntüleri gösterilmeye başlandı.“Günde 3–4 kere olmak üzere reklâmlarını yayınladılar. Babamı, beni, soruları, cevapları, aradaki muhabbetleri ve 250 bin YTL’lik soruyu göstererek, ‘Saat 17.00 de, ATV’de’ diye bitiyordu” diyen Dinçer ve babası programın yayınlanmaması üzerine kanaldan ve yapım şirketinden muhatap aramaya başladılar. Fakat “Yayınlanacak”tan başka bir cevap alamadılar. ‘Kazansan da ödemem’ sözleşmesi Baba kızın zenginlik mutluluğu kısa süre sonra, yarışma öncesinde yapımcı firmanın kendilerine imzalattığı bir sözleşme nedeniyle yerini hayal kırıklığına bıraktı. Çünkü sayfalar tutan sözleşmede, kazanılan ödülün sadece programının yayınlanması halinde ödeneceği şartı bulunuyordu. Makbule Dinçer şöyle anlatıyor:“Orada burada beyanat vermeyeceksin, yayınlama hakkı ATV’ye aittir; ister yayınlar […]

Üniversite öğrencileri için e-fikir yarışması

Üniversite öğrencilerinin internette iş kurma fikirleri “e-fikrim” yarışması ile hayata geçiyor. Embrio.com.tr, yemeksepeti.com, uzmantv.com, e-bebek.com, gedikgross.com, gittigidiyor.com, istanbul.net, haber.gen.tr gibi internet şirketlerinin desteklediği yarışmada öğrenciler internet üzerindeki iş fikirlerini www.e-fikrim.com’a gönderecekler. Yarışmaya Türkiye’deki üniversitelerin tüm ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencileri katılabiliyor. Öğrenciler, bireysel veya grup olarak en son 18 Nisan 2008 Cuma akşamına kadar fikirlerini gönderebilecekler. Yarışmaya gönderilen fikirler arasından finale kalanların sunumları, 3 Mayıs günü sunumlarını İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü’nün organize edeceği “E-fikrim” gününde yapılacak. Finale kalan iş fikirleri sahipleri, sunumlarını Türkiye’nin önde gelen internet şirket yöneticilerinden oluşacak bir jüriye yapacaklar. Jüride Embrio.com.tr Genel Müdürü Hamit Kekeç; yemeksepeti.com kurucu ortakları Nevzat Aydın ve Melih Ödemiş; e-bebek.com kurucusu Halil Erdoğmuş; Gedikgross.com Genel Müdürü Ömür Topaç; haber.gen.tr kurucusu, İTÜ İşletme Mühendisliği İşletme Fakültesi öğretim görevlisi Burak Büyükdemir; uzmantv ve itiraf.com’un kurucusu Ersan Özer; gittigidiyor.com kurucu ortaklarından Burak Divanlıoğlu, Serkan Borançılı ve Genel Müdürü Cenk Angın yer alacak. Katılımcılar yarışmaya www.e-fikrim.com adresinden başvuru yapabilecekler. Dizüstü bilgisayar, cep bilgisayarı ve cep telefonu gibi ödüllerin verileceği yarışmanın sonuçları aynı gün ilan edilecek ve dereceye girenlerin ödülleri törenle verilecek. Bu sene İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü’nün desteği ile gerçekleşen bu yarışma diğer tüm üniversite kulüplerinin katkılarına açık. Tüm üniversite kulüplerin katılımını hedefleyen bu yarışma Türkiye’de internet ve mobil fikirleri sahipleri ile internet şirketleri arasında köprü rolü oynamayı hedefliyor. Yarışmaya destekleyici olmak isteyen şirketler ve üniversite kulüpleri www.e-fikrim.com adresinden detaylı bilgi alabiliyor. Detaylı bilgi için:İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü: Harun ÜnlüsoyTelefon: 0212 241 3072Faks: 0212 241 3073Web:Adres: İstanbul Teknik Üniversitesi, İşletme Fakültesi, 34367 Maçka/İSTANBUL

Peysaj mimarisi öğrencileri için uluslararası yarışma

İklim değişikliği, değişikliğin doğa ve hava koşullarına etkisi tüm dünyayı etkileyen bir sorun. Özellikle su miktarı ve kalitesinde azalma olan bölgelerde bu sorun fazlasıyla can sıkıcı olabiliyor. Peki, sizin, yeni çevresel koşullar yaratabilecek, su akışını sağlayan sistemlere yenilik getirebilecek bir fikriniz var mı? Sizin için ‘ütopya, özerklik, cennet’ kavramları hala değerli mi? Cevabınız “evet”se IFLA’nın (Uluslararası Peyzaj Mimarisi Federasyonu) organize ettiği öğrenci yarışmasına göz atmanızda yarar var. IFLA, tüm peyzaj mimarlığı bölümü öğrencilerinin katılımına açık bir yarışma düzenliyor. Amaç, bahçe ve şehir planlamasına olan ilgiyi canlandırmak ve insanla doğa arasında yeni bir denge oluşturacak tasarımlar yapmak. Görev: • Doğa veya insan çevresiyle ilgili en çok merakınızı uyandıran sorunun adını koymak ve bu sorunu belli bir bölgeye indirgemek • Soruna ilişkin yeni, yenilikçi ve ilham verici bir çözüm bulmak. Fikirleriniz ‘ütopya, özerklik, cennet, sürdürülebilirlik ve kendi kendine yetme’ konseptlerinden bir ya da daha fazlasını içermeli • Fikirlerinizi yansıtan plan ve tasarımları sunmak. Sunumda çeşitli grafik dizaynları ve tablolar kullanmak serbest • Maksimum 350 kelimenden oluşan, projenin özetini içeren bir dosya eklemek Yarışma jürisi dünyanın dört bir yanından önemli peyzaj mimarları ve öğretim görevlilerinden oluşuyor: Yarışma sonunda birinciye, peyzaj mimarlığı firması Han Group Korea tarafından 3 bin 500 Amerikan Doları; ikinciye, IFLA tarafından 2 bin 500 Amerikan Doları, üçüncüye 1.000 Amerikan Doları ödül verilecek. Son başvuru tarihi 1 Mayıs 2008 Ayrıntılı bilgi için: www.ifla2008.com

Yarışma endüstrisi

İlknur Aydoğan En istikrarlı yarışma Bir yarışma endüstrisi haberi yaptığımıza göre, selam göndermemiz gereken bir yer var aslında. Yıllardır değişmeden devam eden “Bir Kelime Bir İşlem”, TRT’nin imaj tazeleme gereği duymadığı bir yapımı. Sunucusu, yarışmacısı değişiyor ama kullanılan dil ve moda hep aynı bu programda. Kravatlı, ‘sayın’lı konuşmalar arasında hiç “biraz yardım etseniz” gibi mağdurluk ifadesi yok. İsteyen kelimeleri buluyor, isteyen işlemleri çözüyor; danışmanlara soruluyor ve puanlar hesaba yazılıyor. Büyük paralar kazanılmıyor, teselli hediyesi olarak kitap veriliyor. Sunucusu ise oyuncu Levent Ülgen. Neden izleniyor? İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Haluk Üçel yarışma formatındaki programlarla ilgili şunları söylüyor: “Televizyon seti, bir ritüel, bir olayın gerçekleştiği yer; bir kısmı kazanıyor, bir kısmı kaybediyor. Hayatı temsil etme durumu var. Sunucu ilahi adaleti temsil eden, koruyan, cezalandıran kişi oluyor. Sanki bir tapınak gibi, orada dua edenler var, talep edenler var, o da dağıtıyor. Kimine veriyor, kimine vermiyor. Toplumu iyi tanıyan, dili iyi kullanan, popüler kültüre yakın olan başarılı oluyor. İzleyici açısından şöyle bir çekicilik var; izleyici katıldığı anda programı izleyebilir ve devam edebilir. Daha önce bir bilgiye ihitiyaç yoktur. En çok ilgi çeken yarışma programları şans oyunları üzerinden yürüyor. Bu, kitleleri heyecanlandırıyor. Hayatın böyle bir şans oyunu olması gibi bir algılama var. İzleyici kitlesi yarışmacıyla özdeşleşiyor. Orada o kişinin ne yaptığı önemli değil; kendisi kazanıyor, kendisi kaybediyor, bu da oldukça çekici. Özellikle ekonomik sorunların yüksek olduğu dönemlerde, bir şekilde kolay bir kazanca ulaştırdığı için büyük izleyici kitlesi çekmesi normal.”