Kategori Genel

2008 yılı mezunları diplomalarını aldı

Medyakronik Bilgi Üniversitesi santralistanbul kampusü 3–6 Temmuz tarihleri arasındaki mezuniyet törenlerine ev sahipliği yaptı. İlk kez santralistanbul’da gerçekleştirilen törenler için haliç kıyısında özel bir tören alanı hazırlandı. Törenler 3 Temmuz Perşembe akşamı saat 19.00’da gerçekleştirilen İletişim Fakültesi mezuniyetiyle başladı. Yaklaşık üç saat süren törene 326 öğrenci ve İletişim Fakültesi akademisyenleri katıldı. Velilerle beraber yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı tören, diplomaların verilmesinden sonra kokteylle devam etti. 4 Temmuz Cuma akşamı Fen-Edebiyat Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Fen Bilimleri Enstitüsü mezuniyet törenlerini; 5 Temmuz Cumartesi akşamı İktisadi İdari Bilimler Fakültesi törenleri izledi. Son olarak 6 Temmuz Pazar akşamı da Sosyal Bilimler Enstitüsü, Avrupa Birliği Enstitüsü ve Meslek Yüksek Okulu mezuniyet törenleriyle toplam bin 583 öğrenci diplomalarını aldı.. Törenlerin Fotoğraf ve video çekiminin yanı sıra müzik organizasyonuyla da VCD bölümü çalışan öğrencileri ilgilendi.

Çin ve Hindistan’a dair gıda krizi efsaneleri

Nıvart Taşçı 2000’de, “açlık çağının” ilk yılında başlayan gıda fiyatlarındaki artış, birkaç yıl içinde korkunç seviyelere ulaştı. 2008’in ilk üç ayında Asya ülkeleri ikiye katlanan pirinç fiyatlarıyla sarsıldı. Buğday fiyatları geçen yıla kıyasla yüzde 130 arttı. Aslında, artış, yemeklik yağdan sebze ve meyveye, süt ürünlerinden ete, tüm temel besin maddelerinin fiyatlarında yaşandı. Önce kuraklık suçlandı, sonra Çin ve Hindistan sorumlu tutuldu, üretim azaldı dendi… Oysa istatistikler, gelişmiş ülkelerin hükümet temsilcilerinin ağızlarından düşürmediği bu sözlerin gerçeği yansıtmadığını gösteriyor. 1961’den bu yana dünya hububat üretiminin üç kat, buna karşılık nüfusun iki kat artmış olması, nüfus ve tüketim arasında kurulan kaba bağlantılara engel olmadı. Nitekim geçen yıl hububatta bir önceki yılın yüzde 4 üzerine çıkan küresel üretimin yarısından fazlası hayvan yemi ve biyoyakıt üretimine gitti. İşte Hindistan ve Çin’in artan nüfusunu suçlamaların hedefi, yani gıda krizinin nedeni haline getiren nokta tam da burası. ABD Başkanı George W. Bush’un bir ekonomi toplantısında sarf ettiği sözler, kronikleşmiş “üretim nüfusu kaldırmıyor” inancını çok iyi özetliyor. Bush’a göre Hindistan ve Çin’deki nüfus artışı ile yükselen yaşam standartları, orta sınıfın daha fazla et tüketmesine, bu da daha fazla hububatın hayvan yemi olarak kullanılmasına neden oluyordu. Şöyle diyordu ABD Başkanı: “Hindistan’da orta sınıfın nüfusu 350 milyon. Bu, ABD nüfusunu dahi aşıyor. Ve gerçek şu ki, zenginleşmeye başladıkça, daha fazla ve daha iyi beslenmek istersiniz. Talep artınca fiyatlar da yükselmiş oldu.” Çinli tükettiğinden fazlasını üretiyor İstatistikler 1990’dan bu yana yüzde 16’lık nüfus artışı yaşayan Çin’de domuz, tavuk ve sığır eti tüketiminin yüzde 142 arttığını gösteriyor. Diğer yandan Tennesse Üniversitesi’ne bağlı Tarım Politikaları Analiz Merkezi tarafından yayınlanan bir çalışma, son 7 yıldır net et ihracatçısı olan Çin’deki bu artışa üretimdeki artışın da eşlik ettiğini gösteriyor. Hayvan yemi olarak mısırın kullanıldığı Çin’de mısır ekimine ayrılan alan 1990-2007 arasında 21.4 milyon hektardan 28 milyon hektara çıkarıldı. Aynı dönemde hektar başına 4.5 ton olan […]

Ergenekon’da tutuklananlar ve salıverilenler

Emniyetteki sorgularının ardından İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen emekli Orgeneral Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon tutuklandı. 3 günlük gözaltı süreleri dün sabah savcılıkta sorguları sürerken sona eren, ancak sorgulamayı tamamlayamayan Savcılığın, Ankara’dan İstanbul’a getirilişleri sırasındaki süreyi gözaltı süresinden düşmesi nedeniyle sorguları sürdürülen Tolon ve Eruygur, sorgularının saat 01.45’de bitmesinin ardından tutuklandılar. Nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesi ilk olarak emekli orgeneral Hurşit Tolon’un ifadesini aldı ve ardından Şener Eruygur’un ifade alımına başlandı. Tolon ve Eruygur, terör örgütü lideri olmakla suçlanıyor. İki emekli Orgeneral sivil polis araçları eşliğinde Metris Cezaevi’ne gönderildi. Tolon ve Eruygur’un avukatları ise tutuklama kararının ardından basın mensuplarına yaptıkları açıklamada, müvekkillerinin adil yargılanmadığını, bu nedenle karara itiraz edeceklerini söylediler. Daha önce de emekli Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Emekli Albay Atilla Uğur, Tümamiral İlker Güven, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Neriman Aydın, emekli binbaşı Erol Mütercimler, Prof. Ercüment Ovalı, Adnan Türkkan Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, İşçi Partisi Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Tunç Akkoç, Siyami Yalçın, Murat Avar ve Hamza Demir serbest birakılırken Barbaros Hayrettin Altıntaş, Osman Gürbüz, Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın Emekli Albay Atilla Uğur, İbrahim Özcan ve ADD Kadıköy Şube Başkanı Birol Başaran tutuklanmıştı. Böylece soruşturmanın son aşamasında tutuklananların sayısı 10’a, soruşturmanın başında beri tutuklananların sayısı ise 58’e yükseldi. Tutuklananlar, “Anayasal düzeni yıkmak, halkı silahlı isyana teşvik etmek ve Ergenekon terör örgütüne üye olmak”la suçlanıyor. Bu haftasonu açıklanacağı belirtilen ve 2 bin 500 sayfa olduğu söylenen iddianamenin ise henüz hazır olmadığı öğrenildi.

Hrant için adalet için 7 Temmuz’da Beşiktaş’ta

Erol ÖnderoğluBianet Hrant Dink’in arkadaşları, “Hrant için, Adalet için mahkemeye! 1 yıl oldu. Ne oldu?” çağrısıyla 7 Temmuz’da (Pazartesi) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edecek cinayet davası için kamuoyundan ilgi bekliyor. Agos gazetesi Yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili İstanbul 14. Ağır ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın 6. duruşmasında Hrant’ın arkadaşları, 7 Temmuz’da Beşiktaş Meydanı’nda saat 9.30’da bir araya gelerek adalet istemeye devam edecekler. “Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Adalet istiyoruz” Hrant’ın öldürülmesinin üstünden 535 gün, katil zanlısının yakalanmasının üstünden de 534 gün geçtiğini anımsatan Hrant’ın arkadaşları, davanın ilk duruşmasından bugüne kadar bir yılın geçtiğini belirterek, “Beş duruşmada bir adım yol alınmadı” dediler. Yargılamada gelinen aşama da, “O.S., Ogün Samast’a dönüştü, planlı pusunun hikayesi ekranlarda anlatıldı. Adalet istedik. Er ya da geç ortaya çıkacağını umduğumuz gerçeklerin adalet tarafından da görülüp, anlaşılması ve değerlendirilmesi için ne kadar daha beklemek zorundayız?” açıklamasıyla eleştirildi. “Hrant için, adalet için yine mahkemede olacağız. Biz susalım istediler. Susmadık. Vazgeçmedik. Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Adalet istedik. Adaletin tecelli edeceğine şahit olmak istiyoruz. Hrant için, adalet için toplanıyoruz.” Sanık Coşkun İğci ve tanıklar dinlenecek Cinayet davasında, tetikçi zanlısı Ogün Samast’ın 18 yaşını doldurduğu için bu altıncı duruşmanın basına açık olarak görülmeye bekleniyor. Duruşmada, “azmettirici” olarak yargılanan Yasin Hayal’in halasının eski eşi ve cinayetin işlendiği dönemde jandarma muhbiri olarak görev yapan Coşkun İğci de dinlenecek. Mahkeme, 10’a yakın tanıktan duruşmaya gelenlerden cinayetin nasıl işlendiği konusunda bilgi alacak.Trabzon’un tanığı İğci İstanbul’un 19. sanığı 12’si tutuklu toplam 18 sanık hakkında açılan davada mahkeme, daha ilk duruşmada dört sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Ardından jandarma muhbiri İğci de 19. sanık olarak davaya dahil edildi. Bu kişi, daha önce mahkemeye gelmiş ancak avukatı olmadığı için ifade verememişti.

Ergenekon’da adliye süreci devam ediyor

Ahmet Şık Ergenekon soruşturması kapsamında çeşitli kentlerde gözaltına alınarak İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde sorgulanan zanlıların adliyeye sevk edilme işlemi sürüyor. Aralarında Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Genel Başkanı emekli Orgeneral Şener Eruygur ile Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın da bulunduğu 9 zanlı bugün öğle saatlerinde savcılığa sevkedilerek sorgulamaya alındı. Geç saatlere kadar sürmesi beklenen sorguların ardından kimin serbest kalıp kalmayacağına ilişkin savcının toplu karar vereceği öğrenildi. Dün adliyeye sevkedilen 6 zanlıdan Barbaros Hayrettin Altuntaş tutuklanırken, diğerleri serbest bırakılmıştı. Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara, İstanbul, Erzurum ve Antalya’da geçen pazartesi günü yapılan operasyonlarda gözaltına alınan zanlılardan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde soruları ve işlemleri bitenler adliyeye sevkedilmeleri bugün de sürdü. Susma hakkını kullanarak emniyette ifade vermeyeceğini beyan eden gazeteci Mustafa Balbay ile emekli Orgeneral Şener Eruygur ile polis sorguları tamamlanan Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, emekli Albay Hasan Atilla Uğur, yazar Erol Mütercimler, Profesör Ercüment Ovalı, İbrahim Özcan, Birol Başaran ve Kemal Aydın öğle saatlerinde adliyeye sevk edildi. Polis minibüslerine bindirilerek Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen şüpheliler, adliyenin hakim ve savcıların kullandığı kapısından içeri alındı. Zanlıların sevkleri sırasında adliye binası önünde ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınırken, bazı binaların çatılarında da uzun namlulu silahlarla görev yapan “Özel Tim” mensuplarının bulunduğu gözlendi. ATO Yönetim Kurulu üyesi Mehmet Aytek ve beraberindeki bir grup da başkanları Aygün’e destek vermek için adliye önüne geldi. Zanlıların, Türk Ceza Kanunu’nun 313, 314 ve 315. maddelerinde düzenlenen ve terör suçları olarak nitelendirilen “T.C Hükümetine karşı silahlı isyan, silahlı örgüt kurma, üyesi ve yöneticisi olma, silah sağlama” suçlarından sorgulandığı öğrenildi. Zanlıların tek tek sorgulandıkları için ifade alma işlemlerinin geç saatlere kadar sürmesi beklenirken, savcının ifade alma işlemi bittikten sonra kimin serbest kalıp kalmayacağına ilişkin toplu karar vereceği öğrenildi. Bu arada soruşturmayı yürüten savcıların talebi üzerine mahkemeden, gözaltına alınan zanlıların hem emniyette hem de savcılıkta verdikleri ifadelerin tutanaklarının, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürmemek gerekçesiyle avukatlara […]

Ahmet Altan: “Gelirlerse çayımızı içerler”

Ahmet Şık Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın Taraf gazetesine tehdit içeren bir yazı göndererek bazı belgeler istemesi, istenen sonucu vermeyecek gibi görünüyor. Zira Taraf’ın baskın endişesiyle bilgisayarlarını dışarı taşıması ve Taraf’ın yayın yönetmeni Ahmet Altan’ın “Bir savcı bir gazeteye böyle yazı yazma cüretini nereden ve nasıl bulur?” demesi bunun kanıtı. Savcılık, Perşembe günü Taraf gazetesine faks yoluyla bir yazı göndererek “Dağlıca baskını biliniyordu” haberine konu olan istihbarat raporunun orijinal halleriyle teslim edilmesini istemişti. Askeri savcı Hakim Yarbay Zekeriya Duran imzasıyla gönderilen yazıda,ifşa edilmemiş başka belgeler de isteniyordu. Bir de, belgelerin “rıza” ile teslim edilmemesi durumunda “bu tür eşyalara” el konulabileceği belirtiliyordu. Sorularımız yanıtlayan Altan’ın söyledikleri, gazetenin bundan sonraki tavrının ne olacağını da gösteriyor: “İfşa edilmemiş belgeler hangi hukukla ne zaman suç kapsamına girdi, ben bilmiyorum. Yazıda kullanılan tehditkar ifadeler, çizgiyi aşmış bir savcı görüntüsü çiziyor. Askeri savcı hukukun çizgisi içinde durmuyor. Böyle tehdit olur mu? Herkes hukuk ve adaba uymalı. Bir savcı bir gazeteye böyle yazı yazma cüretini nereden ve nasıl bulur?” Altan, Dağlıca baskınıyla ilgili yayınladıkları haberin belgelerinin istendiğini söyledi ve hangi şartta istenen belgeyi teslim edeceklerini açıkladı: “Basın Kanunu’nun 12. maddesi kaynağımızı açıklamama özgürlüğümüzü düzenler, ama Dağlıca haberimizden sonra da, istenilirse elimizdeki belgeyi mahkemede gösteririz dedik. Böyle dediğimiz için de sunacağız.” Altan, kendilerinden istenen öbür belgelerin ne olduğunu anlamadıklarını ve bilmediklerini söyledi. “Ne olduğunu bilmediğimiz başka belgelerin de teslim edilmesi isteniyor. Başka belgelerin ne olduğu belirtilmemiş. Biz de bilmiyoruz. Ama biz elimize geçen belgeyi de bekletmeyiz. Doğrulattıktan hemen sonra yayınlıyoruz. Bizde başka belge de yok. Söylemek istediklerimizi haberlerimizle ifade ediyoruz.” Altan, “Taraf gazetesine de Nokta dergisine yapıldığı gibi bir baskın söz konusu olabilir mi?” sorusuna ise, “Bizim sakladığımız bir şey yok. Gelirlerse çayımızı içerler” karşılığını verdi. Nokta da Genelkurmay Başkanlığı’nca hazırlanan “medya andıcı, sivil toplum örgütlerinin kullanılarak AKP hükümetine muhalefet edilmesini içeren belge ve eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden […]

Anayasa Mahkemesi hızlı çıktı

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasında, parti adına yapılan sözlü savunmanın ardından Anayasa Mahkemesinden ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulundu. Paksüt, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile TBMM Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın Parti adına yaptığı sözlü savunmanın tutanak heline getirileceğini belirtti. Sözlü savunmanın yazılı bir metin olmadığı için ilaveleri bulunduğunu ve yazılı metnin çok uzun olduğunu söyleyen Paksüt, “Sayın Çiçek, aynen anlatmadı, bazı yerlere ilaveler yaptı. O nedenle tutanak haline getirilmesi biraz zaman alabilir. Kendileri basına da verecektir. Bu konuda bizim söyleyeceğimiz birşey yok” diye konuştu. Sözlü savunmanın davada görevlendirilen raportöre verilmediğini belirten Paksüt, “Raportör, bundan sonra çalışmaya başlayacak. Raportörümüz derhal çalışmaya başlayacak. En kısa zamanda raporunu sunacak. Bir gün vermek mümkün değil. Raportörümüz raporunu sunduktan sonra heyetçe incelemeye başlayacağız. Çok fazla ek ve delil var. Çok esaslı bir inceleme olacak, ama davayı mümkün olan kısa süre içinde sonuçlandırma konusunda bir niyet var” dedi. Gazetecilerin soruları üzerine sözlü savunmanın henüz tutanak haline getirilmediğini yineleyen Paksüt, şöyle konuştu:“Sebebi şu; Sayın Cemil Çiçek’in anlatımları bildiğiniz gibi uzun sürdü. Bu anlatımların içinde, kendisi elinde yazılı metin olduğu halde buradan aynen okumadı, eklemeler yaptı. Birçok değişiklikler var, ama hepsini birden mahkememize sundu. Dolayısıyla hepsi kayda girmiş olacak, dosyalarımıza girmiş olacak ve anlatımlarını destekleyen ekler de verdi. Bunlar da dosyaya girdi. Dolayısıyla raportörümüz bunların hepsini inceleyecek, ondan sonra da raporunu hazırlayacak. Çok kapsamlı bir iş. Fakat en kısa zamanda yapılacak. Gün söyleyemeyeceğim.”

AKP anayasa Mahkemesi’nde “sözlü”deydi

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın sözlü mütalaasının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi de, bugün (3 Temmuz 2008) Anayasa Mahkemesi’ne sözlü savunmasını verdi. Savunmayı yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, AKP’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığını, Başbakan Tayyip Erdoğan ve parti yöneticilerinin beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” savundu. Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kapatma davasındaki gerekçeli kararının örnek gösterildiği ve “Parti kapatma davalarında yeni bir dönemi başlatan içtihat” olarak nitelendiği savunmada, “Anayasa Mahkemesi’nin kararı davayı hukuki yönden çökertmektedir” denildi. Eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklaması, öneri, tüzük, program ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın nedeni sayılamayacağı vurgulanan savunmasında AKP, davanın açıldığı tarihten sonra yapılan beyan ve açıklamaların da delil olarak sunulamayacağının altını çizdi. Yalçınkaya’nın iddiaları kabul edilmedi AKP’nin kapatılması istemesiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada parti sözcüleri dün mahkemeye sözlü savunmalarını sundu. AKP adına sözlü savunmayı Çiçek, Bozdağ’ın dosya desteğiyle yaptı. Öğle arası verilen savunmada, AKP kurmayları bu arada Başbakan Erdoğan ile bir araya gelerek bilgi verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın iddianamesi, yazılı ve sözlü mütalaasındaki suçlamaların kabul edilmediği savunmada, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığı vurgulandı. Başbakan Erdoğan ve parti yöneticilerinin, iddianamede laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna delil olarak gösterilen beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. HAKPAR örneği Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin 3 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan HAKPAR kapatma davasıyla ilgili gerekçeli kararı örnek gösterildi. Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kararı ile “parti kapatma davalarında yeni bir içtihat başlattığı, eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklamaları, öneriler, tüzükler, programlar, projeler ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın sebebi kılınamayacağı” belirtildi. Savunmada, “Esasen Anayasa Mahkemenizin HAKPAR kararı ile kurduğu içtihat davayı hukuki temelden çökertmektedir” denildi. Savunmada, gerekçeli karardaki “Tüzük ve programında ifade edildiği biçimde partinin, Kürt sorunu olarak ele alıp değerlendirdiği soruna, kendine göre çözüm önerileri getirmesi, vatandaşlık temelinde ulus kavramının reddi olarak […]

“Affedersiniz ahır!”

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Tuzla’da yaşanan işçi ölümleri nedeniyle kurulan TBMM Araştırma Komisyonu’nun bilgisine başvurduğu Tuzla kaymakamı Fahri Keser, tersane işçilerinin kaldığı yerleri, “Affedersiniz ahır” diye tanımladı. Tuzla bölgesinde bulunan işçi barınaklarının bir çoğuna giderek denetim yaptığını belirten Keser 40 metrekarede 20 kişinin yatmak zorunda kaldığını belirterek, “Mekan eski bir depo veya affedersiniz ahır. Tuzla’nın köy olduğu dönemlerde ahır olarak kullanılmış yerler, şimdi bu kişilere mekan olarak veriliyor. Tuvalet ya hiç yok, ya da sadece bir tane. O da yasal olmayan şekilde sonradan yapılmış. Şifon sistemi yok. Lavabo yok. Sıcak suyu düşünmek bile abes. Banyo hiç yok. Eski ranzalar ve vıcık vıcık yataklar” dedi.Sigortasız işçi çok Son 1 yılda 99 işçinin hayatını kaybetmesiyle kamuoyunun gündemine yerleşen ve sıklıkla yaşanan “iş cinayetleri” nedeniyle TBMM’de kurulanAraştırma Komisyonu’na, bugün (3 Temmuz) Tuzla Kaymakamı Fahri Keser bilgi verdi. Tuzla’da taşeronluk sisteminin kalkabileceğini, ancak bu bölgedeki tersanelerin uygun olmadığını savunan Keser, bunun için 4 geminin aynı anda kızağa konacak tersanelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Tersanelerde sigortasız işçi çalıştırıldığını, bunların sayısının da oldukça fazla olduğunu anlatan Keser, “Bunu da Kaymakamlığa yeşil kart için gelenlerin başvurularında, ‘Tersanelerde ara işlerde çalışarak geçimimi sağlıyorum’ şeklindeki beyanlardan çıkarıyorum” dedi. “Ahır” kirası bin 400 YTL Bu tür beyanda bulunanlara yeşil kart vermediklerini, işçileri böylece sigortalı olmaya zorladıklarını anlatan Keser, 150 bin nüfusu olan ilçede 6 bin kişinin yeşil kartının bulunduğunu bildirdi. Keser, emisyon hacimleri nedeniyle Tuzla’daki tersanelerin ruhsat almasının da zor olduğunu ifade ederek, 49 tersaneden sadece 6’sının ruhsatlı çalıştığını söyledi. Tuzla bölgesinde bulunan işçi barınaklarının bir çoğuna giderek denetim yaptığını da belirten Keser gördüklerini şöyle anlattı:“İşçi barınma yerlerinde 40 metre karelik alanda 20 kişi yatıyor. Mekan eski bir depo veya affedersiniz ahır. Tuzla’nın köy olduğu dönemlerde ahır olarak kullanılmış yerler, şimdi bu kişilere mekan olarak veriliyor. Tuvalet ya hiç yok, ya da sadece bir tane. O da yasal olmayan şekilde sonradan yapılmış. Sifon […]

Mitinglerde konuştu, emniyette susuyor

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamında 5 ayrı kentte gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan zanlıların sorguları bugün (3 Temmuz) başladı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’dan sonra emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur da “susma hakkını” kullanacağını beyan ederek ifade vermeyi reddetti. 2 günlük gözaltı süresi dolan ve savcılıktan 1 gün daha ek gözetim izni alınan zanlılardan Balbay ile Tolon ve Eruygur dışındakilerin sorgusu başladı. Sorgusu tamamlanan 4 zanlı ise öğleden sonra, soruşturmanın yürütüldüğü Beşiktaş’taki Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı’na sevkedildi. Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyonlarda Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Erzurum’da yapılan eşzamanlı operasyonlarda aralarında emekli paşalar ve gazetecilerin de bulunduğu 22 kişi gözaltına alınmıştı. Bir kişi tutuklandı Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınan 23 kişinin 48 saatlik ilk gözaltı süresi bu sabah doldu. Gözaltılar sırasında el konulan belgelerin incelenmesi sonrasında soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının talebi üzerine zanlıların gözaltında tutulma süresi 1 gün uzatıldı. Ancak emniyetteki sorguları tamamlanan İşçi Partisi (İP) Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Tunç Akkoç ile Barbaros Hayrettin Altıntaş adliyeye sevk edildi. Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen Akkoç ve Altıntaş, hâkim ve savcıların kullandığı kapıdan alındı. Buradaki adli tabiplikte sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar daha sonra savcılık sorgusuna alındı. Tunç ve Altıntaş’ın bulunduğu araç adliyeye girerken Türkiye Gençlik Birliği üyesi bir grup, dövizler açarak slogan attı. Akşam saatlerinde ise Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, Erzurum’da gözaltına alınan Murat Avar ve müteahhit Siyami Yalçın ile Hamza Demir de adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu tamamlanan zanlılardan Barbaros Hayrettin Altuntaş tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Emniyette ifade vermeyi reddeden gazeteci Balbay ile orgeneraller Eruygur ve Toldn’un da işlemlerini tamamlandığı ancak yarın (4 Temmuz) sabah savcılığa çıkarılacağı öğrenildi. Eruygur da “susma hakkı”nı kullanıyor Dün avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada kendisine yöneltilen suçlamanın ne olduğunu bilmediğini, hâkim ve savcıların karşısına çıkarılana kadar da “susma hakkını” kullanacağını açıklayan gazeteci Mustafa Balbay’dan sonra emekli […]

Alevilerin isteği: Madımak Utanç Müzesi

Fatma ŞişliYelda Ülker Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin çağrısıyla, Sivas katliamının yıldönümü olan dün (2 Temmuz) Kadıköy meydanında toplanan yaklaşık 10 bin kişi olaylarda ölenleri andı. 37 kişiye mezar olan Madımak Oteli’nin müze olması talebini, “Madımak Oteli müze olacak” sloganıyla bir kez daha dillendirdi. Madımak Oteli’nin müze olmasının olayın unutulmamasını ve bir daha yaşanmamasını sağlayacağını düşünen ancak taleplerinin yerine getirilmemesine “parasızlığın” neden olarak gösterilmesine ise inanmayan Aleviler, “Gerekirse parayı bizler toplarız” dedi. Mitinge katılanlara Sivas’ın ne anlama geldiğini, otelin müze olması hakkındaki düşüncelerini sorduk:Alevi gençler gayet net, “Madımak katliamı faşist zihniyetin bir sonucudur. Zihniyet değişmedikçe de bu sorunlar devam eder” diyor. Özgür Demokrat Alevi Hareketi üyesi gençler, sorunları çözmenin ilk adımı olarak da Madımak Oteli’nin müze yapılmasının olduğunda hemfikir. Madımak otelinin müze yapılmamasının utanç verici olduğunu belirten Özgür Demokrat Alevi Hareketi üyesi Lütfi Durmuş ise, “Otelin altında kebap salonunun bulunmasını ve orada et yiyen zihniyeti anlamıyorum” diyor. Mitinge katılanlardan biri, “Müze olsun istiyorum ama yaşananlardan dolayı duymamamız gereken utancın, insanlık adına duyduğumuz utancın müzesi olsun. Yoksa sırf kitleleri memnun etmek için olacaksa kalsın o kebapçı orada. Utanmayacaksak o binaya baktığımızda o kebapçıda insanlar yesinler kebaplarını” diye konuşuyor. Ellerinde, “AKP ve CHP Alevi halkın düşmanıdır.” yazılı pankartlarla yürüyenlerin ortak fikri de hiçbir siyasi partinin yanlarında olmadığı. Seçim zamanı tüm siyasi partilerin, göstermelik ilgilerine kızan Aleviler yalnız olduklarını düşünüyor. Bir kadın Alevilerle ilgili sorunların tüm partiler için siyasi malzeme olarak kullanıldığını anlatıyor: “CHP, AKP ve MHP hepsi de aynı. Hem o dönemde hem de bugüne kadarki hükümetler Sivas katliamının aydınlatılması konusunda samimiyetsiz. Çözüm değil geçiştirme derdindeler. Madımak otelini yakanlar Ebru Süfya’nın torunlarıydı. Benim 12 Eylül’de işkence gören kardeşim vize alıp yurtdışına gidemezken Hizbullahçı başörtülü gidebiliyor”.

Nokta Günlükler’i boşuna yayımlamış! Gazeteciler zaten her şeyi biliyormuş!

Alper görmüşagormus@kronikmedya.com Dün (1 Temmuz) CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge”de, Ergenekon gözaltılarının Şener Eruygur ve onun dönemindeki bazı yüksek rütbeli subaylara kadar ulaşması üzerinde duruldu. Hürriyet, Sabah ve Milliyet’in Ankara temsilcileri Enis Berberoğlu, Muharrem Sarıkaya ve Fikret Bila, bence de doğru bir yorumla, Ergenekon’un artık ve esas olarak 2004’teki darbe girişimlerini sorgulayan bir yöne evrildiğini tespit ettiler.Garip bir havası vardı tartışmanın… Temsilciler, net olarak değilse de imalı cümlelerle, aslında o zamanlar bu girişimlerden kendilerinin de haberdar olduklarını hissettirdiler izleyicilere. Tartışmanın “Ankaralı” olmayan tek gazetecisi Mehmet Altan da “ah siz Ankara gazetecileri, bilirsiniz, söylemezsiniz” iğnelemelerini hiç eksik etmedi program boyunca. Mehmet Altan bir başka televizyon kanalı için stüdyoyu terk ettikten sonra, üç gazeteci epeyce rahatlamış gibi geldi bana; yanılıyor da olabilirim. Berkan ve “birkaç gazeteci” daha Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, bugünkü yazısında daha da açığını yazdı:“Daha sonra ortaya çıkacak olan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlükleri, ‘Sarıkız’ kod adıyla bir darbe planının hazırlandığını, Genelkurmay Başkanı’na rağmen bu planın uygulanması için düğmeye basıp basmamanın konuşulduğunu ortaya koyacaktı.“Hoş, bu günlüklerin doğrulamasına da gerek yok. O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biriyim. Ama hükümetin önde gelenleri o zamandan beri, ‘Bu eylemli darbe girişimine karşı adli mekanizmayı neden çalıştırmadınız?’ sorusunu cevapsız bırakıyorlar.”Ben, İsmet Berkan’ın “Ergenekon” ve “Çeteler” konusunda son aylarda yazdıklarını önemsiyorum, bilhassa 6 gün süren dizisini çok değerli buluyorum; nitekim bu dizi sayesinde basında konu yeniden canlandı, yeni bir tartışma başladı. Fakat bu böyle diye, zamanında yapılmayanları sorgulamayacak değiliz.Berkan, her şeyi bildiği halde “adli mekanizmayı çalıştırmayan” hükümeti eleştirirken yerden göğe haklı. Fakat ben de ona sormak isterim: “O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biri olarak” bu bilgiyi kamuoyuyla paylaştınız mı? Bu yolla hükümet üzerinde bir baskı oluşturdunuz mu?Benim bildiğim, […]

Manşetlerle Ergenekon

Ergenekon soruşturması kapsamındaki son gözaltılar, basına bir hayli karışık yansıdı. “Hükümet yanlısı ve hükümet karşıtı basın” kutuplaşması gözaltı haberlerinde de hissedildi. Hükümete yakın yayın yapan, Star, Yeni Şafak, Taraf, Vakit gibi gazeteler darbecilere karşı operasyon yapıldığında hemfikir olurken, ulusalcı çizgide yayınlarıyla tanınan ve aynı zamanda gözaltılara doğrudan muhatap olan Cumhuriyet, Tercüman ve Yeniçağ gibi gazeteler hükümeti suçlayan tavır gösterdiler. Hürriyet: En büyük gözaltıTürkiye, Ergenekon soruşturması çerçevesinde, iki emekli orgeneral, bir emekli tümamiral, bir emekli tuğgeneral ve iki gazete yöneticisinin de aralarında bulunduğu 21 kişinin gözaltına alınmasıyla sarsıldı Milliyet: Paşalara baskınPolis, eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur’u orduevinden, emekli Orgeneral Tolon’u askeri lojmandan aldı. Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Balbay ve ATO Başkanı Aygün de gözaltında Radikal: Nihayet bazı büyük balıklar‘Ergenekon’ çoğu kudretli 21 isme ulaştı. Gözaltındaki emekli komutanlar: Şener Eruygur, Hurşit Tolon, İlker Güven, Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur… Posta: OrgenekonErgenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanlar arasında emekli orgeneraller Hurşit Tolon, Şener Eruygur, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, emekli Tuğamiral İlker Güven, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temcilcisi Mustafa Balbay ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de var. Eski AKP milletvekili Dr. Turhan Çömez aranıyor Türkiye: Şok gözaltılarBaşkentteki operasyonda, emekli orgeneraller Tolon ve Eruygur ile birlikte Sinan Aygün ve gazeteci Mustafa Balbay gözaltına alındı Güneş: Gözaltılar Türkiye’yi sarstıBir yıldır süren soruşturmada aralarında iki emekli orgeneral, iki tanınmış gazeteci ve Sinan Aygün’ün de olduğu 21 kişi gözaltına alındı Referans: Ergenekon’da ikinci dalga Vatan: Ne ülke amaYargıtay Başsavcısı’nın ülkenin cumhurbaşkanını, başbakanını, iktidar partisini şeriatçılıkla suçladığı saatlerde, aralarında ikisi orgeneral olmak üzere beş emekli subayın bulunduğu 21 kişi darbe hazırlığı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Akşam: Üçüncü dalgada iki orgeneralTürkiye’nin AKP davasına kilitlendiği gün şok operasyon… Emekli orgeneraller Eruygur ve Tolon, ATO Başkanı Aygün ve gazeteci Balbay, darbeye zemin hazırlamakla suçlanıyor. BirGün: Darbe parodisine mutabakat operasyonuErgenekon Operasyonu’nun yeni perdesi ilk kez bir emekli orgeneralin gözaltına alınışıyla açıldı. Genelkurmay’ın, haberdar […]

“Orgenekon”da sessizlik hakim

Ahmet ŞıkErgenekon soruşturması kapsamında dün (1 Temmuz Salı) gözaltına alınanların İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri sürerken, henüz resmi sorgulamalar başlamadı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ise avukatı aracılığıyla susma hakkını kullanarak ifade vermeyi reddettiğini açıkladı. Emekli orgeneral Hurşit Tolon’un avukatı da müvekkilinin ne ile suçlandığının henüz söylenmediğini aktardı. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da bir açıklama yaparak, son operasyonun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmede ele alındığı iddialarını yalanladı. Genelkurmay Başkanlığı da gözaltına alınan üst rütbeli emekli askerlerin yaşadığı askeri mahallerde yapılan aramaların, “ilgili yasanın hükmüne istinaden yapıldığını” yazılı bir açıklamayla duyurdu.Ergenekon soruşturması kapsamında dün sabah yapılan operasyonlarda Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Erzurum’da yapılan eşzamanlı operasyonlarda aralarında emekli paşalar ve gazetecilerin de bulunduğu 23 kişi gözaltına alınmıştı. İstanbul dışındaki kentlerde gözaltına alınanlar dün gece polis eşliğinde soruşturmanın merkezi İstanbul’a getirilmişti. Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan ve İngiltere’de olduğu belirlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Balıkesir eski milletvekili Turhan Çömez’in de Türkiye’ye döner dönmez gözaltına alınacağı öğrenildi. Ancak Çömez şimdilik Türkiye’ye dönmeyeceğini açıkladı. Arananlar arasında bulunan eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün de Rusya’da olduğu belirlendi. Balbay “susma hakkı”nı kullanıyor Dün (1 Temmuz) 5 ayrı kentte yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 23 kişinin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve bir minibüs dolusu olan doküman, bilgisayarlar, CD’ler ve bir pompalı tüfek de zanlılarla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü İstanbul’a getirilen zanlıların Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri de dün gece ve bugün boyunca devam etti. Kimi zanlıların avukatları da Emniyet Müdürlüğü’ne geldi. Gazeteci Balbay’ın avukatı Akın Atalay, Emniyet Müdürlüğü çıkışında gazetecilere bir açıklama yaparak müvekkilinin susma hakkını kullandığını söyledi. Avukat Atalay müvekkili Balbay’ın, “Emniyette hiçbir beyanda bulunmayacağım, bir an önce savcı ve yargıç huzuruna çıkma amacıyla susma hakkımı kullanacağım” dediği basın açıklamasını gazetecilere okudu. Kendisine yönelik suçlamanın ne olduğu, bu suça ilişkin bilgi ve belgelerin ne […]

Sivas katliamı anıldı

Medyakronik Sivas Madımak Otelii’nde 2 Temmuz 1993’te meydana gelen katliamın 15. yıldönümü nedeniyle Sivas’ta sabah saatlerinden itibaren geniş güvenlik önlemleri alındı. Otelin bulunduğu Cumhuriyet Meydanı ve birçok cadde trafiğe kapatılırken Sivas’a giriş noktalarında kimlik kontrolü ve araç taramaları gerçekleşti, kentteki yüksek binaların çatılarına keskin nişancılar yerleştirildi. Madımak Oteli’nin önünde yapılan anma töreni, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Atatürkçü Düşünce Derneği, Cem Vakfı, Eğitim İş Sendikası, Cumhuriyet Kadınları Derneği ve Cumhuriyet Okurları Kulübü (Cumok) tarafından düzenlendi. Törene farklı illerden katılanların yanısıra yurtdışından da çok sayıda kişi katıldı. CHP binası önünde toplanan, aralarında 25 milletvekilinin de bulunduğu yaklaşık 500 kişilik grup kent meydanında bulunan Atatürk Anıtı önüne gelerek saygı duruşunda bulunarak çelenk bıraktı. CHP binasında gerçekleşen programın ardından grup alkışlar eşliğinde Madımak Oteli’nin önüne karanfil bıraktı. CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, devleti yönetenlerin suskunluğunu bozarak, tarihteki bu kanlı olayla yüzleşmesi gerektiğini belirterek, yaşanan olaylardan en çok Sivas halkının zarar gördüğünü söyledi. Sivas’ın 2 Temmuz ile değil, 4 Eylül Sivas Kongresi ile özdeşleşmiş bir Cumhuriyet kenti olduğunu söyleyen Özdemir, yaşanan bu olayın laik Cumhuriyet’e karşı bir başkaldırı olduğunu ifade etti. CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay ise Madımak Oteli’nin mutlaka hoşgörü ve aydınlanma müzesi olması gerektiğini, otelin bulunduğu yerde hala bir lokanta olmasının büyük rahatsızlık yarattığını sözlerine ekledi. Programa destek veren kuruluşlar adına hazırlanan ortak bildiriyi okuyan CHP İl Başkanı Bülent Renda Deniz, “15 yıl önce gerçekleşen katliamın ve bu amaca yönelik hareketlerin bir daha yaşanmaması için devletin ve toplumun tüm güçlerinin gereken özeni göstermesini diliyoruz” dedi.

Biyoyakıt, yoksulluğa gaz veriyor

Nıvart Taşçı Küresel ısınma ve artan petrol fiyatlarının yarattığı krizle başa çıkma yolunun biyoyakıt üretimi olmadığını ortaya koyan raporlara bir yenisi daha eklendi. Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam tarafından yayınlanan “Bir başka uygunsuz gerçek” (Another Inconvenient Truth) başlıklı son rapor, yaklaşık bir yıldır süren gıda krizinin yüzde 30 oranında biyoyakıt üretimine bağlı olduğunu gösteriyor. Küresel ısınmaya neden olan sera gazlarında kısıntıya gitmek zorunda olan gelişmiş ülkeler için biyoyakıtlar son derece çekici bir seçenek. Çünkü kömür, petrol, doğalgaz gibi atmosferde karbon kirliliğine neden olan fosil yakıtlarının aksine biyoyakıtlar mısır, buğday, şeker pancarı gibi bitkilerden veya soya, palmiye gibi bitkilerin tohumlarından elde ediliyor. Bu bitkilerden üretilen etanol ve biyodizelin aynı zamanda petrole bağımlılığı da azaltacağı söyleniyor. Oysa durum daha şimdiden yoksul ve gelişmekte olan ülkeler açısından feci sonuçlar doğurmaya başladı. Açlık milyonlarla telaffuz edilir oldu Dünya Bankası verilerine göre son üç yılda yüzde 85 artan gıda fiyatları, özellikle, gelirlerinin yüzde 50 ila 80’ini gıdaya ayırmak zorunda olan yoksulları vurdu. Fiyatlardaki artış 290 milyon kişinin hayatını doğrudan etkiledi. Krizle birlikte 100 milyon insan temel besin maddelerini dahi bulamayacak kadar yoksullaştı. Gıda fiyatlarındaki artış aslında 2002’de başlamıştı. 2008 martına gelindiğinde pirinç fiyatları son 19 yılın, buğday fiyatlarıysa son 28 yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Açlık tehdidi başta Meksika, Mısır, Tanzanya ve Senegal olmak üzere onlarca ülkede insanları sokaklara dökünce, hükümet liderlerinin ilk işi üretimde azalma olduğu bahanesine sığınmak oldu. Aslında, Avustralya ve Afrika gibi yarı kurak bölgelerde üretimin azaldığı doğruydu. Fakat gıda fiyatlarındaki krizin nedenlerinden sadece biri, belki de en az belirleyicisi olan verim kaybı, üzerinde en fazla durulan konu haline geldi. Verimlilikteki düşüşlerin en büyük nedeni elbette küresel ısınma, bu illetle başa çıkmanın birinci yoluysa biyoyakıt üretimine geçmekti. Sera gazı emisyonlarında kısıntıya gitmek zorunda olan gelişmiş ülkeler büyük bir aceleyle biyoyakıt kullanım hedefleri belirlemeye, hatta yakıt üreticilerine belli oranlarda biyoyakıt kullanım zorunluluğu getirmeye başladılar. […]

Ergenekon’a siyasetçi tepkileri

Medyakronikinfo@medykaronik.com Ergenekon soruşturmasında TSK’nin emekli paşalarına da uzanan son gözaltılar siyasi partilerin de gündemini oluşturdu. Meclis’te yapılan konuşmalarda muhalefet partileri iktidarı eleştirirken hükümet üyeleri ise yargının bağımsızlığına vurgu yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan:Devam etmekte olan bir sürecin, aslında bu da içerisinde olan bir uygulama sanıyorum, soruşturma sürecinin içerisinde. Tabii bizler de iddianamenin bir an önce hazırlanmasını bekliyoruz. Herhalde yargının iddianameyi tamamlanmasına yönelik bir adımı diye düşünüyorum. Emniyet teşkilatımız da 10. Ağır Ceza Mahkemesinin aldığı bu kararı, bu sabah uygulamaya koymuş, şu anda netice budur. Tabii bizim bir an önce bunun bir neticeye kavuşturulması beklentimiz de vardır. Temennimiz odur ki bu soruşturmalar neticesinde, karanlıklarda aydınlığa çıkmış olur. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat:Yargı kararlarına herkesin saygı göstermesi gerekir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın gözaltılardan haberi olmadığını düşünmüyorum. Talimat vardır. Polis kendi başına iş yapmaz. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin: Soruşturmayla ilgili yargı süreci devam etmektedir. Konuyla ilgili yargı mensupları da herhangi bir talimat almaz. Bu bir soruşturmadır, soruşturmanın da gizliliği esastır. Adalet Bakanı olarak bu konuya herhangi bir açıklama yapmam, söz konusu olamaz. Açıklama yapacaksa ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı yapar, çünkü yargı bağımsızdır. Erkler birbirinin işine müdahale etmez. Yargıya intikal eden tüm diğer konularda olduğu gibi bu konuyla ilgili durum da bundan ibarettir.CHP Genel Başkanı Deniz Baykal:Buradaki olay hukuktan çıktı. Bu Ergenekon davası değil, Başbakanın kişisel davası. Türkiye tarihi bir kırılma yaşamakta ve bunun çok önemli bir aşamasına gelinmiştir. Ülke bir tarihi ayrışma noktasına doğru hızla çekilmek istenmektedir. Bir süreden beri yaşadığımız olaylar, hiçbir hukuk devletinde, hiçbir çağdaş demokraside yaşanmayan türden olaylardır. Bu süreç son 1 yıldır, Ergenekon soruşturmasına ilişkin iddianame ortaya konulmadan sürdürülmektedir. Ergenekon soruşturması Danıştay cinayetine götürülmek istenmekte ancak bu konuda hukuki bir bağ kurulamamıştır. Böyle bir hukuk süreci olabilir mi? Bu davanın hukuka saygı anlayışı içinde sadece tüm hukuki anlayışla yürütülmekte olduğunu düşünmek mümkün mü? Başbakan, sanki bu davanın […]

Tersanelerde güvenlik de yok sigorta da

Medyakronikinfo@medyakronik.com Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) müfettişlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in talimatıyla son 1 yılda 98 işçinin öldüğü Tuzla’daki tersanelerde işçilerinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin yaptığı denetimlerde çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Çalışan 15 bin 414 işçiden, 11 bin 165’inin sigortalarının sorunlu olduğu ortaya çıkan denetimlerde 307 işyerinde yapılan incelemelerde 160 da kaçak işçiye rastlandı. İşyerlerinden ikisinin ise tamamen kaçak olduğu belirlendi. SGK müfettişlerinin 22-30 Mayıs 2008 tarihleri arasında alt ve asıl işveren olmak üzere toplam 307 işyerinde yaptığı denetimlerde 114 işyerinde herhangi bir soruna rastlanmazken 191 işyerinde çeşitli sorunlar tespit edildi. İşyerlerinde ‘çalışıyor’ tespiti yapılan 15 bin 414 işçinin yüzde 72’sinden fazlasına karşılık gelen 11 bin 165’inin sigortalılıklarında sorunlarla karşılaşıldı. Denetimlerde, işçilerin sigortalarının eksik gün ve düşük kazanç üzerinden bildirilmesi gibi uygulamalar tespit edildi. İşçilerden 160’ının ise tamamen kaçak olduğu belirlendi. Bu denetimler sonunda sosyal güvenlik mevzuatına uymayan veya aykırılık tespit edilen işyerlerine toplam 100 bin 385 YTL idari para cezası uygulandı. Bakan Faruk Çelik’in Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde incelemelerde bulunmasının ardından bölgede 13 Eylül 2007 tarihinden bu yana yapılan iş teftiş ve beş ayrı denetimin sonuçları da hayli ilginç. Denetimlerde toplam 641 alt ve asıl iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik ve işin yürütümü açısından incelemelerde bulunuldu. İşyerlerindeki noksanlıklar ve mevzuata aykırılıklar nedeniyle toplam 2 milyon 394 bin 728 YTL idari para cezası uygulandı. Denetimler sonunda ayrıca bugüne kadar işçilerin yaşamı için tehlikeli hususlar tespit edilen dört işyerinin kapatılmasına, 19 işyeri ile ilgili işin kısmi durdurulmasına karar verildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde görevli müfettişlerin Tuzla Tersaneler Bölgesi’ndeki teftişleri devam ediyor.

“1 Mayıs’ta Taksim’e” demek suç değil

Medyakronikinfo@medyakronik.com DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 2007 yılında 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlama çağrısı yaparak, “Halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırttığı” iddiasıyla 3 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada beraat etti.Şişli 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada DİSK Genel Başkanı Çelebi yazılı savunma yaptı. Çelebi yazılı savunmasında, “Biz Konfederasyon olarak, kimseyi suç işlemeye davet etmedik, suça teşvik etmedik. Biz, gerek İstanbul Valiliği’ne gerekse de kamuoyuna, anayasa ve uluslararası sözleşmeler başta olmak üzere hukuktan kaynaklanan demokratik haklarımızı hatırlatıp, bu hakları kullanacağımızı ifade ettik” dedi. Ülkenin bütün yurttaşlarına, kesimlerine açık, herkesin özgürce gösteri yaptığı Taksim Meydanı’nın işçilere yasaklanmasını kabul etmek istemediklerini ifade eden Çelebi, “Buna karşı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının anayasa ve usulüne göre kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere göre kullanılması gerektiğini, bunun suç olmadığını ifade etmek, suça teşvik olarak nitelenemeyeceği gibi, düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde bir davranış olup, Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan son değişiklik ve uluslararası sözleşme hükümleri karşısında ortada suça konu davranış da bulunmamaktadır” diyerek beraatini talep etti. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çakırtaş, esas hakkındaki mütalaasında, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 21’inci maddesi kapsamında kalan atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatına karar verilmesini talep etti. Son sözü sorulan Süleyman Çelebi, “Biz suç işlemedik. Yasal görevlerimizi yapmaya çalıştık” dedi. Mahkeme heyeti, Çelebi hakkında beraat kararı verdi.

Yalçınkaya: AKP yakın ve açık tehlike

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Ergenekon operasyonunun sürdüğü saatlerde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkında kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya da, sözlü açıklama yapmak üzere Anayasa Mahkemesi’ndeydi. AKP hakkında açılan kapatma davasında işleyen süreç kapsamında yüksek mahkeme heyeti üyeleri, yaklaşık 2 saat boyunca Yalçınkaya’nın sözlü açıklamalarını dinledi.Açıklamalarında iddianame ve mütelasındaki iddialarını yineleyen Yalçınkaya, AKP’nin temelli kapatılmasını istedi. Başsavcı Yalçınkaya, açıklamalarında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ‘beraat kararını’ onayladığı Fethullah Gülen’e ilişkin kararın sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. Başsavcı beraat kararı ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki iddiaların düştüğü yönündeki görüşlere de karşı çıktı. Gül’de ısrar Demokratik Toplum Partisi (DTP) hakkında açtığı kapatma davasında sadece 30 dakika sözlü açıklama yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi heyetine dün yaklaşık 2 saat boyunca AKP’nin kapatılması yönünde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kamuoyunda “Gülen okulları” olarak bilinen okullara, destek verdiği için hakkında siyasi yasak isteyen Yalçınkaya, bu iddiasını dün de sürdürdü. Yalçınkaya, Fethullah Gülen’in yargılandığı davada beraat etmesinin sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. Yalçınkaya, kapatma davalarının ceza davası olmadığını ve kendisine özgü bir dava olduğunu belirterek, bu nedenle ceza davasında verilen beraat kararının kapatma davasını etkilemeyeceğini savundu. Başsavcı, sözlü açıklamasında, “Gülen’in beraat etmesi dini bir cemaat lideri olduğu gerçeğini değiştirmez” dedi. İddianame güçlendi Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz günlerde üniversitelerde başörtüsü serbestliği getiren düzenlemeyi iptal etmesine de değinen Abdurrahman Yalçınkaya, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma” delilleri arasında gösterdiği bu durumun ortadan kalkmasının iddiasını güçlendirdiğini söyledi. Başsavcı, AKP’nin şeriat düzeni istediğini ileri savunarak bu konuda Venedik Kriterlerinin de uygulanmayacağını da sözlerine ekledi. El Kadıyla ilişkililer Yalçınkaya, sözlü açıklamasında ayrıca, AKP’nin BM Güvenlik Konseyi’nin terör örgütlerine destek verenler listesinde yer alan Suudi işadamı Yasin el Kadı ile ilişkili olduğunu da belirtti. Yalçınkaya, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, “Atatürk devrimleri Türk toplumunda travma yarattı” şeklindeki sözlerine de sözlü savunmasında yer verdi. Ancak Yalçınkaya Fırat’ın bu sözlerini kapatma için ek delil […]