Zahid Akman kadar eşit olmak fazla…
Deniz Feneri sanıkları kadar değil, kendi yargılanacağımız davanın sanıkları kadar “eşitlik” yeter bana.
Deniz Feneri sanıkları kadar değil, kendi yargılanacağımız davanın sanıkları kadar “eşitlik” yeter bana.

Gazeteci Fahri Alakent 33'üncü Avrasya Maratonu'nda 15 km'lik parkuru Ahmet Şık, Nedim Şener ve tüm tutuklu gazeteciler için koştu

Gazeteci Fahri Alakent, pazar günü gerçekleştirilecek Avrasya Maratonu'nda Ahmet Şık, Nedim Şener ve tüm tutuklu gazeteciler için koşacağını açıkladı

Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyeleri ilk derslerine, meslektaşları Ahmet Şık ve Nedim Şener’in resimlerinin olduğu tişörtlerle girdi
Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu, mezuniyet töreninde çalışma arkadaşı Şık'a "gönülden bir selam" göndermişti

TGC Silivri Cezaevi’ndeki tutuklu gazetecileri ziyaret etti. Ahmet Şık, haklarında düzenlenen iddianamenin kendi kendini çürüttüğünü söyledi

Ahmet Şık ve Nedim Şener’in tutuklanışının 200’üncü gününde, adalet için bir çift sözümüz var! 18 Eylül Pazar saat 13:30’da Galatasaray’da buluşuyoruz

Claudia Roth Silivri Cezaevi’ne gitti. Önce “olur”, sonra “10 günden önce olmaz” denerek geri çevrildi. Görüşme izni, basın toplantısı düzenlediği sırada verildi.

Avrupa Birliği Yeşiller Grubu ve Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth’un tutuklu gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener’i ziyaret etmesine izin verilmedi. Roth, “Dostuna böyle davranan düşmanına nasıl davranıyor acaba?” dedi. /Bianet Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan gazeteciler Nedim Şener ile Ahmet Şık‘ı ziyaret etmek amacıyla Silivri Cezaevi‘ne gelen Avrupa Birliği Yeşiller Grubu ve Alman Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Claudia Roth‘un ziyaretine izin verilmedi. Roth, ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada, Şık ve Şener’i ziyaret ederek, onlara “sizin gibi gazetecileri unutmayacağız” mesajı vermek istediğini söyledi. “Ziyaret için Alman Büyükelçiliği ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na başvuru yapıldı. Maalesef şu ana kadar net bir cevap çıkmadı. Türkiye’de pek çok gazeteci cezaevinde bulunuyor, Şık ve Şener benim için örnektir; onları diğer gazeteciler adına da ziyaret etmek istiyorum.Türkiye’de gazetecilerin işlerini yaptıkları için tutuklu olmaları demokrasi için bir risk faktörüdür. Ben Türkiye dostuyum. Umarım ziyaret edebilirim.” “Önce görüşün dediler, sonra hayır” Ziyaret için içeri giren Roth, bir saat sonra çıkarak içeride gördüğü muameleden dolayı çok öfkeli olduğunu ve Şık ve Şener ile görüşemediğini söyledi. “70’den fazla gazetecinin tutuklu olduğu bir ülkede sorun vardır; bana gösterilen muamele yüzünden de öfkeliyim. 22 Temmuz’da Adalet Bakanlığı’na gönderdiğim resmi başvuru vardı. Alman Konsolosluğu ve Büyükelçilik defalarca devreye girdi. İçeri girdikten yarım saat sonra Dışişleri’nden ve Adalet Bakanlığı’ndan izin çıktı dendi. Yarım saat sonra ise iznin yazılı ulaşması lazım dendi. Ama yine de görüşebileceğimizi söylediler, bizi sanki suçluymuşuzcasına ciddi bir kontrole soktular. Ardından da savcı ziyaret edemeyeceğimizi söyledi. Yönetmeliğe göre 10 gün önce müracat edilmesi gerekiyormuş, ne kadar aptalca bir şey. Bana bunu söyleselerdi o bir hafta sonra gelirdim” “Neden bir gazetecinin tutukluluk sebebini kendinden dinleyemiyorum” Almanya’ya dönünce Adalet Bakanlığı ve Başbakan’a resmi bir yazı yazacağını söyleyen Roth, “İfade ve basın özgürlüğü olmadan demokrasi yaşayamaz” dedi. “Başbakan’a şunları soracağım: Siz neden korkuyorsunuz? Neden karanlığı aydınlatmaya çalışa bir gazeteci ile görüşemiyorum? Neden tutuklanan bir gazetecinin yaşadıklarını […]

Şimdilerde bu memlekette ejderhaların, canavarların özü de masallardakinden farksız aslında. Yeri geldiğinde cüppesiyle çıkar karşımıza. Bürokrat, politikacı, asker, polis, hakim, savcı gibi sıfatları vardır. Elbet gazeteci diye anılanları da…

HaberVs editörü Ahmet Şık ve gazeteci Nedim Şener 13 Ekim’de Ukrayna’nın başkenti Kiev’de gerçekleştirilecek Uluslararası Araştırmacı Gazetecilik Konferansı’na (GIJC) davet edildi. 500’den fazla gazetecinin katılacağı konferansta Şık ve Şener, dünyanın dört bir yanında tehlikeli koşullarda çalışan gazetecilere verilen “Daniel Pearl” ve “Global Shining Light” ödüllerini sahiplerine sunacaklar. Ahmet Şık ve Nedim Şener’in Türkiye’nin önde gelen saygın araştırmacı gazetecileri arasında yer aldığı ve bu iki ismin halen tutuklu bulunduklarına dikkat çekilen davet açıklamasında, ekim ayında Şık ve Şener’in Kiev’deki ödül törenine katılabilmeleri için Türkiye’deki otoritelere harekete geçme çağrısı yapılıyor. GJİC sekreterliğinden Danimarkalı gazeteci Henrik Kaufholz, zor ve tehlikeli koşullarda işlerini yapmaya çalışan gazetecilere meslektaşlarının verdiği uluslararası desteğin her zamankinden önemli oduğunu belirterek Şık ve Şener’i araştırmacı gazeteciliğin pek çok ülkede büyük baskı altında olduğunu vurgulamak için davet ettiklerini söyledi. Wall Street Journal muhabiri Daniel Pearl, 1 Şubat 2002’de Afganistan’da çalıştığı sırada El Kaide tarafından başı kesilerek öldürülmüştü. 2008’den beri Daniel Pearl anısına araştırmacı gazetecilere ödül veriliyor.

HaberVs Editörü Ahmet Şık Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin 2011 Basın Özgürlüğü Ödülü’ne layık görüldü. Şık ödülü, örgütlü mücadeleyi geliştirmeye yönelik katkıları nedeniyle TGS Başkanı Ercan İpekçi’yle paylaştı.

Bon Jovi’nin ön grubu REDD, TT Arena sahnesine Ahmet Şık ve Nedim Şener’in kartonetleriyle çıktı. GrupMasal şarkısını ‘suçsuz yere hapiste olan’ iki gazeteci ve ‘tüm özgür kalemlere’ ithaf etti. Bon Jovi konserinde Ahmet Şık ve Nedim Şener eylemi… Saat 19:00’da sahne alan REDD grubu, Masalisimli parçalarını Şık ve Şener’e ithaf etti. Performans sırasında TT Arena sahnesine iki gazetecinin gerçek boyutlu kartonetleri çıkarıldı. Şık ve Şener, ortaya çıkması için mücadele verdikleri Ergenekon “örgütü”ne üye oldukları gerekçesiyle 3 Mart’ta gözaltına alınmış ve 6 Mart’ta tutuklanmışlardı. Masal şarkısını tutuklu gazeteciler için söyleyen REDD grubunun solisti Doğan Duru stadyuma “Bu parçamızı 127 gündür suçsuz yere hapiste olan Ahmet Şık ve Nedim Şener’e ithaf ediyoruz. Biz, onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz” diye duyurdu. Grubun gitaristi Berke Hatipoğlu ise 127 t-shirt’ü giyiyordu. REDD adına konuşan Güneş Duru “Biz her türlü dayatmalara, baskı ve toplumu tipleştirmeye yönelik eylemlere karşıyız. Kitapların ‘bomba’ olarak algılandığı geçmişte ötekileştirilen değerlerin empatiden yoksun, belirgin bir intikam ve hesaplaşma duygusuyla suçsuz insanların yıllarca kodeste tutulacak kadar acımasızlaştığı ‘yeni Türkiye kurgusu’ndan kaygıliyız. Ahmet Şık ve Nedim Şener, kurulmaya çalışılan bu düzenin, 127 gündür, günah keçilerinden sadece ikisi. Bu eylem başta onlar olmak üzere diğer tüm özgür kalemler içindir” dedi. Şık ve Şener, tutuklanmalarının ardında götürüldükleri Silivri Cezaevi’nde gazeteci Doğan Yurdakul’la birlikte aynı hücreyi paylaşıyorlar. İki gazeteci, tutuklanmalarına neden olan deliller henüz açıklanmadığından ortaya çıkması için kalemleriyle yıllarca mücadele verdikleri “Ergenekon örgütü”nün neden ve nasıl üyesi olduklarını bilmiyorlar.

Gazeteciler, Ahmet Şık ve Nedim Şener'in tutukluğunun 100. gününde gerçekleştirdikleri eylemde, meslekleri nedeniyle tutuklu gazeteci sayısının 60'ı geçtiğini vurguladı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, Başbakan Erdoğan’ın Strasbourg’taki yaptığı ‘bomba-kitap’ benzetmesine raporla cevap verdi: “Kitaptan bomba olmaz”

HaberVs HaberVs editörü Ahmet Şık ve gazeteci Nedim Şener tam 100 gündür tutuklu. iki gazetecinin meslektaşları ve dostları, tüm tutuklu gazetecilerin durumunu protesto etmek için yine sokakta. “Adaletin kara 100’ü” başlıklı çağrı metninde 60’tan fazla gazetecinin tutuklu bulunduğu Türkiye’de ifade özgürlüğü için tüm yurttaşlar dayanışmaya çağırılıyor. Özgürlük sloganlarını atılacağı ve özgürlük şarkılarının söyleneceği yürüyüş 18 Haziran cumartesi günü saat 13:00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünden başlayacak ve Taksim Meydanı’nda son bulacak. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası gibi basın örgütlerinin oluşturduğu Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun da destek verdiği yürüyüşün çağrı metni şöyle: Adaletin kara 100’ü Mart ayının üçüydü. Ahmet ve Nedim’in evine polisler geldi. Gözaltına alındılar. Emniyet’te ifade vermediler. Savcı gazetecilik faaliyetlerini sorguladı. Mahkeme tutukladı onları. Önce bahar geldi memleketimize, sonra yaz. Arada tutukluluklarına itiraz edildi defalarca. Hepsi reddedildi. Onlar hala içerde. Geçtiğimiz cumartesi günü tam yüz gün oldu. Sanmasınlar arkadaşlarımızı unuttuk. Seçimlerin bir gün öncesinde türlü dedikodular üretilmesin diye sokağa çıkmak için bir hafta bekledik. 18 Haziran’da elimizde dövizlerimiz, üzerimizde tişörtlerimiz, megafonlarımızla, kalemlerimizle, “Özgür basın susturulamaz”-“Ahmet ve Nedim onurumuzdur” sloganları atacağız, “özgürlük” şarkıları söyleyeceğiz. Yalnızca onlar için mi sokakta olacağız? Kesinlikle hayır! Bugün 60`dan fazla gazeteci tutuklu veya hükümlü olarak hapishanelerde bulunurken, yüzlerce gazeteci davası sürerken, en son Azadiya Welad gazetesi örneğinde gördüğümüz gibi ülkemizdeki gazete ve dergi kapatmalar devam ederken, ülkenin başbakanı gazetecileri açıktan hedef gösterirken kimse bizden sessiz kalmamızı beklemesin. Biliyoruz ki kim muhalifse, kim otosansür uygulamadan gazetecilik yapmaya çalışıyorsa ya gözdağı veriliyor ya da doğrudan hedef tahtasına konuyor. Onlar da bilsin ki kalemimizi kırabilirler ama mesleğimize olan sadakatimizi, umudumuzu ve onurumuzu asla! Bugün gazetecilerin habercilik hakkının engellenmesi aynı zamanda halkın haber alma, doğru bilgiye ulaşma hakkına da tecavüzdür. Özgür toplum ancak özgür basınla mümkün olabilir. Bu bilinçten hareketle sadece gazetecileri değil tum yurttaşları eylemimizi dayanışma çağrısında bulunuyoruz. “Adaletin kara 100’ünü” protesto etmek isteyen herkesi 18 Haziran cumartesi günü […]

Haber ve Çeviri: Üç aydır tutuklu bulunan HaberVseditörü Ahmet Şık, dünya basınında yer bulmaya devam ediyor. Almanya’da haftalık yayımlanan Focusdergisinin son sayısında yer alan bir makalede Ahmet Şık’ın tutukluluğuna dikkat çekildi. Derginin Yakın ve Orta Doğu Uzmanı Dr. Andrea Claudia Hoffmann tarafından yazılan makalede “Yargının keyfi tutumunun başlıca örneği marttan beri tutuklu olan Ahmet Şık’tır” denildi. “Sultan Tayyip Erdoğan”başlıklı yazıda Türkiye’de son dönem gelişmeler ele alındı. Yazıda Türkiye’de hükümeti eleştirmenin gazeteciler açısından işinden olmakla eşanlamlı olduğu vurgulandı. Türkiye’de halen 68 gazetecinin tutuklu olduğuna dikkat çekilen yazıda yargının keyfi tutumunun başlıca örneğinin marttan beri tutuklu olan Ahmet Şık olduğu belirtildi. Ahmet Şık’ın kitap taslağının savcılık emriyle silinmesine karşın internette elden ele dolaştığı ifade edildi. Yazıda kitap şu sözlerle tanıtıldı: “Ahmet Şık ‘İmamın Ordusu’nda Erdoğan’ın Akpartisine ideolojik olarak yakın duran, İslami muhafazakar Gülen Hareketi üyelerinin Türk polisinin içine sızdığı iddiasını ileri sürüyor. ‘Bu hareket İslam ile Milliyetçilik arasında bir bağ kurmaya çalışıyor’ diyor Ahmet Şık hapisten.” Dr. Hoffmann ayrıca yazısında kitap taslağından da şu alıntılara yer verdi:“2000 yılından itibaren Türkiye’nin yönetici kadrosunu dönüştürmek için bu hareket 80li yıllardan beri eğitim alanında aktif olmuştu: Bu kadro kendine Altın Nesil adını vermişti ve gerçekten de Gülen öğrencileri bugün içeride önemli pozisyonlara sahip. Polisin, yargının ve eğitim sisteminin içinde. Amaçları İslam inancını bürokrasiye iyice yerleştirmek.” Focusdergisinde yer alan “Sultan Tayyip Erdoğan” başlıklı yazının tamamını aşağıda bulabilirsiniz. Sultan Tayyip ErdoğanAndrea Claudia HoffmannFocus / 30 Mayıs 2011 Türk sanatçı Bedri Baykam kemerinde bir tabanca taşıyor. Bunun için geçerli nedenleri var. Kısa süre önce İstanbul’da sokak ortasında bıçaklandı. “Pis herif bir milimetre daha derine saplasaydı, şimdi ölmüş olacaktım” diyor ve karnındaki bıçak yarasının üstüne sardığı beyaz sargı bezini gösteriyor. Baykam şuna inanıyor: “Bu manyak bir İslamcının yaptığı münferit bir saldırı değil. Onu bir infaz timi yollamış” Recep Tayyip Erdoğan ve onun tarafından kurulan İslami Akparti hükümetinin Türkiye’deki 9. […]
Bu isteksizliğini görünce, ya gönlün yok ya da gönlünü muktedire kaptırmışsın diye düşünmüyor değilim. O zaman kime anlatıyorum ki ben bunları? “Keşke cezaevinden çıkabilsem de tartışabilsek” diyorum. Ama sen bile böyleyken… Ahmet Şık* İster mağdur, ister muktedir, bu ülke medyasının ne olduğunu ben bilirim de, en iyi sen bilirsin. Mesleki kıdemin, gözün kapalı desteklemekte beis görmediğin malum zihniyetin verdiği gazla kendini Olympos’ta hissettiren egonla, hele ki yaptığın işler içinde önemli bir zaman dilimini kapsayan “kronik” zamanlarınla ya da bir dönem mağdurun yanında saf tutmuşken şimdi muktedir olmanla, en iyi sen bilirsin. Bir dönem lanetlediklerini, rüzgar tersine döndüğünde göklere çıkardıklarını da bilirsin, yeni lanetlilerin eskiden göklere çıkardıkları olduğunu da en iyi sen bilirsin. Hem de her seferinde bunu demokrasi ve memleketin bekası için yaptıklarını söylediklerini de, bunun yalan olduğunu da bilirsin. Tanık olmuşsundur; oluyorsun elbet. Anımsamıyorsan çok da gerilere gitmene lüzum yok. Son birkaç yıldır kimin “demokrasi” dediğine ve bunu kimin için ve nasıl söylediğine bakıver. Sanırım internet filtresinde “demokrasi” sözcüğü yasaklananlar arasında olmadı. Girdikleri kabın şeklini almakta ne kadar mahir olduklarını da bilirsin, kim iktidar olursa olsun onun yatağında soluk soluğa kaldıklarını da en iyi sen bilirsin. Hiç utanmaları yoktur bilirsin, tıpkı buna ihtiyaç hissetmediklerini de çok iyi bildiğin gibi. Utanmış gibi yapanlarınsa sadece yeni vesayete yanaşmaya çalıştıklarını da bilirsin de bunu hiç dillendirmezsin; “tuhaf” bulmazsın. Her devrin medyası oldukları için ya da kendilerinin de medyası olacağı devrin geleceğini bildiklerinden, başlarına hiçbir felaket gelmez, bilirsin. Gerçi şimdinin padişahı, hep kendi saltanatının süreceğini sandığından durum biraz değişmiş görünse de aldanma sen. Her devirde en çok ihtiyaç duyulanın kendileri olacağını da bilir bu medya; bilirsin sen de. Ahlaksıza, yalancısına, şarlatanına, celladına, mezar kazıcısına ne kadar ihtiyaç duyulursa onlar da o kadar itaatkardırlar. Her buyrulana hatta buyrulmasına gerek kalmadan “emredersiniz devletlum” ya da “padişahım çok yaşa” derler bilirsin. Vesayetin böyle meşrulaştırıldığını da bilirsin. […]

Medya etiği yazarı Alper Görmüş, her fırsatta dönüp Ahmet Şık’a, kitabına, Ahmet ve Nedim’e destek olmak için sokağa dökülenlere çakıyor. Peki neden?
Kocaeli’de görev yapan gazeteciler, meslektaşları Ahmet Şık’a destek için basın açıklaması yaptılar…”Kabahatli” bulunup, para cezası aldılar… Kabahatin gerekçesi Umur Mumcu’nun ismini taşıyan, halka açık parkta izinsiz bulunmaktı! Gazeteci Ahmet Şık ve Nedim Şener’in arkadaşları, 5 Nisan’da Kocaeli Umur Mumcu parkında izinsiz basın açıklaması yaptıkları ve “Kabahatler Kanunu‘na muhalefet ettikleri” gerekçesiyle 154’er TL para cezasına çarptırılan meslektaşlarına destek için Kocaeli’ndeydi. Gazeteciler, ortak bir basın açıklaması yaparak protestoda bulundu. Kocaeli’de görev yapan gazetecilere 18 Mayıs’ta tebliğ edilen para cezaları, tepki üzerine ertesi gün kaldırılmıştı. Gazeteciler, 21 Mayıs’ta yaptıkları basın açıklamasında “kabahatin” gerekçesine de dikkat çektiler: 5 Nisan’da toplandıkları Umur Mumcu parkı, İl Güvenlik Kurulu kararıyla toplantı ve yürüyüşe kapalıydı. Bu kararla Anayasal bir hakkın ihlal edildiğini iddia eden gazeteciler, itirazlarının para cezasına değil temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına olduğunu dile getirdiler.Batuhan Acar-Serdar Dilmen