Etiket seçim

Medyada görünmeyen 12 Haziran: secimtakip.org

Yurttaş gazeteciliği ve acil bilgi edinme olanaklarını artıran Ushahidi yazılımı 12 Haziran seçimleri için Türkçe’ye çevrildi. secimtakip.org adresinden yayın yapan platform, seçmenlerin basında yer almayan haberleri duyurmasına imkan tanıyor. ) sitesiyle seçimi birinci ağızdan izlemek ve aktarmak isteyen kullanıcıların hizmetine sunuldu. secimtakip.org, basından ve vatandaşlardan topladığı bilgileri yaymak için internetin kitlesel iletişim olanaklarından faydalanıyor ve paylaşılan bilgilerin harita üzerinde görselleştirilmesini sağlıyor. “Yurttaş gazeteciliği”, her vatandaşa karşılaştığı olayları, sorunları, okuduğu ilgili haberleri ve kendi çektiği fotoğraf ve videoları site aracılığı ile yayınlama imkanı sunuyor. Böylece vatandaşlar bilgileri paylaşabiliyor ve birinci ağızdan, yorumsuz bilgilere ulaşabiliyor. Sitenin bir diğer amacı da sesini duyuramayan yerel medyaya aracılık etmek. Seçim Takip sitesi, özellikle seçim döneminde sandıktan bilgiler almak için kuruldu. Seçime kadar basından ve sokaktan bilgiler alarak seçim kampanyalarını ve yerel bilgileri insanlara aktarmaya devam edecek. Seçim takip sitesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi akademisyenlerinden Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka yönetiminde Siber-Kültür Çalışmaları Yüksek Lisans Programı kapsamında öğrenciler tarafından hazırlandı. Moderetörlerinin öğrencilerden oluştuğu seçim takip sitesi açık kaynak kodlu Ushahidiplatformunun Türkçe versiyonu. Yazılımın Türkçe’ye çevrilmesinde İstanbul Bilgi Üniversitesi öğrencileri Amerika’nın Sesiradyosu (Voice of Amerika) Türkiye masasıyla birlikte çalıştı. Türkçe yazılım da Ushahidi sitesine yüklendi. Ushahidi (ushahidi.com) 2007’de Kenyalı bir avukat tarafından yapılan bir yazılım. Kaynağı belli olan ya da olmayan haberleri sadece içerdiği bilgilerle değil aynı zamanda Google haritasına dökerek lokasyonlarıyla takipçilerine ulaştırıyor. Kenya, Meksika ve Hindistan seçimlerin de kullanılan Ushahidi, Haiti ve Şili depremlerinde de kullanıldı. Depremlerde kazazedelere ulaşmak, yardım ihtiyaçlarını bildirmek için internet ve sms aracılığıyla mesaj atılan yerler haritada işaretlendi. Washington Post’un da kullandığı Ushahidi gazetecilik için de önem taşıyor. Gazetecilerle vatandaşın bilgi alışverişini, sıcak haber takibini, ulaşılması kolay olmayan bölgelerden haber almayı sağlıyor.Nasıl kullanılacak? Sitenin basit bir işleyişi var. Haber gönder başlığına girerek; haberin konusunu, açıklamasını ve kategorisininin yazılması gerekiyor. Kategoriler; basından, halktan ya da medyadan gelenler başlıklarına bölünmüş. Gönderilecek bilgilere haber kaynak […]

Sayın Başbakanım, sebep?

Senaryosunu Yılmaz Erdoğan‘ın yazdığı ve Ömer Faruk Sorak‘la birlikte yönettiği 2001 yapımı Vizontele‘yi hâlâ seyretmeyeniniz varsa mutlaka izleyin. 10 yıl içinde Türk sinemasının kültlerinden biri haline gelen Vizontele, bugün pek çoğu süper star haline gelmiş oyuncuların hayat verdiği karakterleri ve diyaloglarıyla izlemeye doyamayacağınız bir yapım. Vizontele’nin en sevdiğim ve bana en çarpıcı gelen diyaloğu, kasabaya televizyon getirmeye çalışan belediye başkanı Nazmi(Altan Erkekli) ile karısı Sıtı Ana (Demet Akbağ) arasında geçer. Nazmi eve yeni getirdiği televizyonu huşu içinde seyredip yarı tozunu alma, yarı okşama havasındayken içeri Sıtı Ana girer ve sorar; “Nedir bu?” Nazmi başını kaldırmadan cevap verir: “Vizonteledir hanım” ve konuşma devam eder: – Ne işe yarıyor? – Dünyayı evimize getirecek. Sıtı Ana kısa bir duraklamadan sonra bir omzunu hafiften kaldırarak sorar: “Sebep?” Başbakan’ın Haliç Kongre Merkezi’ndeki “Çılgın kalabalık” önünde sunduğu “Çılgın projesini” dinlerken aynı soru aklıma geldi… “İstanbul’un batısında, Marmara’yla Karadeniz’i birleştiren bir kanal açacağız. Bu kanalın uzunluğu 45-50 kilometre, genişliği 150-200 metre olacak, böylece İstanbul’da iki yarımada ve bir ada oluşacak… “ Peki, Sayın Başbakan, ben de Sıtı Ana gibi soruyorum: Sebep? Diyorsunuz ki, ”Projenin önemli gerekçelerinden birisi, Boğaz trafiğini azaltmak ve Boğaz’daki tehlikeyi ortadan kaldıracak derecede minimize etmeye yöneliktir. Şu anda İstanbul Boğazı’ndan yılda 358 milyon 590 bin ton yük taşınıyor. Yılda yaklaşık 4 milyon ton LPG, 3 milyon ton kimyasal madde ve 139 milyon ton petrol taşınıyor. 147 milyon ton tehlikeli madde her gün her saat İstanbulumuzu, İstanbulumuzun güzelliğini, İstanbulluları ciddi manada tehdit ediyor. Bir medeniyet şehri olan İstanbul’da kültürel eserler, ata yadigarları ciddi tehdit altında. Boğaz ve çevresinde yaşayan, çalışan 2 milyona yakın nüfus aynı şekilde tehdit altında…” Hemen arkasından da ekliyorsunuz: “Kanal sadece bir ulaşım projesi, enerji ve çevre projesi olarak görev yapmayacak, kanal çevresinde modern bir yaşam alanını da oluşturacağız. Bunlar düzenlemede çok daha farklı ölçütlerde olacak. Kongre, festival, fuar merkezleriyle, otelleri, spor […]

İlhan Cihaner Denizli’den aday

CHP, Erzincan eski Başsavcısı İlhan Cihaner’i Denizli milletvekili adayı olarak gösterdiğini açıkladı. CHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamaya göre Cihaner’in ismi YSK’ya saat 16.30’da bildirerek, Denizli’den ikinci sıra milletvekili adayı olarak gösterildi. Aday listesi içinde yer almaması CHP içinde büyük tartışma yaratan İlhan Cihaner’in milletvekili adaylığı da böylece kesinleşmiş oldu. YSK’ya daha önce verilen listenin itiraz süresi içinde değiştirildiği, değişikliğin Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun isteğiyle gerçekleştirildiği belirtiliyor. Denizli 7 milletvekili çıkartıyor. CHP’nin yeni listesine göre Denizli’de Adnan Keskin birinci sırada, İlhan Cihaner ise ikinci sırada bulunuyor. CHP, 2007 genel seçimlerinde Denizli’den iki milletvekili çıkarırken, AKP dört vekili Meclis’e göndermişti.

Elektronik oylama seçim hilesine çare mi?

29 Mart tarihinde yapılan yerel seçimler, hiç kuşkusuz bu zamana kadar en çok tartışılan seçimlerden biri oldu. Sandıkların açılmaya başlamasıyla beraber, bazı bölgelerde yaşanan elektrik kesintileri, seçim bilgi sisteminin çökmesi, sandık kaçırma girişimleri “Seçime hile karıştı” iddialarını da beraberinde getirdi. Sonrasında yakıldığı iddia edilen ve çöp kutularından çıkan oy pusulaları da bunlara eklenince yaklaşık 20 ilde, çeşitli partilerden seçim sonuçlarına itirazlar geldi. Birçok ilde oylar yeniden sayılmaya başlandı. Yaşanan tüm bu gelişmelerin ardından, Türkiye’de var olan seçim sisteminin yanlış olduğu, “yolsuzluk ve hile” ihtimallerinin en aza indirgenmesi için farklı bir seçim sistemine geçilmesi gerektiği tartışmaları başladı. Farklı bir seçim sisteminden kastedilen ise “elektronik oylama”ydı. Birçok ülkede kullanılan bu sistemde yüzde yüz güvenilirlikten söz edilmese de, sandık yolsuzluklarının önemli bir ölçüde önüne geçmenin mümkün olduğu söylendi. Yerel seçimlere “hile” karıştığını iddia eden ve bunun da elektronik oylamaya geçişle en aza indirgenebileceğini düşünen CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, böyle düşünen isimlerden biri. Tekin, Türkiye’deki oy verme ve sayma sisteminin yolsuzluğa fazlasıyla açık olduğunu hatırlatarak, elektronik oylamada da yolsuzluklar yaşanabileceğini ancak bu riskin şu an yapılabilenlerin milyonda biri olacağını vurguladı. Tercih edilen elektronik uygulama Seçim hilelerine çare olarak gösterilen ve çeşitli ülkelerde uygulamaya konulan elektronik oylama siteminde, alışık olduğumuz kağıt oy pusulaları yerini çeşitli aygıtlara bırakıyor. Bu aygıtlarda toplanan oylar yine bu aygıtlarla değerlendiriliyor. Bu sistemin tercih edilmesinin altında ise, seçim maliyetlerini azaltmak, seçim sürecini hızlandırmak, seçim sonuçlarını belirleme ve duyurma hızını artırmak, yolsuzlukları önlemek ve seçime katılımı artırmak gibi nedenler yatıyor. Yani, seçimlerde birtakım sebeplerden ötürü oy kullanamayan insanlar da, bu sistemle birlikte görevlerini yerine getirmiş oluyorlar. Sistemi ilk benimseyen ülkelerden biri olan Kanada’da 1990’lardan beri yerel seçimlerinde, Brezilya’da ise 1996 yılından beri elektronik oylama kullanılıyor. Yine Belçika’da 1991 yılından beri hem genel hem de yerel seçimlerde yaygın bir şekilde kullanılıyor. Sık sık oy sandıklarının çalınması sorunuyla karşılaşan ve 2004 yılındaki […]

Seçim bitmedi!

Resmi olmayan sonuçlara göre İstanbul Büyükçekmece’de seçimi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı Hasan Akgün kazandı. Seçimi 640 oyla kaydeden Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) adayı İlker Gürbüz sonuçlara itiraz etti. İtirazın kabul edilmesi üzerine iptal edilen oylar üçüncü kez sayılıyor. CHP’li ve AKP’li partililer, Yüksek Seçim Kurulu’nun bulunduğu Büyükçekmece Adliyesi önünde beklerken olayların büyümemesi için polis iki grup arasına barikat ördü. CHP adayı Hasan Akgün bu seçimlerde “evet” mührünün kullanılmadığını, sadece “tercih” yazılı mühürlerin kullanıldığını fakat açılan sandıklardan AKP’ye “evet” basılmış oy pusulalarının çıktığını ve bu oyların sayıldığını iddia etti. Beylikdüzü’nde yaptıkları itirazın kabul edilmemesini çifte standart olarak değerlendiren Akgün, “Neden CHP’nin kazandığı ilçelerdeki itiraz kabul ediliyor da, AKP’nin kazandığı ilçelerde itiraz kabul edilmiyor” diye konuştu. Akgün “Büyükçekmece’ye bağlı Karaağaç köyünde sandıklar, kapılar kapatıldıktan sonra sabaha karşı sayılmıştır. Bu dört beş tane sandığın içinden çok yüksek sayıda AKP oyunun çıkması son derece düşündürücüdür” diye konuştu. CHP’nin itiraz ettiği ilçelerde oy oranları TuzlaAKP: 40.6CHP: 38.8BeylikdüzüAKP: 32.1CHP: 30.6BeyoğluAKP: 35.3CHP: 32.9BayrampaşaAKP: 44.5CHP: 35.7ÇekmeköyAKP: 45.3CHP: 41.1 Beylikdüzü’nde “suç belgeleri” İstanbul Beylikdüzü’de ise AKP’nin adayı Yusuf Uzun’un 850 oy farkla kazandığı sayıma “sahte oy kullanıldığı” gerekçesiyle CHP tarafından itiraz edildi. CHP İl Başkanı Gürsel Tekin basın açıklamasında İlçe Seçim Kurulu tarafından itirazlarının kabul edilmediğini bu nedenle İl Seçim Kurulu’na, o da olmazsa Yüksek Seçim Kurulu’na başvuracaklarını belirtti. Gürsel açıklamasında birçok ilçede oy çalındığını, aylardır kesilmeyen elektriklerin nedense seçim gecesi kesildiğini, 22 Temmuz 2007 yerel seçimlerinde sorunsuz çalışan sistemin 29 Mart akşamı çökmesinin soru işareti yaratığını söyledi. Tekin, Sultangazi ilçesinde de itiraz kararı aldıklarını belirtti. CHP Beylikdüzü başkan adayı Vecdet Öz de Büyükçekmece Adliyesi önüne gelerek, elindeki sahte olduğunu iddia ettiği oyları gösterdi ve CHP’lilere seslendi. “Beylikdüzü sokakları bu suç belgeleriyle dolu” derken adliyenin camından bakan AKP adayı Yusuf Uzun’a seslendi. CHP bu ilçede, 6 bine yakın oyun gömüldüğünü ve jandarma tarafından kazı yapıldığını iddia ediyor. […]

Medyanın dili ortak: “One minute” uyarı

Sona eren yerel seçimlerin ardından sonuçlar bütün gece saniye saniye televizyon ekranlarına yansıdı. Özellikle İstanbul ve Ankara’da yaşanan başa baş çekişme yüzünden adayların sistemde çıkan sorunlar ve elektrik kesintilerini de şaibe adı altında değerlendirmelerine sebep oldu. Hürriyet: Sandıktan uyarıSeçmen sandıktan mesajını verdi. AKP, 2004 yerel seçimlerine göre yüzde3, 2007 genel seçimlerine göre ise yüzde 8 puan kaybına uğradı. Milliyet: Seçmenin manşetiBugüne kadar girdiği her seçimden oyunu artırarak çıkan iktidar partisi AKP, 1,5 yıl önce yüzde 47’ye yükseldiği sandıkta yüzde 40’ın altına indi. Vatan: Sandıktan AKP’ye uyarı çıktıAKP girdiği dördüncü seçimde ilk kez oy kaybetti. 2007 genel seçimi sonuçlarına göre 8 puan gerileyerek yüzde 39,3’e indi. Radikal: Halk “One minute” dedi.İktidardaki AKP’nin oyları ilk defa geriledi… Cumhuriyet: Sandıktan uyarı çıktıKriz ve yolsuzluk vurdu. 2007’de yüzde 47 ile iktidar olan AKP, ekonomideki başarısızlığı, yolsuzluk iddiaları ve kavgacı politikası nedeniyle düşüşe geçti. Habertürk: Sandık CHP’ye yeni lider çıkardıKemal Kılıçdaroğlu, İstanbul’da yüzde 38 oy alarak CHP’yi yukarı taşıdı ve Deniz Baykal’a alternatif olabileceğini gösterdi. Akşam: Sandık törpüsüEkonomik kriz sandığı teğet geçmedi. AKP, yerel seçimde 2007 genel seçimine göre 8 puan birden düştü. İktidar, başta İstanbul, en güvendiği kentlerde bile hayal kırıklığı yaşadı. CHP, MHP ve DTP güçlenerek çıktı. Taraf: Seçmenden “two minute”İl Genel Meclisi’nde 2007 ve 2004’teki oylarının altında kalan AKP, CHP ve MHP’nin toplam oyunu kazandı ama seçmenden de net uyarı aldı.Kıran kırana seçim, İstanbul’a Metrobüs’ü getiren Topbaş yüzde 44’le ikinci kez kazanıp tarih yazdı.Kılıçdaroğlu yüzde 38’le CHP’ye 10 puan kazandırdı. Sabah: Krizin etkisiAk Parti küresel krizin daha çok hissedildiği sanayileşmiş Batu illerindeki oy kaybı nedeniyle yüzde 39’da kaldı. CHP Antalya’yı geri aldı, MHP oyunu 6 puan artırdı. Zaman: Her partiye ayrı mesajAK Parti, krize rağmen 2004’teki oy oranını korudu. Seçmen, aday tercihleri konusunda partiyi uyardı. Star: Güven TazelediBaşbakan Erdoğan, “Ak Parti 2004’teki oyunu korudu. CHP ve MHP’nin oylarının toplamı bizden düşük. Bu […]

Seçmen uyardı

Beş yıl boyunca görev yapacak yöneticilerini seçmek üzere sandıklara giden Türkiye seçmeni, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi’ne (AKP) ciddi bir uyarı gönderdi. 22 Temmuz 2007 seçimlerinde yüzde 47 oy alarak ezici bir üstünlük sağlayan AKP, dün yapılan seçimlerde yaklaşık 8 puan oy kaybetti. Bu seçimlerde Türkiye çapında il genel meclisi bazında yüzde 38.95 oy alan AKP, 2004’te yapılan yerel seçimlere göre de 3 puan geriledi. Muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Milliyetçi Halk Partisi (MHP) ise 2007 seçimlerine göre 2 puanın biraz üzerinde oy artışı yakaladı. 2004 yerel seçimlerine göre değerlendirildiğinde ise CHP’nin oy oranı 5, MHP’nin ise yaklaşık 6 puan arttı. Dünkü seçimlerde CHP yüzde 23.2, MHP ise yüzde 16.1 oy alırken, Numan Kurtulmuş liderliğindeki Saadet Partisi de, genel seçimlere göre ciddi yükselişe geçerek yüzde 5’in üzerinde oy aldı ve 23 ilçede belediye başkanlığı ipini göğüsledi.AKP 23 il ve 35 ilçe kaybetti 2004’deki yerel seçimlerde 12’si büyükşehir olmak üzere 58 il ve 483 ilçede belediye başkanlığını kazanan AKP, dünkü seçimler sonrasında 10’u büyükşehir olmak üzere 35 il ve 449 ilçede söz sahibi olabildi. Zonguldak, Tekirdağ, Sinop, Aydın, Antalya ve Giresun’u CHP’ye kaptıran AKP; Adana, Isparta, Balıkesir, Manisa ve Karabük’ü MHP’ye; Van ve Siirt’i DTP’ye; Sivas’ı BBP’ye; Yalova’yı DP’ye; Şanlıurfa’yı da bağımsız aday Ahmet Fakıbaba’ya kaybetti. İktidar partisi Trabzon’u CHP’den, Niğde’yi MHP’den ve Mardin’i de SP’den alarak zaferini ilan etti. CHP, 3’ü büyükşehir olmak üzere 13 il ve 167 ilçeyi kazanırken; 2004 seçimlerinde ise 2’si büşükşehir olmak üzere 8 il ve 130 ilçeyi kazanmıştı. 2004 seçimlerinde 4 il ve 72 ilçe kazanan MHP ise bu seçimlerin en çok oy artışını yakalayan partisi olarak biri büyükşehir olmak üzere 10 il ve 128 ilçenin yönetimini ele geçirdi.Seçimlerin dördüncüsü konumundaki Demokratik Toplum Partisi (DTP) biri büyükşehir olmak üzere 8 il ve 51 ilçede seçimlerin galibi oldu. DTP 2004’de 1’i büyükşehir olmak üzere 4 […]

Seçimlerde afiş ve bayrak savaşları

Seçimler yaklaştıkça rekabet kızışıyor, gerilim artıyor ve seçim yarışı zaman zaman partililer arasında tabiri caizse “sıcak temas”a bile dönüşebiliyor. Her gün bayrak asmak, rakibin bayrağını indirmek, afişlerinin üzerine afiş asmak artık sıradan uygulamalar. Sokaklarda ilçelerde mahallelerde oluşan bu gerilimin çok küçük bir bölümü basına ve televizyonlara yansıyor. Biz de medyaya yansıyan bu kampanya çekişmelerinden küçük bir derleme yaparak ülkemizdeki yerel seçim manzarasını arz edelim dedik… Bakırköy’de billboard kavgası AKP’nin Bakırköy belediye başkan adayı Oğuz Satıcı’nın posterlerinin yapıştırıldığı TIR dorseleri, CHP’nin İstanbul adayı Kılıçdaroğlu ile Bakırköy adayı A.Ünal Erzen’in Ataköy’deki afişlerinin önüne çekildi. CHP’nin para ödediği yerlerin kapatılmasına Bakırköy Belediye Başkanı Erzen tepki gösterirken AKP’liler durumu şöyle açıklıyor: “Bayrak asıp, çevreyi kirletmek istemedik. TİM’in eski başkanı Oğuz beye ihracatçı arkadaşları da TIR desteği veriyor.” 18 Mart 2009 Antakya’da aday afişleri yarışı Antakya’da, CHP’nin Belediye Başkan adayı İris Şentürk’ün billboardlardaki seçim afişlerinin üzerine AKP’nin başkan adayı Lütfi Savaş’ın posterlerinin yapıştırılması gerginlik yarattı. Kentin değişik noktalarındaki billboardlardaki İris Şentürk’ün afişlerinin üzerine, gece operasyonuyla AKP’li Lütfi Savaş’ın afişleri yapıştırıldı. Afişlerinin sabote edilmesinin barış ve kardeşlik kenti olan Antakya’ya yakışmadığını belirten CHP’li yöneticiler, iktidar partisini “Zorbalık”la suçladılar. AKP yöneticileri ise, billboardlardaki gelişmelerin kendi bilgileri dışında olduğu açıklamasını yaptılar. 18 Mart 2009 Kâğıthane’de bayrak gerginliği Kâğıthane’de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla yapılacak olan tünel açılışı öncesinde gerginlik yaşandı. SP`nin Sadabat Viyadüğü’ne asılı olan dev bayrağı Kâğıthane Belediyesi görevlileri tarafından kesilerek indirildi. Bunun üzerine viyadük altında toplanan Saadet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi üyesi bir grup, bayrakların belediyenin resmi aracıyla toplatıldığını ileri sürerek tepki gösterdi. SP Kâğıthane İlçe Başkanı Halit Özgür Atak, mahalle aralarında ve yollardaki AK Parti haricindeki diğer parti bayraklarının AK Partili belediye görevlileri tarafından toplatıldığını iddia etti. Başbakan’ın katılacağı tünel açılışı nedeniyle böyle bir uygulama yapıldığını öne süren Atak, vatandaşların AK Parti`ye sandıkta gereken cevabı vereceğini söyledi. Daha sonra SP’liler […]

Obama ve Erdoğan’ın ortak yönü

Tuğba Kalafatoğlu Amerika’daki birçok politikacıyla çalışmış, Obama ve Clinton’un siyasi danışmanları arasında yer almış başarılı bir Türk kadını. Halen Kadir Has Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışıyor. Kendi ismini taşıyan şirketinin yönetim kurulu başkanlığının yanısıra American Communication Association (ACA-Amerikan İletişim Derneği) başkanlığını da yürütüyor. Politik iletişim konusunda uluslararası deneyime sahip Kalafatoğlu ile ABD ve Türkiye’deki siyasi dengeleri konuştuk. Politikaya girişiniz nasıl oldu?Bir gün siyasal bilgiler dersi aldığım hocama gönüllü çalışmak istediğimi söyledim. Üniversite birinci sınıftayken gönüllü olarak Demokrat Parti’de haftanın 3 günü çalışmaya başladım. 1994 yılında Robert Kerrey* seçimleri kaybedecek gibi görünüyordu.. Nebraska Cumhuriyetçilere oy veren bir bölgeydi ve Cumhuriyetçiler önde gidiyordu. Özellikle, Güney Omaha’da Meksikalılar yaşıyordu ve Demokrat partiyi iyi tanımıyorlardı. Kampanya yöneticisinin yanına bir gün gittim ve “seçimlerde kampanya yazılarını İspanyolca yazsak, Güney Omaha’da seçim çalışması yapsak” dedim. Çünkü bu bölgede yaşayanların çoğunluğu ingilizce bilmiyordu. Robert Kerrey, seçim çalışmaları için Washington D.C.’den geldi ve yaptığımız toplantıya girdi ve bana söylediklerimi herkesle paylaşmamı istedi. “Sen bana nerede ne zaman bulunmam gerektiğini söyle ben orada olacağım” dedi. İspanyolcası çok iyi olan kız arkadaşımla birlikte Omaha’daki mahalleleri dolaştık. Arkadaşıma, kampanya yazılarını ben İngilizce yazacağım, sen de İspanyolca’ya çevireceksin dedim. Robert Kerrey’nin oy oranı yüzde 11 iken yüzde 80’lere çıktı ve seçimleri kazandı. Televizyonda özellikle benim ismimi vererek teşekkür etti ve benimle çalışmak istediğini söyledi. Bana öğrenci çalışması vizesi çıkardılar ve haftada 20 saat Demokrat Parti’de çalışmaya başladım. Kerrey daha sonra benim ismimi Bill Clinton’a verdi. 1996 yılında Clinton’ın ekibiyle çalışmaya başladım. Kısacası bir kapıyı çalmakla hayatım değişti. Türkiye’deki politik anlayışı nasıl buluyorsunuz?Türkiye’deki politikacıları ben “eski okul” ve “yeni okul” sistemiyle çalışan politikacılar olarak ikiye ayırıyorum. Türkiye’de genelde “eski okul” sistemiyle çalışan politikacılar var. “Yeni okul” sistemiyle giden politikacılar zaten başarılı oluyor. “Eski okul” seçmenlerle birebir görüşmüyor, başa geçtikten sonra “beni kimse yerimden edemez” diye düşünüyorlar. Oysa “yeni okul” sistemiyle giden politikacılar, kazandım, […]

Kadınlar vardır…

Kadınların siyasette ne kadar temsil edildiği, pozitif ayrımcılık, kota tartışmaları kadın örgütleri ve siyasi çevrelerde sürüp giderken yerel seçimler kapıya dayandı ve adaylar bir bir açıklanmaya başladı. Bağımsız kadın örgütleri ve feministlerin bir araya gelerek oluşturdukları Seçimler İçin Feminist Kollektif Platformu da kendi adayını açıkladı: Ülfet Taylı. Beyoğlu Belediyesi başkan adayı Taylı, Mor Çatı gönüllüsü olarak yıllardır kadın hareketinin içinde olan bir feminist aktivist. Özellikle kadınlar için Beyoğlu’nun sorunlarını irdeleyen ve bunlara feminist bir perspektiften çözüm yolları arayan Taylı’nın seçim vaatleri de alışılmışın dışında. O, ne bir ev bir araba anahtarı, ne de mazotu 1 TL yapmayı vaat ediyor. Daha gerçekçi, daha insani, daha kadınca vaatlerle oy toplama hedefinde. Kadınların, emekçilerin, engellilerin, eşcinsellerin, etnik ve dinsel kimliği yüzünden dışlananların, sosyal, siyasi ve iş yaşamına entegre olmalarını sağlayacak önerilerle geliyor karşımıza.Türkiye’de kadınların siyasi yaşama katılımı neden az? Siyasette aktif rol oynamalarını engelleyen unsurlar nedir?Cumhuriyetin kuruluş yıllarında parlamentoda o yıllar için oldukça iyi sayılabilecek bir oranda temsil edildiklerini görüyoruz kadınların. Feminist tarihçiler Osmanlı kadınlarının bu konuda ciddi mücadeleler verdiklerini de ortaya koydular. Ama bu dönemde egemenlerin onlar için çizdiği sınır, ülkenin “çağdaş medeniyetler” seviyesinde olduğunu ortaya koymaları, ülkenin vitrini olmaları. Kendileri için siyaset yapamıyorlar, nitekim bir kadınlar partisi kurmalarına izin verilmiyor. Günümüzde parlamentoda yakalayabildiğimiz oran yüzde 10, yerel politikada ise başkanlık düzeyinde nerdeyse binde 6. Hala siyaset erkeklerin alanı. Kadınları katmaya dönük mekanizmalar yok denecek kadar az. DTP kota uyguladı ve bunun olumlu sonuçları kısa sürede alındı. Parlamentoya girme ihtimali yüksek olan diğer partiler uygulamıyor kotayı. Ayrıca siyaset yapma tarzı da kadınların siyasetten uzak durmalarına yol açıyor. Çocuk bakmaları gereken saatlerde toplantılar yapılıyor, çocuklarını alıp bu toplantılara gitmeleri mümkün değil. Siyasi yaşam erkek egemen. Kadınların kendilerine alan açmaları hiç kolay değil. Bir kere kadınların deneyimleri değersiz sayılıyor. Söyledikleri, yaptıkları değersizleştiriliyor. Ne yazık ki, hala asıl yerleri ev, asıl görevleri de ev işi, […]

“Belgin Çelik olarak adaylığımı koydum”

Son günlerde gündemi en çok meşgul eden konu, hiç kuşkusuz 29 Martta yapılacak olan yerel seçimler. Seçim tarihi yaklaşırken, partilerin belirlediği belediye başkan adayları arasındaki rekabet de hızla artıyor. Yolsuzluk iddiaları, suçlamalar, sorulan hesaplar, seçim kampanyası adı altında yapılan bağışlar, yardımlar… Bunlara her gün bir yenisi eklenirken, sokakta da kafamızı çevirdiğimiz her yerde farklı adayların afişlerini görüyor, sloganlarını okuyoruz. Oturduğumuz mahallelerdeki muhtar adayları arasındaki yarış da, belediye başkan adaylarını aratmıyor. Her mahalleden birkaç muhtar adayının çıktığı bu seçim döneminde en dikkat çekici olanlaran biri kuşkusuz Beyoğlu Katip Mustafa Çelebi Mahallesi’ndeki yarış. Üç kişinin rekabetine konu olan mahalledeki adaylardan birisi adından sıkça söz ettiriyor: Belgin Çelik. Basının “transeksüel muhtar adayı” olarak dikkatini çektiği Çelik, cinsel kimliğine vurgu yapılmasından çok yapacağı işlerin anlatılmasını istiyor. Çünkü Çelik, Katip Çelebi Mahalesinin ilk kadın muhtar adayı. 53 yaşındaki Artvin doğumlu Çelik tam 30 yıldır Beyoğlu’nda yaşıyor. Transeksüel bir muhtar adayı olması insanların dikkatini çekse de o, “Ben belgin Çelik olarak adayım, bir transeksüel olarak değil” diyor ve yaptığı işlerden muhtarlık adaylığı serüvenine kadar olan hikayesini anlatıyor:Muhtar adayı olma fikri nasıl ortaya çıktı?Aslında hiç öyle bir düşüncem yoktu. Birgün, Amargi’ye gittim ve kadın arkadaşlarım “Belgin, neden muhtarlığa adaylığını koymuyorsun?” dediler. Aynı öneriyi Esmeray’a da götürmüşlerdi. Şoke olmuştum. Ayrıca bizim mahallenin çok iyi bir muhtarı vardı, cesaret edip onun karşısına çıkamazdım. Ancak o sonra vefat etti ve valilik onun yerine başkasını atadı. Bu yeni muhtarın 2007 yılında, kendi mahallesinin sınırları dışındaki bir sokakta yaşayan travesti ve transeksüellerin yaşadığı evleri bastığını duydum. Ayrıca Mor Çatı için “fuhuş yuvası” yakıştırması yapıyordu. Karşısına çıktım. Bana devlet tarafından atandığını, polise destek olabilmek için bunu yapabileceğini söyledi. Birinin bu muhtara dur demesi gerektiğini düşündüm ve adaylığımı koydum.Kadın ve transeksüel kimliğiniz dolayısıyla, yapacağınız çalışmalarda bu iki grup sizin için öncelik teşkil edecek mi?Eğer seçilirsem, “hiçbir ayrım gözetmeksizin” söz verdiğim tüm vaatleri yapmakla mükellefim. […]