Notes from a trip to Middle East (1)

Cristina Rotaru Visiting the Middle East requires a whole lot of determination and an open mind towards all sorts of unheard of things, from food to getting alternative transportation, but most of all it means leaving your pre-requisites back home and allowing yourself to be welcomed by the friendliest people you’ll ever meet. There are all sorts of definitions as to what the Middle East actually is, and even geographically speaking it is still not quite clear what belongs where and why. A quick glimpse into any travel guide will tell you that the Middle Eastern area includes everything from Turkey down to Egypt and further to the East, towards Iran and Iraq. Why is it then that coming back from Damascus to Istanbul gives you the feeling that you’re walking the catwalk of the most exclusive Western fashion city? There must surely be some other kind of classification other than the geographical one, and seeing one place in the Middle East doesn’t mean that you have seen them all. From a sociological point of view, observing people’s perception of themselves and, more importantly, of others, is quite an exhausting task. As a European woman coming from Istanbul, you’re bound to get all sorts of reactions, none of which are universally valid. First of all, being a woman in the Middle East automatically diminishes your authority in front of a crowd of male officials. Secondly, you have your obvious European appearance and accent, which distinguish your status from that of other women that might be present. On top of that add the simple fact that you are living in Istanbul and the result will obviously be an unpredictable situation.Upon entering Syria from Turkish lands, crossing the border of Reyhanli, you are better off expecting the unexpected. Being told that acquiring […]

Impressions from Diyarbakır, a wounded city of the East

Aslı TUNÇ While the country was totally immersed into a collective voyeurism craze with Baykal’s bedroom footage, I set out to Diyarbakır with a coterie of prominent Turkish journalists and scholars. We were invited by International Press Institute’s Turkish branch to talk about media, empathy and peace with local journalists. The main idea was to discuss how the mainstream media distort the Kurdish issue, how we can maintain empathy towards the Kurdish population and most importantly how we can listen to the problems of local journalists. It would be my first time to visit the “East.” “You will now see the Turkish reality with your own eyes” said my closest friend, “it was time, don’t you think?” she added with a sarcastic smile. I was not sure how much I could experience in such a short visit and under such a protected setting. However that proved to be the wrong. The plane landed in Diyarbakır airport at night and I started walking to the nearest light in the dark along with other passengers. My first encounter was an intoxicating smell in the air. It was a warm and welcoming spring night. The bus took us through the medieval city walls up to the hills near the bridge with ten arches on Tigris River. In the surreal atmosphere of distant rhythm of drums, tambur and sad lyrics of Kurdish songs, we have been warmly greeted by the mayor of the city, Osman Baydemir and other Kurdish politicians. A one-day seminar gave us the opportunity to discuss the problems of alternative press’s and Kurdish journalists’ problems. For instance an editor complained how they could not keep a subscribers’ list for security reasons or how journalists could not even carry a note pad let alone a camera that exposes their profession. Life was […]

Akdamar’a haç koyma izni

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ermeni Patrikhanesi’nin Van’ın Akdamar (Ahtamar) Adası’ndaki Surp Haç Kilisesi’ne haç asma talebinin Koruma Kurulu tarafından kabul edildiğini söyledi. Günay bu açıklamayı, kurulma çalışmaları devam eden Efes Vakfı’nın tanıtım etkinliği için geldiği İzmir’de, Atlas dergisine verdiği röportaj sırasında yaptı. Mülkiyeti Turizm ve Kültür Bakanlığı’na ait olan Surp Haç Kilisesi, restore edilerek Mart 2007’de müze vasfıyla açılmıştı. Ermeni Patrikhanesi’nin restorasyon sürecinde yaptığı, kiliseye çan ve haç yerleştirilmesi talebi reddedilmişti. Müzenin açılmasından tam iki yıl sonra Van Valiliği’nin talebiyle Akdamar’da yılda bir gün ayin düzenlenmesine izin verilmiş ve bu tarih, kilisenin kutsandığı 12 Eylül olarak duyurulmuştu. Ancak çan ve haç asılmasıyla ilgili bir gelişme olmamıştı.Ertuğrul Günay, Van Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun günlerde aldığı kararı şu sözlerle duyurdu:“Kurul kararı çıktı. Çok yeni bir haber. Hatta Van Valisi (Münir Karaloğlu) kararı kamuoyuna duyurmamı rica etti ama ben bu arada Yunanistan’a gittim. Yunan basınına söyledim. Türkiye’de ilk kez size söylüyorum. Haçın şekliyle ilgili bilimsel inceleme yapıldıktan sonra Eylül ayında yapılacak ayin öncesinde kiliseye asılacak. ” Hürriyet gazetesinden Sefa Kaplan’ın haberine göre Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob II’nin Surp Haç Kilisesi için yaptırdığı maden haç, izni olmadığı için müzede bekletiliyordu.

Okul bitti pasolar gelmedi

Okulların kapanmasına yaklaşık bir ay kalmasına rağmen 2009-2010 yılı pasoları bir türlü dağıtılamadı. Her yıl olduğu gibi 2010 yılı pasolarının harçları kasım ayında toplanıp ilgili kurumlar tarafından İ.E.T.T Genel Müdürlüğü’ne yatırıldı. Öğrenciler pasolarını beklerken mayıs ayı gelmesine rağmen ne pasolar geldi, ne yetkililerden bir açıklama… Ocak ayında verilmesi gereken pasoların gelmemesinin sebebi ise yeni “İstanbul Kart” olarak adlandırılan çipli kart sistemiyle çalışan cihazların henüz otobüslere takılamaması.. İ.E.T.T İşletmeleri Genel Müdürlüğü Basın Danışmanı Ömer Faruk Birpınar; entegrasyon ve kişiselleştirme çalışmaları içinde olduklarını ve yeni pasoların mayıs ayında dağıtılacağını söylüyor. Bu gecikme süreci içinde eski pasoların kullanılabildiğini vurgulayan Birpınar ilk defa pasoya başvuranlara ise 2009 yılına ait pasoları dağıttıklarını söylüyor. Yoğun bir çalışma içinde olduklarını belirten Birpınar, “Pasolarda problem var ama mağduriyet söz konusu değil” diyor. İndirimli karta, bindirimli harç İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğrenci Danışmanı Beyhan Sunal ise 2010 yılı için kurumsal paso başvurusunda bulunan öğrencilere herhangi bir paso gönderilmediğini belirtiyor “Geçen seneden pasosu olanlar kullanabiliyorlar fakat ilk defa paso için başvuran hazırlık öğrencileri maalesef beş aydır pasosuzlar” diyen Sunal, bir çok öğrencinin bireysel başvuruda bulunmak için öğrenci belgesi almaya geldiğini anlatıyor. Bunun nedeni ise Birpınar’ın sözünü ettiği yeni paso alacakların mağduriyetini önlemek amacıyla dağıtıkları geçmiş yılın pasolarının yalnızca bireysel başvurulara verilmesi. Sunal’ın açıklamasına göre, öğrenciler yeni paso çıkarma bedeli olan 5 lirayı kurumsal başvuruda ödediler, fakat pasolarının gelmemesi nedeniyle 5 lira daha ödeyerek bireysel başvuruda bulundular. Bir çok kişi bireysel başvurudan habersiz Ancak çift başvuru harcı yatıran öğrencilerin tek zararı 5 TL ile sınırlı değil. İ.E.T.T Genel Müdürlüğü’nün resmi sitesinde yapılan açıklamada, 2010 yılına ait bireysel başvuruların; iş yoğunluğu nedeniyle, ancak 1 Nisan 2010 tarihinden itibaren başlayacağı belirtilmişti. Bu tarih, kurumsal başvuru tarihinin bitiminden sonra başlıyor. Sonuç olarak bu sene yeni paso çıkarmak isteyenlerin bir çoğu bireysel başvurudan habersiz halen pasolarını beklerken bir bölümü ise çift harç yatırmasına rağmen dört ay […]

“Seri katil”e çevre ödülü

adresine 5 Haziran’a kadar gönderebilecekleri ve ad, soyad, ünvan, üniversite ve fakültelerini belirtecekleri e posta ile kampanyaya katılabilir. “Eroğlu doğanın seri katilidir” Güven Eken, Doğa Derneği Genel Müdürü “Bakan Eroğlu Türkiye doğasının tarih boyunca karşılaştığı en büyük yıkımı gerçekleştiren insandır. Bütün derelerimizi inşaat makinelerine açmış, çok sayıda gölün kurumasına neden olmuş, korunan alanları madencilere açmış, Anadolu kırsalını insansızlaştırmış ve ormanların yağmalanmasına sessiz kalmıştır. Eroğlu doğanın seri katilidir. Bir katile ödül vermek ancak yine katliamcıların işi olabilir. Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi zaten daha önceki yıllarda doğayı katleden başka insanlara ödül vererek gerçek niyetini ortaya koymuştur. Bu ödülle merkez, adının içinde geçen hiçbir kelimeyle uyumlu hareket etmeyen bir yapı olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu enstitüyü yönetenlerin Antalya çevresinde Bakan Eroğlu imzasıyla gerçekleştirilen dere katliamlarını yerinde görmelerini tavsiye ederim. O zaman yaptıkları hareketin ne kadar yüz kızartıcı olduğunu belki onlar da anlar.”

Bihter Behlül aşkı ne olacak?

Televizyon dizilerinin son furyasını romandan uyarlananlar oluşturuyor. Şimdiye kadar pek çok roman senaryolaştırılıp seyircilerin beğenisine sunuldu. Hatta son zamanlarda en çok konuşulan diziler de bu grubun içinde. Kimileri uyarlama dizilerle romanların katledildiğini düşünürken kimisi de bu diziler sayesinde edebiyat eserlerinin daha çok tanınacağını düşünüyor. Ancak kitapçılarda, “Aaa Aşk-ı Memnu’nun kitabı çıkmış” gibi cümleler kurulduğuna şahit olanlar da var. Öte yandan okuyup da sonunu bilenin dahi izlediği bu dizilerin rating uğruna uzatılmasının verdiği kabak tadı da cabası. Bir dönem kendisi de Bihter karakterini canlandırmış olan Müjde Ar, yaptığı televizyon porgramında, “Eğer dizi biraz daha uzarsa zavallı Bihter randevuevine düşecek” diyerek varolan durumu özetlemişti aslında.Bu değerli edebiyat eserleri, ortaya çıkan diziler ve oyunculuklarla internet sitelerinin de espri kaynağı olmaya devam ediyor. Aşk-ı Memnu’da Behlül’ün çığlık sahnesi üstüne eklenen sesler ve müziklerle hala internet ortamlarında binlerce kişinin eğlencesine yarıyor. Yaprak Dökümü’nün babası Ali Rıza Bey’in sürekli fenalaşmasına rağmen bir türlü ölememesi, Tahsin’in uzun bir süre bir türlü “siftah” yapamaması, eve gelenleri hep beraber karşılayan aile üyeleri gibi detaylar ise ekşisözlük’ten asparagas haber sitesi Zaytung’a kadar pek çok yerde espri malzemesi oldu. Televizyon ekranlarının fenomeni haline gelen Kurtlar Vadisi’nin hayranları ise dizileri hakkındaki “şiddete yöneltiyor” eleştirisine ise “Kurtlar Vadisi şiddete yöneltiyorsa, Aşk-ı Memnu da yengeye yöneltiyor” diye karşılık veriyor.Bunca hengame arasında kim haklı bilinmez ama bir süre daha fırtınası dinecek gibi görünmeyen bu uyarlama dizilerin her ne kadar kitapları okunmasa da rating rekorları kırdığı kesin. Habervs olarak izleyicinin merakını gidermek amacıyla, şu an hala gösterimde olan ve “sonları merakla beklenen” Halid Ziya Uşaklıgil’in Aşk-ı Memnu, Reşat Nuri Güntekin’in Yaprak Dökümü, Halide Edip Adıvar’ın Samanyolu ve Kalp Ağrısı ile Orhan Kemal’ın Hanımın Çifliği romanlarından uyarlanma dizilerin nasıl bittiğini “araştırdık”. Aşk-ı MemnuNihal: Behlül ve Bihter’in ilişkisini ikisinin konuşması sırasında duyduktan sonra baygınlık geçirir.Beşir: Nihal’e aşık olan ve onun üzüntüden hastalanıp yatağa düşmesine dayanamayan Beşir Behlül ve […]

Özelleştirmeye karşı işçi şirketleri

Turgut Özal’ın başbakanlığı döneminde, Türkiye’de özelleştirme henüz yeni tartışmaya açılmışken ve bazı ufak tefek özelleştirme girişimleri yaşanmışken, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Sertel, Haziran 1988’de Kanada’daki “International Development Re­search Center (IDRC) için “Yönetim ve Özelleştirme Alternatifi” başlıklı bir rapor hazırladı. İki yıllık bir çalışma sonucunda tamamlanan raporda SEKA’nın tüm fabrikalannın ve Sümerbank’ın Bakırköy fabrikasının özelleştirme koşullan incelenerek özelleştirme karşısında işçi şirketlerinin ciddi bir alternatif olarak düşünülebileceği vurgulanıyordu. Ekonomik Panorama Dergisi’nin 26 Ağustos 1988 tarihli sayısında bu raporu “Özelleştirmeye karşı işçi şirketi” başlığıyla haber haline getirirken Prof. Dr. Murat Sertel’le de bir söyleşi yapmış, Sertel’in işçi şirketleri ve işçi ortaklıkları konusundaki düşüncelerini okuyuculara aktarmaya çalışmıştım. 2003 yılında aramızdan ayrılan Prof. Dr. Murat Sertel’in adına İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde faaliyete geçen İleri İktisadi Araştırmalar Merkezi’nin açılışı vesilesiyle 1988’de yapılan söyleşinin tamamını yayınlıyoruz. KİT’lerin işçilere satılması. durumunda bu işletmeler için nasıl bir çalışma modeli öneriyorsunuz? Bu durumun pratikte sakıncaları neler olabilir?Sertel- Bir işçi şirketi, bir özyönetilen ortaklık nasıl işler? Sokaktan iki kişiyi çevirip bunlan bir işyerine ortak etsek başka da ortağı olmasa bu adamlar bu işyerini nasıl işletecek? Çıkarına göre işletecek. Burada işverenle, işi a!an arasındaki çıkar aynlığı yok. Oyle bir oyun ki bu, normal düzendeki işverenin menfaatleri, bazı üretim faktörlerini (emek dahil) çalıştırarak bunlara belli bir pay ödemek, geri kalanını da kendine ayırmak. Diğerleri ise kendi sattıkları faktörlerden en yüksek getiriyi sağlamaya çalışacaklar. Yani burada iki ayn menfatin çatışması söz konusu. Tam rekabet şartlan mevcut bir pazarda alıcılar ve satıcılar arasındaki çıkar çatışması piyasada optimal dengeyi ve kaynak dağılımını sağlayabilir. Ancak bu durum her zaman kendiliğinden olmaz. Bazen bu çıkar çatışması öyle bir durum yaratabilir ki, karşılıklı çatışan çıkarlar, aslında o işyerinde daha yüksek çıkar elde edebilecekken kilitlenebilirler. Bu durum işyerlerinde de mümkündür. Daha genel olarak diyebiliriz ki burada çıkarı çatışan iki grubun çalışmalannda hiçbir sihirli kanun ve keramet yok […]

Ekonominin deneyi, tasarımı olur mu?

İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde kurulan Prof. Dr. Murat Sertel İleri İktisadi Araştırmalar Merkezi (MSİİAM) bugün YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan’ın katılımıyla düzenlenen bir toplantıyla faaliyete geçti. Merkez, Türkiye’deki ilk ve tek deneysel iktisat laboratuvarı olan İstanbul Bilgi Ekonomi Laboratuvarı’nı da (BELİS) bünyesinde bulunduruyor. Toplantıda 2007 Nobel Ekonomi Ödülü’nün sahibi Prof. Dr. Eric Maskin, “Mekanizma Tasarımı: Sosyal Hedefler Nasıl Uygulanır” başlıklı bir konuşma yaptı. Toplantının ilk konuşmacısı, MSİİAM üyelerinden ve Review of Economic Design dergisi editörü Prof. Dr. Semih Koray, Prof. Murat Sertel’in ekonomi bilimine yaptığı katkılardan söz etti. Koray’ın ardından kürsüye gelen yine MSİİAM üyelerinden Barcelona Özerk Üniversitesi öğretim üyesi ve Experimental Economics dergisi editörü Prof. Dr. Jordi Brandts ekonomi araştırmaları içinde deneysel ekonomik araştırmaların yerini anlattı. İşçi girişimleri Rektör Prof. Dr. Halil Güven’in açılış konuşmasının ardından söz alan Prof. Murat Sertel’in çalışma arkadaşı Prof. Semih Koray, 2003 yılında geçirdiği kalp krizi sonucunda aramızdan ayrılan Sertel’in ekonomik denge kavramının içine sosyal sistemle ilgili dinamikleri katmaya yönelik uluslararası düzeyde çalışmalar yaptığını anlattı. Ekonomik-sosyal mekanizma tasarımı konusunda pek çok bilimsel yayını bulunan Prof. Sertel’in çalışmalarının merkezinde yer alan konulardan biri de endüstriyel demokrasi ve işçi girişim şirketleriydi. Semih Koray, Sertel’in bu konuyu mülkiyet haklarını yeniden tanımlayan bir yaklaşımla ele aldığını ve “işbirlikçi olmayan davranışların biraraya gelmesiyle işbirlikçi bir yapının kurulabileceğini” düşündüğünü söyledi. Deneysel ekonomi Toplantının Madrid’ten gelen konuşmacısı Jordi Brandts ise sosyal olayları anlayabilmek için “deney”in de kullanılması gereken araçlardan biri olduğunu ifade ederek ekonomik alanda da laboratuvar deneyleri, saha deneyleri ve doğal deneyler yapılabileceğini anlattı. Doğal deneylerin, göç, savaş, kriz veya doğal afet gibi beklenmedik olaylar sonucunda ortaya çıkan sonuçları gözlemlemekle mümkün olabileceğini söyleyen Brandts, laboratuvar deneylerinin ise kontrollü bir ortamda tekrarlanabilir sonuçlar ortaya çıkartabildiğini vurguladı. Saha deneylerinin de yalnızca gerçek piyasalar ve gerçek şirketlerle yapılabilmesi nedeniyle pek tekrarlanabilir olmadığına dikkat çeken Brandts’a göre özellikle piyasa analizleri ve mekanizma tasarımı konularında […]

CHP leader Baykal quits after bedroom video

News, Etc.Four days after a video showing him half naked in a bedroom with a woman was put on the internet, Deniz Baykal announced that he is stepping down as the leader of the main opposition Republican Peoples Party (CHP).The video was uploaded to a site operated by the fundamentalist Islamist newspaper Vakit after midnight while the parliament was holding the last round of voting on constitutional amendments. Baykal’s lawyers filed a complaint with the prosecutors in Ankara and a court banned the video.The revelation had further political overtones because the woman in the video was Nesrin Baytok, a long time personal secretary of Baykal and now a CHP deputy in the parliament. Both Baykal and Baytok are married with children.At a press conference at his party headquarters Baykal alleged that “such a plot cannot be staged outside the knowledge and the consent of those in power.”“I hope that all these events that we have been living through and my resignation would be the beginning of a new wake up call for Turkey,” Baykal added.CHP will be having its congress on May 22-23 when the party will have to elect a new leader. Party spokesman said Baykal told him that he would not be participating at the congress.The video that sent shock waves through Ankara’s political circles comes at a critical time when CHP was preparing to take the constitutional amendments approved by AKP votes in the legislative assembly to the Constitutional Court. If the Constitutional Court finds no violation of procedural principles during the debate and voting of the amendments in the parliament, the bill will be submitted to a national referendum in 60 days time.When the news of the video broke out, CHP deputies expressed their disbelief and claimed that it was probably a “doctored material” to discredit […]

Nihayet Mayfest

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğrenci Birliğii’nin organizasyonunda gerçekleşecek olan geleneksel bahar şenliği Mayfest bu Perşembe (13 Mayıs 2010) başlıyor. santralistanbul’da 13’ncüsü düzenlenecek olan Mayfest’te, öğrenciler ve katılımcıları 3 gün sürecek eğlenceli etkinlikler bekliyor. 15 Mayıs Cumartesi günü bitecek festivalin DJ Davy jones, Bohem, Mişa, Opal, Kadıköy Acil ve okul müzik gruplarının sahne alacağı ilk gün etkinlikleri ise ücretsiz. Herkesin katılımına açık olan festivalin sonraki günlerinde de Dolapdere Big Gang, Bedük, Pamela ve Emre Aydın ile çeşitli grup ve sanatçıların sahne alacağı etkinliklerin finali ise Sertab Erener konseri ile tamamlanacak.

Deniz Baykal istifa etti

Geçen haftanın son günü yaşanan Vakit Gazatesi’nin internet sitesinde yayınlanan ve Deniz Baykal ‘a ait olduğu öne sürülen görüntülerin ardından CHP ve Deniz Baykal sert tepki göstermişti. Cumartesi günü CHPden yapılan açıklamada şok bir iddia ortaya atılarak Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün CHP Genel Başkanı Baykal’a suikast organize ettiği iddia edilmişti. Bu gelişmelerin ardından CHP Genel Başkanı Deniz Baykal bugün yaptığı bakın toplantısında genel başkanlık görevinden istifa ettiğini açıkladı. Baykal, ortada kendisine ve partisine yönelik çok ciddi bir komplo bulunduğunu öne sürdü ve “Benim istifa etmem, bu komploya teslim olmam veya kaçmam anlamına gelmez. Tam tersine meydan okumaktır. Bu komplonun hedefi ben değil CHP’dir. CHP bu kirli tezgahlar karşısında yolunu seçmek zorundadır. Benim istifa etmem, siyaseti yeniden düzenlemek isteyenlere bir fırsat vereceği gibi CHP’nin de bu komployla hesaplaşması için fırsat sunacaktır.” dedi. CHP’nin 22—23 Mayıs’ta yapılacak büyük kurultaya kadar Baykal’ın yerine vekalet edecek isim olarak CHP Kocaeli Milletvekili Cevdet Selvi’nin adı geçiyor.

Sulukule için suç duyurusu

” haberinin görselleri de kanıt olarak sunuldu. Şöyle denildi: “06.05.2010 tarihinde Fatih Belediye Başkanlığı ve Toplu Konut İdaresi tarafından gerçekleştirilen “Temel Atma Töreni” sırasında gerek bölgede bulunanlar gerekse de basın mensupları tarafından kültürel mirasımızın önemli bir parçası olan İstanbul İli, Fatih ilçesi 2484 ada, 2489 ada, 2490 ada, 2492 ada, 2493 ada, 2492 ada, 2495 ada, 2497 ada, 2498 ada, 2499 ada, 2525 ada, 2524 adada bulunan arkelojik değeri bulunan materyallerin zarar gördüğüne tanık olmuşlar ve bu durum ekte sunulan fotoğraflarla belgelenmiştir.” Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, kameraların açık olmadığı bir anda, devam eden arkeolojik kazıyı “zulüm” olarak nitelemiş ve kazının yapıldığı alanda arkeolojik buluntuya ulaşılma ihtimalinin “sıfır” olduğunu söylemişti. HaberVs, Mustafa Demir’in alandan ayrılmasından sonra, inşaat demirleriyle gizlenmeye çalışılan buluntuları belgelemiş ve eserlerin, 18. yüzyılın ortasına tarihlenen Osmanlı su ishale hattı olduğunu öğrenmişti.

Söz konusu göbek olunca…

İstanbul halkı, Kabataş-Zeytinburnu tramvayını hınca hınç doldurdu. Halkı daha rahat ve daha çabuk Sultanahmet meydanına götürmek için Büyükşehir Belediyesi tramvayların sayısını da arttırdı, ancak bu bile yeterli olmadı. Ahırkapı’ya gitmeye çalışanlar tramvayları doldurdukları gibi sahil trafiğinin de kilitlenmesine sebep oldu. İnsanlar Sultanahmet Meydanı’nda toplanarak, Ahırkapı’ya doğru toplu gruplar halinde roman müzikleri ve şarkılarıyla yürüdüler. Çingenesinden, İngilizine, bebeğinden, gencine, yaşlısına kadar herkes festival alanındaydı. Kalabalık yolları ve tramvayı olduğu gibi festival alanını da kilitlemişti, alanda hareket etmek, bir yerden bir yere gitmek oldukça zordu. Kamerasını ve fotoğraf makinesini alan herkes unutulmaz görüntüler çekti. Yabancı turistlerin festivale ilgisi de had safhadaydı. Festivale katılan herkes gibi, onlar da hazırlanan yerlere dileklerini bağlamayı ihmal etmediler.Herkes roman kılığına büründü Elinde tefi, saçında çiçeği, ayağında eteği, ağzında sakızı, dudağında kırmızı ruju, yanağında kalemle boyanmış beni, tam takım giyinmişti genç kızlar. Davulcu, zurnacı çaldı genç kızlar roman havası ile eğlendi. Yemeniler yok sattı. Festival alanında onlarca davulcu, zurnacı, klarnetçi vardı. Her gruba yetecek kadar. En çok roman dansı oynayan da erkekler oldu. Herkes birlikte eğlendi. Her kesimden insan görmek mümkündü. Yerlerde oturmuş farklı farklı genç gruplar, aralarında elinde tefi, darbukasıyla dolaşan insanlar, yürüdükçe değişen müik sesleri. Ahırkapı’ya herkes Hıdrellez için gelmişti, ama herkes kendi havasında, kendi tarzında eğleniyordu. Böyle bir insan mozaiginin beraber olup eğlenmesi belki de bu şenliğin en güzel kısmıydı. Göbek atmak, halay çekmek, oynamak işin içine girdi mi sınıf ayrımı diye bir şey kalmıyor çünkü… Dilekler dilendi Ahırkapı Parkı, rengarenk dilek ağaçları, hatıra fotoğrafları çektireceğiniz panolar, dileğiniz ne kadar süre içerisinde olacağını gösteren tahta panolarla dolup taştı. Pek çok üniversitenin hazırladığı değişik fal oyunları, sizi Monalisa’nın kucağına konulmuş bebek, Marilyn Monroe, çingene ve hatta Picasso’nun bir tablosunun karesi yapacak şekilde yapılmış değişik maketlerin önünde fotoğraf çektirme kuyrukları oluştu. İlginç bir sahne de panoda yer alan iki kadın çingenenin kafasındaki boşluğa fotoğraf çektirmek için suratını […]

Parliament passes AKP’s Constitutional amendments but not without a hitch

News, Etc. Turkish National Assembly passed the constitutional amendments package in the early hours of Friday with 336 votes after a three-week tumultuous marathon debate that witnessed deputies coming to fisticuffs with each other and sent it to President Abdullah Gul for ratification to be submitted to a national referendum later this year. According to the Turkish Constitution, amendments to the basic law that is passed by the legislative assembly with a three fifths majority should be submitted to a plebiscite while two thirds majority is sufficient for such constitutional legislation to go into force automatically. The constitutional amendments drafted by the ruling Justice and Development Party (AKP) did suffer a setback earlier in the week when some 8 to 10 defectors from the ruling party rejected Article 8 that was supposed to give the final say in party closure trials at the Constitutional Court to the Parliament. The article received only 227 votes, 3 short of the necessary 330 resulting in dropping the measure from the package. AKP deputies who rejected Article 8 sent shock waves through the ranks of the ruling party but Prime Minister Tayyip Erdogan seemingly controlling his usual wrath said, “The deputies used their right to express their free will.” However, he blamed the pro-Kurdish Peace and Democracy (BDP) for not participating in the vote. The predecessor of BDP, Democratic Society Party (DTP) was shut down by the Constitutional Court last year on charges of violating the unity and integrity of the nation. AKP deputies including the former Industry Minister Kursad Tuzmen attacked Faruk Koca, another AKP deputy close to Erdogan who was seen in the lobby drawing up a list of possible defectors. CHP taking the package to the Constitutional Court Immediately after the Parliament passed the amendments, the main opposition Republican Peoples Party […]

İlk tepki öğrenciden

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yine bir ilk yaşandı. Öğrenciler, üniversitenin ahşap atölyesinde görevli Kadir Karabulak, Bülent Karaçeper ve Rıza Karaçeper’in işten çıkartılması üzerine öğlen saatlerinde Santral yerleşkesinde eylem gerçekleştirdi. Bilgi Üniversitesi çalışanları, geçtiğimiz aylarda Türkiye’deki vakıf üniversitelerinde bir ilke imza atarak sendikal örgütlenme yolunda önemli adımlar atmıştı. Eylemi gerçekleştiren öğrenciler bugün yaşanan işten çıkarmaların, üç çalışanın da sendikaya üye olması nedeniyle yapıldığını dile getiriyordu. Bu nedenle rektörlük binası önünde oturarak Rektör Halil Güven’le görüşmek istediler. Öğrenci Dekanı Şerafettin Düztepe, öğrencilerin belirleyeceği iki temsilcinin rektörle görüşebileceği bilgisini verdi. Yaklaşık 40 kadar öğrenci rektörlüğe toplu halde girme isteğinde ısrarcı olduğu için görüşme gerçekleşmedi. Üniversite yönetimi, konuyla ilgili bir açıklama bulunmadı. HaberVsmuhabirleri, konu hakkında bilgi alabilmek üzere üniversite yönetimine sözlü başvurdu. Ancak Rektör Halil Güven’in toplantıda olduğu cevabını alan muhabirlerin de, birinci ağızdan bilgi edinme şansı olmadı. Öğrencilerle görüşen bazı görevliler ahşap atölyesindeki işten çıkarmanın sendikalaşmayla değil, bu bölümün kâr etmemesine bağlı olduğunu söylese de, öğrenciler bu olayı üniversite yönetiminin sendikalaşmaya engel olma çabası olarak yorumluyor. Sendikalı sayısının çoğunluğa ulaşmaması için üniversite yönetiminin sendikalı işçi sayısını azaltmaya çalıştığını savunan öğrenciler, çıkarılan çalışanlar hepsinin sendikaya üye olduğunu belirtiyor. İki defa denediler Eyleme, kantinde düdük, ıslık ve içlerine taş koyduları pet şişeleri sallayarak başlayan eylemciler, rektörlük binasının önünde “Sendika artık engellenemez”, “Şirket değil üniversite” gibi sloganlar attılar ve rektörlüğün önüne bozuk para fırlattılar. Rektörün dışarı çıkmaması üzerine, “Öğrenciler, burada rektör nerede?” diye slogan atarak tekrar kantine döndüler ve sloganlar, düdükler eşliğinde halay çektiler. Eylemcilerden biri, “Atılan işçilerin hakkını korumak için buradayız. Şirket mantığını engellemeye çalışıyoruz” derken bir başka eylemci, atılan üç kişinin kişisel nedenlerle değil, sendikal örgütlenme nedeniyle işten çıkartılmasının dikkat çekici olduğunu vurguladı. Santralistanbul yerleşkesinde eğitim binalarını dolaşan öğrenciler E-1 binasının içine girerek eylemlerini sürdürürken binada ders yapan öğrenciler de sınıflardan çıkarak eylemcilere destek verdi. Daha sonra E-2 binasında aynı eylemi tekrarlayan eylemciler E-3 binasının […]

Çünkü İstanbul’da tiyatro şart!

İstiklal Caddesi dün, 16 ülkenin genç tiyatrocularının işgali altındaydı. Avrupa Üniversiteleri Tiyatro Şenliği için İstanbul’da bir araya gelen yüzlerce genç, Atlas Pasajı’nın önünde başlayıp Tünel Meydanı’nda sona eren müzikli, danslı bir yürüyüşle şenliğin resmi açılışını yaptı. 16 Mayıs’a kadar devam edecek bu festivalde 51 oyun, Devlet Tiyatroları salonları, Nişantaşı Rüştü Uzel Lisesi ve garajistanbul’da ücretsiz izlenebilecek. 2008’de İstanbul, 2009’da Türkiye üniversiteleri arasında düzenlenen Tiyatro Şenliği, bu yıl Türkiye’den 36, Avrupa’dan 14 ve Japonya’dan bir üniversitenin tiyatro topluluklarının katılımıyla uluslararası nitelik kazandı. Japon tiyatro grubu Kaki-Kuu-Kyaku, 2010’un Türkiye’de Japon Yılı olması nedeniyle davet edildi. Koordinasyonunu İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetmenliği’nin üstlendiği şenlikte oyunların yanı sıra, bir sempozyum ve 15 atölye çalışması da gerçekleştirilecek. Dün saat 16:00’da Atlas Pasajı önünde toplanan genç tiyatrocular, yürüyüşlerine Kent Orkestrası Bandosu’nun müziği eşliğinde başladı. Erol Günaydın, Müjdat Gezen, Haluk Bilginer, Gazanfer Özcan, Adile Naşit gibi Türkiye tiyatrosunun ölmez isimlerinin maskelerini takan gençler taşıdıkları “tiyatro şart”, “inadına tiyatro” ve “barış içinde hayat” gibi dövizlere, aynı içerikteki sloganlarla eşlik ettiler. Kortej Tünel’e vardığında, meydanda onları bekleyen Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümünün “Post-Modern Orta Oyunu” isimli performansı sergiledi. Performansın sonunda şişirdikleri balonların üzerine sorular yazan oyuncular, bu balonları izleyicilere dağıtarak yine yazılı olarak cevaplamalarını istediler. Gösterinin sonunda, izleyicilerin cevapları yüksek sesle okundu ve balonlar, meydanda gerili iplere asıldı. Festival Programı3 Mayıs Pazartesi İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgi Sahnesi “DEDİLER…’’ Yer: Devlet Tiyatroları (DT) ÜSKÜDAR STÜDYO Saat: 17.30 Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tiyatro Topluluğu “BİR CEZA AVUKATININ ANILARI’’ Yer: DT CEVAHİR 2 Saat: 17.30 National Technical University of Athens (NTUA) Theatre Team (YUNANİSTAN) “CLOSER’’ Yer: DT KÜÇÜK SAHNE Saat: 20.004 Mayıs Salı Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Tiyatro-Oyunculuk Anasanat Dalı ‘ “KUVAYİ MİLLİYE’’ Yer: DT CEVAHİR 2 Saat: 17.30 University of Ljubljana Academy of Theatre, Radio, Film and […]