Etiket habervs

Yeniden Kurulan Yaşamlar ve Mor Mühürler

Yeniden Kurulan Yaşamlar Müfide Pekin, Yeniden Kurulan Yaşamlar 1923 Türk-YunanZorunlu Nüfus Mübadelesi, İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, 2005 Osmanlı döneminde bilindik bir politikanın sonucu olarak, yüzyıllar boyunca, kazanılan yeni topraklardaki halkların, imparatorluk ve Müslüman kültürle entegrasyonu amacıyla, insanlar Anadolu’nun birçok yerinden büyük gruplar halinde düzenli olarak göç ettirildi. Bu göçlere sürgünler dahil değil. Osmanlı’nın Balkanlar’daki topraklarının hakimiyetini sağlamlaştırmak ve merkezi güce ait kültürle yeni topraklardaki halkın birlikteliğinin sağlanması için Anadolu’nun birçok yerinden Balkanlar’a göç ettirdiği halk, çok değil, birkaç kuşak sonra, Cumhuriyet döneminde yine aynı sebeplerden dolayı geri çağrılıyordu. 9 Eylül 1922’de Kurtuluş Savaşı İzmir kıyılarında fiilen bitip 6 Ekim’de işgal orduları İstanbul’dan çekildiğinde, sıcak savaş bitmişti ve fakat sıcak savaş yerini Yunan ve Türk hükümetleri arasında uzun yıllar sürecek siyasal bir savaşa bırakmıştı. Bu siyasal savaşın da bir sonucu olarak 30 0cak 1930’da Yunanistan’la imzanan 19 maddelik mübadele protokolünün ardından yaklaşık iki milyon kişi yer değiştirdi. 7-8 Kasım 2003’te Lozan Mübadilleri Vakfı ve AEGEE Ankara Sensiyon ortaklığıyla “Türk-Yunan Sivil Diyaloğu” programı çerçevesinde “Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve protokol”ün 80. yılı dolayısıyla iki günlük bir sempozyum düzenlendi. Sempozyum notlarının Müfide Pekin’in derlemeleriyle yayımlanabilir hale gelmesiyle birlikte, sempozyumun adı kitabın da adına dönüştü: Yeniden Kurulan Yaşamlar. Mor Mühürler Oya Baydar, Madrit’te Ölmek /Mirina Li Madrîdê, çev. Dilawer Zeraq, Lis yayınları, 2007 – Jaklin Çelik, İstasyonda Başladı Hayat/Jîyanê Li İstasyonê Dest Pê Kir, çev. Dilawer Zeraq, Lis yayınları, 2007 – Leyla Erbil, Üç Başlı Ejderha/Ejdehayê Sêserî, çev. Dilawer Zeraq, Lis yayınları, 2007 – Müge İplikçi, Yeni Kent Dedikoduları/Gelaciyên Bejarê Nû çev. Dilawer Zeraq, Lis yayınları, 2007. Sema Kaygusuz, Üşüyen/Efsirî, Dilawer Zeraq. Çev. Lal Laleş, Lis yayınları, 2007. Dünya siyasi anlayışı, geldiği nokta itibariyle gündelik hayatta yer edinen her objeye ve her ifade biçimine ‘kullanma zamanı’ geldiğinde siyasi bir anlam yükleyebiliyor. Türkçe dışındaki dillerin kullanımının, kıyafetlerden başlayıp selam verme şekline […]

Olağanüstü Hal ve Hukukun Antropolojik İşlevi

Giorgio Agamben, Olağanüstü Hal, Çeviren: Kemal Atakay, İstanbul: Varlık Yayınları, 2008. Agamben’in daha önce İstisna Hali başlığıyla Otonom Yayınları’ndan çıkmış olan kitabı bu kez Varlık Yayınları tarafından Olağanüstü Hal başlığıyla yayınlandı. Çevirisinde herhangi bir değişiklik olmayan bu kitap, Agamben’in son dönem siyaset felsefesi tartışmalarına damgasını vurmuş olağanüstü hal/istisna hali kavramsallaştırmasının kısa ama yoğun risalesi. Modern siyasetin kriz anlarında hukuku askıya alarak siyasetin de alanını ortadan kaldırması durumunu ifade eden istisna hali mefhumu hukuk ile siyasal yaşam arasında bir belirsizlik mıntıkası meydana getiriyor. İşte bu belirsizlik mıntıkası böyle bir sahada karar merciinin meşruiyetini nereden aldığı sorusunu beraberinde getiriyor. Bu eksende modern zamanlarda siyasal olarak hareket etmenin ne anlama geldiği sorusunun modern siyasal düzeni kavramak bakımından kilit soru olduğunu savunuyor Agamben. Nazi rejiminin hukukçusu olarak tanınan Carl Schmitt ve Walter Benjamin’in modern hukuk düzenine yönelik eleştiri ve yaklaşımlarından ilham alan Agamben, siyaseti, onu hukuksal müzakereye indirgeyen modern yaklaşıma alternatif olarak, sahih bir yaşama etkinliği haline getirmenin yol yordamlarını araştırıyor bu kitapta. Alain Supiot, Homo Juridicus, Hukukun Antropolojik İşlevi Üzerine Deneme, Çeviren: Bige Açımuz Ünal, Ankara: Dost Kitabevi Yayınları, 2008. Modern zamanların temel yönetim tekniği, yığınları sevk ve idarenin seküler membaı olan hukukun, şimdiki niteliklerinin yol açtığı arızalara dikkat çeken çalışmalar son yıllarda bir hayli arttı. Adaletin tesisinin artık hesaplanabilir birtakım rasyonel süreçler ve tekniklere indirgendiği modern hukuk düşüncesi, kaynağındaki mistik ve antropolojik işlevden bilimsellik uğruna kendini alabildiğine arındırmaya çabalıyor. Böylelikle hukuk, ortak yaşam idealinin cisimlendiği bir kurallar manzumesi olmaktan çıkıp, birbirinden kopuk modern bireylerin haklarının tedrici bir biçimde evrenselleştirilmesine çabalayan teknik bir uğraşı haline geldi. Alan Supiot’un bu çalışması hukuk düşüncesinin kaynağındaki mistik ve antropolojik işlevin yeniden kazandırılmasının insanlığın ortak yaşam ideali açısından hayatiyet arzettiğini ve bunun başarılamaması durumunda radikal bireyciliğin pençesinde bir yönetim teknolojisi olarak hukukun barbarlığa, Batı köktenciliğine ve medeniyetler çatışmasına giden kapıyı ardına kadar aralayacağına dikkat çekiyor. Kitap, yasağın […]

Heavy Metal’in Tanrıları İstanbul’da

Semih Sakasemihsaka@gmail.com 1970’te kurulan ve Rock’n Roll’dan Heavy Metal’e uzanan hayatı boyunca giderek sertleşen Judas Priest, “Heavy Metal’in Tanrıları” sıfatını 1990’da çıkardığı “Painkiller” albümündeki “Metal Gods” isimli şarkıdan alıyor. İlk kez Türkiye’ye gelecek olan Judas Priest, 17 Haziran 2008’de çıkardığı “Nostradamus” albümünün turnesinde olduğu da hesaba katılırsa, Heavy Metalcilerde heyecan dalgasına yol açtı. Çocukluk arkadaşı olan K.K. Downing ve Ian Hill tarafından kurulan Judas Priest, adını Bob Dylan’ın “The Ballad of Frankie Lee and Judas Priest” adlı şarkısından alıyor. İlk yıllarda kadrosunda birçok değişiklik olan grup, zorluklar ve parasızlıkla boğuşarak albümler çıkartmaya devam ediyor. 1977’de çıkardıkları “Sin After Sin” ile müzik listelerini zorlamaya başlayan JP, o günden beri ne yayınlarsa yayınlasın dünya müzik listelerinin başında. Ve toplam 35 milyondan fazla albüm satabilmiş nadir gruplardan biri. Bugün Heavy Metal’le uğraşıp da Judas Priest’ten etkilenmeyen bir grup yok gibi. Death, Helloween, Testament, Fates Warning, Mercyful Fate, Strapping Young Lad, Nevermore, Overkill, Kreator, Iced Earth, Blind Guardian, Annihilator, Witchery, Therion, Skid Row gibi daha onlarca büyük grup Judas Priest’e adanmış şarkılar ve cover’lar yaptı. Yine kendilerine adanmış onlarca albüm ve sadece onların şarkılarını yorumlamak için kurulmuş onlarca grup var. Nihayet Judas Priest, Radyo Eksen ve BKM’nin ortak organizasyonuyla 13 Temmuz’da Boğaz’da sahne alacak. Tabii kendilerini dinlemeye giden yüzlerce Heavy Metal sever de orada olacak. Her zaman sert kalmış ve sonsuza dek öyle kalacak bir grup Judas Priest. Yaşları 60’lara dayanmış koca koca adamlardan bahsediyoruz… Kimler geldi, kimler geçti Vokalde Alan Atkins ve davulda John Ellis’ten oluşan kadrosuyla birçok konser verdi. 1971’de John Ellis’in gruptan ayrılışıyla yerine Chris Campbell geldi. 1972’yi yollarda geçiren grup, 1973’te Alan Atkins’in ve Steve Campbell’in ayrılışını vokalde Rob Halford ve davulda John Hinch ile doldurdu. Bu kadroyla ilk albümleri “Rocka Rolla”yı 1974’te çıkardılar. Bu arada gruba gitarda Glenn Tipton katıldı. 1975’te Hinch’in yerine Alan Moore geldi ve grup bu […]

Ergenekon’da tutuklananlar ve salıverilenler

Emniyetteki sorgularının ardından İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen emekli Orgeneral Şener Eruygur ve emekli Orgeneral Hurşit Tolon tutuklandı. 3 günlük gözaltı süreleri dün sabah savcılıkta sorguları sürerken sona eren, ancak sorgulamayı tamamlayamayan Savcılığın, Ankara’dan İstanbul’a getirilişleri sırasındaki süreyi gözaltı süresinden düşmesi nedeniyle sorguları sürdürülen Tolon ve Eruygur, sorgularının saat 01.45’de bitmesinin ardından tutuklandılar. Nöbetçi 13. Ağır Ceza Mahkemesi ilk olarak emekli orgeneral Hurşit Tolon’un ifadesini aldı ve ardından Şener Eruygur’un ifade alımına başlandı. Tolon ve Eruygur, terör örgütü lideri olmakla suçlanıyor. İki emekli Orgeneral sivil polis araçları eşliğinde Metris Cezaevi’ne gönderildi. Tolon ve Eruygur’un avukatları ise tutuklama kararının ardından basın mensuplarına yaptıkları açıklamada, müvekkillerinin adil yargılanmadığını, bu nedenle karara itiraz edeceklerini söylediler. Daha önce de emekli Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, Emekli Albay Atilla Uğur, Tümamiral İlker Güven, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, Neriman Aydın, emekli binbaşı Erol Mütercimler, Prof. Ercüment Ovalı, Adnan Türkkan Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, İşçi Partisi Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Tunç Akkoç, Siyami Yalçın, Murat Avar ve Hamza Demir serbest birakılırken Barbaros Hayrettin Altıntaş, Osman Gürbüz, Durmuş Ali Özoğlu, Kemal Aydın Emekli Albay Atilla Uğur, İbrahim Özcan ve ADD Kadıköy Şube Başkanı Birol Başaran tutuklanmıştı. Böylece soruşturmanın son aşamasında tutuklananların sayısı 10’a, soruşturmanın başında beri tutuklananların sayısı ise 58’e yükseldi. Tutuklananlar, “Anayasal düzeni yıkmak, halkı silahlı isyana teşvik etmek ve Ergenekon terör örgütüne üye olmak”la suçlanıyor. Bu haftasonu açıklanacağı belirtilen ve 2 bin 500 sayfa olduğu söylenen iddianamenin ise henüz hazır olmadığı öğrenildi.

Hrant için adalet için 7 Temmuz’da Beşiktaş’ta

Erol ÖnderoğluBianet Hrant Dink’in arkadaşları, “Hrant için, Adalet için mahkemeye! 1 yıl oldu. Ne oldu?” çağrısıyla 7 Temmuz’da (Pazartesi) İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edecek cinayet davası için kamuoyundan ilgi bekliyor. Agos gazetesi Yayın yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesiyle ilgili İstanbul 14. Ağır ceza Mahkemesi’nde devam eden davanın 6. duruşmasında Hrant’ın arkadaşları, 7 Temmuz’da Beşiktaş Meydanı’nda saat 9.30’da bir araya gelerek adalet istemeye devam edecekler. “Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Adalet istiyoruz” Hrant’ın öldürülmesinin üstünden 535 gün, katil zanlısının yakalanmasının üstünden de 534 gün geçtiğini anımsatan Hrant’ın arkadaşları, davanın ilk duruşmasından bugüne kadar bir yılın geçtiğini belirterek, “Beş duruşmada bir adım yol alınmadı” dediler. Yargılamada gelinen aşama da, “O.S., Ogün Samast’a dönüştü, planlı pusunun hikayesi ekranlarda anlatıldı. Adalet istedik. Er ya da geç ortaya çıkacağını umduğumuz gerçeklerin adalet tarafından da görülüp, anlaşılması ve değerlendirilmesi için ne kadar daha beklemek zorundayız?” açıklamasıyla eleştirildi. “Hrant için, adalet için yine mahkemede olacağız. Biz susalım istediler. Susmadık. Vazgeçmedik. Susmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Adalet istedik. Adaletin tecelli edeceğine şahit olmak istiyoruz. Hrant için, adalet için toplanıyoruz.” Sanık Coşkun İğci ve tanıklar dinlenecek Cinayet davasında, tetikçi zanlısı Ogün Samast’ın 18 yaşını doldurduğu için bu altıncı duruşmanın basına açık olarak görülmeye bekleniyor. Duruşmada, “azmettirici” olarak yargılanan Yasin Hayal’in halasının eski eşi ve cinayetin işlendiği dönemde jandarma muhbiri olarak görev yapan Coşkun İğci de dinlenecek. Mahkeme, 10’a yakın tanıktan duruşmaya gelenlerden cinayetin nasıl işlendiği konusunda bilgi alacak.Trabzon’un tanığı İğci İstanbul’un 19. sanığı 12’si tutuklu toplam 18 sanık hakkında açılan davada mahkeme, daha ilk duruşmada dört sanığın tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Ardından jandarma muhbiri İğci de 19. sanık olarak davaya dahil edildi. Bu kişi, daha önce mahkemeye gelmiş ancak avukatı olmadığı için ifade verememişti.

Anayasa Mahkemesi hızlı çıktı

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında açılan kapatma davasında, parti adına yapılan sözlü savunmanın ardından Anayasa Mahkemesinden ayrılırken gazetecilere açıklamalarda bulundu. Paksüt, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile TBMM Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’ın Parti adına yaptığı sözlü savunmanın tutanak heline getirileceğini belirtti. Sözlü savunmanın yazılı bir metin olmadığı için ilaveleri bulunduğunu ve yazılı metnin çok uzun olduğunu söyleyen Paksüt, “Sayın Çiçek, aynen anlatmadı, bazı yerlere ilaveler yaptı. O nedenle tutanak haline getirilmesi biraz zaman alabilir. Kendileri basına da verecektir. Bu konuda bizim söyleyeceğimiz birşey yok” diye konuştu. Sözlü savunmanın davada görevlendirilen raportöre verilmediğini belirten Paksüt, “Raportör, bundan sonra çalışmaya başlayacak. Raportörümüz derhal çalışmaya başlayacak. En kısa zamanda raporunu sunacak. Bir gün vermek mümkün değil. Raportörümüz raporunu sunduktan sonra heyetçe incelemeye başlayacağız. Çok fazla ek ve delil var. Çok esaslı bir inceleme olacak, ama davayı mümkün olan kısa süre içinde sonuçlandırma konusunda bir niyet var” dedi. Gazetecilerin soruları üzerine sözlü savunmanın henüz tutanak haline getirilmediğini yineleyen Paksüt, şöyle konuştu:“Sebebi şu; Sayın Cemil Çiçek’in anlatımları bildiğiniz gibi uzun sürdü. Bu anlatımların içinde, kendisi elinde yazılı metin olduğu halde buradan aynen okumadı, eklemeler yaptı. Birçok değişiklikler var, ama hepsini birden mahkememize sundu. Dolayısıyla hepsi kayda girmiş olacak, dosyalarımıza girmiş olacak ve anlatımlarını destekleyen ekler de verdi. Bunlar da dosyaya girdi. Dolayısıyla raportörümüz bunların hepsini inceleyecek, ondan sonra da raporunu hazırlayacak. Çok kapsamlı bir iş. Fakat en kısa zamanda yapılacak. Gün söyleyemeyeceğim.”

AKP anayasa Mahkemesi’nde “sözlü”deydi

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın sözlü mütalaasının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi de, bugün (3 Temmuz 2008) Anayasa Mahkemesi’ne sözlü savunmasını verdi. Savunmayı yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek ile Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, AKP’nin “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığını, Başbakan Tayyip Erdoğan ve parti yöneticilerinin beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” savundu. Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kapatma davasındaki gerekçeli kararının örnek gösterildiği ve “Parti kapatma davalarında yeni bir dönemi başlatan içtihat” olarak nitelendiği savunmada, “Anayasa Mahkemesi’nin kararı davayı hukuki yönden çökertmektedir” denildi. Eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklaması, öneri, tüzük, program ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın nedeni sayılamayacağı vurgulanan savunmasında AKP, davanın açıldığı tarihten sonra yapılan beyan ve açıklamaların da delil olarak sunulamayacağının altını çizdi. Yalçınkaya’nın iddiaları kabul edilmedi AKP’nin kapatılması istemesiyle Anayasa Mahkemesi’nde açılan davada parti sözcüleri dün mahkemeye sözlü savunmalarını sundu. AKP adına sözlü savunmayı Çiçek, Bozdağ’ın dosya desteğiyle yaptı. Öğle arası verilen savunmada, AKP kurmayları bu arada Başbakan Erdoğan ile bir araya gelerek bilgi verdi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın iddianamesi, yazılı ve sözlü mütalaasındaki suçlamaların kabul edilmediği savunmada, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmadığı vurgulandı. Başbakan Erdoğan ve parti yöneticilerinin, iddianamede laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna delil olarak gösterilen beyan ve açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin altı çizildi. HAKPAR örneği Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin 3 gün önce Resmi Gazete’de yayımlanan HAKPAR kapatma davasıyla ilgili gerekçeli kararı örnek gösterildi. Savunmada, Anayasa Mahkemesi’nin HAKPAR kararı ile “parti kapatma davalarında yeni bir içtihat başlattığı, eylem kategorisi dışında kalan düşünce açıklamaları, öneriler, tüzükler, programlar, projeler ve benzeri verilerin hiçbir şekilde kapatmanın sebebi kılınamayacağı” belirtildi. Savunmada, “Esasen Anayasa Mahkemenizin HAKPAR kararı ile kurduğu içtihat davayı hukuki temelden çökertmektedir” denildi. Savunmada, gerekçeli karardaki “Tüzük ve programında ifade edildiği biçimde partinin, Kürt sorunu olarak ele alıp değerlendirdiği soruna, kendine göre çözüm önerileri getirmesi, vatandaşlık temelinde ulus kavramının reddi olarak […]

“Affedersiniz ahır!”

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Tuzla’da yaşanan işçi ölümleri nedeniyle kurulan TBMM Araştırma Komisyonu’nun bilgisine başvurduğu Tuzla kaymakamı Fahri Keser, tersane işçilerinin kaldığı yerleri, “Affedersiniz ahır” diye tanımladı. Tuzla bölgesinde bulunan işçi barınaklarının bir çoğuna giderek denetim yaptığını belirten Keser 40 metrekarede 20 kişinin yatmak zorunda kaldığını belirterek, “Mekan eski bir depo veya affedersiniz ahır. Tuzla’nın köy olduğu dönemlerde ahır olarak kullanılmış yerler, şimdi bu kişilere mekan olarak veriliyor. Tuvalet ya hiç yok, ya da sadece bir tane. O da yasal olmayan şekilde sonradan yapılmış. Şifon sistemi yok. Lavabo yok. Sıcak suyu düşünmek bile abes. Banyo hiç yok. Eski ranzalar ve vıcık vıcık yataklar” dedi.Sigortasız işçi çok Son 1 yılda 99 işçinin hayatını kaybetmesiyle kamuoyunun gündemine yerleşen ve sıklıkla yaşanan “iş cinayetleri” nedeniyle TBMM’de kurulanAraştırma Komisyonu’na, bugün (3 Temmuz) Tuzla Kaymakamı Fahri Keser bilgi verdi. Tuzla’da taşeronluk sisteminin kalkabileceğini, ancak bu bölgedeki tersanelerin uygun olmadığını savunan Keser, bunun için 4 geminin aynı anda kızağa konacak tersanelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Tersanelerde sigortasız işçi çalıştırıldığını, bunların sayısının da oldukça fazla olduğunu anlatan Keser, “Bunu da Kaymakamlığa yeşil kart için gelenlerin başvurularında, ‘Tersanelerde ara işlerde çalışarak geçimimi sağlıyorum’ şeklindeki beyanlardan çıkarıyorum” dedi. “Ahır” kirası bin 400 YTL Bu tür beyanda bulunanlara yeşil kart vermediklerini, işçileri böylece sigortalı olmaya zorladıklarını anlatan Keser, 150 bin nüfusu olan ilçede 6 bin kişinin yeşil kartının bulunduğunu bildirdi. Keser, emisyon hacimleri nedeniyle Tuzla’daki tersanelerin ruhsat almasının da zor olduğunu ifade ederek, 49 tersaneden sadece 6’sının ruhsatlı çalıştığını söyledi. Tuzla bölgesinde bulunan işçi barınaklarının bir çoğuna giderek denetim yaptığını da belirten Keser gördüklerini şöyle anlattı:“İşçi barınma yerlerinde 40 metre karelik alanda 20 kişi yatıyor. Mekan eski bir depo veya affedersiniz ahır. Tuzla’nın köy olduğu dönemlerde ahır olarak kullanılmış yerler, şimdi bu kişilere mekan olarak veriliyor. Tuvalet ya hiç yok, ya da sadece bir tane. O da yasal olmayan şekilde sonradan yapılmış. Sifon […]

Mitinglerde konuştu, emniyette susuyor

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamında 5 ayrı kentte gerçekleştirilen operasyonlarda gözaltına alınan zanlıların sorguları bugün (3 Temmuz) başladı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’dan sonra emekli orgeneraller Hurşit Tolon ve Şener Eruygur da “susma hakkını” kullanacağını beyan ederek ifade vermeyi reddetti. 2 günlük gözaltı süresi dolan ve savcılıktan 1 gün daha ek gözetim izni alınan zanlılardan Balbay ile Tolon ve Eruygur dışındakilerin sorgusu başladı. Sorgusu tamamlanan 4 zanlı ise öğleden sonra, soruşturmanın yürütüldüğü Beşiktaş’taki Ağır Ceza Mahkemesi Savcılığı’na sevkedildi. Ergenekon soruşturması kapsamında yapılan son operasyonlarda Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Erzurum’da yapılan eşzamanlı operasyonlarda aralarında emekli paşalar ve gazetecilerin de bulunduğu 22 kişi gözaltına alınmıştı. Bir kişi tutuklandı Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınan 23 kişinin 48 saatlik ilk gözaltı süresi bu sabah doldu. Gözaltılar sırasında el konulan belgelerin incelenmesi sonrasında soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının talebi üzerine zanlıların gözaltında tutulma süresi 1 gün uzatıldı. Ancak emniyetteki sorguları tamamlanan İşçi Partisi (İP) Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Tunç Akkoç ile Barbaros Hayrettin Altıntaş adliyeye sevk edildi. Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirilen Akkoç ve Altıntaş, hâkim ve savcıların kullandığı kapıdan alındı. Buradaki adli tabiplikte sağlık kontrolünden geçirilen zanlılar daha sonra savcılık sorgusuna alındı. Tunç ve Altıntaş’ın bulunduğu araç adliyeye girerken Türkiye Gençlik Birliği üyesi bir grup, dövizler açarak slogan attı. Akşam saatlerinde ise Halka ve Olaylara Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi, Erzurum’da gözaltına alınan Murat Avar ve müteahhit Siyami Yalçın ile Hamza Demir de adliyeye sevk edildi. Savcılık sorgusu tamamlanan zanlılardan Barbaros Hayrettin Altuntaş tutuklanırken, diğerleri serbest bırakıldı. Emniyette ifade vermeyi reddeden gazeteci Balbay ile orgeneraller Eruygur ve Toldn’un da işlemlerini tamamlandığı ancak yarın (4 Temmuz) sabah savcılığa çıkarılacağı öğrenildi. Eruygur da “susma hakkı”nı kullanıyor Dün avukatı aracılığıyla yaptığı açıklamada kendisine yöneltilen suçlamanın ne olduğunu bilmediğini, hâkim ve savcıların karşısına çıkarılana kadar da “susma hakkını” kullanacağını açıklayan gazeteci Mustafa Balbay’dan sonra emekli […]

Alevilerin isteği: Madımak Utanç Müzesi

Fatma ŞişliYelda Ülker Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubesi’nin çağrısıyla, Sivas katliamının yıldönümü olan dün (2 Temmuz) Kadıköy meydanında toplanan yaklaşık 10 bin kişi olaylarda ölenleri andı. 37 kişiye mezar olan Madımak Oteli’nin müze olması talebini, “Madımak Oteli müze olacak” sloganıyla bir kez daha dillendirdi. Madımak Oteli’nin müze olmasının olayın unutulmamasını ve bir daha yaşanmamasını sağlayacağını düşünen ancak taleplerinin yerine getirilmemesine “parasızlığın” neden olarak gösterilmesine ise inanmayan Aleviler, “Gerekirse parayı bizler toplarız” dedi. Mitinge katılanlara Sivas’ın ne anlama geldiğini, otelin müze olması hakkındaki düşüncelerini sorduk:Alevi gençler gayet net, “Madımak katliamı faşist zihniyetin bir sonucudur. Zihniyet değişmedikçe de bu sorunlar devam eder” diyor. Özgür Demokrat Alevi Hareketi üyesi gençler, sorunları çözmenin ilk adımı olarak da Madımak Oteli’nin müze yapılmasının olduğunda hemfikir. Madımak otelinin müze yapılmamasının utanç verici olduğunu belirten Özgür Demokrat Alevi Hareketi üyesi Lütfi Durmuş ise, “Otelin altında kebap salonunun bulunmasını ve orada et yiyen zihniyeti anlamıyorum” diyor. Mitinge katılanlardan biri, “Müze olsun istiyorum ama yaşananlardan dolayı duymamamız gereken utancın, insanlık adına duyduğumuz utancın müzesi olsun. Yoksa sırf kitleleri memnun etmek için olacaksa kalsın o kebapçı orada. Utanmayacaksak o binaya baktığımızda o kebapçıda insanlar yesinler kebaplarını” diye konuşuyor. Ellerinde, “AKP ve CHP Alevi halkın düşmanıdır.” yazılı pankartlarla yürüyenlerin ortak fikri de hiçbir siyasi partinin yanlarında olmadığı. Seçim zamanı tüm siyasi partilerin, göstermelik ilgilerine kızan Aleviler yalnız olduklarını düşünüyor. Bir kadın Alevilerle ilgili sorunların tüm partiler için siyasi malzeme olarak kullanıldığını anlatıyor: “CHP, AKP ve MHP hepsi de aynı. Hem o dönemde hem de bugüne kadarki hükümetler Sivas katliamının aydınlatılması konusunda samimiyetsiz. Çözüm değil geçiştirme derdindeler. Madımak otelini yakanlar Ebru Süfya’nın torunlarıydı. Benim 12 Eylül’de işkence gören kardeşim vize alıp yurtdışına gidemezken Hizbullahçı başörtülü gidebiliyor”.

Nokta Günlükler’i boşuna yayımlamış! Gazeteciler zaten her şeyi biliyormuş!

Alper görmüşagormus@kronikmedya.com Dün (1 Temmuz) CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge”de, Ergenekon gözaltılarının Şener Eruygur ve onun dönemindeki bazı yüksek rütbeli subaylara kadar ulaşması üzerinde duruldu. Hürriyet, Sabah ve Milliyet’in Ankara temsilcileri Enis Berberoğlu, Muharrem Sarıkaya ve Fikret Bila, bence de doğru bir yorumla, Ergenekon’un artık ve esas olarak 2004’teki darbe girişimlerini sorgulayan bir yöne evrildiğini tespit ettiler.Garip bir havası vardı tartışmanın… Temsilciler, net olarak değilse de imalı cümlelerle, aslında o zamanlar bu girişimlerden kendilerinin de haberdar olduklarını hissettirdiler izleyicilere. Tartışmanın “Ankaralı” olmayan tek gazetecisi Mehmet Altan da “ah siz Ankara gazetecileri, bilirsiniz, söylemezsiniz” iğnelemelerini hiç eksik etmedi program boyunca. Mehmet Altan bir başka televizyon kanalı için stüdyoyu terk ettikten sonra, üç gazeteci epeyce rahatlamış gibi geldi bana; yanılıyor da olabilirim. Berkan ve “birkaç gazeteci” daha Radikal Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, bugünkü yazısında daha da açığını yazdı:“Daha sonra ortaya çıkacak olan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’in günlükleri, ‘Sarıkız’ kod adıyla bir darbe planının hazırlandığını, Genelkurmay Başkanı’na rağmen bu planın uygulanması için düğmeye basıp basmamanın konuşulduğunu ortaya koyacaktı.“Hoş, bu günlüklerin doğrulamasına da gerek yok. O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biriyim. Ama hükümetin önde gelenleri o zamandan beri, ‘Bu eylemli darbe girişimine karşı adli mekanizmayı neden çalıştırmadınız?’ sorusunu cevapsız bırakıyorlar.”Ben, İsmet Berkan’ın “Ergenekon” ve “Çeteler” konusunda son aylarda yazdıklarını önemsiyorum, bilhassa 6 gün süren dizisini çok değerli buluyorum; nitekim bu dizi sayesinde basında konu yeniden canlandı, yeni bir tartışma başladı. Fakat bu böyle diye, zamanında yapılmayanları sorgulamayacak değiliz.Berkan, her şeyi bildiği halde “adli mekanizmayı çalıştırmayan” hükümeti eleştirirken yerden göğe haklı. Fakat ben de ona sormak isterim: “O dönem hükümetin bu plandan kod adı dahil her bakımdan haberdar olduğuna dair bilgi sahibi birkaç gazeteciden biri olarak” bu bilgiyi kamuoyuyla paylaştınız mı? Bu yolla hükümet üzerinde bir baskı oluşturdunuz mu?Benim bildiğim, […]

Manşetlerle Ergenekon

Ergenekon soruşturması kapsamındaki son gözaltılar, basına bir hayli karışık yansıdı. “Hükümet yanlısı ve hükümet karşıtı basın” kutuplaşması gözaltı haberlerinde de hissedildi. Hükümete yakın yayın yapan, Star, Yeni Şafak, Taraf, Vakit gibi gazeteler darbecilere karşı operasyon yapıldığında hemfikir olurken, ulusalcı çizgide yayınlarıyla tanınan ve aynı zamanda gözaltılara doğrudan muhatap olan Cumhuriyet, Tercüman ve Yeniçağ gibi gazeteler hükümeti suçlayan tavır gösterdiler. Hürriyet: En büyük gözaltıTürkiye, Ergenekon soruşturması çerçevesinde, iki emekli orgeneral, bir emekli tümamiral, bir emekli tuğgeneral ve iki gazete yöneticisinin de aralarında bulunduğu 21 kişinin gözaltına alınmasıyla sarsıldı Milliyet: Paşalara baskınPolis, eski Jandarma Genel Komutanı Eruygur’u orduevinden, emekli Orgeneral Tolon’u askeri lojmandan aldı. Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Balbay ve ATO Başkanı Aygün de gözaltında Radikal: Nihayet bazı büyük balıklar‘Ergenekon’ çoğu kudretli 21 isme ulaştı. Gözaltındaki emekli komutanlar: Şener Eruygur, Hurşit Tolon, İlker Güven, Levent Ersöz ve Hasan Atilla Uğur… Posta: OrgenekonErgenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanlar arasında emekli orgeneraller Hurşit Tolon, Şener Eruygur, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, emekli Tuğamiral İlker Güven, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temcilcisi Mustafa Balbay ve Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün de var. Eski AKP milletvekili Dr. Turhan Çömez aranıyor Türkiye: Şok gözaltılarBaşkentteki operasyonda, emekli orgeneraller Tolon ve Eruygur ile birlikte Sinan Aygün ve gazeteci Mustafa Balbay gözaltına alındı Güneş: Gözaltılar Türkiye’yi sarstıBir yıldır süren soruşturmada aralarında iki emekli orgeneral, iki tanınmış gazeteci ve Sinan Aygün’ün de olduğu 21 kişi gözaltına alındı Referans: Ergenekon’da ikinci dalga Vatan: Ne ülke amaYargıtay Başsavcısı’nın ülkenin cumhurbaşkanını, başbakanını, iktidar partisini şeriatçılıkla suçladığı saatlerde, aralarında ikisi orgeneral olmak üzere beş emekli subayın bulunduğu 21 kişi darbe hazırlığı yaptıkları iddiasıyla gözaltına alındı. Akşam: Üçüncü dalgada iki orgeneralTürkiye’nin AKP davasına kilitlendiği gün şok operasyon… Emekli orgeneraller Eruygur ve Tolon, ATO Başkanı Aygün ve gazeteci Balbay, darbeye zemin hazırlamakla suçlanıyor. BirGün: Darbe parodisine mutabakat operasyonuErgenekon Operasyonu’nun yeni perdesi ilk kez bir emekli orgeneralin gözaltına alınışıyla açıldı. Genelkurmay’ın, haberdar […]

“Orgenekon”da sessizlik hakim

Ahmet ŞıkErgenekon soruşturması kapsamında dün (1 Temmuz Salı) gözaltına alınanların İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri sürerken, henüz resmi sorgulamalar başlamadı. Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ise avukatı aracılığıyla susma hakkını kullanarak ifade vermeyi reddettiğini açıkladı. Emekli orgeneral Hurşit Tolon’un avukatı da müvekkilinin ne ile suçlandığının henüz söylenmediğini aktardı. Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ da bir açıklama yaparak, son operasyonun Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmede ele alındığı iddialarını yalanladı. Genelkurmay Başkanlığı da gözaltına alınan üst rütbeli emekli askerlerin yaşadığı askeri mahallerde yapılan aramaların, “ilgili yasanın hükmüne istinaden yapıldığını” yazılı bir açıklamayla duyurdu.Ergenekon soruşturması kapsamında dün sabah yapılan operasyonlarda Ankara, İstanbul, Trabzon, Antalya ve Erzurum’da yapılan eşzamanlı operasyonlarda aralarında emekli paşalar ve gazetecilerin de bulunduğu 23 kişi gözaltına alınmıştı. İstanbul dışındaki kentlerde gözaltına alınanlar dün gece polis eşliğinde soruşturmanın merkezi İstanbul’a getirilmişti. Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı bulunan ve İngiltere’de olduğu belirlenen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Balıkesir eski milletvekili Turhan Çömez’in de Türkiye’ye döner dönmez gözaltına alınacağı öğrenildi. Ancak Çömez şimdilik Türkiye’ye dönmeyeceğini açıkladı. Arananlar arasında bulunan eski Jandarma İstihbarat Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün de Rusya’da olduğu belirlendi. Balbay “susma hakkı”nı kullanıyor Dün (1 Temmuz) 5 ayrı kentte yapılan operasyonlarda gözaltına alınan 23 kişinin ev ve işyerlerinde yapılan aramalarda ele geçirilen ve bir minibüs dolusu olan doküman, bilgisayarlar, CD’ler ve bir pompalı tüfek de zanlılarla birlikte İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Ergenekon soruşturmasının yürütüldüğü İstanbul’a getirilen zanlıların Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri de dün gece ve bugün boyunca devam etti. Kimi zanlıların avukatları da Emniyet Müdürlüğü’ne geldi. Gazeteci Balbay’ın avukatı Akın Atalay, Emniyet Müdürlüğü çıkışında gazetecilere bir açıklama yaparak müvekkilinin susma hakkını kullandığını söyledi. Avukat Atalay müvekkili Balbay’ın, “Emniyette hiçbir beyanda bulunmayacağım, bir an önce savcı ve yargıç huzuruna çıkma amacıyla susma hakkımı kullanacağım” dediği basın açıklamasını gazetecilere okudu. Kendisine yönelik suçlamanın ne olduğu, bu suça ilişkin bilgi ve belgelerin ne […]

Ergenekon’a siyasetçi tepkileri

Medyakronikinfo@medykaronik.com Ergenekon soruşturmasında TSK’nin emekli paşalarına da uzanan son gözaltılar siyasi partilerin de gündemini oluşturdu. Meclis’te yapılan konuşmalarda muhalefet partileri iktidarı eleştirirken hükümet üyeleri ise yargının bağımsızlığına vurgu yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan:Devam etmekte olan bir sürecin, aslında bu da içerisinde olan bir uygulama sanıyorum, soruşturma sürecinin içerisinde. Tabii bizler de iddianamenin bir an önce hazırlanmasını bekliyoruz. Herhalde yargının iddianameyi tamamlanmasına yönelik bir adımı diye düşünüyorum. Emniyet teşkilatımız da 10. Ağır Ceza Mahkemesinin aldığı bu kararı, bu sabah uygulamaya koymuş, şu anda netice budur. Tabii bizim bir an önce bunun bir neticeye kavuşturulması beklentimiz de vardır. Temennimiz odur ki bu soruşturmalar neticesinde, karanlıklarda aydınlığa çıkmış olur. AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat:Yargı kararlarına herkesin saygı göstermesi gerekir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın gözaltılardan haberi olmadığını düşünmüyorum. Talimat vardır. Polis kendi başına iş yapmaz. Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin: Soruşturmayla ilgili yargı süreci devam etmektedir. Konuyla ilgili yargı mensupları da herhangi bir talimat almaz. Bu bir soruşturmadır, soruşturmanın da gizliliği esastır. Adalet Bakanı olarak bu konuya herhangi bir açıklama yapmam, söz konusu olamaz. Açıklama yapacaksa ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı yapar, çünkü yargı bağımsızdır. Erkler birbirinin işine müdahale etmez. Yargıya intikal eden tüm diğer konularda olduğu gibi bu konuyla ilgili durum da bundan ibarettir.CHP Genel Başkanı Deniz Baykal:Buradaki olay hukuktan çıktı. Bu Ergenekon davası değil, Başbakanın kişisel davası. Türkiye tarihi bir kırılma yaşamakta ve bunun çok önemli bir aşamasına gelinmiştir. Ülke bir tarihi ayrışma noktasına doğru hızla çekilmek istenmektedir. Bir süreden beri yaşadığımız olaylar, hiçbir hukuk devletinde, hiçbir çağdaş demokraside yaşanmayan türden olaylardır. Bu süreç son 1 yıldır, Ergenekon soruşturmasına ilişkin iddianame ortaya konulmadan sürdürülmektedir. Ergenekon soruşturması Danıştay cinayetine götürülmek istenmekte ancak bu konuda hukuki bir bağ kurulamamıştır. Böyle bir hukuk süreci olabilir mi? Bu davanın hukuka saygı anlayışı içinde sadece tüm hukuki anlayışla yürütülmekte olduğunu düşünmek mümkün mü? Başbakan, sanki bu davanın […]

Tersanelerde güvenlik de yok sigorta da

Medyakronikinfo@medyakronik.com Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) müfettişlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in talimatıyla son 1 yılda 98 işçinin öldüğü Tuzla’daki tersanelerde işçilerinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin yaptığı denetimlerde çarpıcı sonuçlara ulaşıldı. Çalışan 15 bin 414 işçiden, 11 bin 165’inin sigortalarının sorunlu olduğu ortaya çıkan denetimlerde 307 işyerinde yapılan incelemelerde 160 da kaçak işçiye rastlandı. İşyerlerinden ikisinin ise tamamen kaçak olduğu belirlendi. SGK müfettişlerinin 22-30 Mayıs 2008 tarihleri arasında alt ve asıl işveren olmak üzere toplam 307 işyerinde yaptığı denetimlerde 114 işyerinde herhangi bir soruna rastlanmazken 191 işyerinde çeşitli sorunlar tespit edildi. İşyerlerinde ‘çalışıyor’ tespiti yapılan 15 bin 414 işçinin yüzde 72’sinden fazlasına karşılık gelen 11 bin 165’inin sigortalılıklarında sorunlarla karşılaşıldı. Denetimlerde, işçilerin sigortalarının eksik gün ve düşük kazanç üzerinden bildirilmesi gibi uygulamalar tespit edildi. İşçilerden 160’ının ise tamamen kaçak olduğu belirlendi. Bu denetimler sonunda sosyal güvenlik mevzuatına uymayan veya aykırılık tespit edilen işyerlerine toplam 100 bin 385 YTL idari para cezası uygulandı. Bakan Faruk Çelik’in Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde incelemelerde bulunmasının ardından bölgede 13 Eylül 2007 tarihinden bu yana yapılan iş teftiş ve beş ayrı denetimin sonuçları da hayli ilginç. Denetimlerde toplam 641 alt ve asıl iş yerinde iş sağlığı ve güvenliği, sosyal güvenlik ve işin yürütümü açısından incelemelerde bulunuldu. İşyerlerindeki noksanlıklar ve mevzuata aykırılıklar nedeniyle toplam 2 milyon 394 bin 728 YTL idari para cezası uygulandı. Denetimler sonunda ayrıca bugüne kadar işçilerin yaşamı için tehlikeli hususlar tespit edilen dört işyerinin kapatılmasına, 19 işyeri ile ilgili işin kısmi durdurulmasına karar verildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bünyesinde görevli müfettişlerin Tuzla Tersaneler Bölgesi’ndeki teftişleri devam ediyor.

“1 Mayıs’ta Taksim’e” demek suç değil

Medyakronikinfo@medyakronik.com DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, 2007 yılında 1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlama çağrısı yaparak, “Halkı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne kışkırttığı” iddiasıyla 3 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada beraat etti.Şişli 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada DİSK Genel Başkanı Çelebi yazılı savunma yaptı. Çelebi yazılı savunmasında, “Biz Konfederasyon olarak, kimseyi suç işlemeye davet etmedik, suça teşvik etmedik. Biz, gerek İstanbul Valiliği’ne gerekse de kamuoyuna, anayasa ve uluslararası sözleşmeler başta olmak üzere hukuktan kaynaklanan demokratik haklarımızı hatırlatıp, bu hakları kullanacağımızı ifade ettik” dedi. Ülkenin bütün yurttaşlarına, kesimlerine açık, herkesin özgürce gösteri yaptığı Taksim Meydanı’nın işçilere yasaklanmasını kabul etmek istemediklerini ifade eden Çelebi, “Buna karşı toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının anayasa ve usulüne göre kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere göre kullanılması gerektiğini, bunun suç olmadığını ifade etmek, suça teşvik olarak nitelenemeyeceği gibi, düşünce ve ifade özgürlüğü çerçevesinde bir davranış olup, Anayasa’nın 90. maddesinde yapılan son değişiklik ve uluslararası sözleşme hükümleri karşısında ortada suça konu davranış da bulunmamaktadır” diyerek beraatini talep etti. Cumhuriyet Savcısı Mehmet Çakırtaş, esas hakkındaki mütalaasında, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 21’inci maddesi kapsamında kalan atılı suçun unsurları oluşmadığından sanığın beraatına karar verilmesini talep etti. Son sözü sorulan Süleyman Çelebi, “Biz suç işlemedik. Yasal görevlerimizi yapmaya çalıştık” dedi. Mahkeme heyeti, Çelebi hakkında beraat kararı verdi.

Yalçınkaya: AKP yakın ve açık tehlike

Medyakronik/Anadolu Ajansıinfo@medyakronik.com Ergenekon operasyonunun sürdüğü saatlerde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hakkında kapatma davası açan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya da, sözlü açıklama yapmak üzere Anayasa Mahkemesi’ndeydi. AKP hakkında açılan kapatma davasında işleyen süreç kapsamında yüksek mahkeme heyeti üyeleri, yaklaşık 2 saat boyunca Yalçınkaya’nın sözlü açıklamalarını dinledi.Açıklamalarında iddianame ve mütelasındaki iddialarını yineleyen Yalçınkaya, AKP’nin temelli kapatılmasını istedi. Başsavcı Yalçınkaya, açıklamalarında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ‘beraat kararını’ onayladığı Fethullah Gülen’e ilişkin kararın sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. Başsavcı beraat kararı ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkındaki iddiaların düştüğü yönündeki görüşlere de karşı çıktı. Gül’de ısrar Demokratik Toplum Partisi (DTP) hakkında açtığı kapatma davasında sadece 30 dakika sözlü açıklama yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, Anayasa Mahkemesi heyetine dün yaklaşık 2 saat boyunca AKP’nin kapatılması yönünde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kamuoyunda “Gülen okulları” olarak bilinen okullara, destek verdiği için hakkında siyasi yasak isteyen Yalçınkaya, bu iddiasını dün de sürdürdü. Yalçınkaya, Fethullah Gülen’in yargılandığı davada beraat etmesinin sonucu değiştirmeyeceğini söyledi. Yalçınkaya, kapatma davalarının ceza davası olmadığını ve kendisine özgü bir dava olduğunu belirterek, bu nedenle ceza davasında verilen beraat kararının kapatma davasını etkilemeyeceğini savundu. Başsavcı, sözlü açıklamasında, “Gülen’in beraat etmesi dini bir cemaat lideri olduğu gerçeğini değiştirmez” dedi. İddianame güçlendi Anayasa Mahkemesi’nin geçtiğimiz günlerde üniversitelerde başörtüsü serbestliği getiren düzenlemeyi iptal etmesine de değinen Abdurrahman Yalçınkaya, “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olma” delilleri arasında gösterdiği bu durumun ortadan kalkmasının iddiasını güçlendirdiğini söyledi. Başsavcı, AKP’nin şeriat düzeni istediğini ileri savunarak bu konuda Venedik Kriterlerinin de uygulanmayacağını da sözlerine ekledi. El Kadıyla ilişkililer Yalçınkaya, sözlü açıklamasında ayrıca, AKP’nin BM Güvenlik Konseyi’nin terör örgütlerine destek verenler listesinde yer alan Suudi işadamı Yasin el Kadı ile ilişkili olduğunu da belirtti. Yalçınkaya, AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın, “Atatürk devrimleri Türk toplumunda travma yarattı” şeklindeki sözlerine de sözlü savunmasında yer verdi. Ancak Yalçınkaya Fırat’ın bu sözlerini kapatma için ek delil […]

Ergenekon’da tepkiler AKP’ye yöneldi

Medyakronikinfo@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamındaki son gözaltılar ilginç zamanlamasıyla da dikkat çekti. Operasyon, Genelkurmay Başkanı olması beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ ile Başbakan Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta yaşanan ve içeriği açıklanmayan buluşmasından sonra tam da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın, AKP’nin kapatılması istemiyle açtığı davada, Anayasa Mahkemesi heyetine sözlü açıklama yaptığı gün gerçekleşti. Gözaltına alınanlar arasında bulunan eski Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur emekliye ayrıldıktan sonra Atatürkçü Düşünce Derneği’nin başkanı olmuş ve başı kapatma davasıyla dertte olan AKP’ye karşı yapılan Cumhuriyet mitinglerinin düzenlenmesinde etkin rol oynamıştı. Gözaltına alınan diğer emekli paşa Orgeneral Hurşit Tolon ise son dönemde ulusalcı çizgisiyle ön plana çıkmış, Türkiye’nin çeşitle yerlerinde düzenlenen hükümet karşıtı konferans ve panellere katılarak sivrilmişti. Ankara’da başlayıp İstanbul ile Trabzon ve Antalya’ya da sıçrayan gözaltılarla ilgili basın camiası başta olmak üzere iş dünyası ve hukukçular arasında tepkiyle karşılandı. Eleştirilerin başında ise 1 yıldan fazla bir zamandır süren Ergenekon soruşturmasının iddianamesinin hazırlanamamış olması geliyor. Son gözaltılardan sonra Ergenekon soruşturmasına yönelik tepkiler şöyle.Hikmet Çetinkaya (Cumhuriyet Gazetesi yazarı):Ergenekon önceden planlanmış bir operasyon. Ortada bir iddianame bile yokken böyle bir olay olması hukuk dışıdır. İktidarın programlı bir eylemidir. Türkiye nereye götürülmek isteniyor gözlerimizle görüyoruz. Bu özellikle Cumhuriyet gazetesine yönelik bir sindirme operasyonudur.Ali Sirmen (Cumhuriyet Gazetesi yazarı): 1 yıldır iddianamesi bile hazırlanamayan Ergenekon soruşturması laik Cumhuriyeti savunan herkes için tehdittir. Cüneyt Arcayürek (Cumhuriyet Gazetesi yazarı):Aramalarda polis hiçbir şey bulamadı ve bulamayacak. Bunlar klasik hikayeler. Buldukları ya da bulacakları bir şey yok kanaatindeyim. Bakalım olayların gelişmesini hep beraber izleyeceğiz. Yapacak bir şey yok şimdilik. Şükran Soner (Cumhuriyet Gazetesi yazarı): Gözaltılar devrim karşıtı güçler tarafından yapılmıştır. Süreç büyük bir medya savaşını başlatmıştır. Türkiye’de hukuk ve demokrasi katledilmektedir. Ruşen Çakır (Gazeteci):Emekli orgenerallerin gözaltına alınmasının Ankara için sürpriz olarak değerlendirmek yanlıştır. Ergenekon soruşturmasının halen aktif olarak görev yapan kamu görevlilerine uzanıp uzanmayacağını merak ediyorum. Emin Çölaşan (Gazeteci yazar):Akılla mantıkla açıklanması mümkün […]

“Darbe Günlükleri”nden Şener Eruygur

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturmasının son ayağında gözaltına alınan emekli Orgeneral Şener Eruygur’un adı, Nokta dergisinin yayın hayatını noktalamasına neden olan “Darbe Günlükleri” haberinde sıkça yer alıyordu. 26 Ağustos 2003-26 Ağustos 2005 tarihlerinde Deniz Kuvvetleri Komutanı olan Oramiral Özden Örnek’e ait günlüklere dayanan yapılan, “2004’te iki darbe atlatmışız” başlıklı kapak haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ‘irtica yanlısı AKP hükümetine’ karşı hazırladığı ‘Sarıkız’ ve ‘Ayışığı’ diye kodlanan darbe ve eylem planı hazırlıkları aktarılmıştı. Örnek yalanladı ama… Günlük ilk ortaya çıktığında Örnek, NTV ekranlarında yalanlamıştı: “Benim hiçbir zaman günlüğüm olmadı. Komutanlığım döneminde, şifreli şekilde günlük faaliyet planları tutuldu. Ayrılırken de bilgisayardan sildirdim. Burada yer alan bilgilerin pek çoğu o dönemlerde bazı internet sitelerinde ya da dergilerde dedikodu şeklinde çıkmış haberler. Bunlar bir araya getirilerek bana yakıştırılmış.”Örnek, günlükle ilgili ‘yayın durdurma kararı aldırmak’ için mahkemeye başvurduğunu da açıklamıştı. Haber nedeniyle derginin yayın yönetmeni Alper Görmüş, “yalan haber yapmak” suçlamasıyla yargılanmış, ama günlüklerin Örnek’e ait olduğunun kesinleşmesinin ardından beraat etmişti. Ama günlüklerde anlatılan darbe girişimlerinde adları geçen emekli askerlerle ilgili bir soruşturma başlatılmamıştı. Genelkurmay’ın 4 atlısı Günlükte anlatılanlardan yola çıkılarak hazırlanan haberde, dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman, Jandarma Genel Komutanı Şener Eruygur, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim Fırtına ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek arasında AKP’ye karşı ittifak oluştuğu; dörtlünün, dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün politika ve yöntemlerine karşı oldukları da gösterilmişti. Bu durum, Özden Örnek’in 25 Ekim 2004’te kaleme aldığı Özkök’le ilgili değerlendirmesinde şöyle anlatıldı:“Hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemeyeceğine, kendisinin başka menfaatler peşinde olduğuna, korkak ve hükümet yanlısı olduğuna, dıştan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine karar verdik.” “Devlet elden gidiyor” Dört kuvvet komutanının Genelkurmay Başkanı Özkök’ün karşı olmasına rağmen AKP hükümetine müdahaleyi savundukları, 1 Aralık 2003 tarihli notta şu cümlelerle ifade ediliyordu:“Son olarak hepimize söz verdi. Kara Kuvvetleri Komutanı ‘Ben çok rahatsızım ve devlet elden gidiyor. Bir an önce […]

Ergenekon komuta kademesine uzandı

Ahmet Şıkahmets@medyakronik.com Ergenekon soruşturması kapsamında Ankara, İstanbul, Antalya ve Trabzon’da aralarında emekli paşalar, gazeteciler ve işadamlarının da bulunduğu 23 kişi gözaltına alındı. Son gözaltı operasyonunun en dikkat çekici isimleri ise eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit Tolon, Cumhuriyet mitinglerinin düzenlenmesin de etkin rol oynayan eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur, emekli Tümamiral İlker Özgüven, Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay, gazetenin yazarlarından Erol Mütercimler, Tercüman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ile Ankara Ticaret Odası Başkanı (ATO) Sinan Aygün.Prof. Dr. Ercüment Ovalı Trabzon’da gözaltına alınırken, 23 kişilik zanlılar arasında başkanlığını Şener Eruygur’un yaptığı Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) üyeleri ve çalışanları da bulunuyor. Gözaltına alınan zanlıların ev ve iş yerlerinde aramalar yapan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri bazı belgelerle bilgisayarlara eke koydu. Soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı bulunan AKP’den ihraç edilen eski Balıkesir milletvekili Turhan Çömez, emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve iki kişi daha aranıyor. Eski Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun aranan iki kişiden biri olduğu öne sürüldü.”Ergenekon terör örgütünün yöneticisi olmak ya da bu örgüte üye olmak” iddiasıyla gözaltına alınanlar sağlık kontrolünden geçirildi. Ankara, Antalya ve Trabzon’daki zanlılar akşam saatlerinde soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul’a getirildi.Ergenekon soruşturması kapsamında daha önce de Cumhuriyet başyazarı İlhan Selçuk, eski İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile gazeteci Ferit İlsever’in de aralarında bulunduğu 12 kişi gözaltına alınmış, Selçuk ve Alemadroğlu tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. 12 Haziran 2007’de Ümraniye Çakmak Mahallesi’nde bir gecekonduda 27 el bombası, TNT kalıpları ve fünyeler ele geçirilmesiyle başlatılan soruşturma daha sonra Ergenekon soruşturmasına dönüştürülmüştü. Operasyon kapsamında şu ana kadar aralarında emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün de bulunduğu 49 kişi tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada, aradan geçen bir yıla rağmen iddianame hâlâ tamamlanamadı. Paşalara askeri lojmandan gözaltı Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla bu sabah (1 Temmuz Salı), Emniyet Terörle Mücadele Şubesi polisleri […]