HaberVs

HaberVs

“Şiddete meylimiz vallahi dertten”

Sinan Gülalsinangulal@medyakronik.com Eskiden İstanbul trafiğinde bol küfürlü biraz ileriye gitti mi yumruk yumruğa kavgalar yaşanırdı. Günümüzde bu kavgalarda yumruğun yerini çivili sopalar, zincir, demir borular, biber gazı spreyleri aldı. Otomobillerin koltuklarının altlarına “zulalanan” bu aletler, en ufak tartışmada hemen yerinden çıkıp önce muhatabı korkutmak, sonra da zarar vermek için kullanılıyor. “Bir kez biber gazı spreyi kullanmak zorunda kaldım” Trafikte yaşanan şiddet içerikli olayların erkekler kadar kadınlar da muhatabı olabiliyor. 10 yıllık sürücü Demet Ş. “Trafikte kadınlar kavga etmiyor çünkü erkeklerin ne kadar asabi olduğunu biliyor. Mümkün oldukça tartışmadan uzak duruyorum. Ama yine de kendimi korumak için çantamda biber gazı taşıyorum. Bugüne kadar bir defa kullanmak zorunda kaldım. Üsküdar’dan Beykoz’a giderken bir taksi beni otobüs ile kaldırım arasına sıkıştırdı. Otomobilimi durdurmak zorunda kaldım. Taksi şoförü de aracını durdurup bağırarak üstüme geldi. Cama vurmaya başladı, bende yüzüne biber gazı sıktım” diye anlatıyor yaşadıklarını… “Dayak da yedim dayak da attım!” İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde tahsilatçı olarak çalışan ve zamanının çoğunu trafikte geçiren Nuri C. ise özellikle yaz aylarında çok zorlandığını dile getiriyor. Kendisinin de asabi biri olduğunu kabul ediyor ama otomobil kullanmayı bilmeyenlerin olayı iki kat zor hale getirdiğini söylüyor. “Sinyal vermeden sağa sola dönenler, aniden duranlar insanı çileden çıkarıyor. En çok taksi ve minibüs şoförleriyle tartışıyorum. Dayak da yedim dayak da attım… Arabamda sopa da var levye de… Bu tür tartışmalarda en çok Almanya’dan getirttiğim polis copunu kullanıyorum. Yaptığım doğru değil ama kendimizi korumak için mecburuz” diyor.

Her şeyin bir tarihi var: Clapperboard

Övgü Akgürgenovgu@medyakronik.com Sinema endüstrisinde kamera arkasında kullanılan belki de en çekici tasarımlardan biri olan clapperboard’ların nasıl yaratıldığını, ilk kez ne zaman kullanıldığını biliyor muydunuz? İşte sinemaseverlerin merak ettiği sorunun cevabı… Clapperboard’un yaratıcısı Clapperboard, 1920’de Melbourne’daki Eftee Stüdyosu’nun prodüktörü Frank Thrinig tarafından tasarlandı. Daha sonra Leon Leon ve Matthew L. Davies tarafından geliştirilen clapperboard, çekim sonrasında görüntülerle ses kaydının senkronize bir şekilde montajlaşmasını sağlamak için üretilmeye başlandı. Türkçe karşılığı çekim tahtası olan clapperboard’un en önemli işlevlerinden biri de, üzerinde belirtilen çekim tarihi, bölümü ve sahnesi gibi detay bilgiler sayesinde çekimlerde oluşabilecek karışıklıkları engellemek. Üzerinde yönetmenin ve yapımcının isminin bulunduğu tahtalar da var. Clapperboard’u kim kullanır? Clapperboard’u sette clapper loader da denilen kameraman asistanı kullanılır. Tahta üzerindeki bilgileri ise senaryo denetimcisi yazar. Kamera kayda girmeden önce clapperboard odak noktasına tutulur. Aynı zamanda karaktere de yakın konumda olmalıdır. Tahtanın hareketi, kameranın kayda girmesi ve oyuncuların oyuna başlamaları için bir işarettir. Clapperboard’un çeşitleri Clapperboard’un Amerika ve Avrupa’da kullanılan iki farklı versiyonu mevcut. Amerikan versiyonu sahne numarası, çekim sayısı ve kamera açısı olmak üzere üç bölümden oluşuyor. Avrupalı sinemacıların kullandığı tahtalarda ise çekim sayısı ve sahne numarası gibi bilgiler yer alıyor. Ayrıca çekimde birden çok kamera varsa her kameraya bir harf verilir. Çekim yapan kamera hangisi ise clapperboard’un üzerine, kameraya verilen harf yazılır.

Beyoğlu’nda bir cam ustası

“Cam işçiliği sınır tanımaz. Bu iş bir gönül işidir. Severek yaparsan karşılığını alırsın.”Bu sözler bir cam ustasına ait. Emrah Evin, İstiklal Caddesi Örs Pasajı’ndaki küçük dükkânında ateş ile cam işleyen ve cama verebilecek her şekli üretebilen bir sanatçı. Siz onu izlediğinizde ortaya çıkacak şeyi merakla tahmin ederken, o ise beyninden o anda ne geçiyorsa cama yansıtıyor, hayallerini cama işliyor. Yaptığı şeylerin hiçbiri birbirine benzemiyor çünkü her defasında farklı hareketlerle farklı şekiller ortaya çıkabiliyor. Dedelerinden kalma bu mesleği hala devam ettiren Emrah, yaptığı işin hiçbir zaman bir doyum noktasının olmadığını şöyle açıklıyor: “Cam sınır tanımadıkça benim yaptığım işin bir sınırı olmaz. Camla uğraşmak, ona şekil vermek her an bana yeni şeyler katıyor. Ona ne kadar severek yaklaşırsam o kadar güzel şeyler ortaya çıkıyor. Ondaki özgürlük bana yansıdığı zaman bende sınır tanımıyorum…”Haber-Kamera: Selahattin Altunkılıç 

BM açlara yine hayal vaat etti

Nıvart Taşçınivartt@gmail.com Roma’da düzenlenen ve Birleşmiş Milletler üyesi 181 ülke temsilcisinin katıldığı Gıda Zirvesi dün (5 Haziran) sona erdi. Toplantılarda açlık ve gıda krizinin çözülebilmesi için tarım araştırmalarına ve verim artırıcı sistemleri hayata geçirecek yatırımlara ihtiyaç duyulduğunu savunan hükümet yetkilileri, zirve sonunda bütçelerinden ayıracakları payları açıkladı. Beş yıl içinde 1.5 milyar dolar tarım yatırımı yapacağı sözünü veren Fransa ve İslam Kalkınma Bankası bu listenin başını çekiyor. Ayrılan bütçeler, küçük üreticilerin tohum ve gübre gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmasını, tarımsal altyapı çalışmalarına ağırlık verilmesini, yüksek verim sağlayacak tohumlama sistemlerine geçilmesini ve hastalık, tarım zararlıları gibi doğal afetlerle mücadele edilmesini sağlayacak yatırımlara harcanacak. Diğer yandan, şimdiye kadar uygulanan tarım politikalarının masaya yatırılmadığından, çiftçilerin ve küçük üreticilerin karar alma süreçlerinden tamamen dışlandığından ve biyoyakıtlarla ilgili hiçbir bağlayıcı karar alınmadığından yakınan birçok sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcisi Roma Zirvesi’nde gelinen noktadan memnun değil. Roma Gıda Zirvesi’ni topa tutanların başında aynı tarihlerde çiftçi ve sivil örgütlenme liderlerini bir araya getiren alternatif Terra Preta zirvesi katılımcıları geliyor. Tarımsal ticaret kurallarının tarımsal ihracatı gerçekleştiren ülkeler tarafından belirlenmesine karşı çıkan STK temsilcileri, siyasi ve ekonomik elitlerin, dünya tarımını uluslararası şirketlerin denetimine sokmak için gıda ve iklim krizinden faydalandıklarını düşünüyor. STK’ler, forum sonunda yayınladıkları deklarasyonda, dünyanın en büyük gıda ve tohum kartelleri Monsanto ile Cargill şirketlerinin kar oranlarını sırasıyla yüzde 108 ve yüzde 86’ya, dünyanın en büyük gübre üreticisi Mosaic’in ise karını yüzde bin 134’e çıkardığını hatırlatarak, BM himayesinde Gıda Egemenliği Komisyonu adıyla yeni bir temsilciliğin kurulması çağrısında bulundular. Tüm dünyadan yüzlerce tarım kuruluşunun altına imza attığı bu çağrının temel dayanağını şu ifade özetliyor: “Yeryüzünü besleyen küçük ölçekli gıda üreticilerine saygı gösterilmesini ve destek verilmesini istiyoruz. Gıda ve iklim krizinin uzun vadeli, sürdürülebilir ve adil çözümü, ülkelerin ve toplulukların tarım politikalarına kendi koşullarına göre karar verdiği Gıda Egemenliği’dir.” Tarım alanları hala biyoyakıt üreticilerinin Tarım ve Gıda Örgütü Başkanı Jacques Diouf’un, […]

Dış basında türban kararı

Medyakronikinfo@medyakronik.comFinancial Times:“Türkiye’nin laik sistem dün sosyal olarak muhafazakar hükümete karşı önemli bir muharebe kazandı” diye yazdı. Kararın “Felç edici siyasi krizi uzatacağını savunan gazete, “Karar, geniş ve belirsiz etkileri nedeniyle finansal piyasalarda daha çok karmaşa yaratabilir” değerlendirmesini yaptı.New York Times: Kararla, Anayasa Mahkemesinin AKP’ye “incitici bir tokat” attığı belirtildi. Türkiye’nin siyasi sisteminin kuşaklardır darbelerle ve yargı kararlarıyla seçilmiş hükümetlerin işine karışan laik bir elit tarafından kontrol edildiğini kaydedilen haberde AKP’nin Türkiye tarihinde bu gücü kırmak için en ileriye gidebilen bir siyasi parti olduğu belirtildi. Washington Post: Haberde, “Türk mahkemesi üniversitelerde başörtüsünün laikliği çiğnediğine hükmetti. Karar, ülkenin İslami hükümeti ile laik kurumları arasındaki ayrılığı derinleştirdi” denildi.Die Zeit:Haberi, “Türk Anayasa Mahkemesi türban yasağını yeniden yürürlüğe soktu. Böylece iktidar partisi AKP’nin de kaderini tayin etti” şeklinde okurlarına duyurdu. The Guardian: Anayasa Mahkemesinin “siyasi olarak tartışmalı bir yasayı iptal ettiğine, AKP konusunda korkuların olduğuna dikkat çekerek, “Karar Türkiye’nin geleceği için önemli etkileri var” dedi. Gazete, kararın AKP için “terslik” oluşturduğunu da yazdı. BBC: “Bazılarınca, türban yasağı İslam’ı devlet etkinliklerinin haricinde tutmanın bir sembolü olarak laik devletin en temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Ordu, mahkemeler ve üniversitelerden oluşan laik kuruluşlar yasağın reforma uğramasına muhalefet ediyorlar” dedi. El Cezire:Kararın AKP hükümeti için “yenilgi” olduğu belirtilerek, “Bireysel haklarda sıkı bir düzenlemeye yol açan 1980 askeri darbesinden bu yana çoğunluğu Müslüman olan ama laik bir yapıya sahip Türkiye’de türban yasağını kaldırmak dini konularda yapılan en önemli hamlelerden biri” yorumu yapıldı. The Times: Mahkemenin kararını AKP için “tehdit” olarak yorumlarken, “AK Parti Türkiye’nin saygın kurucusu Mustafa Kemal Atatürk laik prensiplerine bağlı kaldığı konusundaki protestolara rağmen, gizli bir İslami gündeme sahip olduğu konusunda yönetici elit ve dine ihtiyatlı yaklaşan kentli halkın korkularını yatıştıramadı” dedi. Le Monde:Anayasa Mahkemesi’nin kararı için “Adalet ve Kalkınma Partisi için ciddi bir tersliktir” dedi. Gazete, “Anayasa Mahkemesi kararı, AKP için en kötü senaryo” ifadesini de kullandı. […]

“Meclis’in yasa değiştirme yetkisi ortadan kalktı”

Medyakronikinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde başörtüsü serbestisi getirecek anayasa değişikliğini iptal etmesi, siyasi ve hukuki açıdan tartışma yarattı. Bu karar uyarınca, TBMM’nin anayasa değişikliği yapma yetkisinin kalktığı yorumu yapıldı. Profesör Ergün Özbudun: “Anayasal ilkeler aşıldı” Çok tartışılacak bu iptal kararı Anayasa Mahkemesi üzerindeki tartışmalara yeni boyutlar katacaktır. Anayasa Mahkemesi, yasama organının değil kurucu organın yerine geçen bir karar aldı ve anayasal ilkelerini aştı. Onun kapsamadığı bir inceleme yaptı ve esas incelemesi yaptı. Şekil incelemesi değil apaçık bir esas incelemesidir. Anayasa Mahkemesi, anayasanın kendisine yasakladığı bir yetkiyi kullanmıştır, ancak yetki gaspı olarak ifade edebilirim. Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla yasama organının yerine geçmiştir. Bundan sonra Anayasa Mahkemesi onayı olmadan hiçbir anayasa değişikliği yapılamaz. 2. maddede sayılan cumhuriyetin nitelikleri yoruma açık ve o kadar geniş ki bunlarla ilişkisi kurulamayacak bir anayasa değişikliği tasavvur etmek güç. Her değişikliği bunlardan biriyle ilişki kurabilirsiniz. Bundan sonra TBMM’nin anayasayı değiştirme iktidarı yoktur, bu iktidar anayasa mahkemesine tevdi edilmiştir. Batı da bunun örneği var mı bilmiyorum, bilen varsa bize de göstersin memnun oluruz. Bugün bu kararı alanlar AKP hakkındaki kapatma davasında da karar verecek kişilerdir. Böylece nasıl bir fikri yapıya sahip oldukları ortaya çıkmıştır. Bu karardan sonra parti kapatma yönünde karar çıkarsa bu beni şaşırtmaz. Doçent Doktor Serap Yazıcı: “Yetki aşıldı” Anayasa Mahkemesi yetkisi olmayan bir alanda karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi ya iptal karar verebilir ya da iptalin reddi kararını verebilir. Ancak bugün kendi yetkisini aşarak başka bir karar vermiştir. Profesör Ersin Kalaycıoğlu: “Mahkeme siyasetin içinde” Anayasa Mahkemesi siyasetin içindedir. Anayasa Mahkemesi türbanı laiklikle kolay kolay ayrışmayacak bir hale getirmiştir. Siyasette çok derinlere inecek bir süreç başlamıştır. AİHM konuyla ilgili karar vermiştir. Ancak bu olay hukuken sona gelinmiş midir, bu konuda bir şey diyemem. Türbanın çözümü hukuki değildir. Bulunabilirse siyasi bir çözümdür. Ancak bugün gelinen noktada nasıl çözüm bulunacaktır bilinmez. Hukuki anlamdaki gelinen durum siyasi anlamda nasıl cereyan edecektir […]

“Velev ki”nin altı ayı

NTV Başbakan Tayyip Erdoğan, Ocak ayında gittiği İspanya’da, yabancı işadamı ve basın mensuplarının sorusu üzerine “Türban velev ki siyasi simge olsun, dünyanın hangi yerinde siyasi simge yasaklanmıştır” dedi. Türkiye’de geniş yankı uyandıran bu sözlere, MHP’nin anında “Yeni anayasa ile çözümü destekleriz” cevabı vermesiyle dönüşü olmayan bir yola girildi. MHP’nin sürpriz desteğini İspanya’da öğrenen Başbakan, Türkiye’ye dönerken şaşkınlığını “damdan düşerek bu alana geldikleri” ifadesiyle açık etti; ama “Yeni anayasayı beklemeye de gerek yok. Bir cümleyle çözeriz” iddiasıyla karşılık verdi. AKP ve MHP kurmayları, müzakereler sonunda “Konu, yükseköğretimde kanayan bir yaradır. İki parti tarafından da hak ve özgürlükler açısından değerlendirilmektedir” açıklamasıyla anlaşmayı kamuoyuna duyurdular.Başsavcıdan bildiriyle ‘kapatma’ uyarısı AKP ve MHP’li 348 milletvekilinin imzasıyla Meclis Başkanlığı’na sunulan teklif, Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10 ve “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddelerinde değişiklik öngörüyordu. Ayrıca YÖK Kanunu’nun Ek 17. maddesine “Hiç kimse başının örtülü olması sebebiyle yükseköğrenim hakkından yoksun bırakılamaz ve bu yönde uygulama ve düzenleme yapılamaz. Ancak başın örtülmesi, kişinin yüzü açık ve kimliğinin tanınmasına imkan verecek ve çene altından bağlanacak şekilde olması gerekir” ifadesi eklenecekti.İki partinin anlaşmasına ilk tepki Yargıtay Başsavcısı’ndan geldi. Bir bildiri yayınlayan Başsavcı, türban düzenlemesi Meclis’ten geçerse, AKP’ye kapatma davası açacağının da işaretini verdi. Ardından Danıştay Başkanlığı bir bildiri yayınlayarak “Simgeleri yasaklamak üniversitelerin hakkı” diyerek, rektörlere yol gösterdi.Çene altı bağlama: Fiyonk mu, iğne mi? Anayasa’daki türban serbestisinin, üniversitelerle sınırlı kalmayacağı, kamu görevlilerine de türban hakkı doğacağı tartışmalarıyla birlikte, “çene altı bağlama” modelleri tartışılma açıldı. Çene altında fiyonk mu yapılacak, yoksa iğneyle mi tutturulacak, önden mi yoksa arkadan mı bağlanacak soruları, modacılardan yasal tarife uygun model gösterileri başladı. Türban serbestisi konusunda bölünen hukukçular ve rektörler, çene aldı bağlama formülüne karşı ise “Üniversitelerin kapısında bir görevli duracak ve örtülerin nasıl bağlandığını mı kontrol edecek” diyerek birleştiler. Erdoğan’dan Meydan Larousse’a göre savunma AKP formülü “Anneanne modeli” olarak tanımlıyordu; muhalifler […]

“Cüppeli darbe”

Medyakronik/AA Anayasa Mahkemesi’nin, türban özgürlüğünü bir kez daha sona erdiren kararı Adalet ve Kalkınma Partisi ile Milliyetçi Hareket Partisi cephesinde sert tepkiye yol açarken, düzenlemenin iptali için başvuru yapan Cumhuriyet Halk Partisi ve Demekratik Sol Parti de ise memnuniyet gizlenmedi. Hükümet milletvekilleri “cüppeli darbe” yorumunu yaparken, MHP lideri Devlet Bahçeli “Milli vicdanı yaralayan siyasi bir karar” yorumunu yaptı. CHP ve DSP ise “gereksiz yere kutuplaşma yaratıldı” değerlendirmelerin de bulundu. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını Japonya’da öğrenen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Bu hukuki bir süreçtir, buna bir şey ilave etmek istemiyorum” dedi. AKP’liler hem temkinli hem öfkeli Anayasa Mahkemesi’nin kararını TBMM Kulisinde gazetecilerden öğrenen Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, “Değerlendirme yapmak için gerekçeli kararı görmemiz lazım” dedi. Gerekçeyi görmeden bir değerlendirme yapmak hukuken doğru olmayacağını belirten Çiçek, “Bu önemli bir karar. Hangi gerekçeyle bu sonuca varıldığını görmek lazım. Hukuken ve siyaseten değerlendirme yapmak için bu gereklidir” dedi.AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ise karara sert tepki göstererek, “Bu kadar siyasidir, Anayasa Mahkemesi, Anayasaya aykırı bir karar vermiştir. Milli iradeye, milli egemenlik ilkelerine de aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin kararı takdir hakkına ve yasama yetkisine müdahaledir” dedi. TBMM İdare Amiri ve AKP Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu ise “Hakim oligarşisi” diye değerlendirdiği iptal kararıyla ilgili, “Yok hükmünde bir karar. Anayasa Mahkemesi kararları bundan sonra halkoyuna sunulmalıdır” dedi. AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt da kararı. “Cübbeli darbe” diye niteledi. MHP: “Karar siyasi” MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararı “Milli vicdanı yaralayan siyasi bir karardır” diye nitelendirerek inanç temelinde bölünmeyi hızlandıracağını söyledi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Bal ise karara herkesin saygı duymak zorunda olduğunu belirterek, “Anayasa’nın 2’nci maddesi, Cumhuriyetin temel nitelikleri ile ilgili bir madde. Oysa değiştirilen anayasanın 10’ncu maddesi vatandaşların devlet hizmetlerinden yararlanmasıyla ilgili eşitliğe ve ayrımcılık yapılmamasına vurgu yapan bir düzenleme. Bu düzenlemenin cumhuriyetin temel nitelikleri ile ilgisi yok. 42’nci madde de […]

Türban değişikliğine Anayasa Mahkemesi’nden iptal

Medyakronik/AA Anayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. 11 üyeli Anayasa Mahkemesi’nin türbana ilişkin iptal kararında Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı dışındaki 9 üye iptal yönünde oy kullandı. Üniversitelerde türbanı serbest bırakan anayasa değişikliğinden sonra CHP ve DSP, 5735 sayılı “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un birinci ve ikinci maddelerinin iptali veya yok hükmünde olduklarına karar verilmesi ve dava sonuçlanıncaya kadar yürürlüklerinin durdurulması” istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açmıştı. İptal edilen düzenleme Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 6 aydır tartışılan konuyu bugün (5 Haziran) karara bağladı. Anayasa Mahkemesi, yaklaşık 6 saat süren toplantı sonrasında yazılı olarak duyurduğu kararında üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğini iptal edip, uygulamanın yürürlüğünü durdurdu. Mahkemeden yapılan yazılı açıklamada, “5735 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın bazı maddelerinde değişiklik yapılmasına dair kanunun birinci ve ikinci maddeleri, Anayasa’nın 2, 4, ve 148’inci maddeleri gözetilerek iptal edilmiştir ayrıca yürürlüğü de durdurulmuştur” denildi.Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği değişiklikle Anayasa’nın, “Kanun önünde eşitlik” başlıklı 10. maddesinin son fıkrasına, “… ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında” ibaresi eklenmişti. Bu değişiklikle madde, “Devlet organları ve idari makamları, bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadır” haline gelmişti. Anayasa’nın, “Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesine ise “Kanunda açıkça yazılı olmayan herhangi bir sebeple kimse yüksek öğrenim hakkını kullanmaktan mahrum edilemez. Bu hakkın kullanımının sınırları kanunla belirlenir” şeklinde yeni bir fıkra eklenmişti. Türbanın yolu yine kapandı Anayasa Mahkemesi’nin yazılı açıklamasında iptal kararının kaç üyenin oyuyla alındığına yer verilmese de kararın Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç ve üye Sacit Adalı dışındaki 9 üyenin iptal yönünde oy kullanmasıyla alındığı öğrenildi. Anayasa’nın 149. maddesinin birinci fıkrası anayasa değişikliklerinin iptaline karar verilebilmesi için beşte üç oy çokluğu aranacağını öngörüyor. Bu da en az 7 üyenin iptal yönünde oy kullanmasını […]

Türban kutuplaşması karar haberlerine de yansıdı

Anayasa Mahkemesi’nin Üniversitelere türban veya başörtüsü serbestliği getiren düzenlemesini iptal etti. İptal kararıyla birlikte kendini “türban yanlısı” ve “türban karşıtı” olarak konumlandıran gazetelerin internet sitelerine de başlık, haber ve yorumlar büyük bir hızla geldi. Türban tartışmalarında bir kutup oluşturan Hürriyet, Radikal, Vatan ve Milliyet gelişmeyi soğukkanlı ve yorumsuz olarak duyurmakla yetindiler. Bu gazeteler izleyen haberlerinde de dış basının yorumlarını “AKP’ye büyük darbe” türü başlıklarla duyurdular. Karşıt kutupta yer alan Zaman, Yeni Şafak, Vakit, Star ve Sabah gazeteleri içinde ise yalnızca Sabah olayı yorumsuz olarak okuyucularına duyurdu. “Türban muhalifi” gruba yakın bir tavırla olayı aktaran Sabah Gazetesi’ne karşılık bu gruptaki en radikal başlık Yeni Şafak Gazetesi’nin eski yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu’nun başında bulunduğu Star Gazetesi’nden geldi. “Anayasa Mahkemesi harakiri yaptı” başlığını atan Star’ın yanında Yeni Şafak ve Vakit de attıkları “Meclis iradesi yok sayıldı” başlıklarıyla dikkat çektiler. Türban konusunda basında şu ana kadar yaşanan kutuplaşmanın Anayasa Mahkemesi kararıyla sona ermediğini, bundan sonra da derinleşerek süreceğini tahmin etmek de pek zor değil. Tabii gerekçeli karar üzerine fırtına kopacağını tahmin etmek de… HürriyetTürban iptalAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. Karar 9 üyenin iptal 2 üyenin ise iptal edilmesin yönünde görüş bildirmesiyle alındı. RadikalAnayasa Mahkemesi: Türban düzenlemesi laikliğe aykırıAnayasa Mahkemesi, türban düzenlemesini esastan inceleyerek kararı açıkladı: Anayasa değişikliği yok hükmünde MilliyetAnayasa Mahkemesi türban düzenlemesini iptal ettiAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. VatanTürbana iptalAnayasa Mahkemesi üniversitede türbanı düzenlemesini iptal ettiAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin anayasa değişikliğini iptal etti ve yürürlüğünü durdurdu. VakitHukukçular ŞoktaMeclis iradesi yok sayılmıştırKarar hukukçuları şok ettiAnayasa Mahkemesi’nin yasaktan yana kararı ve TBMM iradesini yok sayması hukuk çevrelerinde de şok etkisine neden oldu. Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan hukukçular, “TBMM iradesi yok sayılmıştır” hükmüne vardı. ZamanCHP istedi, Mahkeme ‘Meclis iradesini’ iptal ettiAnayasa mahkemesi, başörtüsünün üniversitelerde […]

YouTube’a erişim yakında sağlanabilir

AA Atatürk’e hakaret içeren videolar yayınlandığı için, çeşitli mahkemelerce erişim yasağı konulan video paylaşım sitesi youtube yetkilileri bir açıklama yaparak, Türkiye’deki kullanıcıların erişimini sağlayabilmek için çalışmalar yaptıklarını duyurdu. Kapatma kararlarına neden olan videoların incelendiği belirtilen açıklamada, “Türkiye’de en kısa sürede erişimin tekrar sağlanmasını bekliyoruz. YouTube olarak Türk kanunlarına aykırı içeriğe ilişkin sorunları gidermek için işbirliğine hazırız” denildi. “Gerektiğinde video kaldırılabilir” YouTube’dan yapılan yazılı açıklamada, Türk kullanıcılarının sitenin kendilerine sunduğu servislere yoğun ilgi gösterdiği ve siteyi severek kullandıkları belirtilerek, YouTube olarak Türkiye’de yaşayan farklı kesimden birçok kişiye online dünyada eğlenceli ve bilgilendirici video tecrübesi yaşatmaktan son derece mutlu olunduğu ifade edildi. Açıklamada, “Türkiye’deki kullanıcıların YouTube’a erişimini sağlayabilmek için çalışmalar devam ediyor” denildi. Son kapatma kararına neden olan videoların incelediğini ve YouTube kullanım koşulları doğrultusunda gerekli aksiyonların alındığını, YouTube’a Türkiye’den kısa bir süre içerisinde erişimin tekrar sağlanmasının beklendiğini belirtilen açıklamada, internetin herkese kendini ifade etme ve sesini duyurma olanağı tanıdığı vurgulandı. Bireylerin web ortamında kendilerini ifade etme biçimlerinin bazı ülkelerin kültürel ve politik konulardaki hassasiyetlerine dokunduğuna dikkat çekilen açıklamada, “YouTube’da yer alan İngilizce, Türkçe ya da herhangi bir dilde yüklenmiş içeriğin büyük bir çoğunluğu YouTube’un kullanım koşullarına uygundur. Ancak bazen kullanım koşullarına aykırı içeriğe sahip videolar da YouTube’da yer alabilmektedir. Bu nedenle YouTube olarak kullanıcılarımıza kolaylıkla, kullanım şartlarımıza uygun olmadıklarını düşündükleri videolar konusunda uyarı mesajı göndermeleri imkanını sağlamakta ve sonrasında gerektiğinde videoyu yayından kaldırmaktayız” denildi. Uyarı mesajı gönderilebilecek Yetkililer, Türkiye’den kullanıcıların YouTube’a erişebilmeleri, uygunsuz içeriğe sahip olduklarını düşündükleri videolar konusunda uyarı mesajları göndererek, bu içeriğin hızlı bir şekilde çıkarılması konusunda yardımcı olmalarının site açısından büyük önem taşıdığını da belirtti. Ufak bir grubun yarattığı uygunsuz içeriğin, çoğunluğu oluşturan bir grubun YouTube kullanımını olumsuz etkilediğini belirten yetkililer, “Son bir yıldır, uygunsuz içeriğe sahip olan az sayıda video ile ilgili problemleri çözüme ulaştırmak, uyarı mesajları gönderilen videoların çıkarılması için Türk yetkililerle yakın bir şekilde çalışmaktayız. […]

Teknolojik ürünler V

Övgü AKGÜRGENovgu@medyakronik.com USB TV TV kartı olmayan bilgisayar kullanıcıları için tasarlanmış USB TV kartı ile hem TV izleyebilecek hem de beğendiğiniz görüntüleri USB kartın hafızasına aktarabileceksiniz. İster laptop’ınız da isterseniz de masaüstü bilgisayarınızda kullanabileceğiniz 4 GB’lık USB satışa sunulmayı bekliyor. En sıcak elbise kabini: Maytag drying cabinet Maytag tarafından tasarlanan ısıtıcılı elbise kabini sayesinde artık kıyafetleriniz ıslak kalmayacak. İsteğe göre farklı boyutlarda satışa çıkan elbise kabinlerinin fiyatı 1.100 dolardan başlıyor. http://www.maytag.co.uk/ProductPages/DryCab.aspx Sörf simülasyonu Sörfü evinize taşıyan bu simülasyon ile odanızda sörf yapmayı öğreneceksiniz. 16 bit görüntü kalitesine sahip ürün 49.95 dolardan satışa sunuldu. Kurmalı MP3 Player Trevor Bavlis tarafından tasarlanan bu cihaz, kurularak çalışan ve elektrik gücüne ihtiyaç duymayan ilk MP3 player olma özelliğine sahip. MP3 çalar bir dakika kurulduktan sonra 40 dakika video ve müzik oynatıyor. Fiyatı 149,99 Dolar.

Baştanbaşa Haliç

Ali Erişkinaeriskin@medyakronik.com İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi, Sanat Yönetimi ve Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümleri son sınıf öğrencilerinin mezuniyet projelerinin yer aldığı “Haliç Rehberi” adlı sergi, 30 Mayıs’ta Eyüp Belediyesi Nikâh Salonu’nda gerçekleştirilen Kent Konseyi toplantısından sonra Eyüp Belediye Başkanı Ahmet Genç ve Kaymakam Salih Karabulut’un tarafından açıldı. Öğrencilerin 8 aylık emeklerinin sergilendiği sergi, bir hafta boyunca izlenebilecek. Ayrıca Eyüp Belediyesi Nezih Eldem Şehir Müzesi’nin alt katında Eyüp oyuncakları ve Eyüple ilgili kitaplar yer alıyor. Zemine yapıştırılan bir kroki üzerinden belirlenen bir rotada, her nokta üzerinde sergilenen fotoğraflar ve açıklamalar eşliğinde izlenebilen sergi, bir anlamda tüm Haliç kıyısını bir odaya sığdırıyor. Öğrenciler, bu çalışmayı yapmak için santralistanbul Silahtarağa yerleşkesinden başlayarak iki kıyıyı kapı kapı dolaşıp bilgi topladılar. “Haliç Rehberi”nde yer almasını arzuladıkları her noktayı fotoğrafladılar. Eyüp Belediyesi Kültürevi Arşiv ve Kütüphanesi ile Osmanlı Bankası Arşivi’nin desteklediği projede, UNESCO Fener – Balat Yenileme Projesi ve Fatih Belediyesi’nin Yenileme Alanları gibi restorasyon ve yenileme projeleri yakından incelendi.Ayrıntılı bilgi için: http://map.bilgi.edu.tr/halicrehberi

Küresel ısınmanın sıradan gerçekleri

Nıvart Taşçınivartt@gmail.com National Geographic Society ve GlobeScan tarafından geçen mayısta yayınlanan, farklı ülkelerdeki tüketicilerin çevreye duyarlılıklarının belgelendiği uluslar arası ölçekli rapor, tüketici alışkanlıklarını asıl yönlendirenin ekolojik bilinçten çok ekonomik koşullar olduğunu gösteriyor. Greendax olarak adlandırılan araştırma dünya nüfusunun yüzde 55’ini temsil eden 14 ayrı ülkeden 14 bin katılımcı üzerinde gerçekleştirildi. 2007 yılındaki küresel enerji tüketiminin yüzde 75’i de araştırmaya dahil edilen Kanada, ABD, Meksika, Brezilya, İngiltere, Fransa, Almanya, İspanya, Macaristan, Rusya, Hindistan, Çin, Japonya ve Avustralya’da gerçekleşti.“Az gelişmiş”ler çevreye daha duyarlı Ülke sıralamalarının, katılımcıların tercih ettikleri ulaşım araçları, beslenme alışkanlıkları ve kullandıkları ev eşyaları üzerinden yapıldığı araştırmada Brezilyalılar ve Hindistanlılar çevreye en az zararlı alışkanlıklara sahip halklar olarak belirlendi. Araştırma özellikle gelişmekte olan ülkelerde, hükümetlerin ve şirketlerin çevre konusunda yeterli önlem almadığını düşünen halk, sorunları sahiplenme ve bireysel önlemler alma yoluna gittiğini ortaya koydu. Brezilya, Çin, Hindistan ve Meksika gibi gelişmekte olan ülkelerin vatandaşları çevre konusunda gelişmiş ülkelerin vatandaşlarından çok daha duyarlı davranıyor. Söz gelimi yaşam alanlarına enerji tasarrufu sağlayacak yeni sistemlerin yerleştirilmesi gibi değişikliklere daha açıklar. Raporda bu fark, çevre sorunlarına diğer ülkelerden daha fazla maruz kalıyor olmalarıyla açıklanıyor. Öte yandan Kuzey Amerika, Batı Avrupa ve Avustralya’daki tüketim alışkanlıklarının özendirilmesi, potansiyel bir çevre tehdidi olarak kenarda bekliyor. Nitekim “büyük bir eve sahip olmak en büyük amaçlarımdan biridir” sorusuna olumlu yanıt verenlerin başında Çinliler, Ruslar ve Hindistanlılar geliyor. Toplu taşıma aracı kullanımının yoğun olduğu Brezilya, Çin, Hindistan, Meksika ve Rusya’da, araç sahiplerindeki artış hem bu gizli tüketim eğiliminin, hem de lüks tüketimin önünü açan uygulamaların bir sonucu olarak kendini gösteriyor. Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri de bu noktada ortaya çıkıyor. ABD, Avrupa ve Japonyalı katılımcılar, düşük alım gücü ve işsizlik gibi ekonomiyle ilgili konuları ülkelerinin en büyük sorunu olarak tanımlarken, Brezilya, Hindistan, Meksika ve Rusya’da yanıtlar hükümetleri içeriyor. Çevre ve iklim değişimini birinci sıraya yerleştirenler, sıcaklık değişimlerinin daha hissedilir olduğu Avustralya […]

Festival bu kapağın altında

Mustafa Kulelimkuleli@medyakronik.com Bu yıl kapılarını 21-22 Haziran tarihlerinde santralistanbul’da açmaya hazırlanan Efes Pilsen One Love Festival, değişen konsepti ile herkese eğlence, dans, müzik dolu saatler yaşatacak. Gün boyunca keyifli vakit geçirmek isteyen festival katılımcılarını müzik dolu saatler dışında, eğlenceli aktiviteler ile değişik yemek seçenekleri bekliyor. Festival konukları, etkinlik alanında çeşitli oyunlar ve yarışmalarla eğlenirken, ünlü grupların performanslarını izleyerek müziğe ve dansa doyacaklar. Top cambazlarının, illüzyonistlerin, perküsyonistlerin, pandomim sanatçılarının, poi ve jonglörlerin gün boyunca gösteriler sergileyeceği Efes Pilsen One Love Festival, şenlik havasında geçecek.Bu yılki Efes Pilsen One Love Festival’de, festival sanatçıları, gün içerisinde alanda dolaşıp festivalcilerle birlikte etkinliklere katılacak ve festival eğlencesini sahnenin ötesine taşıyacaklar. Festivalde yine dünyaca ünlü gruplar ve Türkiye’nin seçkin müzisyenleri sahne alacak. Festivalin konukları arasında; dans müziğinin en iyi isimlerinden biri olan, sadece müzik alanında değil sanat camiası tarafından da ikon olarak kabul edilen, Moloko’nun solisti Roisin Murphy ve tüm dünyaya farklı kültürlerin ritimleri eşliğinde, benzer hisleri paylaşarak dans edilebileceğini kanıtlayan Gogol Bordello bulunuyor. Efes Pilsen One Love Festival, 21 Haziran Cumartesi günü dans pistlerinin aranan isimleriyle, 22 Haziran Pazar günü ise Gypsy müziğin ustalaşmış sanatçılarıyla festival müdavimlerini yemeğe, içmeye, müziğe ve dansa doyuracak. Biletler, Biletix ve Babylon Gişe’den temin edilebilir. Program 21 Haziran Cumartesi14:00 DJ Style-ist & Mabbas16:15 Kreş18:00 Bedük19:30 The Long Blondes21:15 Hot Chip23:45 Roisin Murphy 22 Haziran Pazar14:00 Kapı Açılış14:00 DJ Ahmet Musluoğlu15:45 Kolektif Istanbul16:15 Gevende17:15 Selim Sesler18:00 Baba Zula19:30 Miss Platnum21:15 Shantel& Bucovina Club Orcestar23:00 Gogol Bordello

İşkence protestosu da 301’lik oldu

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com İzmir’de, yaşları 18’den küçük 3 çocuğun gözaltına alınıp götürüldükleri Şehit Erdal Kılıç Polis Karakolu’nda işkence görmesini protesto eden bir basın açıklaması yapan Halkevleri üyeleri ile işkence mağduru çocuklara 301. madde ile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet etmek suçlarından soruşturma açıldı. Çocukların işkence mağduru olduğu Çiğli Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı karakol önünde 12 Mayıs günü yapılan ve 100’den fazla kişinin katıldığı basın açıklamasında, “Çeteler ve mafya sokaklarda rahatça dolaşırken en küçük toplumsal olaylara acımasızca saldıran polisin huzurun teminatı olduğuna kim inanır” denilerek karakolun kapatılması, sorumlu polislerin ve Çiğli Emniyet Müdürü’nün görevden alınıp cezalandırılması istenmişti. Çocuğa da işkence Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Çiğli Güzeltepe Mahalesi’nde 8 Mayıs’ta meydana gelen olayda 17 yaşındaki D.Ö. ile V.Ö. ve 15 yaşındaki K.K. saz kursundan çıkıp evlerine gittikleri sırada Şehit Erdal Kılıç Polis Karakolu’nun önünden geçerken polislerin iddiasına göre “yasadışı slogan attıkları” için dövülerek gözaltına alındı. 1 saatten fazla karakolda tutulan ve aileleri ya da avukatıyla bağlantı kurmalarına izin verilmeyen çocukların ifadelerine göre, kendilerine yangın tüpleri, cop ve silah dipçikleriyle kaba dayak atıldı. Aç susuz bırakılıp tuvalet ihtiyaçlarını giderilmesine izin verilmeyen çocuklar tecavüz tehdidi, başlarını duvara vurma, hayalarına tekme atma, ayakla boyunlarına basılarak nefesiz bırakma gibi işkencelere de maruz kaldı. İşkence sonrasında önce Çiğli Emniyet Müdürlüğü’ne, oradan Çocuk Polisi Şubesi’ne götürülen çocuklar birkaç saat sonra ise yasalara aykırı bir şekilde buradan alınarak Asayiş Şube Müdürlüğü’nün nezarethanesine konuldu. Gözaltında tutuldukları sırada çocuklar Egekent Devlet Hastanesi’ne götürülüp işkence izlerini geçirmek, şişlik ve morlukları azaltmak için tedavi edildi. Çocuklar, gözaltına alındıklarının ertesi günü 15:00 sıralarında, “Yasadışı slogan attıkları” iddiasıyla Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı’na çıkarıldı. Polisin iddiasına göre çocuklar karakolun önünden geçerken, “Ayaklar baş olsun polis defolsun”, “Faşist polis defol” diye slogan atmışlardı. İşkence tutanağa geçti Savcılıkta suçlamaları reddeden çocuklar, “Saz kursundan çıkıp evimize gidiyorduk. Bisikletli arkadaşımız 2 kez karakolun önündeki polisin çok yanından geçince bizi gözaltına aldılar. Önce […]

Başsavcılık, AKP kapatma davasına dair mütaalasını verdi

Anadolu Ajansı AKP’nin sunduğu ön savunmanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesinin ardından 1 ay içinde esas hakkındaki görüşünü sunması gereken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, yasal sürenin son gününde esas hakkındaki görüşünü yüksek mahkemeye bildirdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının esas hakkındaki görüşü AKP’ye gönderilecek, AKP de 1 ay içinde esas hakkındaki savunmasını yapacak. Daha sonra belirlenecek bir tarihte Yalçınkaya sözlü açıklama, AKP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün bu aşamalarda istenebilecek ek süre taleplerini Anayasa Mahkemesi değerlendirecek. En az 7 oy gerekli Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken, gerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı gerekse davalı AKP ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek. Raporun, Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesine dağıtılmasının ardından, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç toplantı günü belirleyecek. Üyeler, belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. AKP hakkındaki kapatma davasını 11 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi Heyeti karara bağlayacak. Asıl üyelerden herhangi birinin bulunmaması veya emekliye ayrılması durumunda 4 yedek üyeden en kıdemlileri heyete katılacak. Anayasa’ya göre bir siyasi partinin kapatılmasına karar verilebilmesi için nitelikli çoğunluğun oyu aranacak. Buna göre, kapatma kararı için Anayasa Mahkemesi’nin 11 asıl üyesinin en az 7’sinin oyu gerekecek.

Eşcinsellere örgütlenmek de yasak

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com İstanbul Valiliği’nin, “dernek tüzüğünün hukuka ve ahlaka aykırı” olduğu gerekçesiyle şikayetçi olması üzerine hakkında dava açılan Lambdaistanbul Derneği’nin kapatılmasına karar verildi. Derneğin avukatı Fırat Söyle kararı temyiz edeceklerini belirterek, “Devlet eşcinselliği yok sayıyor. Yargı Türkiye aleyhine karar verdi” dedi. Lezbiyen Gey Biseksüel Travesti Transseksüel (LGBTT) Dayanışma Derneği Lambdaistanbul hakkında açılan kapatma davasının 17 Nisan günü görülen duruşmasında sunulan bilirkişi raporunda ise “derneğin kapatılmasına yer yoktur” denilmişti. Uluslararası İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün, Türkiye’deki LGBTT kişilere ilişkin hazırlayıp geçen hafta basına açıkladığı raporunda da kapatma davası açılması eleştirilmişti. Sen misin örgütlenmek isteyen? 1993’ten beri faaliyet yürüten Lambdaistanbul’u kapatılmaya götüren süreç 2006 Mayıs’ında dernekleşme kararı almasıyla başladı. Grup, kendilerine isim olarak Yunanca L Harfi anlamına gelen ve aynı zamanda dünya tarihinde pek çok mücadelede eşcinsel özgürlüğü sembolü olarak kullanılan “lambda” ve İstanbul’un bir arada kullanıldığı Lambdaistanbul’u seçti ve başvuruyu yaptı. Ancak yapılan başvuruya, 14 Haziran 2006’da dernek tüzüğünde belirtilen amaçların hukuka ve genel ahlaka aykırı bulunduğu ve derneğin isminin de Türkçe olmadığı söylenerek “eksikliklerin” düzeltmesi uyarısında bulunuldu. Lambdaistanbul ise isimlerinin Türkçe karşılığını ve tüzük amaçlarının yasalara muhalefet etmediği bildiriminde bulundu. Bunun üzerine İstanbul Valiliği, 4721 Sayılı Kanun’un, “Hukuka ve ahlaka aykırı dernek kurulamaz” hükmünü düzenleyen 56. maddesi uyarınca, dernek tüzüğünün hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu iddia ederek kapatılması istemiyle savcılığa başvurdu. Valiliğin yaptığı başvuruyu inceleyen Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS), BM Medeni ve Siyasi Haklar Evrensel Bildirisi’nin 20/22 ile Anayasa’nın 33. maddelerine dayanarak derneğin örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirileceğini ve dava açılmasına yer olmadığına karar verdi. “Hiçbir özgürlük sınırsız olamaz…” Bunun üzerine valilik karara itiraz ederek konuyu üst mahkemeye taşıdı. İtirazı değerlendiren İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesi de, derneğin feshi konusunda dava açılmasına gerek olmadığına ilişkin verilen kararın kaldırılmasına karar vererek Lambdaİstanbul’un kapatılma davasının yolunu açmıştı. Mahkeme kararın gerekçesinde, özgürlüklerin koruma altına alındığını hatırlatılarak, “Ancak hiçbir özgürlüğün sınırsız […]

Türkiye’nin, insan hakları karnesi yine kırık

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) 2007 yılı hak ihlalleri raporu bugün (28 Mayıs Çarşamba) açıklandı. Raporda, “Artan siyasi belirsizlik ve askeri müdahalelerin ardından ülkede milliyetçi duygular ve şiddette artış görülmektedir” denilerek Dink cinayeti, Malatya katliamı, Festus Okey’in öldürülmesi, polis şiddeti, hak savunucularına baskılar, kadına yönelik şiddet ve cezasızlık konularında Türkiye eleştirildi. İfade özgürlüğünün kısıtlanmaya devam ettiği belirtilen raporda, “İşkence ve diğer kötü muamele iddiaları ile yasa uygulayıcıları tarafından aşırı güç kullanımı olayları da devam etmektedir. İnsan hakları ihlalleri için başlatılan kovuşturmalar etkisiz ve yetersiz kalmakta, adil yargılanmaya ilişkin kaygılar devam etmektedir. Mülteci ve sığınmacıların hakları ihlal edilmektedir. Aile içi şiddet mağdurlarına sığınma evleri temininde ise çok az bir ilerleme kaydedilmiştir” denildi. Raporun açıklanmasıyla ilgili Taksim Eresin Otel’de düzenlenen basın toplantısında geçen yıl tüm dünyada adaletsizlik eşitsizlik ve hak ihlallerine karşı cezasızlığın sürdüğünü belirten UAÖ avukatı Özlem Altıparmak, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 60. yılında tüm hükümetlerin geçmişte yaşanan ihlaller için özür dilemesini ve hakları hayata geçirmek için kararlılık göstermesini istedi. UAÖ temsilcilerinin Mayıs, Temmuz ve Eylül aylarında gerçekleştirdiği ziyaretler sonucunda hazırlanan raporda Hrant Dink’in 2007 Ocak ayında vurulmasının ardından Türkiye’de bir hoşgörüsüzlük atmosferinin egemen olduğu ve PKK ile yaşanan silahlı çatışmaların yeniden şiddetlenmesiyle insan hakları ihlallerinde de artış yaşandığı vurgulandı. Demokratik Toplum Partisi’ne kapatılma davası açıldığı belirtilen raporda sivillere yönelik bombalı saldırılarda çok sayıda kişinin öldüğüne yer verildi. İfade özgürlüğü hala sorun Düşünce ve ifade özgürlüğünün yasa ve uygulamalarla kısıtlanmaya devam ettiği vurgulanan raporda, “Avukatlar, gazeteciler, insan hakları savunucuları ve diğer gruplar taciz ve tehdit edilmekte, haksız kovuşturmalara ve fiziksel saldırılara maruz kalmaktadırlar. Ulusal ve uluslararası muhalefete rağmen, ‘Türklüğü aşağılama’ suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 301. Maddesi kapsamında açılan davaların sayısında artış görülmüştür” denildi. Türk Ceza Kanunu’nun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçunu düzenleyen 216. maddesinin de “keyfi” ve “aşırı kısıtlayıcı” biçimde uygulandığını anlatan raporda konuyla ilgili şu […]

Kulübün önüne geçtiysek hakkınızı helal edin

Beşiktaş camiasını sarsan, Çarşı Grubu’nun kendisini feshettiği haberi üzerine taraftarlardan Forzabeşiktaş sitesine çok sayıda tepki geldi. Kulüp içinde Çarşı Grubu’nun yönetime tepkisi ve yönetimin de Çarşı’dan hoşnutsuzluğu uzun süredir gündemdeydi. İşte Çarşı Grubu adına kendilerini feshettiklerini açıklayan Alen Markaryan’ın son yazılarından alıntılar… Hakkınızı helal edin (28 Mayıs 2008) Alen Markaryan(Markaryan’ın Çarşı’nın feshedildiğini duyuran yazısından) (…)Ve siz “karşı” olmak ne demektir bilir misiniz?Düşünün bakalımTam 1,5 saatiniz var.Mahallenin hep kötü çocuğuyduk.Hep içimizden, gönlümüzden birşeyler katmaya çalıştık.Ama yalnızca çalıştık.Zaman denilen amansız girdapla hep dalga geçtik.Zamanın tümünü Beşiktaş’la geçiren bu kitlenin ne yaptığını “zaman” bile anlayamazdı eminiz.İyi, kötü, güzel, çirkin, farklı, ayrıcalıklı, hit ve hep bir numara birçok imzamız oldu.Her şeyi Beşiktaş için yaptığımıza kalıbımızı basardık.Hala da basarız.Lakin bunları yaparken,galibasanırımzannediyorumve hissediyorum ki zarar veriyormuşuz.Şanlı, şerefli camiamızı rahatsız etmeye başladığımızı hissettik sanki. Biz fazlaysak, biz birilerinin adamıysak, biz Beşiktaşsız bir hayat yaşamaya başlamışsak ve biz zarar veriyorsak hemen gidebilirdik.Herşey Beşiktaş için değil miydi?Aslında herşey geçen sene “satılmış Çarşı” diye bağırıldığında başladı.Yazık kere yazıktı. Tam bırakıyorduk ki…24 Saat Beşiktaş’ı yaşarken Beşiktaşsızlık nasıl bir duyguydu ki?Ve biz nereye gidiyorduk?Dedik ki zamansız ayrılıkları sevmiyoruz, uygun zamanını bulalım öyle terkedelim diyarı.Ama baktık ki; hakaret almış başını gidiyor ve dayanılmaz bir ızdırap var içimizde ve biz kimin hakaret ettiğini bile göremiyoruz, masket takmış bir sürü insan atıp tutuyor…Sessizce ve kimsesizce ayrılmak geçti içimizden, hem bu limandan, hem bu can evimizden.Bu kararı verirken kaburgamızın tam ortasına saplanan bir hain hançeri sizle paylaşmak istiyorum:“Çarşı Beşiktaş’ın üstüne geçti”İşte bu halüsülasyon ve sınırı belli olmayan dedikodulardan dolayı…Beşiktaş neresiydi, Çarşı kimdi? Bu ne yaman çelişkiydi ki…Şanlı Beşiktaş olmasa Çarşı olurmuydu ki?Neyse…İnşallah geriye bayrağı göklerde, şerefi yedi düvelde bir tribün bırakıyoruz. Dinlenmek ve yapılacakları görmek bizim de hakkımız sanırım.Hakkımız geçtiyse size hakkınızı helal edin.Biz bizimkileri sizlere helal ediyoruz. ÇARŞIadına Alen Markaryan İstifa (13 Mayıs 2008) Alen Markaryan(…)Nedir bu Beşiktaş’ın içinde bulunduğu bölünmüşlük?Beşiktaş şahsi çıkarların, kişisel düşmanlıkların […]