Etiket habervs

A Mediterranean’s impressions of Helsinki

Aslı TUNÇ Leaving 22 degrees of lovely spring weather back home in Istanbul, I was on a plane with dozens of extremely silent Finnish passengers heading up North to Helsinki. As an experienced traveler, I had already read Finnish history, culture and about five must-see places in the city (such as Uspenski Cathedral, National Museum, the Opera House, Design District, etc.). Approaching the airport, the first sight was bulks of ice melting in the Gulf of Finland. It was a sign that I should better forget the meaning of “spring” in Mediterranean terms for a week. Although my aim was to give seminars at the University of Helsinki, I also had a chance to observe everyday life and culture in Finland and the media scene in the country. Many things I experienced are not written in any travel books or blogs. And I believe that is precisely the most refreshing part of traveling. When I stepped on the Finnish soil, I had a connection problem on my Blackberry. Although it was annoying not to be able to call anybody in Turkey, I did not mind that much, since I was in the “Nokia Land” where all the communication problems could be solved easily. Well, at least so I though. As soon as I arrived at the center, I entered the Central Railway Station, a landmark of the city with a unique clock tower and the two pairs of statues holding the spherical lamps on either side of the main entrance. I was hundred percent sure that I would find a public phone in this busiest location or an international calling card like in any other European city. When I asked the man at the kiosk, he said with a smile that they don’t use public phones anymore. They assume that […]

Free Software For Freedom!

Serdar Cevher While almost every average PC user continues to buy Microsoft Windows and some shareware as Microsoft Office or Photoshop which require serious payments for legal use, free software developers offer completely free, legal and strong alternatives to these commercial ones. As used by many Windows users too, Firefox web browser and OpenOffice are already well-known ones, while free software has also a lot of other programs to offer, especially big ones like Linux based operating systems. As one of the speakers at the meeting, Mustafa Akgul told the participants at his presentation entitled “Linux history in Turkey”, these systems, Ubuntu, OpenSUSE, Pardus and many others which are called Linux distributions, offer high quality environments similar to Windows programs that come completely free unlike the sofware marketed by profit-oriented corporations such as Microsoft and Apple. These free software provide regular users work with office documents, surf the web, send and receive e-mails, record audio, edit images and also with other facilities in daily computer use. In addition, these user-friendly and useful systems are not vulnerable to any kind of Windows viruses which cause serious damages like losing personal documents and hardware corruption; thus choosing Linux based operating systems for desktops or notebooks also provide safety. However, because the monopoly of Microsoft is established in the PC markets and PCs are sold with Windows installed by default, many people don’t have any idea about these Linux distributions which offer them safety and usability for free. So one of the major aims of Free Software and Open Source Days was to introduce these systems and their capabilities to all participants. Developers of Pardus Linux, which is coded in Turkey with financial support by Turkish government, distributed their operating system’s installation CDs for free to everyone interested. Development Process of Linux While […]

Prime Minister Erdogan reshuffles his ministers

Niyazi Dalyanci The cabinet reshuffle that Prime Minister Recep Tayyip Erdogan signalled just after the local elections in March was announced over the weekend with the introduction of nine new names. Erdogan’s chief foreign policy adviser Prof. Ahmet Davutoglu was appointed as Turkey’s foreign minister. Although, bureaucrats from outside the parliament have served as foreign ministers in Turkey after the three military takeovers in recent history, Davutoglu is the first non-parliamentarian to be named to the key post under a civilian rule. Bulent Arinc, former speaker of the National Assembly after the 2002 elections that brought Erdogan’s Justice and Development Party (AKP) to power, got the important cabinet post as a deputy prime minister. Arinc who makes himself frequently mentioned by the media because of his controversial comments about the military, will now be sitting with the nation’s top generals in the meetings of the National Security Council. Most recently, Arinc drew the reaction of the General Staff Headquarters when he said, “I thank Allah that we did not go to war when these generals were still serving,” referring to the top military brass who are now under arrest for planning a military coup and face trial at the Ergenekon case. Eight ministers, including Finance Minister Kemal Unakitan, Nationbal Education Minister Huseyin Celik, Justice Minister Mehmet Ali Sahin, Energy Minister Hilmi Guler lost their jobs in the cabinet reshuffle. Nimet Cubukcu, the only woman in the outgoing cabinet was moved to the head of National Education while Erdogan named Selma Aliye Kavaf, as a state minister, bringing the number of women in his cabinet to two. Ali Babacan, the former foreign minister replaced Nazim Ekren as the chief coordinator of national economy while Mehmet Simsek, who came over from London where he was working as a broker to join Erdogan’s […]

Emek ve dayanışmanın resmi gazı!

Burcu Burcu Her ne kadar “Emek ve Dayanışma Bayramı” olarak yasaca kabul edilmiş olsa da, 1 Mayıs akla en çok polis müdahaleleriyle geliyor. Özellikle İstanbul Polisi’nin 2008’de Şişli, Taksim ve Cihangir’de, -olaylarla ilgisi olsun ya da olmasın- bulunan her insana solutacak kadar yoğun kullandığı biber gazı 1 Mayıs’ın vazgeçilmez kimyasal silahı haline gelmiş durumda. Polisin, “orantısız” gaz kullanımına karşı bir internet sitesi kuruldu: www.gazlamucadele.org Site, biber gazının kullanımını görsel anlamda eğlenceli, renkli ve hatta sempatik bir dille eleştirirken, bu gaza maruz kalan insanların neler yapması gerektiğini anlatıyor. Su içmeyin, yüzünüze dokunmayınBiber gazı, acı biberdeki kapsaisin isimli kimyasal bileşikten elde edilen bir gaz türü. Sadece atıldığı yerde değil, atıldığı alanın iki üç kilometre çevresinde de etkili olan bir silah. Gaza maruz kalındığı anda deri tarafından emilip sinir uçlarına doğru dağılıyor. Etkileri gözde ve burunda yanma ve yaşarma, ağız ve dilde ve deride yanma, öksürük, hapşırma, baş dönmesi, nefes darlığı. Biber gazı bulunan bir ortamda iseniz limonu bir mendile sıkarak koklayın, gözlerinizi ve burnunuzu silin veya ağzınızın içine sıkın. Bu dildeki ve gözdeki yanmayı azaltır, öksürmeyi ve hapşırığı engeller. Burnunuzu ve ağzınızı sirkeli atkı ile sarın. Burun tıkanıklığını ortadan kaldırır. Yüzünüze yoğurt sürün veya bir kaşık yoğurt yiyin. Derideki acıyı alır. Yüzünüzü rüzgâra dönün, temiz havayı yavaş ve derin nefesler halinde içinize çekin. Nefes darlığını azaltır. Su içmeyin. Su, deriye yapışan biberin gözeneklere girmesini neden olur. Gözünüze veya yüzünüze dokunmayın. Gazın yayılmasına izin vermeyin. Sitenin ana sayfası, “Biber gazı: Dünyadaki tüm kontrol güçlerinin kolu kanadı. Etken maddesi doğal derler. Ama acil servis bahçesindeki çınar ağacı değil. Sadece kargaşa anında kullanılır derler ama ne zaman nereden çıkacağı hiç belli olmaz. İşte bu yüzden Gazla Mücadele Paketi herkese lazım” duyurusuyla açılıyor. İnternetin, “fotoları görmek için tıkla” ya da “hemen sipariş ver” mantığından ibaret olmadığını düşünen Ayşenur Göğebakan, geçtiğimiz 1 Mayıs’ta biber gazına maruz kaldıktan […]

Beş bin yıllık helikopter pisti!

Ümit Altındere* İstanbul sınırları içinde yer alan insanlığın en eski yerleşim kalıntılarından biri tarihi eser tahribatına uğruyor. Özel mülkiyete ait bir arazinin içinde yer alan Silivri’deki 5 bin yıllık Selimpaşa Höyüğü’nün tepesi traşlanarak helikopter pisti yapıldığı belirlendi. Birinci dereceden sit alanı ilan edilen Selimpaşa Höyüğü, aynı zamanda Marmara Bölgesi’nin en büyük höyüklerinden biri. Özel mülkiyete devredilmiş olan höyük, etrafını saran yazlık siteler ve duvarlar yüzünden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Tunç Çağı’na ait bu yerleşimde araştırma yapılması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan uzun süredir izin beklendiği belirtildi. “Sadece İstanbul’un değil, insanlığın arşivi” Selimpaşa Höyüğü’nün insanlık tarihi açısından önemini vurgulayan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Arkeoloji Bölümü Prehistorya Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, “Selimpaşa Höyüğü İstanbul ve Marmara çevresinde kalmış olan tek ve son höyük. Burada aşağı yukarı 5 bin yıllık bir birikim var. Bu birikim, İstanbul civarında başka hiçbir yerde yok. İstanbul’daki bu kültür mirası sadece bizi değil çok büyük bir coğrafyayı ilgilendiriyor ve bizi insanlığa karşı sorumlu hale getiriyor” dedi. Özdoğan, höyükleri bir kütüphane gibi düşünmek gerektiğini belirterek, “Burası kapısı kilitli bir arşivdir. Ancak bilimsel bir müdahale yapıldığı zaman etkin bir bilgi anlamına gelerek insanlığın hizmetine açılır. Bu çalışma yapılmadığı takdirde ise içinde ne olduğunu bilmediğimiz bir kütüphaneyi yakmak anlamına gelir. Bu kütüphane yok olmadan belgelenmesi lazım, bunu yapmak bizim insanlığa karşı borcumuzdur” ifadelerini kullandı. Höyüğün anlaşılması için uzun yıllardır çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Özdoğan, “ Höyüğü ilk olarak 1964 yılında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü Müdürü David French belgeledi. Ancak daha sonra yapılan çalışmalar hep yüzeysel kaldı. Bir kitaplığın dışından bakılarak, o kitaplıktan ne kadar bilgi alınabilirse biz de o kadar bilgi aldık. Bölgenin tescili için ben 1981’de başvurdum ancak 2004’te SİT alanı ilan edilebildi” diye konuştu.“Koruma kurulu höyüğü bulamıyordu” Bölgenin yeteri kadar araştırılmadığının altını çizen Türkiye Arkeolojik Yerleşmeleri (TAY) Projesi Koordinatörü Arkeolog Prof. Dr. Oğuz Tanındı ise “TAY olarak 2000 […]

Umumî arzu üzerine

Sadık Özben* Şaşırmış olabilirsiniz. Aslında bende şaşkınlığımı üstümden atmış değilim. Ne işim var benim bu dergide? Öyle değil mi, siz de bunu sormuyor musunuz? Vallahi, nasıl oldu, ben de anlayamadım. Gene bu Osman Balcıgil’in işi. Ben ayrıldıktan sonra dergiye yağan, yani binlerce, yani işte bir tomar mektubu aldığı gibi damladı, bizim büroya. Bende Azmi’nin filan yanında bu konuyu konuşmak istemiyorum. Çıktık, bir pastaneye gittik. Bu hafta dergi işinin kesinleştiğini söyledi. Ne yalan söyleyeyim, mektuplar kadar haftalık dergi olayından da etkilendim. Şimdiye kadar hep 15 günlük bir yazar olarak yaşamıştım. Biraz “seyrek” bir hayat tarzı. Osman’ın anlattığına göre, basından tanınmış kişiler de telefon edip; “Sadık Bey’i nasıl kaçırırsınız ?” demişler. Örneğin Emre Kongar, Yalçın Pekşen ve başkaları. Şimdi isim saymak istemiyorum – zaten yer kısıtlı. “Genel yönetmen hâlâ Murat Belge mi ?” diye sordum. “Evet” dedi. “Vah vah, çok sevindim” dedim. “Peki ya engerek ? Şimdi bak, Osman, biliyorsun, ben orada kötü muameleye uğradım. Döneceksem, garanti isterim.” Osman kendini ortaya koydu. “Ben orada oldukça sen merak etme” dedi. “Düşüneyim” dedim, kesin söz vermedim. Hem zaten yarın öbür gün Osman’ı da tensik ederler. Akşam yemeğe Nejla’nın ailesine gidecektik. Bürodan doğruca oraya gittim, dalgın bir halde. Nejla’nın fabrikatör babası da annesi de yemeğe meraklıdır, Fransız yemekleri yapmışlar. Ben genellikle rakıyı tercih ederken, bu durumda şarap içeyim dedim. Bir yandan Nejla’ya YeniGündem’le ilgili birşeyler söylüyorum, çünkü aklım hep orada. “Tek renk olabiliyormuş, mesela hep kırmızı. “Annesi bir tuhaftır. Ben tavukla roze de gider diye düşündüm” dedi. “Gider tabii. Ha, pardon benim kırmızı dediğim başka. Dergide o.” Babası, “Hangisi senin şu yazdığın dergi mi?” dedi. Kısaca ona da anlattım. “Çok öfkelenmiştim. Siz de biliyorsunuz ya. Ama zaman geçti, şimdi bayağı söndü, diyebilirim. “O sıra annesi içeri girdi, mutfak tarafından. “A, sakın sufle söndü mü?” “Hayır, hayır sufle değil, öfke.” Sayıklayan bir adama bakar gibi baktı […]

DİSK Genel Merkezi’nin önüne kamera yerleştiriliyor

İstanbul Şişli’de bulunan DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu) Genel Merkezi’nin önüne polis MOBESE kamerası yerleştiriyor. 1 Mayıs öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından yerleştirilen kamera sistemiyle ilgili DİSK yetkilileriyle görevliler arasında tartışma devam ediyor. Ayrıntılar az sonra HaberVs muhabirlerinden geliyor…

Danıştay davasında beklenen oldu

Yargıtay’ın, Ergenekon davasıyla birleştirmesine zorunluluk bulunğuna vurgu yaparak bozduğu, kanlı Danıştay baskını davası Ergenekon davasıyla birleştirildi. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, baskının tetitikçisi Alparslan Arslan duruşma salonunda olay çıkararak, “Türbanı yargılayamazsınız. Türbana dokunanı keserim” diye tehditler savurdu. Daha sonra birbirine giren sanıklar olayların ardından, jandarma tarafından mahkeme salonundan dışarı çıkarıldı. Arslan’a akıl sağlığı kontrolü talebi Yargıtay 9. Ceza Dairesinin, “Ergenekon davasıyla birleştirilmesinde zorunluluk bulunduğu” gerekçesiyle bozma kararı verdiği Danıştay üyelerine saldırı davasının ikinci duruşması Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı. Duruşmaya Arslan’ın yanı sıra Erhan Timuroğlu, Süleyman Esen, Osman Yıldırım, İsmail Sağır ve Tekin İrşi ile sanık avukatları ve müdahil avukatları katıldı. Davanın bugünkü (20 Nisan 2009) duruşmasında, sanık Arslan’ın avukatı Hüseyin Kubilay Üstüner, mahkemenin daha önceki kararında direnmesini talep ederek, ayrıca müvekkilinin akıl ve ruh sağlığı konusunda hastaneye sevkini istedi. Diğer tutuklu sanıkların avukatları da daha önceki beyanlarını tekrarlayarak, müvekkillerinin tahliyelerine karar verilmesini talep etti. Sanıklardan Süleyman Esen, söz alarak, ”Mahkemeden, yapılan yanlışlığa bir son vermesini istiyorum. Adalete sığınıyorum, adalet istiyorum. Tahliyeme ve beraatıma karar verilsin” dedi. Savcı birleştirme istedi Cumhuriyet Savcısı Kubilay Taştan, celse arasında verdiği yazılı mütalaadaki gerekçeler doğrultusunda, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma ilamına uyulması ile ”Ergenekon” davasını gören İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinden birleştirme yönündeki muvafakatlarının sorulmasını istedi. Taştan, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme Heyetinin yaptığı başbaşa değerlendirmenin ardından, Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına uyulmasına karar verildiğini kaydetti. Hasan Şatır, dosya kapsamı, delil durumu, bozma ilamındaki gerekçeye göre, yapılan değerlendirmede; İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, ”Ergenekon” davasında, bir terör örgütü olduğu ve bunların ülke çapında eylem ve faaliyetlerde bulunduğunun ileri sürüldüğünü belirtti. Ergenekon’la birleştirildi Bahse konu örgütün ana çatısı ve örgüt yapısının tarif edilerek nitelendirildiğini, ayrıca örgüt eylemlerinin de dava konusu edildiğini ifade eden Şatır, ”Mevcut duruma göre, […]

Yunan partizanların Kaptan Kemal’i Mihri Belli

Yunan İç Savaşı’na (1946-1949) gerilla olarak katılan, Demokratik Ordu saflarında çarpışan 94 yaşındaki Mihri Belli, Türk solunun önemli isimlerinden biri. Partizanlar ona, komutan anlamına gelen “Kaptan (Kapetan) lakabını ve Kemal ismini vermişti. Savaşta, Batı Trakyalı solculardan oluşan Osmanlı Tugayı’nın başında bulunan Belli’nin hikayesi Yunanlı yönetmen Fotos Lambrinos’un da dikkatini çekti. Lambrinos Kaptan Kemal, Bir Yoldaş (Captain Kemal: A Comrade) ismini verdiği belgeselinde Belli’nin Yunan partizanlarla omuz omuza mücadelesini konu aldı. Belli’nin II. Dünya Savaşı sonunda Yunanlı komünistlerle ABD ve İngiltere tarafından desteklenen hükümet güçleri arasında patlak veren iç savaşta komünistlerin safında verdiği mücadeleyi anlatan belgesel, 28’inci Uluslararası İstanbul Film Festivali kapsamında izleyicilerle buluştu. Filmin son gösterimi 18 Nisan Cumartesi saat 21:30’da Pera Sineması’nda gerçekleştirilecek. Yunanistan’da da gösterime giren ve halkın takdirini toplayan belgeselin yönetmeni Lambrinos, filmin ortaya çıkış hikayesinden, çekim sırasında yaşananlara kadar tüm merak edilenleri HaberVs’ye anlattı. Röportaj: Ariana FerentinouÇeviri: Niyazi Dalyancı – Pınar KeleşKamera: Ertan Önsel – Gökhan TünayKurgu: Ertan ÖnselEditör: Güventürk Görgülü Mehri Belli 1916’da Silivri’de doğan Mihri Belli, İstanbul’da Robert Koleji’ni bitirdikten sonra Amerika’ya İktisat okumaya gitti. Orada gençlik ve işçi hareketlerine katılan Belli, 1940’da Türkiye’ye dönerek Türkiye Komünist Partisi (TKP) ile ilişkiye geçti. O zamanlar Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi altındaki Türkiye’de ise tek muhalefet parti TKP’ydi. 1943-1944’lü yıllarda İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde asistanlığa başlayan Belli, orada İlerici Gençler Birliği’ni kurdu ve sonrasında tutuklandı. 1946’da yurt dışına çıkarak Yunanistan iç savaşında, Yunanlı komünistlerle beraber mücadele ederken iki kez yaralandı. Sonrasında Türkiye’ye pasaportsuz girmekten ve tabanca bulundurmaktan tekrar yargılandı. 1950 yılından sonra Türkiye’ye döndü, ancak bu sefer de TKP yöneticisi olmak suçundan tutuklandı. Bu cezası da bitince, ilk defa 1960’lı yıllarda “Aydınlık Sosyalist Dergi”, “Türk Solu” gibi yayın organlarında yazma imkanı elde ettikten sonra, yazılarından dolayı aylarca hapse mahkum edildi. Yine bu dönemde Milli Demokratik Devrim (MDD) tezini geliştirdi ve Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi liderlerle de […]

Latest turn in Ergenekon trial rocks the political scene in Turkey

Niyazi Dalyanci When the picture of a very frail and terminally ill Prof. Turkan Saylan speaking from her balcony to a group of people who came to support her on the street below after a team of police officers searched her house and carried off her computers and other personal belongings, hit the front pages of the Turkish newspapers, the two-year old Ergenekon case, or the trial of more than 200 people charged with planning military coups, murders, bombings and fomenting social strife took a critical turn. Saylan, a professor of medicine, is the head of Association for Supporting Contemporary Living (CYDD), a secular organization run by volunteers to provide scholarships and hostels especially for female students all over Turkey, has also been conducting a campaign for girls who were being kept at home by their fathers because of conservative family values in rural regions, to be sent to school. Early Monday morning police teams raided 83 homes and offices including the central offices and branches of Association for Supporting Contemporary Life (CYDD) seizing computers and files on the orders of the prosecutor conducting the investigation about the so-called Ergenekon Terror Organization (ETO). By the end of the week 8 people, including 5 university professors, some acting as rectors and three members of CYDD were formally arrested by court. The move is part of the investigation that has been going on since 2007 under which a total of 114 defendants are presently under arrest, including four retired generals, police chiefs, army officers, journalists and people from various walks of life. So far two indictments have been issued and the third one is said to be in the works. Defendants who are set free after interrogation pending trial number about 105 at present. During the course of investigation several weapons caches […]

Bilgi student says Obama gave hope for future

Serdar CevherTunc Karacay “I did not expect to respect a U.S. President,” said Mutlu Sen, the Blgi student who took part at the meeting of Turkish university youth with Barack Obama in Istanbul last week. But he admits that the encounter changed his feelings. “During the conversation, he behaved so sincerely that I thought for a moment that I was listening to a friend,” sad Sen. President Obama wound up his state visit to Turkey with an Istanbul city tour and a meeting with some 100 students from various universities at the impressive Ottoman Armory, Tophane-i Amire, now a cultural center affiliated with the Mimar Sinan University. Mutlu Sen, a 3rd year Financial Mathematics students from Istanbul Bilgi University also said that there were no strict rules imposed on the students participating at the meeting. They were only told not to stand up abruptly when President Obama approached them to shake hands. “That was probably for security reasons,” said Sen. “As a post-imperialist country and the center of world capitalism, I did not ever expect myself respecting either the U.S. or its presidents,” explains Sen his feelings before the meeting. But he adds that Obama impressed all the participants by his modesty and sincerity. “The atmosphere he created was so genuine that the student crowd felt respect for him and also hope for world politics in the future,” said Sen. “Maybe it was an image-building session for the U.S. But whatever it was, I felt that the president was not putting on an act for us,” he added. Sen thinks that the president’s persuasiveness stems from his realistic assessment of both his personal and governing capabilities. According to Sen, Obama refrained from making big promises like achieving world peace in a short time or stop global warming immediately. “In fact […]

A Turkish fighter in the Greek Civil War

A bloody Civil War took Greece under its grip just after the defeat of Nazi Germany in World War II. The hostilities between the governmental army supported by the USA and Britain and the Democratic Army of Greece (ELAS) continued until 1949 when the western powers and the Greek government were able to negotiate a peace settlement with the communists after Britain landed combat troops in the country. Famous Greek director Photos Lambrinos found out by chance that a Turk took part inn the struggle on the side of ELAS and immediately decided to make a documentary about him. He was I said Mihri Belli, a well-known figure in Turkey’s political left. “It was a casual information given to me by a friend in the beginning of 2007, in Komotini (Gumulcine). He was a Turk from Komotini, Sami Karabuyukoglu. He works at the state radio there. We became good friends and as we were talking about this and that, he asked whether I am aware of the existence of Mihri Belli, I said ‘no.’” Lambrinos explains how he came to know about Mihri Belli. Karabuyukoglu, tells Lambrinos about Belli’s participation in the Greek Civil War on the side of the communists. “It was a Tuesday and by Saturday, after I went to Athens and borrowed a camera from a friend, I was in his (Mihri Belli’s) home shooting the first pictures,” says Lambrinos. They started talking in Greek and as they went on, says Lambrinos, Belli’s Greek became more fluent. He remembered the language he learned on the Rodopi mountains northeastern Greece. Lambrinos says that he noted down the things Belli had to say about his life as a fighter. “From that initial material shot almost nothing was included in the film. I used that material to set up the […]

Istanbul in sepia

Ariana Ferentinou “Şevki Efendi Company is going to present Şükran-ı Nimet, a five act comedy- drama, then kanto, cinematographe, Aşki Efendi’s fasil band [incesaz],” announces the Istanbul daily newspaper İkdam, in its September 18, 1910 edition. For the over 40 thousand readers of Ahmet Cevdet’s newspaper, this must have been a very useful piece of information, as the one or so million inhabitants of that lively, cosmopolitan capital of the Ottoman Empire had to plan their busy social calendar. At least, for the 300.000 or so Orthodox Rums, the largest minority in the city at that time, had to do so they were known to frequent such shows, when, of course they could time from their busy home entertainment. “The famous “politiki veggera” (from the Italian vegghera meaning social evening gathering – and, of course ‘politiki’ means the city, Polis, that is Istanbul) was a habit that lasted until recently… two or more families used to come together and play cards… they used to serve sweets and tea with night “simit”… during the feast days…they used to dance under the sound of laterna or high pitched [incesaz] instruments, but then the evenings lasted until morning. During the veggheras most arranged marriages were settled,” remembers an old Rum. As early as the first decade of the 20th century, “cinematographe” or “sinematograf” was already a known attraction for the inhabitants of Istanbul. As Nezih Erdogan, the dean of the Scool of Communications, explained in his lecture to an audience of mainly faculty members and film academics, cinema came to Istanbul from Paris almost immediately after its invention. It was brought in by a Frenchman, a Monsieur Henri, who organized the first screening in 1897 at the famous beer house, Sponeck in Galata square. If we bear in mind that Lumiere Brothers had […]

Which Generation Will Stop Reading Newspapers? X, Y, or Z?

Aslı TUNÇ In the beginning of every academic year, I ask my students where they get their news from and how many of them actually buy a newspaper. In the last eight years of my teaching at Bilgi, fewer and fewer hands rise for purchasing of newspapers and more hands for the online news sources. I take this as a definite sign of my aging. I should better accept the fact that the generation gap exists and that reality is hard for me to absorb. I am from a generation where I need to begin the day with a hard copy of a newspaper on my door mat although this does not prevent me to read a bunch of other sources and newspapers online. While I was reading the Pew Research Center’s 2008 news media consumption survey a few days ago, I came across the recent data on how American youngsters turn to the Internet for their news. Fewer young people are reading print newspapers while the percentage of college students who read newspapers online is growing rapidly. The report indicates the balance between online and print readership changed substantially between 2006 and 2008. Actually the most interesting analysis was about the generation gap. 21% of “Generation X” (born between 1965 and 1976) read only a print newspaper, or both an online and a print newspaper; 18 % read a newspaper only on the Web, or both online and in print. In 2006, 30 % of Gen X read a newspaper in print, while just 13 % read a web version. So there is a sharp decline in readership of print newspapers in the last two years. How about Generation Y (born 1977 or later)? In 2008, nearly equal percentages in Generation Y (born 1977 or later) read a newspaper […]

‘Bilmediğini de bilmez’

Sahaf Emin Nedret İşli’nin, Soner Yalçın’ın 15 Mart 2009 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Bu aileyi tanımayan bu ülkeyi anlayamaz” başlıklı yazısına cevaben kaleme aldığı yazı. Sayın Soner Yalçın. Hürriyet gazetesinde yayımlanan 15 Mart 2009 tarihli “Bu aileyi tanımayan bu ülkeyi anlayamaz” başlıklı yazınızı okudum. Necmettin Hilav ve Selahattin Hilav’ı yakından tanımış bir kişi olarak yazınızda kaleme aldığınız bir takım bilgilerin gerçekle ilgisi olmadığını gördüm ve üzüldüm. Yazınızın başlangıcında yer alan Necmettin Bey’le ilgili bilgiler tamamen hayal mahsulüdür. Necmettin Hilav hayatının hiçbir döneminde sizin söylediğiniz gibi “İslamcı Münevver” olmadı. Necmettin Bey eski kitap düşkünü, İslam tarih ve felsefesine meraklı, Batı ve Doğu kültürlerini derinlemesine inceleyen, ana kaynaklarından araştıran büyük bir entelektüeldi. Gümüş sikke koleksiyonu yapar, hat toplar, kıymetli ve nadir kitaplar biriktirirdi. Sosyal hayatı ve yaşantısı itibariyle siyaset, şeriat, tarikat gibi konulara hiçbir zaman katılmamıştı. Osmanlıca ve Osmanlı kültürünü pek çok akademisyenden ve ilahiyatçıdan daha iyi bilirdi. Pek çok kişi karşılaştığı bir zorluğu ona danışarak çözerdi. Necmettin Bey’in son yıllarında çevresinde bulunanlardan biri olarak bırakın tarikatı kendisi beynamazdı, yani namaz kılmazdı. Hele şu yazdığınız, “Cami avlusunu dolduran 40-50 kişinin çoğu 66 yaşında hayata gözlerini kapayan Necmettin Hilav’ın kitaba-okumaya meraklı, temiz beyaz sakallı İslamcı arkadaşları” cümlesi takkemizi başımızdan uçurttu. (Cenazeye katılanlardan biri olarak “İslamcı arkadaşları”ndanım ya!) Soner Bey, ben Necmettin Hilav’ın arkasından yazı kaleme alan insanlardan biriyim. Sizin zaman zaman uğradığınız Simurg Kitapevi’nin çıkardığı kitabiyat dergisi Simurg’un 2. sayısında “Bir bilgin göçtü: Salih Necmeddin Hilav (1925 – 2000)” başlıklı bir yazım var. Sanki cenazeye katılanların böyle bir iftiraya uğrayacaklarını biliyormuşcasına, [1] numaralı dipnotunda cenazeye katılanların çoğunu isim isim yazdım. Size cenazeye katılanların çoğunu öğrenebilmeniz için notu aynen alıntılıyorum. “Tarihe bir not düşmek gayesiyle Sahrayıcedit Camii avlusunda görebildiğimiz kişiler: Selahattin Hilav, Sema Rifat – Mehmet Rifat, Leyla Sönmezocak – Rahmi Sönmezocak, Zeynep Talu, [ve ailesinden isimlerini bilemediğimiz kişiler] Lütfü Seymen, Ferda Anaoğul, Turgut […]

U.S. President Barack Obama addresses Turkish Parliament

Niyazi Dalyanci The U.S. President Barack Obama’s address to the Turkish National Assembly included all the expected topics ranging from Iran, Iraq, Afghanistan to the sensitive issues of minority rights in Turkey and to the sensitive issue of the Armenian question. But he tried to sweeten his speech when mentioning topics that might annoy his hosts by bringing up “dark” examples from his own country’s history, in other words, building his address on a “nobody is perfect” message. Talking about minority rights, he put himself forward saying, “I say this as the President of a country that not very long ago made it hard for somebody who looks like me to vote, much less be President of the United States. But it is precisely that capacity to change that enriches our countries. Every challenge that we face is more easily met if we tend to our own democratic foundation. This work is never over. That’s why, in the United States, we recently ordered the prison at Guantanamo Bay closed. That’s why we prohibited — without exception or equivocation — the use of torture. All of us have to change. And sometimes change is hard.” He asked the Turkish government to reopen the Greek Orthodox seminary on the Chalki Island which was shut down in 1972 through a law that closed all private institutions of higher education. “Freedom of religion and expression lead to a strong and vibrant civil society that only strengthens the state, which is why steps like reopening Chalki Seminary will send such an important signal inside Turkey and beyond. An enduring commitment to the rule of law is the only way to achieve the security that comes from justice for all people. Robust minority rights let societies benefit from the full measure of contributions from all citizens,” […]

Medyanın dili ortak: “One minute” uyarı

Sona eren yerel seçimlerin ardından sonuçlar bütün gece saniye saniye televizyon ekranlarına yansıdı. Özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşanan başa baş çekişme yüzünden adayların sistemde çıkan sorunlar ve elektrik kesintilerini de şaibe adı altında değerlendirmelerine sebep oldu. Hürriyet: Sandıktan uyarıSeçmen sandıktan mesajını verdi. AKP, 2004 yerel seçimlerine göre yüzde3, 2007 genel seçimlerine göre ise yüzde 8 puan kaybına uğradı. Milliyet: Seçmenin manşetiBugüne kadar girdiği her seçimden oyunu artırarak çıkan iktidar partisi AKP, 1,5 yıl önce yüzde 47’ye yükseldiği sandıkta yüzde 40’ın altına indi. Vatan: Sandıktan AKP’ye uyarı çıktıAKP girdiği dördüncü seçimde ilk kez oy kaybetti. 2007 genel seçimi sonuçlarına göre 8 puan gerileyerek yüzde 39,3’e indi. Radikal: Halk “One minute” dedi.İktidardaki AKP’nin oyları ilk defa geriledi… Cumhuriyet: Sandıktan uyarı çıktıKriz ve yolsuzluk vurdu. 2007’de yüzde 47 ile iktidar olan AKP, ekonomideki başarısızlığı, yolsuzluk iddiaları ve kavgacı politikası nedeniyle düşüşe geçti. Habertürk: Sandık CHP’ye yeni lider çıkardıKemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da yüzde 38 oy alarak CHP’yi yukarı taşıdı ve Deniz Baykal’a alternatif olabileceğini gösterdi. Akşam: Sandık törpüsüEkonomik kriz sandığı teğet geçmedi. AKP, yerel seçimde 2007 genel seçimine göre 8 puan birden düştü. İktidar, başta İstanbul, en güvendiği kentlerde bile hayal kırıklığı yaşadı. CHP, MHP ve DTP güçlenerek çıktı. Taraf: Seçmenden “two minute”İl Genel Meclisi’nde 2007 ve 2004’teki oylarının altında kalan AKP, CHP ve MHP’nin toplam oyunu kazandı ama seçmenden de net uyarı aldı.Kıran kırana seçim, İstanbul’a Metrobüs’ü getiren Topbaş yüzde 44’le ikinci kez kazanıp tarih yazdı.Kılıçdaroğlu yüzde 38’le CHP’ye 10 puan kazandırdı. Sabah: Krizin etkisiAk Parti küresel krizin daha çok hissedildiği sanayileşmiş Batu illerindeki oy kaybı nedeniyle yüzde 39’da kaldı. CHP Antalya’yı geri aldı, MHP oyunu 6 puan artırdı. Zaman: Her partiye ayrı mesajAK Parti, krize rağmen 2004’teki oy oranını korudu. Seçmen, aday tercihleri konusunda partiyi uyardı. Star: Güven TazelediBaşbakan Erdoğan, “Ak Parti 2004’teki oyunu korudu. CHP ve MHP’nin oylarının toplamı bizden düşük. Bu […]

Seçmen uyardı

Beş yıl boyunca görev yapacak yöneticilerini seçmek üzere sandıklara giden Türkiye seçmeni, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) ciddi bir uyarı gönderdi. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde yüzde 47 oy alarak ezici bir üstünlük sağlayan AKP, dün yapılan seçimlerde yaklaşık 8 puan oy kaybetti. Bu seçimlerde Türkiye çapında il genel meclisi bazında yüzde 38.95 oy alan AKP, 2004’te yapılan yerel seçimlere göre de 3 puan geriledi. Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Halk Partisi (MHP) ise 2007 seçimlerine göre 2 puanın biraz üzerinde oy artışı yakaladı. 2004 yerel seçimlerine göre değerlendirildiğinde ise CHP’nin oy oranı 5, MHP’nin ise yaklaşık 6 puan arttı. Dünkü seçimlerde CHP yüzde 23.2, MHP ise yüzde 16.1 oy alırken, Numan Kurtulmuş liderliğindeki Saadet Partisi de, genel seçimlere göre ciddi yükselişe geçerek yüzde 5’in üzerinde oy aldı ve 23 ilçede belediye başkanlığı ipini göğüsledi.AKP 23 il ve 35 ilçe kaybetti 2004’deki yerel seçimlerde 12’si büyükşehir olmak üzere 58 il ve 483 ilçede belediye başkanlığını kazanan AKP, dünkü seçimler sonrasında 10’u büyükşehir olmak üzere 35 il ve 449 ilçede söz sahibi olabildi. Zonguldak, Tekirdağ, Sinop, Aydın, Antalya ve Giresun’u CHP’ye kaptıran AKP; Adana, Isparta, Balıkesir, Manisa ve Karabük’ü MHP’ye; Van ve Siirt’i DTP’ye; Sivas’ı BBP’ye; Yalova’yı DP’ye; Şanlıurfa’yı da bağımsız aday Ahmet Fakıbaba’ya kaybetti. İktidar partisi Trabzon’u CHP’den, Niğde’yi MHP’den ve Mardin’i de SP’den alarak zaferini ilan etti. CHP, 3’ü büyükşehir olmak üzere 13 il ve 167 ilçeyi kazanırken; 2004 seçimlerinde ise 2’si büşükşehir olmak üzere 8 il ve 130 ilçeyi kazanmıştı. 2004 seçimlerinde 4 il ve 72 ilçe kazanan MHP ise bu seçimlerin en çok oy artışını yakalayan partisi olarak biri büyükşehir olmak üzere 10 il ve 128 ilçenin yönetimini ele geçirdi.Seçimlerin dördüncüsü konumundaki Demokratik Toplum Partisi (DTP) biri büyükşehir olmak üzere 8 il ve 51 ilçede seçimlerin galibi oldu. DTP 2004’de 1’i büyükşehir olmak üzere 4 […]

AKP loses ground at Sunday’s local elections

Niyazi Dalyanci “The results, so far, are not satisfactory,” Prime Minister Tayyip Erdogan said just after midnight at his party headquarters commenting on the incoming figures from the polling stations at Sunday’s local elections. “We will derive the necessary lessons from the message that the nation has given us and we will do the necessary adjustments in our policies,” he added. The palatial headquarters of Erdogan’s Justice and Development Party (AKP) in Ankara had been preparing for jubilations over yet another election victory with a big screen placed at the large car park in front and plans for the prime minister to address cheering crowds from the balcony as he did after his landslide victory at the July 2007 parliamentary elections. As the early results did not indicate such a massive triumph, Erdogan preferred to address members of the press inside the briefing chamber at his headquarters. The reason for the prime minister’s chagrin was, AKP’s votes hardly reached 40 percent of the total compared to 42 percent in the 2004 local elections and 47 percent in general elections in 2007. Another reason was his party could not win in major constituencies such as Izmir and Diyarbakir that Erdogan announced as his primary targets during his election campaigning. In other places the race was close with the main opposition Republican Peoples Party (CHP) that managed to increase its votes from 21 percent in 2004 to 28 percent on Sunday. Rightwing Nationalist Action Party (MHP) also recorded gains from 10 percent to 15 percent in its share in the overall vote. In Istanbul, although the metropolitan municipality remained under the AKP mayor Kadir Topbas, CHP’s Kemal Kilicdaroglu came as a close runner up with almost 37 percent of the vote. Kilicdaroglu, a deputy in the parliament who made headlines last year […]

Zabıtalar tünel kullanmayı öğretiyor

Serhan Yorgancı – Ufuk Ülger İstanbul’un ilk karayolu tüneli olan Piyalepaşa-Kağıthane tünelinin güvenliği Büyükşehir Belediyesi Trafik Müdürlüğü’ne bağlı zabıtalar tarafından sağlanıyor. Tünelin her iki girişinde bekleyen üçer kişilik trafik zabıtası ekibi, 1,6 kilometre uzunluğundaki tünele yük araçları ve yaya girişini engellemeye çalışıyor. İstanbul trafiğini rahatlatma iddiasıyla başlanan “7 Tepe 7 Tünel” projesinin ilk ayağı Piyalepaşa-Kağıthane tüneli 14 Mart 2009’da hizmete girdi. Tünel girişlerinde bekleyen zabıtalar, alınan tüm önemlere rağmen halkın tünel kullanmaya alışkın olmadığını, kurallara uymadığını, sürücü ve yayaların bu kuralları öğrendikten sonra görevlerinin sona ereceğini belirtiyor. Ancak zabıtayla alınmaya çalışılan önleme rağmen tünele gerek yük taşıtı gerek yaya girişi oluyor. Örneğin geçtiğimiz hafta zabıtalar, bir şekilde tünele girmeyi başaran ve havasızlık nedeniyle baygınlık tehlikesi yaşayan bir yayayı kurtardıklarını söylüyor. Tünel içindeki havaya taşıtların egzoz emisyonuyla karışan zehirli gazlar bu kadar uzun bir yürüme mesafesinde insan sağlığını tehdit ediyor. Ayrıca yazılı ve ışıklı uyarılara rağmen zabıtalar kamyonların da tünele girmeye yeltendiklerini belirtiyorlar. Radarla hız kontrolü geliyor Güvenliği tehdit eden sorunlardan biri de, sürücülerin hız limitlerine uymaması. Azami hız saatte 50 kilometre olmasına rağmen, zabıtalara göre hemen hiçbir araç 90 kilometrenin altına düşmüyor, hatta hız denemesinde bile bulunuyor. Bir zabıta “Geçen hafta tünel içerisinde bir arabayı duvara tırmanmış bir şekilde bulduk. Kim bilir ne hızla gidiyordu” diyor. Tünel Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Trafik Kontrol Merkezi tarafından kameralarla izleniyor. Güvenlik şeridi ihlalleri EDS (Elektronik Denetleme Sistemi) ile tespit ediliyor ve Emniyet Genel Müdürlüğü’nce cezai işlem uygulanıyor. Ancak tünelde hız ihlallerini tespit eden bir sistem mevcut değil. Merkez yetkilileri yakın zamanda tünel içinde radarla hız kontrolü yapılacağı bilgisini veriyor. Bu açıklamaya göre Piyalepaşa-Kağıthane tüneli, İstanbul’da sabit radarla hız kontrolünün ilk uygulamasına sahne olacak. Tünelde her iki yönde 50 metre aralıklarla yerleştirilen toplam 64 yangın dolabı ve 20 adet acil durum istasyonu bulunuyor. Bu istasyonlar sıcaklık, ses, su ve toza karşı 120 dakika dayanabiliyor. Her […]