Genel

Hadi polisçilik oynayalım

Yazan: Mine Savaş

Polis denince akla ilk gelen şey güven, ya da öyle olmalı. Çünkü polis, bir ülkede suçu önleyen ve suçla mücadele eden, halka hizmet amaçlı görevde bulunan ve en önemlisi de halkın huzurunu sağlayan kamu görevlisi. Tüm dünyada olduğu gibi. Fakat özellikle son birkaç sene içerisinde, polisle vatandaş arasında yaşanan çarpıcı olaylar dikkat çekici.

Dur ihtarına uymayan 10’a yakın insanın öldürülmesi,1 Mayıs’ta sade vatandaşın çevik kuvvet tarafından yumruklanması, maç sevinciyle Nişantaşı’nda eğlenen çocukların üzerine biber gazı sıkılması, İstanbul’da Moda sahilinde sadece içki içtikleri için gençlerin polis dayağına maruz kalması hafızalardan kolay silinemeyecek olaylar. Kimi polisin trafik kurallarını itinayla çiğnemesi ise hemen her gün karşılaştığımız olağan bir durum haline geldi. Şüphesiz örnekler çoğaltılabilir. Tabii, her polisi aynı kategori içerisine almak mümkün değil, ama yaşanan bu olaylar gün geçtikçe polisin güvenilirliğini, koruyucu ve kollayıcı olma imajını zedeleniyor ve bu durum halkın gözünde “Polis her şeyi yapar, istediği kuralı uygular” durumuna geliyor.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, yaşanan vahşetle ilgili olarak, bunları yapan polis dahi olsa peşine düşeceklerini söylüyor ve “Sivil olarak ya da polis yeleği giyen, ‘ben polisim’ diyen kişilere, vatandaşlarımızın kimlik sormaları gerekiyor” diyor. Fakat polis yeleğini satın almak ne kadar kolaysa polis üniformasını da temin etmek o kadar kolay olsa gerek. Tabii, olay sadece üniforma, yelek ya da sivil olmak değil, olay sadece “polis” olmak. Maalesef, polis Celalettin Cerrah ve bakan Cemil Çiçek, Türkiye’de “ben polisim” deyince akan suların durduğunu, her türlü yolun açıldığını pek bilmiyor olsa gerek.

Polis olunca yapılan haksızlıklar, gerçekleşen ölümler ve çiğnenen kurallar meşru gibi gözüküyor olsa gerek, geçtiğimiz günlerde izleyenleri televizyon karşısında şoke eden bir görüntü haberlerde ilk sırayı aldı. “Polis kılığına” giren kişiler, Avcılar’da bir müzikhol basarak, bir kadını saçlarından sürükleyip kaçırdı ve ardından tecavüz etti. Olaya tanıklık edenler polise değil “kimliğini göster?” demek, “n’apıyorsun kardeşim?” bile diyemedi. Çünkü bu vahşeti yapanlar polis kılığındaydı ve normal şartlarda ne olursa olsun polise kimlik sorulamazdı. Çünkü Türkiye’de kolluk kuvvetlerine kimlik sormak mukavemet etme olarak görülüyor ve hatta mukavemet iddiasıyla dava bile açılabiliyor.

Avcılar’da yaşanan vahşet kadar acı verici olmasa da trafikte olanların sinir sistemini bozan bir olay daha var. Kimi vatandaşlar araçlarına polis sireni takarak emniyet şeridini rahatlıkla kullanıyor ve sahte polis olmanın verdiği hazla binlerce aracı geçerek istediği yere ulaşabiliyor. Kısaca, polis rolüne girerek insan kaçırmak, tecavüz etmek, trafikten kaçmak işte bu kadar kolay. Ortada bir gerçek var ki bu yaşananların tek sorumlusu, kendi kurallarını istediği gibi uygulayan polisler ve onların bu rahatlığına göz yuman emniyet müdürleri. Cemil Çiçek, Amerikan filmlerinde olduğu gibi, polisin bir yere gittiğinde önce kimliğini uzatıp göstermesi gerektiğini, eğer göstermemişse vatandaşın sormak için çekinmemesi gerektiğini söylüyor, ama Türkiye’de bunun ancak filmlerde olabileceğini ve kimlik soranların da mukavemet etme sebebiyle mahkemelerde sürüneceklerini unutuyor. Fakat vatandaş olarak bizlerin ve polislerin unutmaması gereken en önemli şey, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Avrupa Polis Etiği Kurallarına Dair Üye Devletlere Yönelik (2001) 10 Sayılı Tavsiye Kararı’na göre polisin amacı;

— Toplumda kamu huzurunun, kamu düzeninin ve hukukun üstünlüğünün sağlanması,
— Özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) yer alan kişilerin temek hak ve özgürlüklerini korumak ve saygı göstermek,
— Suçu önlemek ve suçla mücadele etmek,
— Suçu ortaya çıkartmak,
— Halka yardım etmek ve halkın hizmetinde olmak.

Yorum yazın